• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

VİCDAN YİTİRİLİRSE....

VİCDAN YİTİRİLİRSE....
Vicdan, insanın içine dokunan, onu rahat bırakmayan bir cevherdir. Ama modernliğin bütün o “refah toplumu” projelerinde ona yer kalmamıştı artık. Hayat terörize hale gelirken, nedensiz cinayetler, toplumsal cinnet halleri olağan hale geldi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Son haftalarda Siirt’te gerçekleşen iki tecavüz vakası gündemimize bomba gibi düştü. Önce, yedi ilköğretim öğrencisi kıza yüze yakın kişinin karıştığı bir tecavüz iddiası ile çalkalandı ülke. Sonra, kendileri de çocuk yaşta olan birkaç kişinin iki bebeğe tecavüzü ve cinayeti sarstı hepimizi. En son Manisa’da, çocukları fuhuş için kullanan bir çete haberi duyuldu. İzmir’de bir adamın üç genç kadını sebepsiz yere öldürdüğü haberi alıyor sırayı bugünlerde. Bütün bu haberler Mardin’de onlarca kişinin öldürüldüğü katliamla ve son aylarda böyle birçok haberle birlikte düşünüldüğünde daha da farklı bir anlam kazanıyor. Üstelik hayata ait kurmaya başladığımız tüm anlamlarımızı yıkarken kendi anlamını dayatıyor hepimize!
 
ÇÖL BÜYÜYOR; VAY HÂLİNE ÇÖLLERE GEBE OLANIN!
Sahi nedir olanlar? Nedir bütün bu cinnet halinin arka planı? Neler oluyor bize? Bütün bu katliamları mümkün kılan bir çölleşmeden bahsetmek gerekiyor öncelikle. Çölleşme, insan denen varlığın vicdanıyla ilişkisinin gitgide koparılmaya başlandığı bir cinnet ortamı olarak tanımlanabilirse şayet; bütün yaşadıklarımız, bu çölleşmenin ortaya çıkardığı “zorunlu” sonuçlar olarak görülebilir. Küçücük kız çocuklarına, bir şehirde, içinde kimi devlet görevlilerinin de olduğu yüze yakın kişi tecavüz ediyor ve bu tecavüze tüm şehir halkı kulak tıkıyor, gözlerini kapatıyorsa ortalık zifiri bir çöl gecesine dönmüş demektir. Çocuklarımıza, bebek yaştaki çocuklara sevgiyi öğretemediysek şimdiye kadar, o çölü ufkumuza bütünüyle hâkim kılmaya başlamışızdır. Küçücük çocuklar fuhuş için kullanılıyor ve bu fuhşun müşterisi olan birileri mevcutsa şayet, çöl hali içimize sirayet etmiş ve bizi tümüyle kuşatmış demektir.
Hani, modern zihniyetler ve özellikle liberalizm bütün kibri ile bizlere mutlu mesut bir dünya ve toplum vaat ediyordu ya; işte o vaatlerin boşluğunun tüm çıplaklığı ile ortaya çıktığı durumdur bu çölleşme! Tüm dünyanın “Los Angelesleşme” süreci içinde olduğu bir ortamda, tek tipleşmenin yarattığı cinnet ve terör toplumu haline gelmenin sonucudur bu çölleşme. Çocuklarımıza, gençlerimize, insanlarımıza akla ve çıkarlara tapmayı öğrettik önce, asıl Tapındığımızı hızla hayatımızdan kovarken! Aklın çıkarlarla kurduğu büyük ortaklıkta vicdan yavaşça sahneden çıkmaya başladı. İnsan vicdanı akla yenik düştü! Sonra aklın hükümranlığına teslim olan toplumda, vicdanın bezediği “akleden kalpler” çıkarların ve toplumsal cinnet halinin içinde eridi ve işlevsiz hale geldi. Böylece insan, önce, Benjamin’in dediği gibi vicdanını ve “hâle”sini kaybetti. Sonra da onu, nispeten tümel aklın temsil ettiği gücün hegemonyasından kurtaracak akleden kalbini... Devletin, toplumsal yapının, kapitalizmin ortaya çıkardığı iktidar yapılarının altında ezilen insanlar, ya vicdanları yok olmaya yüz tutmuş ayrık birer nesneye döndüler, ya da tümel aklın birer piyonuna. İki birey tipinin arasında sallanıp duran insanların oluşturduğu toplum ise terörize toplum haline dönüşüverdi biz hiç fark etmeden.
 
KÖTÜDE İTTİFAK EDEN TOPLUM
Eskiler, “toplum kötüde ittifak etmez” derlerdi. Bu, vicdanın, çıkarlardan daha değerli görüldüğü toplumlar için gerçekten de böyleydi belki de! Ancak asıl çölleşme, toplum, kötüde ittifak etmeye başladığı zaman yaşanmaya başlandı. Siirt’te yaşanan şey, toplumun büyük bir kesiminin kötüde ittifak etmesi değil midir? Bu çölleşme halinde “izleyici” olarak bizim konumumuz o kadar masum mudur peki? Modernleşmenin insanlıktan alıp çöllere savurduğu vicdanın yerine koyduğu şey “doğa fotoğrafçılığı” ve “turistlik” oldu. Hepimiz televizyonlarda izlediğimiz, hayatımızda denk geldiğimiz “kötülüklerin” bizlerden azade olduğunu düşünüyoruz. Her şey bizim dışımızda ve bizim kontrolümüzde olmayan biçimde vuku buluyor! Modernleşmenin insanları birey haline getirerek, onların arasına koymayı becerdiği kafesler böyle bir yanılsama yaratıyor gerçekten de! Hepimiz izlediğimiz bir gerçekliğe karşı ya hiçbir müdahale etmesi gerekmeyen “doğa fotoğrafçısı” gibiyiz; ya da müdahale etme yetkisi olmayan “turistler” gibiyiz. Her haber gelip geçtiğinde ahlar vahlar arasında üzüntülerimizi belli ediyor, bir sonraki haberde hangi mankenin hangi “sanatçı” ile ilişkisi olduğunu büyük bir şehvetle izlemeye koyuluyoruz.
Vicdan, insanın içine dokunan, onu rahat bırakmayan bir cevherdir. Ama modernliğin bütün o “refah toplumu” projelerinde ona yer kalmamıştı artık. İnsan, neden kendisini durduk yere rahatsız eden bir şeyi içinde tutsun ki! Çıkarların, eğlencenin, “hazzın” ve tüm hayatı turist olarak geçirmenin önündeki en büyük engel değil miydi vicdan? İnsanın içinde kanayan bir sızı olarak, verdiği rahatsızlığa değer miydi şu kısacık hayatımızda? Ve o sızıyı tutup attık içimizden… Vicdanın ve vicdanın temellendirildiği büyük kaynağın yitirildiği noktada, insanın yapıp ettiklerinin kendi içinde kontrol edicisi hiçbir şey kalmadı. Artık hayat terörize hale gelirken, nedensiz cinayetler, toplumsal cinnet halleri olağan hale geldi. Bu olağanlığa hepsi birer “doğa fotoğrafçısı” haline gelmiş olan, suya sabuna dokunmayan düşünür tipi eklenince tüm yapı tamamlandı.
 
DOĞA FOTOĞRAFÇISI DÜŞÜNÜR
Foucault “İnsanî gerçekliğe ilişkin modern çağın ortaya attığı bilgi iddiaları ve mükemmellik istenci hiç beklenmedik trajik sonuçlar doğurdu; bunlar söz konusu iddiaları maskaraya çeviren sonuçlardı. Modern felsefî antropolojiler, yeni bir insan yaratmayı hedefleyen dev teknolojileri haklandırmak uğruna, insanoğluna düşman bir tutum sergiliyorlardı. Bir zamanlar filozofların işi, bizzat kendi hayatları aracılığıyla, evrensel ölüm akıbetine nasıl dayanılabileceğini öğretebilmekti. Çağımızda ise, genellikle başkalarına yapılan katliamların nasıl kabul edilebileceğini öğretmeye başladılar. Hem de hakikat adına. Çağımızda kokuşmuşluklara, kapatılmalara ve hatta masum insanların katledilmesine hizmet eden şey, profesyonel düşünürlerin affedilemez tutumlarıdır. Bir tarafta özgürlük ve insan hayatının mükemmelleştirilmesi doğrultusunda dev kampanyaların yürütüldüğü, öte yandan ise bu hedefler uğruna binlerce canların telef edildiği bir dünya, bir anda gökten zembille gelmedi; anlı şanlı bildirgeler ve manifestolar böyle bir dünyanın habercileriydi. Bu dünya, kendi hedeflerinin değerliliğine kendisini inandırmak için, disipline edilmiş her aklın kutsadığı kelimeleri sürekli tekrarlıyordu” derken özelde “doğa fotoğrafçısı düşünür” tipini, genelde de modern insanı kastediyordu.
Siirt’te, Manisa’da, İzmir’de, Mardin’de, Bursa’da, İstanbul’da, Gazze’de, Kabil’de, Paris’te, Los Angeles’da… Nerede olursa olsun, insanlığın kıyısına geldiği bu çölleşmenin durdurulması için, çölleşmeyi yaratan aktörlerin dilini terk etmemiz gerekiyor. Evet, vicdanlarımız bölündü ve tekrar bir araya gelmesi için Nostalghia’daki Deli Domeniko’ya müracaat etmemiz gerekiyor belki de: “Toplum böylesine parçalanmaktansa, yeniden bir araya gelmeli… Sadece doğaya bak, hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin. Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz… Yanlış tarafa döndüğümüz noktaya. Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz… Suları kirletmeden… Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa ne biçim bir dünyadır burası!”

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim