• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Yeşil’in Adamı Sorgulanacak

Yeşil’in Adamı Sorgulanacak
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kavak, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın sağ kolu Yusuf Tek’in ifadesini alacak.

 

 

 

 

 

Doğu ve Güneydoğu’da 1991-1997 arasında işlenen faili meçhul cinayetleri aydınlatmadan Kürt sorununda gerçek bir barışı sağlamanın mümkün olmadığına inanıyorum.

Sayıları onbinlerle ifade edilen bu cinayetleri aydınlatmadan, faillerini bulup yargılamadan, siyaseten mahkûm etmeden, hatta bu korkunç şiddete maruz kalan Kürtler’den özür dilemeden toplumumuzun normal bir hayata dönmesini beklemek iyimserlik olur. Çünkü o kanlı tarihin hayaleti hâlâ etrafımızda, hayatımızın içinde. Bu cinayetler aydınlatılmadan toplumsal vicdan da rahat etmez. O huzursuzluk işte bugün ülkenin dört bir yanına süregiden çatışma ve ölümlerle kendini dışa vuruyor.

Siyasi çözümlerle belki biraz yol alınabilir. Ama siyaset vefasızdır, bir çırpıda unutabilir, geçmişin üzerine sünger de çekebilir. Önemli olan doğrudan o acıyı yaşayan insanların adalet duygularıdır. Bunlar tatmin edilmeden bağışlama da gelişmez, huzur ve barış da olmaz.

Bunda yargıya çok önemli görevler düşmektedir. Yargının bu cinayetleri aydınlatmasının önünde artık bir engel görünmemektedir. Askerî vesayet kırılmıştır. Soruşturulmayacak, ifadesi alınmayacak asker kişi de kalmamıştır. En üst düzeyde askerler bugün savcılar tarafından sorgulanabilmektedir.

Emekli Korgeneral Atilla Kıyat’ın faili meçhul cinayetleri yeniden kamuoyunun gündemine getirmesi, yargı için de önemli bir fırsattır. Yargı bu konunun üzerine sonuna kadar gidebilir. Siyasi durum uygundur ve yeterli kamuoyu desteği de vardır. Atilla Kıyat’ın “cinayetlerin devlet politikası” olduğu yönündeki sözleri zaten herkesin bildiği gerçeğin (bir sırrın) yalın ifadesinden başka birşey değildir.

 

Faili meçhuller için özel ekip çalışıyor

Faili meçhul cinayetler, ağırlıklı olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisinde soruşturulmaktadır. Bu soruşturmaların başında, Yüksek Askerî Şûra’da emekli edilen Albay Cemal Temizöz davası geliyor. Savcılık, Cizre’de 1993-1995’te 20’yi aşkın faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğu iddiasıyla Albay Temizöz’ü tutuklatıp dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açmıştı. Dava sürüyor ama başka binlerce faili meçhul dosyasının akîbeti hakkında pek bilgimiz yok. Merak edip Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak’a sordum. Başsavcı Kavak, faili meçhullerle ilgili özel dosyalar oluşturulduğunu ve çalışmaların bu dosyalar üzerinden yapıldığını söyledi. Kavak, dosya sayısıyla ilgili ayrıntıya girmedi. Bu çalışmaya verilen önemi anlatmak için de Kavak, “Sandığınızın aksine büyük bir soruşturma yürütüyoruz, içeriğine maalesef giremiyorum” dedi.

Emekli Korgeneral Atilla Kıyat’ın HaberTürk’teki açıklamaları üzerine ifadeye çağrıldığını hatırlatan Başsavcı Kavak, “Daha önce de İnsan Hakları Bakanlığı yapan Adnan Ekmen Bey’i dinledik. Kurumsal olarak bu işe çok büyük bir önem veriyoruz. En küçük duyumları bile değerlendiriyoruz” dedi.

 

Bu işin peşini bırakmayacağız

Ve örnek olarak da dün Yeni Şafak gazetesinde “Faili meçhulleri anlatırım” başlığıyla çıkan haberi gösterdi. Başsavcı, haberde adı geçen ve ‘Yeşil’in sağ kolu olduğu iddia edilen Yusuf Tek’in sorgulanacağını açıkladı. Yusuf Tek’in adı, 2003’te Elazığ Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen bir ihbar mektubunda geçiyor. Yusuf Tek’in, 1993’te Binbaşı Cem Ersever, 1992’de 2000’e Doğru Dergisi muhabiri Halil Güngen, Kürt işadamları Behçet Cantürk ve Şeyhmuz Daş gibi isimlerin öldürülmesi olaylarına karıştığı ileri sürülüyor.

Faili meçhullerle ilgili kararlılığını ise Kavak, “Bu işin peşini kesinlikle bırakmayacağız” diyerek dile getirdi. Durdu Kavak’ın çok haklı bir şikâyeti de var: “Biz iğneyle kuyu kazarak yol alıyoruz. Yerel kaynakların yardımına ihtiyacımız var. Ama kimse bize yardımcı olmuyor. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları yeterli ilgiyi göstermiyorlar. Çok sıkıntı yaşanmış olabilir, korkular, endişeler de olabilir. Ama biz cesaretli olmazsak bu cinayetleri nasıl ortaya çıkaracağız. En küçük bir duyumu bile dinlemeye hazırız. Mevcut haliyle Kürtlerin yeterli ilgiyi ve yardımı göstermediklerini söyleyebilirim.”

Diyarbakır ve bölgedeki sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili benzer bir gözleme sahibim. Bu kuruluşlar neredeyse kendi işleri dışında her şeyle uğraşıyorlar. Yüksek siyaset peşinde koşuyorlar. Prestij sağlamayacak, rant getirmeyecek işlere burun kıvırıyorlar. Bu kurumların çoğu, siyasette yükselmek için kullanılan bir basamak işlevini yerine getiriyor. Bölgede faili meçhule kurban gidenlerin adları ve sayıları bile hâlâ tesbit edilmiş değil. Tabii canla başla çalışan insanlara da haksızlık etmek istemem. Fakat genel olarak tablo ortada. Bu cinayetlerin aydınlatılması için yerel güçlerin desteği şart. Bunun için görev başta Diyarbakır Barosu olmak üzere il barolarına ve İHD’ye düşüyor.

Taraf

 

İlgili haber:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

y

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim