• Dolar
    5,4619
  • Euro
    6,1927
  • Altın
    212,45
  • Bist
    92.839
  • Bitcoin
    $6.412

Fatih Tezcan'dan Ahmet Hakan'a 2 Suç Duyurusu

Hürriyet'teki köşesinde Fatih Tezcan hakkında ahlaksız hakaret, ağır iftira ve saçmasapan ithamlarda bulunan Ahmet Hakan'a mahkeme yolu gözüktü.

Fatih Tezcandan Ahmet Hakana 2 Suç Duyurusu

Analizmerkezi.com / ÖZEL

Araştımacı yazar Fatih Tezcan'ın Kemalizm'e dair kronolojik analizini içeren bir tweetini mevzu eden Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, 30 Ekim 2018 tarihli köşesinde Fatih Tezcan'a ağır hakaretler ve ithamlarda bulunarak iftiralarla saldımıştı.

Fatih Tezcan Ahmet Hakan'a cevaben Twitter hesabında yaptığı paylaşımda "Ahmet Hakan benim için 'Kripto FETÖ'cü' demiş. Buradan söylüyorum: İstanbul'a geldiğimde Nişantaşı'da buluşalım, zerre kadar şerefin onurun haysiyetin varsa şunu bir de yüzüme söylesene! 28 Şubat'ta Erbakan'a karşı F.Gülen'i manşet yapan Aydın Doğan'ın yalaka yavşak garsonu seni!" ifadelerini kullanmıştı.

Medyada ve Sosyal Medyada Ahmet Hakan'ın Fatih Tezcan'a 'Kripto FETÖ'cü Alçak' demesine büyük tepki yükselirken Fatih Tezcan da Ahmet Hakan'ı mahkemeye verdiğini açıkladı.

Daha önce de Fatih Tezcan'ın bir konuşmasını tamamen yalan biçimde aktararak Tezcan'ı hedef göstermeye çalışan Ahmet Hakan hakkında 2 ayrı suç duyurusunda bulunan Tezcan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "
BİLGİLENDİRME / Hürriyet’te 20.07.2018 ve 30.10.2018’de şahsıma en âdi iftiralar ve hakaretlerle saldıran Ahmet Hakan Coşkun isimli şahıs hakkında, az önce avukatım aracılığıyla 2 ayrı suç duyurusunda bulundum. Gelişmeleri ‘da paylaşacağız. Bilginize." ifadelerini kullandı.

AnalizMerkezi.com / ÖZEL

Fatih Tezcan'ın Ahmet Hakan hakkında Avukat Hüdaverdi Yıldırım eliyle bulunduğu suç duyuruları:

 

BÜYÜKÇEKMECE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

MÜŞTEKİ            : FAHRİ FATİH TEZCAN

 

VEKİLİ                : Av. HÜDAVERDİ YILDIRIM 

 

ŞÜPHELİ             : AHMET HAKAN COŞKUN

                              

SUÇ TARİHİ       : 30.10.2018

 

SUÇ                      :  İFTİRA, HAKARET

 

AÇIKLAMALAR :

 

1- Müvekkil Fatih Tezcan; ülkemizde ve dünyada bilinen, tanınan, sevilen ve sayılan bir araştırmacı, gazeteci ve yazardır. Dinler Tarihi, Uluslararası İlişkiler ve Yakın Tarih merkezli bir çok çalışmaları, makaleleri, konferansları ve paylaşımları olan müvekkil, ulusal kanallarda katıldığı yüzden fazla canlı yayında, yayınladığı onlarca makalesinde ve sosyal medya platformlarındaki on binlerce paylaşımında daima gerçeklerin ortaya çıkarılması ve anlaşılması için çaba sarfetmiştir.

2- 15 Temmuz FETÖ Darbesi’ni Türkiye’ye ilk haber veren isim olan Fatih Tezcan’ın havaalanındaki halk direnişine ait görüntüleri ulusal ve uluslararası medyada yayınlanmıştır. 

3- Müvekkil Fatih Tezcan;
Lüzumu veya taleb edilmesi hâlinde mahkemeye sunulacak delillerden de tetkik ve tahkikat edilebileceği üzere; 

Fetullahçılığı eleştirmeye 1998’de,
F.Gülen’i medyada isim vererek ve alenen eleştirmeye ise 2010 yılında başlamıştır.
7 Şubat MİT Kumpası ve 3 Temmuz Fenerbahçe kumpası olarak bilinen olayları daha 2012’de yazdığı CEMAAT’İN 3 SABIKASI yazısıyla net ve sert biçimde eleştirmiştir.   

4- FETÖ’yü 2010, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında son derece sert eleştiren onlarca yazıya imza atmış,

hemen herkesin 'Muhterem Fetullah Gülen Hocaefendi Hazretleri’ kalıbını kullandığı dönemlerde, misalen 25-26 Haziran 2013 gecesi bir ulusal televizyon kanalındaki canlı yayında Fetullah Gülen için EMEKLİ VAİZ demiş ve eleştirmiş, böylelikle ülkede ve özellikle Ak Parti ve İslamî çevrede F.Gülen karşıtı bir kırılma yaşanmasına çalışmış ve bunu başarmıştır. 

2013’ün Aralık ayında Türk Medyası’nda ilk kez ‘Fetullah Gülen Hocaefendi değildir, bir örgüt lideridir, yargılanmalıdır, ihanet içindedir’ diyerek FETÖ’nün yaklaşan eylemleri öncesi devletine ve milletine işaret fişeğini atarak çok önemli bir miladı daha oluşturmuştur.

Keza bundan sonraki süreçte Müvekkil Fatih Tezcan’ın arabasına kaza süsü verildiği anlaşılan bir suikast düzenlenmiş, evi FETÖ polislerince basılmış, medya ve sosyal medyada FETÖ’den sayısız linç, tehdit, saldırı ve hakaret görmüştür.

Müvekkilin telefonlarının ve e-maillerinin 2013 Haziran ve Aralık ayları arasında Ekrem Dumanlı tarafından FETÖ’cü bir savcıya izlettirildiği, medyada yer bulmuştur.
Keza FETÖ’den ele geçirilen suikast listelerinde müvekkilin adı daima mevcuttur.

5- Diğer yandan FETÖ’nün Selam-Tevhid Kumpası’nda takip ettiği ve telefonunu dinlediği bir isim de Müvekkil Fatih Tezcan’dır.

Müvekkil, Fetullah Gülen’e ve FETÖ liderlerine ettiği sözler nedeniyle defalarca hapis ve para cezaları almıştır.
15 Temmuz 2016 gecesi CIA-FETÖ Darbesi’ni Türkiye’ye ilk duyuran ve vatandaşları silahlarıyla birlikte sokağa çıkmaya davet eden isim Müvekkil Fatih Tezcan’dır.

6- 16 Temmuz sabam saat 06:00’dan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olan tek medya mensubu yine müvekkil Fatih Tezcan’dır. 

Müvekkil, FETÖ’den aldığı müşahhas ve mücessem tehditler nedeniyle 2014 Ocak ayından bu yana Devlet Koruması altında yaşamaktadır. 

İcabı, lüzumu ve taleb edilmesi halinde belgeleri hızlıca izhar ve takdim edilebilecek bu ve daha 100’lerce yerden anlaşılabileceği üzere, Müvekkil Fatih Tezcan, Türkiye’de ve hususun muhafazakar çevrelere hitaben F.Gülen’i ve FETÖ’yü ilk deşifre eden, PDY-FETÖ’ye karşı ilk bayrak açan ve bu yaptıklarının bedelini 6 çocuklu bir baba olmasına rağmen hayat nizamını felç edecek ve aile düzenini yerle bir edecek boyutlara gelen tehditler ve saldırılar karşısında mertçe ödeyen bir isimdir.


7- Şüpheli Ahmet Hakan ise,

CNN Türk’te Moderatörlüğünü yaptığı programdaki F.Gülen yanlısı tavırlarından, Hürriyet’te köşesindeki F.Gülen’e karşı öfkeyi azaltmayı amaçlayan yazılarına kadar, elindeki her imkânla daima haklının değil güçlünün yanında yer alan, F.Gülen güçlü olduğu dönemde onu savunan, seçilmiş Başbakan rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a karşı Fetullah Gülen’i manşete çeken Hürriyet’in sahibi Aydın Doğan’a yaptığı içki servisleriyle bilinen biridir.

8- Şüpheli Ahmet Hakan; 

Köşe yazısı yazdığı Hürriyet gazetesinde 30 Ekim 2018 tarihli bir yazı kaleme almış ve bu yazının içinde bir yerde şu ifadeleri kullanmıştır:

"Bu kripto alçaktan hesap soracak savcı yok mu? 
Fetullah hocasının vaaz kasetlerini gözyaşları içinde dinlediğini söyleyen Fatih Tezcan adlı kripto FETÖ’cü, '29 Ekim ile 15 Temmuz arasında fark yoktur' diyerek bu milletin en büyük değerine alçakça saldırmıştır. 

Fikir ifade etme hakkı vardır ama alçaklık yapma hakkı yoktur. Cumhuriyet’e yönelik bu alçakça saldırının hukuki hesabının peşine düşecek bir cumhuriyet savcısı yok mudur? 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/yok-birbirinden-farki-misvak-ile-kirikkanat-41002350

Ahmet Hakan linkinde de görüleceği üzere, FETÖ’ye karşı mücadelesi ve her tür Diktatörlüğe karşı deşifreleri tüm kamuoyunca bilinen ve milyonlarca kişi tarafından takdir ve saygıyla takip edilen Müvekkil Fatih Tezcan’a karşı kasten ve basın yayın yoluyla alenen  saldırmış, hakaret etmiş, iftiralarda bulunmuş, müvekkilin kişilik haklarına tecavüz etmiş, elem ve ızdırap vererek telafisi zor bir mağduriyete neden olmuştur.

9- Şüpheli Ahmet Hakan’ın Fatih Tezcan’a işbu hakaretlerini, iftiralarını ve saldırısını haberleştirerek kamuoyuna yayan 100’lerce yüzlerce haber sitesi ve medya organı da düşünüldüğünde, Ahmet Hakan’ın FETÖ ile mücadelesi, FETÖ’ye verdiği zararları ve hatta bizzat Fetullah Gülen’in emriyle medya’da pasifize edilmeye çalışıldığı herkesçe bilinen müvekkil Fatih Tezcan’a karşı ne derece FETÖ’nün plan, program, proje ve hedeflerine Paralel bir Hizmette bulunduğu da net olarak anlaşılabilecektir. 

10- Şüphelinin amacının hakikati sorgulamak, gerçekleri araştırmak ve halkın doğru bilgi almasını sağlamak olmadığı açıktır. Müvekkile hakaret eden, iftira eden ve hedef gösteren  şüpheli Ahmet Hakan Coşkun'un Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde 30.10.2018 tarihinde müvekkilimiz Fatih Tezcan'ı hedef alan yazısınından sonra bu suç duyurusunda bulunmak ve şüphelinin aynı köşede ve aynı puntolarla müvekkil Fatih Tezcan’dan özür dilemesine ve ifadelerindeki yanlışlarını kabulünün sağlanmasına karar verilmesini talep etmek zarureti hasıl olmuştur.

HUKUİ SEBEPLER               : TCK. CMK ve ilgili yasal mevzuat

HUKUKİ DELİLLER            : Müşteki beyanı, 30.10.2018 tarihli Hürriyet Gazetesi, sosyal medya paylaşımları  ve diğer yasal deliller.

SONUÇ VE İSTEM                : 

Şüpheli hakkında gerekli soruşturma yapılarak kamu davası açılmasına ve şüphelinin işlediği suçlar nedeniyle ayrı ayrı  cezalandırılmasına,  ayrıca şüpheli Ahmet Hakan Coşkun'un Hürriyet Gazetesi'ndeki aynı köşede ve aynı puntolarla müvekkil Fatih Tezcan’dan özür dilemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin de şüpheliler üzerine yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim.31.10.2018  

MÜŞTEKİ VEKİLİ                                                                                      

Av. HÜDAVERDİ YILDIRIM

__________________________________________________________________________

BÜYÜKÇEKMECE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
MÜŞTEKİ            : FAHRİ FATİH TEZCAN
VEKİLİ                 : Av. HÜDAVERDİ YILDIRIM 
ŞÜPHELİ             : AHMET HAKAN COŞKUN
SUÇ TARİHİ        : 20.07.2018- HALEN
SUÇ                     : KASTEN YARALAMAYA AZMETTİRME, TEHDİT, İFTİRA,
                             HAKARET
AÇIKLAMALAR :
1- Müvekkil Fatih Tezcan; ülkemizde ve dünyada bilinen, tanınan, sevilen ve sayılan bir araştırmacı, gazeteci ve yazardır. Dinler Tarihi, Uluslararası İlişkiler ve Yakın Tarih merkezli bir çok çalışmaları, makaleleri, konferansları ve paylaşımları olan müvekkil, ulusal kanallarda katıldığı yüzden fazla canlı yayında, yayınladığı onlarca makalesinde ve sosyal medya platformlarındaki on binlerce paylaşımında daima gerçeklerin ortaya çıkarılması ve anlaşılması için çaba sarfetmiştir.
2- İç savaş yaşayan Suriye’ye dünyada ilk kez giren, gözlem ve analizleri ulusal ve uluslararası medya organlarında milyarlarca insana ulaşan müvekkil, Mısır’daki darbe esnasında da yerli ve yabancı kanallara bilgi akışı sağlamıştır. 15 Temmuz FETÖ Darbesi’ni Türkiye’ye ilk haber veren isim olan Fatih Tezcan’ın havaalanındaki halk direnişine ait görüntüleri ulusal ve uluslararası medyada yayınlanmıştır.
3- 2012’de Hatay Kurtuluş Örgütü (HKÖ) ve 2013’te Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) örgütlerini ifşa ve deşifre eden müvekkilimiz Fatih Tezcan hakkında bu terör örgütlerinin liderleri ve bağlıları tarafından yüzerce kez suç duyurusu yapılmıştır. Bahsi geçen suç duyuruları ile ilgili sona eren davalar olduğu gibi derdest davalarda vardır.
4- Müvekkil katıldığı televizyon ve radyo programlarında, verdiği seminer ve konferanslarda, makale ve yazılarında, sosyal medya da yaptığı paylaşımlarda haksız yere hiç kimseye hakaret etmemiştir. Müvekkil; özgür duruşu, bağımsız kişiliği, barışçıl aklı ve cesur çalışmaları ile bilinen bir isimdir.
5- Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve 1938'e kadar yöneten Mustafa Kemal Atatürk hakkında Türkiye'de bile olumsuz binlercekitap ve makale yazıldığı, yazılı ve görsel medyada, sosyal platformlarda paylaşımlar yapıldığı hepimizin malumudur.
6- Müvekkil Fahri Fatih Tezcan ise; Mustafa Kemal Atatürk'ün mason localarını kapatması, Hatay'ı Fransızlara vermemesi, İsrail'in kuruluşuna karşıçıkması gibi Anti-Emperyalistduruşlarını öncelikle mensubu olduğu İslâmi camiaya, sonrasında ise tüm ülkeye izah eden hatta bundan dolayı tepkiler alan bir isimdir.
7- Müvekkil Fatih Tezcan, Zübeyde hanımefendiye dil uzatan birine; "Mustafa Kemal'in annesine dil uzatanlar, annesinin kabrindeki böcekten bile değersizdirler. Bunlar anne nedir, kıymet nedir bilmeyen şerefsizdirler. Bunlar, kendi dinci hurafelerini pazarlamak için Mustafa Kemal'in annesine dil uzatarak prim yapmak peşinde olan piyasa şarlatanı yobazlardır.” gibi pek çok sert ifadeyle cevap vermiş, canlı yayında bunu kamuoyuyla ve takipçileriyle paylaşmış ve istenildiği takdirde mahkemeye sunabileceğimiz gibi Atatürkçülüğü tescilli pek çok isimden de övgü almıştır.
8- Müvekkil Fatih Tezcan'ın yazmakta olduğu "Üç Atatürk" isimli kitabında da görüleceği üzere, Mustafa Kemal'in hayatında; dindar bir dönem, ateist bir dönem ve anti-emperyalist bir dönem vardır. Bu tasnifi ilk yapan isim müvekkildir.Mustafa Kemal'i sadece kafir ve hain veya sadece kahraman ve ulu önder olarak göstermek isteyen aşırı uç akımları reddeden müvekkil, bir insanın hayatının parça parça değil bütüncül olarak ele alınması gerektiğini düşünmekte ve çalışmalarında bu fikri prensip edinen yaklaşımlarda bulunmaktadır.
9- Müvekkil Fahri Fatih Tezcan araştırmacı gazetecilik mesleğinin onuruna yakışan bir şekilde, yaklaşık 90 seneden beri Türkiye'de bitmeyen Mustafa Kemal tartışmasının nereden, hangi sebeplerden kaynaklandığını araştırmıştır. Müvekkilin Mustafa Kemal ile ilgili bilgileri kulaktan dolma, televizyondan izleme, internetten dinleme, uyduruk kaynaklardan tarama yoluyla elde edilmiş bilgiler değildir. Müvekkilin bilgi dağarcığı, binlerce saat kütüphanelerde, binlerce kitap ve ansiklopediden faydalanarak ve Mustafa Kemal döneminde yaşamış insanların ayağına gidip onlarla röportaj yaparak edinilmiş ve en önemlisi Mustafa Kemal'e ne ulu önder ne de hain gözüyle bakmadan, nesnel, bağımsız, cesur ve sadece gerçeği arayan bir perspektifle yaklaşılarak yüklenilmiş bilgilerden oluşmaktadır.
10- Müvekkil Fatih Tezcan "Atatürk'e, İslâm'a ve vatana saygılı Atatürkçüleri selamlıyorum. Dindar ama omurgasız hain tiplerle yürümektense Atatürkçü ama vatansever insanlarla yürümeyi yeğlerim, yeğleriz, yeğlemeliyiz" demektedir.
11- Türkiye'de Sağ-Sol, Sünni-Alevî, Türk-Kürt ve İslamcı-Atatürkçü gibi tartışmaların bitirilmesi gerektiğini düşünen ve bunu her konferansında ve bir çok yazısında paylaşan müvekkil Fatih Tezcan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün hapsettiği Atatürkçü subaylar için gerek ulusal kanallarda katıldığı canlı yayınlarda, gerekse 15 Temmuz'un hemen sonrasında Kadıköy'de katıldığı mitingde özür dilemiş tek isimdir. Bu özürün sebebi; Fetullahçı Terör Örgütü'nün medya dominasyonu sağladığı dönemde "Fatih Camii bombalanacaktı" gibi yalanlara inanılmasından dolayı Silivri'de yatan Anti-Amerikancı Atatürkçü vatansever subaylara destek verilemediği içindir.Bu ve buraya almaya gerek görmediğimiz bir çok konudan anlaşılabilir ki müvekkil Fatih Tezcan saygın, çalışkan ve iyi niyetli bir isimdir.
12- Müvekkil; yukarıda kısaca belirttiğimiz üzere kamuoyunda herkesçe tanınan ve takdir edilen biri olmasına rağmen; Ahmet Hakan Coşkun isimli şahıs, Hürriyet Gazetesi’nde 20 Temmuz 2018 tarihli yazısında Fatih Tezcan’ın fotoğrafını kullanarak şu ifadelere başvurabilmiştir;
“BU HERİF HALKI BİRBİRİNE KIRDIRMAK İSTİYOR. ADAMIN teki, sosyal medyada korkunç bir suç işliyor: “Kemalist terör örgütü” falan diye saçmalıyor. Atatürk’le ilgili ağza alınmayacak laflar ediyor. Halkın bir kesimini, bir kesimine düşman ilan ediyor. İç savaş kışkırtıcılığı yapıyor. Sırf karikatürlü pankartı arabasıyla taşıdığı için bir ODTÜ’lü öğrenci tutuklanırken... Bu adama hiç kimse hiçbir şey yapmıyor. Halkı birbirine kırdırmaya çalışmak, suç olmaktan çıktı mı nedir?”
13- “HERİF” sözcüğünden başlayarak ek tek ele almak gerekirse;- Fatih Tezcan 6 çocuk babası olsa ve  Anadolu’da her ne kadar  “Herif” kelimesi “Adam- Aile Babası” anlamına gelse de, şüphelinin yazı konteksinden kolayca anlaşılacağı üzere, şüpheli “Herif” sözğünü tahkir ve tahfif için kullanmıştır. Hukuken tek başına “Hakaret içermeyen sözlerin hakaret amacıyla kullanımı da” hakaret suçunu oluşturmaktadır.
14- “HALKI BİRBİRİNE KIRDIRMAK İSTİYOR” cümlesine gelince; Ömrünü Türkiye’nin birliği, toplumun birlikteliği, farklı din, mezhep, fikir, görüş ve düşüncelerdeki insanların birlikte yaşama kültürüne sahip olmaları üzerine seminer ve konferanslar vermek, canlı yayınlarda bu vurguları yapmak, sayısız hitabında, paylaşımında ve yazılarında bu ‘birlikte yaşam kültürünü’ yaymaya çalışmak olan ve bu görüşleri sayesinde farklı siyasal fikirlerdeki insanların bile takdirini kazanıp yüz binlerce insan tarafından izlenen ve okunan Fatih Tezcan’ın halkı birbirine kırdırmak istediğine dair hiçbir somut bilgi, belge veya bulgu ortaya koyamayan şüpheli, yazısının devamında ‘Kemalist Terör Örgütü diye saçmalıyor’ diyerek, konu ve bağlam hakkındaki cehaletini de izhar etmiştir. Şüpheli halkı birbirine kırdırmak isteyen birilerini arasaydı elbette her fırsatta Mustafa Kemal’in Bursa Nutku’nu okuyarak mezkur metinde mealen geçen “Polise, askere, jandarmaya, taş, silah, sopa ve silahla saldıracaksınız” ifadelerini vurgulayarak milyonlarca Kemalist genci terörize etmeye çalışan Kemal Kılıçdaroğlu’nu görür ve hatta entelektüel cesareti yetseydi sözünü ettiğimiz Bursa Nutku’nun bir terör propagandası ve/veya talimatı olup olmadığını sorgular, garsonluktan arta kalan zamanında hala gazetecilik kimliğini haiz ise Bursa Nutku’ndaki bu ifadeleri yargı mensuplarına sorar ve okurlarını bilgilendirirdi.
15- Şüphelinin amacı hakikati sorgulamak, gerçekleri araştırmak, kişileri değerlendirmek ve kritize etmek olsa ve sırf tembelliğinden buna zaman ayıramasaydı, en azından günümüzde hemen herkeste bulunan cep telefonlarından bir adet edinir ve aynı zamanda yengesi olan ve Habertürk Tv’deki röportajlarıyla tanınan Kübra Par Hanımefendi’yi arar ve Kübra Par’ın Fatih Tezcan’la yaptığı görüşmede Tezcan’ın mevzulara dair neler söylediğini sorar ve yalnızca “utanma” duygusunu hatırlamasına vesile olduğu için Fatih Tezcan’a teşekkür bile edebilirdi.
16- “ADAMIN TEKİ” kelimesine gelecek olursak; Şüphelinin müvekkil Fatih Tezcan’ın ADAMLIĞINI kabul etmesi ve hatta bunu yazdığı saldırı metninin daha ilk kelimesinde büyük harflerle itiraf etmesi, elbette kendi adına bir kazançtır. Ancak yazının geri kalan kısımlarından anlaşıldığı üzere, Ahmet Hakan'ın “ADAM” dediklerini takip etmek ve onlardan ibret alarak müstefid olmak noktasında, en kibar ifadeyle 'talebe tembelliği’ söz konusudur.
17- “SOSYAL MEDYADA KORKUNÇ BİR SUÇ İŞLİYOR: KEMALİST TERÖR ÖRGÜTÜ FALAN DİYE SAÇMALIYOR”; Müvekkil Fatih Tezcan’ın “Kemalist Terör Örgütü” var tezini ve iddiasını “Bütün Kemalistler teröristtir” şeklinde anlamak için, ya okuduğunu anlayacak idrak gücünü ya da kavramlar arası tefrik kabiliyetini yitirmek gerekir. Atatürkçüler’e bir saldırı olsa en önde ve ilk biz engel oluruz diyen bir isim için bu satırları yazmak ya Kemalizm ile Atatürkçülüğün farkını bilmemek ya da “Mustafa Kemal’in Askeriyiz” diyen herkesin her tür suçu işleyebileceğini iddia etmek manasına gelir.
18- Müvekkil Fatih Tezcan’ın yıllardır dillendirdiği ve delillendirdiği “Kemalist Terör Örgütü” iddiasının temeli, tanımı, tarifi ve tablosu, bu suç duyurusunun veya davanın değil, 1000’lerce sayfalık tartışmaların konusu olabilecekken konuyu “suç işliyor” diye sunmak ve Twitter’da FETÖ’nün trollerden oluşan Sosyal Medya Birimi tarafından başlatıldığı anlaşılan #FatihTezcanTutuklansın# hashtagine destek vermek, hiç bir şekilde kabul edilemez.
19- İstihbarat ve terör örgütleri konusunda uzman bir isme ait bir iddia için “suç işliyor” diyerek hedef göstermek, ülkede bir daha hiçbir fikir ve iddianın ortaya konulamayacağı bir sığlık ve diktatörlük ortamı oluşturur ki, işbu hal, mezkur müellif Ahmet Hakan Coşkun’un garsonluğunu yaptığı ve bunun da medyadaki fotoğraflarda açıkça görülebildiği eski patronu Aydın Doğan’ın ve dahi mezkur müellif Ahmet Hakan Coşkun’un köşesini doldurduğu Hürriyet Gazetesi’nin istediği, amaçladığı ve olması için senelerce uğraştığı bir hal olabilir. Ancak bu çabalar boşunadır ve Türkiye bir daha karanlık, fikirsiz, biçimsiz, tekdüze, diktatöryal günlerine geri dönmeyecektir.
20- Müvekkil “Şiddet ya da şiddete teşvik içermeyen ve şiddete sebep olmadığı sürece her fikir ve iddia sahibince dillendirilebilir” demektedir ve yıllardır insan haklarına müsavi tespitini dillendirmektedir. Ancak tam da bu noktada müvekkilin karşısında olan güç de zaten yine müvekkilin Kemalist Terör Örgütü olarak adlandırdığı yapıdır.
21- Müvekkil, şüpheli Ahmet Hakan Coşkun’un neden bu kadar paniğe kapıldığını anlayabilmiş değildir. Zira müvekkil Fatih Tezcan’ın sahibi olduğu ve yönettiği “analizmerkezi.com” internet sitesindeki yazılarından da anlaşılacağı üzere Fatih Tezcan “Vatansever Atatürkçülere” karşı hiçbir olumsuz görüşe ve ifadeye sahip olmadığı gibi, onlarla silah arkadaşlığı yaptığını da, onlarla 15 Temmuz’da aynı meydanda birlikte olduğu için mutlu olduğunu da sayısız kez tekraren zikretmiştir.
22- “ATATÜRK’LE İLGİLİ AĞIZA ALINMAYACAK LAFLAR EDİYOR” beyanına gelecek olursak; Müvekkile göre ; Yaşarken Allah’a, Dinler’e ve Peygamberler’e inanmadığını, Dinlerin insanlığa zararlı olduğuna inandığını, yönetimini eline aldığı ülkenin ezanından Kitabı'na kadar hemen herşeyine müdahale ettiğini veya yasakladığını, kendinden önceki Devlet’in (Osmanlı) Millet’i Din’le esir aldığını ve daha yüzlerce ateist görüşünü açıklayan, bunları kitabında (Nutuk) ifade ve itiraf eden ve bunların yayınlanmasını isteyen ve bunları söylediği, yazdığı hem kendi görüşünden hem karşıt görüşlerden binlerce tarihçi tarafından tespit edilen biri için; inançlıydı, Müslümandı denilmesi, dünyada 1 ülkede 1 örneğine rastlanamayacak bir yaklaşımsal diktatörlük, yönlendirmeci yobazlık, bencilce bağnazlık ve en önemlisi yalın bir saygısızlık örneğidir.
23- Müvekkile göre bir insan dilerse dindar, dilerse dinsiz olur; kimse buna karışma yetkisine sahip değildir. Bir insan neyse, nasıl düşünüyorsa, o öldükten sonra da kendine ait bu fikir tablosu içinde resmedilmesi gerekir. İnançlı biri için “dinsizdi” demek ne kadar yanlış ve günahsa, hayatı boyunca inançsız olan ve bunu hem kendi hayatına hem idaresi altında tuttuğu devlet sistemine yansıtan bir şahsiyet için, buna dair tüm bilgiler, belgeler ve bulgular hem de Genelkurmay Başkanlığı’na ait laboratuvarlarda test edilmiş halleriyle mevsuk iken, kalkıp da bu insan için “dindardı" demek de, aynı şekilde bir o kadar yanlıştır ve hatta şahsı manevisine karşı işelenmiş apaçık suçtur. Netleştirmek gerekirse, Mustafa Kemal, Kemal Atatürk ve nihayet Kamal Atatürk isimlerini kullanan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu için, başta kendi ifade ve itirafları olmak üzere, mevcud ve mevsuk yüzlerce delile mütealliken ve müsteniden “Allah’a inanmıyordu” diyen Fatih Tezcan değil, tüm bunlara rağmen sırf politik ve strtajik hesapları uğruna Önderimiz dedikleri Mustafa Kemal için elbette hiçbir delile dayanmadan “dindardı” diyenler ve/veya “Ateist diyemezsin!” diyenlerdir. 5816’ya göre Kemal Atatürk’ün şahs-ı manevisine hakaret veya ihanet edenler; bu sağlıklı ve nesnel perspektif, sahih ve mühimdir.
24- "HALKIN BİR KESİMİNİ BİR KESİMİNE DÜŞMAN EDİYOR. İÇ SAVAŞ KIŞKITICILIĞI YAPIYOR” beyanı; Müvekkile göre Türkiye’de birilerinin (Kemalist Terör Örgütü  - KETÖ) Mustafa Kemal’in Askeriyiz deyip 10 binlerce kelle olarak bir araya gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kıymetli ailelerine sövmeleri veya öncesinde defalarca (1960-1980-1997) seçilmiş hükümetlere ayar vermeleri veya burada saymakla bitiremeyeceğimiz kadar illegaliteye imza atmaları ne kadar doğruysa, Türkiye’de birilerinin (Fetullahçı Terör Örgütü - FETÖ) Fetullah Gülen’e biat edip Fetullahçı Terör Örgütü’ne mensup olarak gerek infiltrasyon sayesinde devleti ele geçirmeyi gerekse de rejimi silah zoruyla değiştirebileceklerini düşünerek bunu denemeleri ne kadar sağlıklıysa, Türkiye’de Abdullah Öcalan’a bağlı birilerinin (PKK) etnik haklarına kavuşmak bahanesiyle silaha başvurarak sayısız polisimizi ve askerimizi ve sivil vatandaşımızı şehid etmeleri ne kadar mantıklıysa, Türkiye’de Beşar Esed’e, Suriye İstihbaratı’na ve Ali Keyyali kod adlı Mihrac Ural’a bağlı birilerinin (Liva tahrir Antakya - Antakya Kurtuluş Örgütü/THKPC Acilciler) Hatay’ı Türkiye’den koparmak ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükümetini yıkmak amacıyla silahlı ve silahsız terör faaliyetlerine girişmeleri ne kadar akıllıcaysa, Fatih Tezcan’ın bu gibi terör örgütleri ve istihbarat şablon ve eylemlerini analiz, deşifre, ifade ve ifşa etmesi karşılığında “Halkı birbirine düşman etmeye çalışıyor” denilmesi de bir o kadar doğru, sağlıklı, mantıklı ve akıllıcadır.
Bilakis, müvekkil Fatih Tezcan’ın bu çözümlemeleri karşılığında onunla birlikte veya ondan bağımsız olarak yorum, analiz, değerlendirme, çözümleme yapmak veya karşı görüş beyan etmek yerine “Suç işliyor! Susturun! Halkı tahrik ediyor! İç savaş çıkarmaya çalışıyor! Milleti birbirine kırdırmak istiyor!” gibi beyin yerine ayak parmak aralarıyla üretildiği intibaı veren itham ve iddialara başvurmak, akıllara “Bu saçma suçlamalar acaba bu örgütlerin bir linç taktiğinin ve pasifizasyon stratejisinin ürünü mü?” sorusunu getirmektedir.
Nitekim müvekkil Fatih Tezcan hakkında geçtiğimiz günlerde Twitter isimli sosyal medya platformunda gerçekleştirilen ve tam 15 saat boyunca en fazla twit atılan hashtaglerden biri (TT) olan #FatihTezcanTutuklansın etiketinin FETÖ'nün Sosyal Medya Timleri’nin bir çalışması olduğu, ilk atılan twitlerin çoğunluğunun Korece (?!) olduğu ve Ahmet Hakan Coşkun’un köşesinde yer verdiği Fatih Tezcan’a ait fotoğrafın da bu sosyal medya teröristlerinin kesip çarpıtarak verdiği ve içinde hiçbir suç içermeyen ve Sayın Savcılığınız tarafından  özellikle incelemesini isteyeceğimiz müvekkil Fatih Tezcan’a ait 8.7.2018 tarihli videoya ait olduğu düşünüldüğünde, müvekkil Fatih Tezcan’a Sosyal Medya'da düzenlenen bu kumpas ile şüpheli Ahmet Hakan’ın yazısı arasındaki sözünü ettiğimiz 'paralellik' daha net anlaşılabilecektir.
25- “SIRF KARİKATÜRLÜ PANKARTI ARABASIYLA TAŞIDIĞI İÇİN ODTÜ’LÜ ÖĞRENCİ BİR TUTUKLANIRKEN BU ADAMA HİÇKİMSE HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR” beyanı; Şüpheli Ahmet Hakan bu sözleriyle amacının mevzular arasında bağlam kurmak ve bunları okurlarıyla paylaşmaktan ziyade müvekkil Fatih Tezcan’ı hedef göstermek olduğunu da itiraf etmiştir. Zira şüpheli Ahmet Hakan’ın sözünü ettiği karikatür Demokratik oylarla Seçilmiş ilk Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çehresini, çeşitli hayvanlara benzetilerek çizilmiş simalar olarak gösteren, son derece şerefsiz, ahlaksız ve saygısız bir 5. kol faaliyeti ürünüdür. Aynı rezil karikatür Mustafa Kemal Atatürk için de çizilse ve taşınsa aynı derecede ahlaksızca ve şerefsizce olacağı gibi Tayyip Erdoğan için de bu böyledir. Devlet edebine ve vatandaş bilincine sahip hiçbir kişi, kurum ve kuruluş, bu pankartı üretmeyi, taşımayı veya kaldırıp göstermeyi savunamaz.
Bu gibi karikatürlerin amacının, Emperyalist güçlerce ülkede saygısızlık iklimi oluşturarak kaos teorisinin ilk maddesi olan ‘toplumsal soğukluk ve yabancılaşma’ ayağına hizmet ettiği açıkken, şüpheli Ahmet Hakan’ın hem buna hizmet eden bir ifadeyi yazısında geçirip hem de Emperyalizm’e bağlı KETÖ, FETÖ, PKK, HKÖ gibi örgütlerin hedefinde olan müvekkil Fatih Tezcan için muhayyel bir ‘halkı tahrik’ suçlaması getirmesi, hayatın normal akışına aykırıdır, makul değildir ve müvekkilimizde elem ve ızdıraba sebebi olmuştur. Hal böyleyken Fatih Tezcan’a ‘birilerinin birşey yapmasını istemek’ ama bunu hukuki bir dil ve bağlamda değil, alelumum, muğlak ve müphem ifadelerle ve milyonlarca insanın ulaşabildiği Hürriyet gibi bir gazetede alenen yazmak, şüphelinin niyetinin sadece tahkir, tazyif ve tahfif değil aynı zamanda tahrik olduğunun da açık, tartışmasız, muhkem ve en önemlisi telafi edilemez  delilidir.
26- Müvekkil Fatih Tezcan zaten FETÖ'cü Polislerce defalarca evi basılan, arabasına FETÖ’cü bir şirketin elemanı ve arabası tarafından kaza süsü verilmiş suikast girişiminde bulunulan, 400 kadar FETÖ’cü avukat tarafından 2013'ten 2016’ya kadar 3 sene boyunca kasıtlı şikayet yağmuru altına alınarak hukuken felç edilmeye çalışılan, FETÖ’cü Ekrem Dumanlı tarafından e-mailleri FETÖ’cü savcıya okutturulan, FETÖ tarafından telefonu Selam-Tevhid Kumpası’nda dinlenen, ismi FETÖ’nün son çıkan suikast listelerinde dahi ilk başlarda yer alan ve tüm bunların başını ideolojisine gömmüş Devekuşu taklidi yapan insanlar dışındaki her kesimden milyonlarca insan tarafından medyada senelerdir izlenen, görülen ve mücadelesi takdirle karşılanan bir isimken, şüpheli Ahmet Hakan’ın hiçbir somut alıntı ve ifadeye yer veremediği 5 satırlık saldırı metni, gazetecilik tarihine geçmiş bir acizlik ve tetikçilik örneğidir.
27- Şüpheli Ahmet Hakan Coşkun'un Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde 20.07.2018 tarihinde müvekkilimiz Fatih Tezcan'ı hedef alan yazısınından sonra bu suç duyurusunda bulunmak ve şüphelinin aynı köşede ve aynı puntolarla müvekkil Fatih Tezcan’dan özür dilemesine ve ifadelerindeki yanlışlarını kabulünün sağlanmasına karar verilmesini talep etmek zarureti hasıl olmuştur.
HUKUİ SEBEPLER            : TCK. CMK ve ilgili yasal mevzuat
HUKUKİ DELİLLER            : Müşteki beyanı, 20.07.2018 tarihli Hürriyet Gazetesi, sosyal medya paylaşımları  ve diğer yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM                  : Şüpheli hakkında gerekli soruşturma yapılarak kamu davası açılmasına ve şüphelinin işlediği suçlar nedeniyle ayrı ayrı  cezalandırılmasına,  ayrıca şüpheli Ahmet Hakan Coşkun'un Hürriyet Gazetesi'ndeki aynı köşede ve aynı puntolarla müvekkil Fatih Tezcan’dan özür dilemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin de şüpheliler üzerine yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim.31.10.2018
MÜŞTEKİ VEKİLİ
Av. HÜDAVERDİ YILDIRIM
SUÇ DUYURUMUZA DAYANA TEŞKİL EDEN İLGİLİ KANUN MADDELERİ;
AZMETTİRME
TCK Madde 38 - (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
KASTEN YARALAMA
TCK Madde 86 - (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İFTİRA
İftira Suçu Şartları, Unsurları (TCK Madde 267)
İftira suçu, ani hareketli ve şekli bir suçtur. İftira suçu, tehlike suçu niteliğinde olduğundan iftira suçu şartları arasında “suç neticesinde bir zarar meydana gelmesi” şartı mevcut değildir. İşlenen suç neticesinde bir zarar meydana gelip gelmemesi önemli değildir, mağdur tarafından işlenmediği bilenen hukuka aykırı bir fiilin mağdura isnat edilmesi yeterlidir. İftira suçu koşulları şunlardır:
İftira Suçu ve Hukuka Aykırı Bir Fiil İsnat Edilmesi
İftira suçunun oluşması için en önemli şart, mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir. Fail, mağdura isnat ettiği hukuka aykırı fiili mağdurun işlemediğini de bilmelidir. Mağdura isnat edilen hukuka aykırı fiilin başkası tarafından işlenip işlenmediğinin de bir önemi yoktur. Önemli olan husus hukuka aykırı fiili mağdurun işlememiş olmasıdır. İsnadın objektif olarak gerçek dışı olması, yani isnat edilen fiil ile gerçeğin uyuşmaması gerekir. Örneğin; Gerçekte işlemediğini bildiği halde, “Ahmet, İstanbul ili Bakırköy İlçesinde bulunan X mağazasında hırsızlık yaptı” şeklinde bir ihbar dilekçesiyle savcılığa başvurulması halinde iftira suçu tamamlanmış olur.
Mağdura isnat edilen fiil nedeniyle idarenin veya savcılığın harekete geçmesi şart değildir. İsnat edilen fiilin kamu makamlarını harekete geçirmeye elverişli olması yeterlidir. Örneğin, gerçeğin öyle olmadığını bildiği halde, bir arsaya gece dökülen molozların komşusu “X “şahsı tarafından döküldüğünü iddia eden “Y” şahsı, X şahsını İstanbul Bahçelievler Belediyesi’ne şikayet etmiştir. Bahçelievler Belediyesi , harekete geçip X şahsı hakkında idari para cezası yaptırımı uygulamadan molozların başkası tarafından döküldüğü ortaya çıkmıştır. Söz konusu somut olayda Bahçelievler Belediyesi’nin X şahsı hakkında harekete geçip geçmemesinin bir önemi yoktur. İsnat edilen fiil, X şahsı hakkında idari yaptırım uygulanmasına elverişli bir fiil olduğu için Y şahsı iftira suçu işlemiştir.
İftira Suçu ve Suçun Tamamlanma Anı
İftira suçu, şekli bir suçtur. Belirli hareketlerin yapılması suçun işlenmesi için yeterlidir. İftira suçunun tamamlanma anı hukuka aykırı isnat edilen fiilin kamu makamlarına bildirimi ve bu makamların öğrenmesiyle tamamlanır. Soruşturmaya veya idari yaptırım kararı uygulamaya yetkili kamu makamlarının hukuka aykırı isnadı öğrenmesi yeterlidir. İftira suçunun oluşumu için ayrıca soruşturma veya kovuşturma yapılması, idari yaptırım kararı uygulanması şart değildir.
TEHDİT
T.C.K. Madde 106 (1) : Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Tehdit suçu mağdurun korkutulma amacıyla işlendiği ve neticesi de beklenmeyen suçlardan olması nedeniyle bir tehlike suçudur. Eylemin gerçekleşmesi ile suç tamamlanmaktadır. Örneğin ‘’seni öldürürüm’’ demekle tehdit suçu oluşmuştur. Ayrıca öldürme fiilinin gerçekleşmesi beklenemez.
Tehdit suçu ile korunan hukuki değerin ne olduğu konusunda, hükmün gerekçesinde de “tehdidin koruduğu hukuki değer kişilerin huzur ve sükunudur. Böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle söz konusu maddeyle insanın kendine özgü sulh ve sükununa karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir” biçimindeki açıklama da bu hususa işaret etmektedir.
HAKARET
Hakaret suçu, TCK md. 125-131 arasında şerefe karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Hakaret suçu iki farklı şekilde işlenebilir:
a-) Belli somut bir durum ve olgunun isnat edilmesi suretiyle kişinin şeref ve saygınlığının zedelenmesi,
b-) Genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla kişinin değersizleştirilmesi, rencide edilmesi. Hakaret suçu doğrudan kişinin birey olmaktan kaynaklanan kişilik haklarına saldırıdır. Hakaret suçu ile sosyal bir kavram olan “şeref” ve kişinin özsaygısı korunmaktadır.
Özellikle belirtelim ki, kamu görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikayete tabi suçlardan olmadığından uzlaştırma kapsamında değildir.
Bir kişiye açık açık “şerefsiz”, “haysiyetsiz”, “geri zekalı”, “aptal”, “hayvan”, “müsvedde” vb. gibi sözler söylemenin hakaret suçunu oluşturacağı kuşkusuzdur.

Bize Destek Olur Musunuz?

Ne Düşünüyorsunuz ?

Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumu yazmak ister misiniz ?


İstediğiniz haberi, bir ya da birkaç kelime ile arama yaparak hızlıca bulabilirsiniz.



anket

İdam Cezası için ne düşünüyorsunuz?