Canlı Yayın E-Dergi Destek Olun

CHP'li Ekrem İmamoğlu'ndan CHP'nin Kurucusu Mustafa Kemal'e Büyük İhanet: 'Muhammed'in Uydurduğu' Kur'an-ı Okudu!

24 Ağustos 1924 akşamı Ankara'da Heyet-i İlmiye onuruna verilen yemekte  Mustafa Kemal'in kendisine "Paşa! Paşa! Arabın oğlunun uydurmalarını Türk'ün oğullarına öğreteceğim ki bir daha budalalık edip aldanmasın

CHP'li Ekrem İmamoğlu'ndan CHP'nin Kurucusu Mustafa Kemal'e Büyük İhanet: 'Muhammed'in Uydurduğu' Kur'an-ı Okudu!

24 Ağustos 1924 akşamı Ankara'da Heyet-i İlmiye onuruna verilen yemekte  Mustafa Kemal'in kendisine "Paşa! Paşa! Arabın oğlunun uydurmalarını Türk'ün oğullarına öğreteceğim ki bir daha budalalık edip aldanmasınlar." sözünü nakleden Kazım Karabekir, Mustafa Kemal'in Kur'an-ı Kerim, İslam, Peygamberimiz ve inançlarımız için ne düşündüğünü açıkça aktarıyordu. Üstelik, bunu kitabına konu eden de Uğur Mumcu idi.

Uğur Mumcu'nun 'Kazım Karabekir Anlatıyor' kitabından alıntı ile: 

Kâzım Karabekir, M. Kemal Atatürk ile ilgili Gerçekleri Anlatıyor – 5

Bu akşam (14 Ağustos) heyet-i ilmiye şerefine Türk Ocağı’nda verilen çay ziyafetinde ilk tehlikeli hamle göründü. Şöyle ki:

Ziyafete M. Kemal Paşa da, ben de davet edilmiştik. Vekillerden kimse yoktu. Hayli geç gelen M. Kemal Paşa Heyet-i İlmiye’nin şimdiye kadarki mesaisi ile ilgili görünmeyeni “Kur’ân’ı Türkçeye aynen tercüme ettirmek” arzusunu ortaya attı. Bu arzusunu ve hatta mücbir (zorlayıcı) olan sebebini başka muhitlerde (çevrelerde) de söylemiş olacaklar ki, o günlerde bana Şeriye Vekili Konya Mebusu Hoca Vehbi Efendi vesair sözüne inandığım bazı zatlar şu malûmatı vermişlerdi:

(Gazi M. Kemal, Kur’an-ı Kerim’i bazı islâmlık aleyhtarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’an’ın arapça okunmasını namazda dahi men ederek bu tercümeyi okutacak. O züppelerle de işi alaya boğarak aklınca Kur’ân’ı da islâmlığı da kaldıracaktır. Etrafında böyle bir muhit kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor.) Bazı yeni simalardan da bahş ettikleri gibi bu akşam da bu fikre mumaşaat eden (beraber olan) bazı kimseler görünce bu tehlikeli yolu önlemek için M. Kemal Paşa’ya şöyle cevap verdim:

— Devlet reisi sıfatıyla din işlerini kurcalamaklığınız içerde ve dışarıdaki tesirleri çok zararımıza olur. İşi alâkadar makamlara bırakmalı. Fakat, rastgele, şunun bunun içinden çıkabileceği basit bir iş olmadığı gibi kötü politika zihniyetinin de işe karışabileceği göz önünde tutularak içlerinde arapçaya ve dinî bilgilere de hakkıyla vakıf değerli şahsiyetlerin de bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan mürekkep bir heyet toplanmalı ve bunların kararına göre tefsir mi? Tercüme mi yapmak muvafıktır? Ona göre bunları harekete geçirmelidir.

— M. Kemal: Din adamlarına ne lüzum var? Dinlerin tarihi malûmdur. Doğrudan doğruya tercüme ettirmeli… gibi bazı hoşa giden bir fikir ortaya atılınca buna karşı şöyle konuştum:

— Müstemlekeleri (sömürgeleri) islâm halkıyla dolu olan bu milletler kendi siyasî çıkarlarına göre Kur’ân’ı dillerine tercüme ettirmişlerdir. İslam dinine ve arap diline hakkıyla vakıf kimselerin bulunamayacağı herhangi bir heyet bu tercümeyi, meselâ Fransızcadan da yapabilir. Fakat bence burada Maarif (Öğretim ve eğitim) programımızı tesbit etmek için toplanmış bulunan bu yüksek heyetten vicdanî olan din bahsinden değil ilim
cephesinden istifade hayırlı olur. Kur’an’ın yapılmış tefsirleri var, lazımsa yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa millî kalkınmaya hasr etmek daha hayırlı olur.
M. Kemal Paşa, beyanatıma karşı hiddetle bütün zamirlerini (içyüzünü) ortaya attı:

— M. Kemal: Evet Karabekir, arap oğlunun (haşa Peygamberimizin) yavelerini (saçmalıklarını / yalanlarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçeye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler…

İşin bir Heyet-i İlmiye huzurunda berbat bir şekle döndüğünü gören Hamdullah Suphi ve Ruşen Eşref:

— Paşam, çay hazır, herkes sofrada sizi bekliyor.. diyerek bahsi kapattılar.

Bizler de hususi masadan kalkarak sofraya oturduk ve yedik içtik. Fakat Heyet-i İlmiye’nin bütün azaları müteessir (üzüntülü) görünüyordu. Şüphe yok ki, yakın günlere kadar Kur’ân’ı ve Peygamber’i her yerde medh-ü sena eden ve hatta hutbe okuyan bir insandan bu sözleri beklemek herkese eza (incinme duygusu) veriyordu.

CHP seçim kazanmak için CHP'nin kurucusu ve yaşayan en büyük ateistlerden Mustafa Kemal'in mirasına ihanet etmeye devam ediyor.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Her Şey Çok Güzel Olacak Ama Kimler İçin?
Her Şey Çok Güzel Olacak Ama Kimler İçin?
BELEDİYEDE ŞOV YAPAN EKREM İMAMOĞLU LÜKS BALIKÇIYA KAÇMIŞ!
BELEDİYEDE ŞOV YAPAN EKREM İMAMOĞLU LÜKS BALIKÇIYA KAÇMIŞ!