• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

YA BUGÜN KATLEDİLEN RUHLAR!

YA BUGÜN KATLEDİLEN RUHLAR!
Yıllara ve sahibinin bekçilerine göre her dönemde inançlı insanlar farklı insanlık dışı muamelelere maruz kalmışlardır. Cumhuriyetin ilanından 1940 lara kadar müslümanlar fiili olarak katliamlar, sürgünler yaşarken sonrasında da ağırlıklı olarak ezanlarım

 

 

 

Cumhuriyet kurulduktan sonra kendisine hep dindar insanları hedef seçmiştir. Her ne kadar zaman zaman sol fraksiyonlarla çatışmışsa da asıl darbeler mütedeyyin insanlara indirilmiştir.

 

Komplo teorileri, halkın gözünden düşürme, karalama, iftira, katliamların büyüğü hep inançlı insanları hedef almıştır.

 

Yıllara ve sahibinin bekçilerine göre her dönemde inançlı insanlar farklı insanlık dışı muamelelere maruz kalmışlardır. Cumhuriyetin ilanından 1940 lara kadar müslümanlar fiili olarak katliamlar, sürgünler yaşarken sonrasında da ağırlıklı olarak ezanlarımız, Kur'anımız, tesettürümüz yoğun baskılar altına alınmıştır.

 

Şeyh Said, Seyyid Rıza, İskilipli Atıf Hoca ve daha niceleri... Onbinlerce masum katledildi...

İnsanlar başlarındaki sarığı atmadılar diye idam edildiler, bu memleketin semalarında yirmi yıl boyunca ezanlar duyulmaz oldu. Kur'anlar dağ başlarında mağaralarda saklandı.

 

Kur'an eğitimi verenler sürgünler yaşadı.

 

Süleyman Hilmi Tunahanlar Kur'an eğitimini köşe bucak saklanarak verdiler. Üstad Bediüzzamanlar soğuk şubat günlerinde zemherir hücrelerde ümmetin imanını kurtarmak için her türlü zorluğa katlandılar. Ve daha nice örnekler...

 

Bu zorluğu yaşayanlar Müslümanlardı...

 

Peki, günümüzde ne değişti? Sadece yöntemler, araçlar...

 

Bu eziyetler kime yansıtıldı?

 

Bu zorluklar niçin yaşatıldı?

 

Bu mağduriyetler karşısında bu güzide insanlar nasıl bir duruş sergilediler?

 

Bugünde yaşayanların sorumluluğu nedir?

 

Günümüze geldiğimizde siyasetçisiyle, medyasıyla, askeriyle cumhuriyet dönemini aratmayan bir zihniyetin olduğunu görüyoruz.

 

Dersim için 'kökten halledelim bu meseleyi' diyenler ile 'Şeyh Sait isyanında Dersim İsyanında analar ağlamadı mı? Kimse 'analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım' dedi mi?' diyenler arasında nasıl bir fark olabilir ki?

 

2010 yılına gireceğimiz bu aylarda bile halkın inançlarıyla savaşanların farklı yöntemleri deşifre olmuyor mu? Halkı yanlış yönlere kanalize etmek için sahte anketler, yönlendirici yayınlar, dindarları dolandırıcı gösterme çabaları; farklı yöntemlerle dini toplumdan soğutma, dindarları psikolojik baskı altına alma faaliyetleridir.

 

Evet, bugün için bu coğrafyada belki fiili bir katliamdan söz etmek mümkün değildir. Ancak uygulanan yöntemlerle ulaşılmak istenenler dünden farklı değildir. Özellikle vurgulamak gerekir ki, geçmişte katledilen bedenlere gösterdiğimiz tepkileri, bugün katledilen ruhlar, altüst edilen değerlerimizi korumada da gösterebilmeliyiz. Dünün katliamlarından yakınanlar bugünün katledilen ahlakını, değerlerini de görmeliler. Bugün meydana gelen tahribatın boyutları kesinlikle dünden daha kötüdür. Katledilen bedenler, yakılan canlar yok; ama küle döndürülen ruhlar, esir edilen düşünceler var ve tahribatın boyutları her geçen gün artıyor...

 

O gün tahribatlara karşı direnen İskilipliler, Şeyh Saidler, Tunahanlar, Bediüzzamanlar varken... Bugün Ahmedler, Muhammedler, Mustafalar var ve kıyamete değin de olacaklar. O halde hepimize düşen yeniden yola koyulmak... 20 yıl sonra bugünkü katliamları kınamamak için gece, gündüz, yaz, kış, soğuk, sıcak demeden Ahmedlerin, Muhammedlerin, gösterdiği hak yollara revan olmaktır.

 

“Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak, inşaallah. Hakîkat-i İslamiyenin güneşi ile sulh-u umûmi dairesinde hakîki medeniyeti görmeyi rahmet-i İlahiyeden bekleyebilirsiniz.” (Hutbe-i Şamiye'den)

DoğruHaberGazetesi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim