• BIST 97.380
  • Altın 144,344
  • Dolar 3,5577
  • Euro 3,9738
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 23 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

YÖK'ÜN KÜRT AÇILIMI

YÖKÜN KÜRT AÇILIMI
'Sümeroloji, Hititoloji gibi antik dil grubuna giren dillerde bile üniversiteler bünyesinde lisans eğitimi almak mümkünken YÖK, Kürt dili ile ilgili açılım desteğini Yaşayan Diller Enstitüsü açmakla sınırlı tutarak cesur bir adım atmaktan kaçındı.'

 

 

 

 

 

 

YÖK, kamuoyunda uzun süredir konuşulan, üniversitelerde Kürt diliyle ilgili bölümlerin açılmasına dönük olarak, beklentilerin çok altında bir açılım yaptı. YÖK Başkanvekili Prof. İzzet Özgenç, Genel Kurul'da önceki gün Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde "Yaşayan Diller Enstitüsü" kurulması kararı alarak, ana dil ya da yabancı dil formüllerinin yaratacağı sakıncalardan kaçındıklarını belirtti. Özgenç, dün düzenlediği bilgilendirme toplantısında, YÖK Genel Kurulu'nda Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde "Kürt Dili ve Edebiyatı" yerine, "Yaşayan Diller Enstitüsü" kurulmasına izin verilmesini şu sözlerle gerekçelendirdi: "Burada iki çelişki olabilir. Biri, dil ve edebiyat ana bilim dalları hepsi yabancı dillere özgü ana bilim dalları. Kürt Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı dediğimizde bu bir yabancı dil mi olacaktır, yoksa bir ana dili olarak mı dile getirilecektir? Bu yönde bir problem var. Eğer biz bunu yabancı dil olarak kabul edeceksek “Hangi ülkenin yabancı dilidir?” sorunuyla karşı karşıya geliriz. Bunun ana dili olarak kabul edilmiş olması halinde anayasa engeli olacaktır. Yabancı dil olarak kabul edeceksek özellikle doçentlik başvurularında kişi Türkçeden başka bir yabancı dil bildiğini belgeleyecek. Bu tartışmaya bu aşamada girilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz.'' Prof. İzzet Özgenç, kararın oybirliğiyle alındığını da sözlerine ekledi.
 
“Yaşayan Diller Enstitüsü” formülü ile açılıma dönük cesaretli bir adım atmaktan kaçınan YÖK, üniversiteler bünyesindeki Sümeroloji, Hititoloji gibi antik dil grubuna giren dillerde bile lisans eğitimi almak mümkünken, ortaya koyduğu ve uygulamalarla çelişen gerekçelerden dolayı Kürt dili ile ilgili açılım desteğini enstitü açmakla sınırlı tuttu. Yani konuyla ilgili ancak talep olursa yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrenciler eğitim alabilecekler. Geçmişte ilgisizlikten dolayı kapatılan enstitüleri düşünecek olursak açılımın ne kadar cılız düzeylerde kaldığını ve kurumun ilgisizlikten kapanma ihtimalinin yüksek olduğunu söylemek herhalde abartılı olmaz.
 
Ayrıca “Kürt açılımı” çerçevesinde konuşulan her konunun, dönüp dolaşıp anayasadaki engellere takıldığı göz önüne alınırsa, açılımın kalıcı ve köklü olarak her alanda yerleşmesi için anayasal düzeyde değişimlerin yapılmasını zorunlu kıldığını vurgulamak gerekir.
YÖK, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'nden gelen "Kürt Dili ve Edebiyatı" bölümünün açılmasıyla ilgili talebi kabul etmedi. "Terörü araç olarak kullananları muhatap kabul etmediklerini" belirten ve kararı "Taleplerin, siyasi iradeye bağlı bir talep olduğu ortadadır.'' sözleriyle açıklayan Özgenç, "YÖK olarak üniversitenin akademik organlarında görüşülmemiş, üniversite dışından bir talebin üniversite üzerinden YÖK'e gönderilmesini doğru bulmadık, bunu iade ettik.'' dedi. Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, başta Diyarbakır barosu olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yoğun isteği ile üniversite bünyesinde "Kürt Dili ve Edebiyatı" açılması talebini YÖK’e iletmişti. Eğer bölümün açılması yönünde olumlu karar çıksaydı, lisans düzeyinde eğitim almak isteyen öğrenciler, ÖSYM sınav sistemiyle ilgili bölüme yerleştirilebileceklerdi. Konunun siyasi gerekçelerle ret edilmesi ise kabul edilebilir bir gerekçe olmaktan uzak, sadece gelecek tepkileri karşılayamamaktan kaynaklanan, oluşacak tartışmaları önlemeye dönük, statükocu bir yaklaşımdır. Çünkü “Kürt açılımı” zaten tamamen siyasal bir projedir. Konuyla ilgili var olan sistemin siyasal değişimine dönük adımların atılmasını içeren bir projedir. Dolayısıyla böyle bir açılımın akademik boyutta karşılığını üretmesi gereken YÖK’ten bu konuda ezber bozan cesaretli adımlar atması beklenirdi. Öyle ki YÖK başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, lisans programının açılmaması ile ilgili “geri adım” atmadıklarını hatırlatmak zorunda kalarak, önceliklerinin ilgili bölümlerin ihtiyaç duyduğu öğretim üyelerini yetiştirmek olduğunu ve bu nedenle yüksek lisans ve doktora düzeyinde başlangıç yaptıklarını söyleyerek gerekçelendiriyor. Umarız ki gerçekten YÖK Başkanı Sayın Yusuf Ziya Özcan’ın dediği gibi bu bir başlangıç olur ve bu süreçle beraber Kürt dilinin gelişmesi her kademede kurumsallaşır.
Ayrıca Kürt dilinin gelişimi çerçevesinde yürütülen çalışmaların, özellikle Latin alfabesi merkezli, Avrupa üniversitelerindeki Kürt dili ile ilgili bölümler ve akademisyenlerle sınırlı kalmış olması da büyük bir eksikliktir. Bölgenin genelinde yüzyıllardır medreselerde devam eden tedrisatta kullanılan Kürt dili öğretimi, Kuran’ın da alfabesi olan Arap alfabesi ile yapılmaktadır. Tarihsel arka planında Kürt dilinin ana taşıyıcı alfabesinin Arap ve Fars dillerinin alfabesi ile aynı olduğunu ve bu alfabenin de Müslüman halkların ortak kitabı olan Kur’an’ın birleştiriciliği ile günümüze kadar geldiğini vurgulamak gerekir.
 
Ünlü Kürt âlimlerinin eserleri Kur’an alfabesiyle yazılmıştır. Ahmedi Hani’nin mevlidinden, Siyabend ile Heco’ya kadar, Kürt dilinin şaheserleri, İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesinden, birçok Kürt âlim ve şairin divanlarına kadar eserlerin tamamı Arap alfabesi ile yazılmıştır. Bu birikimin göz ardı edilmesi, bir dilin soyunu, kökenini budamak ile beraber, aynı zamanda bu dili konuşan halkın da tarihsel hafızasında ciddi travmaların oluşmasına yol açar. Kürdistan coğrafyasında hâlâ bu geleneksel eğitim kurumları yaşamakta ve yüzlerce talebe yetiştirmektedir. Bu sürece mutlaka geleneksel eğitimde uzmanlaşmış seyda ve melleleri de dâhil edip, Kürt dilinin ana taşıyıcı alfabesinin gelişimine yatırım yapmak gerekir.
ÖzgünDuruşGazetesi
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim