• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 6 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Zaman Gazetesi Yazarı Ali Ünal'a İran'dan Sert Cevap!

Zaman Gazetesi Yazarı Ali Ünala İrandan Sert Cevap!
Zaman Gazetesi Yazarı Ali Ünal ile İran Abna Haber Ajansı arasındaki polemik devam ediyor. Abna, 'Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor' diyerek Ali Ünal'a ağır bir cevap verdi.

Abna'da Rahmi Onurşan Rahmani imzasıyla yayımlanan o yazı:

"Bizler, İster Şii olsun veya Sünni, hatta Kitap Ehli, tekfirci zihniyete karşıyız. Bu zihniyeti kınayan, lanetleyen duyarlı Müslümanlar olduk ve olmaya da devam edeceğiz.

Çünkü tekfircilik tüm belaların başı, terörizmin, masumları katletmenin, işgalin, kavganın, savaşın ve tüm çirkefliklerin temel unsurudur. Çünkü tekfircilik Batının İslam dünyasına hediye ettiği dini imanı olmayan “Ummu’l Fesat” şirk kılıcıdır.

Zaman gazetesi yazarı sayın Ali Ünal’ın yazısını esefle okuduk. Elindeki kalemiyle İslam dininin sevgi ve kardeşlik namelerini bütün güzelliğiyle insanlığa sunacağına, birilerinin tekfirci ekmeğine yağ sürme çabasında, Şii Müslümanlar ve İran İslam İnkılâbını karalama sevdasında görmek bizi üzdü, yaraladı. Son dönemde aslı astarı olmayan iftiralar ise küçük bardağımızı taşırdı. Büyüklerim için cevap dahi verme düzeyinde olmadığından, büyük imparatorluğun varislerine cılız bedenimi siper etmek, bize kaldı. Bu bir savaş ilanı değil, barışın başlangıcıdır.

Daha giriş bölümünde Ali Ünal bey ithamlarla başlıyor yazısına, 30 yıl geriden alıyor, 13 asır daha geriye gidiyor sonra günümüze geliyor. Yeteri kadar çamur topladığını hissedince de sağa sola savuruyor. Batı emperyalizminin bütün hesaplarını altüst eden, Müslümanların onur abidesi İran İslam İnkılâbı'nın ilk yıllarına giderek çamur atmaya oradan başlıyor:

1982 yılında (30 yıl önce) İran’da 25 İslâm ülkesinden üniversite öğrencileri temsilcilerinin katıldığı bir sempozyuma gözlemci olarak davet edilmiş ve stantlarda sergilenen kitaplar içinde “Hadis tarihi” denilen bir kitap bulmuşmuş. Tabi yayın evine de bakmamış baksa “İmam Humeyni Yayınevi” olurdu herhalde. Sünni değerlerine saldıran bu kitabı hemen emir buyurmuş kaldırmışlar. Bu yüce hareketiyle Şiilerin fitneci komplosunu bertaraf eden ve bizim Sunni aleminin değerlerini koruyan kahramanımız, hızını alamamış bir İranlı diplomatın desteğiyle Pakistanlı Şiilerin de fitneci olduklarını ispat etmiş. Çünkü Pakistanlı Şiiler minberlerinde Sünnilerin aleyhinde konuşmadan minberden inmezlermiş. Daha ne olsun Kitabı bastıran İranlı Şiiler, onaylayan Şii diplomat, dağıtan ise her gün tekfirciler tarafından üçü beşi öldürülen gariban Pakistanlı Şiiler.

İnanın hayran kaldık. Resulullah Efendimizin (s.a.a) nübüvveti bile böyle muhkem kanıtlarla ispat edilmemişti şimdiye kadar. Muaviye gözüyle bakmanın avantajları bu. Yezidi Ümmet-i Muhammedi’nin halifesi olacak kadar pak, Hüseyin’i ailesiyle katledilmeyi hak edecek kadar fitneci görmeniz doğaldır. Sakın kınadığımızı zannetmeyin, hele söz uzun, hemen asabi olmayın!

Bakın Ali bey ne diyor:

1-Şiiler Kuran’ın tahrif olduğuna inanıyor

Tabi bu sözler ona ait değil bu sözler Şiileri Müslüman bilmeyen Vahhabi Müftüsü Şeyh Cibrile ait

(el-Lulu el-Mekki min fetava Şeyh b. Cibril, s.39)

2-Şiiler Sünnilere minberlerden hakaret etmeyi ibadet sayıyorlar

3-12 imam İnancı ve Mehdilik inancı tefrika sebebidir.

4- Şiîlik, öncelikle kendi müsbet değerleri üzerine değil, Sünnîlik karşıtlığı üzerine oturan bir mezheptir ve tarih boyu bu temelden beslenmiştir

5- Dolayısıyla gayrimüslim dünyaya karşı İslâmî bir hareketleri olmamış, sürekli Sünnîlik'le ve Sünnî dünya ile uğraşmışlardır

6- Şiîliğin İran-Pers İmparatorluğu'na son veren Hz. Ömer ve dolayısıyla Sünnîlik'ten nefret sebebi de katmerleşmiştir.

7- Başta Din'de lâkayt Emevîlik nihayet çoğunluğa uyunca Ehl-i Sünnet Cemaati'ne girdi. Başta Din'e sağlam sarılan Şiîlik ise azınlıkta kalmakla nihayet bir kısmı Râfızîliğe dayandı.

En altta Zaman gazetesi yazarı Ali Ünal’ın yazısının linkini vereceğiz.

Müslüman kardeşinin gözüne sokmak için 14 asırlık samanlıkta iğne arayan kardeşim! “Başını şu samanlıktan çıkar düşman kapıya dayandı” desek de sen o kadar dalmışsın ki bu mukaddes ameline, kılın kıpırdamayacak. Kafaya bir kere iğneleri koymuşsun. Dolayısıyla senin bu ısrarına mütekabil sana “o iğnenin bizim değil, kendi gözüne girecek iğne olduğunu hatırlatmak için birkaç rivayet nakletmek bize düştü.

Üsteki iddialarından bir bir başlayalım. Duyarlı bir Müslüman çıkıp şöyle dese ne cevap verirsin?

KURAN’IN TAHRİF OLDUĞUNA ŞİİLER DEĞİL, TAM AKSİNE SUNNİLER İNANIYOR

1. İğne:
"Ömer b. Hattab Kuran’dan recm ayetinin düştüğünü söyleyerek şöyle diyor: "Eğer insanlar Ömer, Kuran'a bir şey ekledi diyecek olmasalardı, ben bizzat kendi elimle recm ayetini yazardım." (bk. Sahih-i Buhari, Kitabul al-ahkam, Babu’ş Şehadet…)

"لو کان ان يقول الناس زاد عمر في کتاب الله لکتبت آية الرجم بيدي ...(صحيح بخاري، کتاب الاحکام، باب الشهادة عنه الحاکم”

Arapça ibaret çok net bir şekilde ikinci halifenin Kuran’ın tahrif olduğuna inandığını gösteriyor. Rivayet Ehli Sünnetin en önemli kitabı olan “Sahih-i Buhari’de gelmiş. Yani Halife Ömer Kuran'ın tahrif edildiğini, çünkü recm ile ilgili bir ayetin olduğunu söylüyor ve bunun tilavet yönünden neshedilmediğine de inanıyor; çünkü bizzat şartların elverişli olması durumunda bunu Kuran’a kaydetmek istediğini, fakat halkın tepkisinden çekindiği için yapamadığını söylüyor.

Size şu an önümde duran ve daha rahat bulabileceğiniz bir rivayet nakledeyim. Ehli Sünnetin 4 hak mezhebinden birinin imamı sayılan ve Ehli Sünnetin ilk rivayet kitabı Malik b. Enes’in “Muvatta’sında” (Parlayan yayınları Konya, 2008 yılı basımı Umut matbaacılık, rivayet 1516, sayfa 671) Said b. Museyyib’den şöyle nakledilir:

Ömer b. Hattab şöyle dedi: “Kalkıp da Allah’ın kitabında recm hükmünü bulamıyoruz diye recm ayetini inkar ederek helak olmaktan sakının çünkü Resulullah recm yaptı, biz de recm yaptık. Canım elinde olana andolsun! Eğer insanlar; Ömer Allah’ın kitabında fazlalık yaptı demeseydi “Evli erkekle evli kadın zina ederlerse, onlar muhakak recmedin” ayetini yazardım! Çünkü biz bunu okuyorduk.” Aynı rivayet (Mustedrek-i Hakim, 4:359, Müsend-i Ahmet: 1:23-29-36-40-50, Tabakat-ı İbn-i Saad: 3:334, Sünen-i Darami: 12, el-İtkan: 3:206) kitaplarında da nakledilmiştir.

روي بطرق متعدّدة أنّ عمر بن الخطاب، قال: "إيّاكم أن تهلكوا عن آية الرجم.. والذي نفسي بيده لولا أن يقول الناس: زاد عمر في كتاب الله لكتبتها: الشيخ والشيخة إذا زنيا فارجموهما البتّة، نكالاً من الله، والله عزيز حكيم. فإنّا قد قرأناها". )المستدرك 4: 359 و 360، مسند أحمد 1: 23 و 29 و 36 و 40 و 50، طبقات ابن سعد 3: 334، سنن الدارمي 2: 179, الإتقان 3: 206.(

Kuran’dan düştüğü iddia edilen ayet şu:

الشيخ والشيخة إذا زنيا فارجموهما البتّة

“Evli erkekle evli kadın zina ederlerse, onlar muhakak recmedin”

Ayrıca “el-İtkan”da, Ömer b. Hattab’ın şu an elimizdeki Kuran’da bulunmayan üsteki ayeti eline alarak Zeyd’in yanına gittiği, fakat Zeyd’in kendisinden başka şahit olmadığı için ayeti Kuran’a yazmadığı nakledilir. (El-İtkan, c.3, s.206) Rivayetin orijinali:

وأخرج ابن أشتة في (المصاحف) عن الليث بن سعد، قال: "إنّ عمر أتى إلى زيدٍ بآية الرجم، فلم يكتبها زيد لأنّه كان وحده" )الإتقان 3: 206.(

Aynı kitapta (Muvatta-ı Malik) bu rivayetten bir sonraki rivayet yani 1518. Rivayet sanki seninle bizim olaylara bakış açımızın farkını anlatır nitelikte:

Malik şöyle nakleder:

“Osman b. Affan’a 6 ayda doğum yapmış bir kadın getirildi. O da kadının recmedilmesini istedi. Olayı duyan Ali b. Ebu Talip ona şöyle dedi: Yüce Allah’ın kitabında Ahkaf 95 te “Çocuğun ana karnında taşınması ve sütten kesilmesi 30 aydır” demektedir. Bakara 233 te ise Emzirme süresinin 2 yıl (24 ay) olduğunu söylüyor. 30 aydan 24 ayı çıktığında geriye 6 ay kalır. Dolayısıyla gebelik 6 ay olabilir (Erken doğum yapmış olabilir.) Bunun üzerine Osman kadının arkasından haberci gönderdi. Fakat haberci ulaştığında kadın recmedilmişti.” (Muvatta, Malik b. Enes, Bursa 2008 basımı, tercüme Abdullah Parlıyan, s.672)

İşte seninle bizim aramızdaki fark bu, Ali bey! Senin adın Ali, fakat Muaviye gözüyle bakıyorsun olaylara ve krallığına ters düşen her şeyi kendine has karalama üslubuyla hallederek hem dünyanın hem ahretin anahtarlarını cebine indiriyorsun.

Yine birkaç iğne batıralım gözüne de iğne aramanın pek de hoş olmadığını anlayasın…

Başka bir tahrif rivayeti:

Ayşe’den şöyle nakledilir: “Gerçekten de Ahzab süresi Peygamberin zamanında 200 ayet olarak okunurdu. Oysa şu an ondan elimizde bu olanlar kaldı.” Rağıbın naklettiği ayette 100 olarak gelmiştir. (Muhazırat-ı Rağıb İsfahani, c.2, s.4 ve 434)

رُوي عن عائشة: "أنّ سورة الأحزاب كانت تُقْرأ في زمان النبي (صلى الله عليه وآله وسلم) في مائتي آية، فلم نقدر منها إلاّ على ما هو الآن"1. وفي لفظ الراغب: "مائة آية"2. ) محاضرات الراغب 2: 4 | 434.

Oysa Ahzab süresi 72 ayettir. Dikkat ederseniz elimizde sadece bunlar kaldı, işareti kesin dille tahrifi onaylamaktadır.

Başka bir iğne:

“Ömer’den, Ubey b. Kaab’dan, Akreme’den şöyle nakledilir: “Ahzap süresi Bakaraya yakındı veya daha uzundu ve onda recm ayeti vardı” (İtkan 3:85, Müsendi Ahmet 5:132, Müstedrek 4:359, Süneni Kübra 8:211, Tefsir-i Kurtubi 14:113, Keşşaf 3:518, ed-Durru’l Mensur 6:559, Menahilul İrfan 2:111)

ورُوي عن عمر وأُبي بن كعب وعكرمة مولى ابن عباس: "أنّ سورة الأحزاب كانت تقارب سورة البقرة، أو هي أطول منها، وفيها كانت آية الرجم". )الاتقان 3: 82، مسند أحمد 5: 132، المستدرك 4: 359، السنن الكبرى 8: 211، تفسير القرطبي 14: 113، الكشاف 3: 518، مناهل العرفان 2: 111، الدر المنثور 6: 559.(

Şu rivayetleri sokaktaki bir Ehli Sünnetin önüne koy ve ne anladığını sor! bakalım ne diyecek? Tabi sırf bu tahrif rivayetlerinin altından çıkmak için nash konusunu ortaya atmalarının sebebi de bu zaten.

Yani daha 1. Ve 2. Asırlarda Ehli Sünnet alimleri tahrife inanırken bizim Usul-u Kafi yazılmamıştı bile. Ayrıca hiç kimse Hz. Ali’den günümüze Şiilerin şu anda elimizde buluna Kuran’ın dışında bir Kuran bulundurduklarını da görmemiştir. Mukaddes kitabımız Kuran’ı Kerim’e Şiiler tarafından 5 binden fazla tefsir ve Kuran ilimleri dalında kitaplar yazılmıştır. Sizce tahrif olduğun inandıkları bir kitap için mi bunu yapmışlardır?

Başka bir iğne:

- Ehli-i Sünnet'in önemli kaynaklarından olan Mu'cem-i Tabaranî'de sahih senetle yer alan bir hadise göre Ömer b. Hattab şöyle dedi: "Kur'an bir milyon yirmi altı bin harftir." (Ed-Dürr-ül Mensûr (Suyutî), C.6, s.422, Mecme-üz Zevâid (Heytemî), C.7, s.163, Kenz-ül Ummâl (MuttakîHindî), c.1, s.517, c.1, s.541)

أخرج الطبراني عن عمر بن الخطاب، قال: "القرآن ألف ألف وسبعة وعشرون ألف حرف". بينما القرآن الذي بين أيدينا لا يبلغ ثلث هذا المقدار، قال الذهبي: "تفرّد محمّد بن عبيد بهذا الخبر الباطل"29، ميزان الاعتدال 3: 639

Oysa bu gün elimizde bulunan Kuran'ın harfleri bu rakamın üçte birini bile bulmuyor! Çünkü meşhur Kuran'ın üç yüz bin küsur harf olduğudur. Yani Kuran’ın üçte ikisi yok olmuş.

Aynı rivayeti Zehebî de Mizan-ül İ'tidal kitabında naklederek isyan bayrağı çekip hiçbir yorum peşine koşmadan bu rivayetin kesinlikle “Batıl” olduğunu söylemiştir. Yani bizim alimlerin birçoğu Kuran’ın tahrif olduğuna inanmış ve rivayet de nakletmişler ama ben bu rivayetleri kabul etmiyorum, diyor.

، قال الذهبي: "تفرّد محمّد بن عبيد بهذا الخبر الباطل"29، ميزان الاعتدال 3: 639

Gel de sen bunu Ali beye de! Hala o samanlıkta diğer Müslümanların gözüne batırmak için iğne arıyor.

İğneyi batırıp da ne yapmak istiyor deseniz söyleyeyim:

“İşin arkasında İsrail-Misrail yok, kıskançlık ve bencillik var. İğneyi batırıp kör diyecek, sonra da Cennet hurileri körlere gelmez diyip cennetin bütün hurilerini kendine cariye edecek (Osmanlı refleksi), sonra da bizi cehenneme atıp kurtulacak. Daha ne olsun!

Allah’ın cennetine kendisinden başkasının girmesini istemeyen adamlar böyledir. Sonra yer dolar kendisine yer kalmaz, huriler gider bekâr kalırlar korkusuyla hep yaşarlar. Bunun için de tekfircilik makinesini ürettiler, herkesi cehenneme şutlamak için.”

Nasıl olsa Ali bey bizi cehenneme gönderecek, durun en azıdan birkaç iğne daha gözüne batıralım. Cehennemden oturup, İslam inancının yüce savunucusu Ali beyi Cennette hurilerle seyrederken içimize fazla oturmasın.

Al bir İğne daha!


Yazının DEVAMINI Okumak İçin TIKLAYIN!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bunları Yapana Vatandaşlık Verilecek!12 Ocak 2017 Perşembe 11:25
  • TSK'dan Kuzey Irak'a Hava Harekatı!12 Ocak 2017 Perşembe 11:13
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim