• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Vesayet Rejimi Tam Gaz Devam Ediyor!

Vesayet Rejimi Tam Gaz Devam Ediyor!
Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 252. özgürlük eyleminde Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un açıklamaları ile AYM’nin verdiği kararı vesayet rejiminin devamı olarak gösterdi .

 

 

 

 

 

Şehir merkezinde her Cumartesi AKM önünde toplanarak Türkiye’nin ve dünyanın gündemine karşı tavır almaya devam eden SAGİR Başörtüsü Platformu mensupları, 252. başörtüsüne özgürlük eyleminde Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un açıklamaları ile Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararı “tam bir hak gaspı ve bir vesâyet rejiminin açık delilleri” olarak değerlendirdi. Platform adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şûbesi’nden Sâhir Akça’nın okuduğu açıklamada Orgeneral Başbuğ’un açıklamalarını “Askeriyede o kadar yolsuzluk, hukuksuzluk, cunta yapılanmaları, şüpheli ölümler, işkenceler, faili meçhuller, hergün medyaya düşen acayip ses ve görüntü kasetleri, çürük raporu ve kıyak yerlerde askerlik yapabilmek pazarlıkları varken, bunların ortadan kaldırılması, yanlışların düzeltilmesi, haksızlıklara son verilmesi ile ilgili ne gibi çalışmalar yapıldığı hakkında bilgiler vermek yerine, bunları basına kim sızdırdığının derdinde ve “askeriyeye asimetrik baskılar var” gibi kimsenin inanmadığı inanamadığı açıklamalarda bulunuyor.” sözleriyle eleştirdi.



Hukukun tuzu da koktu!

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararı eleştiren Sahir Akça, konuyla ilgili olarak da “Diyorlar ki; Anayasadaki şu kadar madde değiştirilmesi dahi teklif edilemez. Zaten Meclis o maddelere dokunamıyor ki. Peki, ne oluyor o zaman? O zaman bu, durumdan vazife çıkarmak oluyor… Hatta birileri normal bir şekilde halkın oylarıyla seçilmiş meclisin böyle bir yetkisi olmadığı gibi hezeyanlarda sarf ediyor. Peki, kimler değişiklik yapabilirmiş bu yasalarda veya hepten değiştirebilirlermiş? Kurucu Meclis. Nedir kurucu meclis? Cuntaların başarılı oldukları eylemleri sonucunda yaptıkları darbelerle ne haktan, ne hukuktan, ne insanî ve dini istek ve mecburiyetlerden haberi olmayan, böyle bir düşünceleri, dertleri de bulunmayan elit-aristokrat-bürokrat, tuzu kuru burjuva tabakası. Evet, böylece irtica ne, mürteci kim daha iyi anlaşılıyor ve görülüyor. Lâkin tuzu kokutanlar mürteci diyor bize.”



SAKARYAADÂLET GİRİŞİMİ
Başörtüsü Platformu 252. Basın Açıklaması
Bu hafta size ülkemizde tuzun kokutulduğunun belgesi olarak yeterli olacağı kanaatinde olduğum iki şeyden bahsedeceğim. Biri Genel Kurmay Başkanının bir röportajda yaptığı açıklama, diğeri ise Anayasa Mahkemesinin değiştirilmek istenen Anayasa maddeleri ile ilgili kararı.

Evet, böylece ülkemizde tuzu da kokutmuşlardır.

Eğer tuzda kokutulursa, ondan başka her şeyin kokmaması için yapılacak bir şey kalmış mıdır? Her iki Kurumunda atanma yoluyla idare edildiği ülkemizde, kendilerine tevdi edilen görev ve yetkinin üzerine çıkarak hakları olmayan mevzulara dalmaları ve hüküm bildirmeleri ne kadar güvenilir oldukları konusu tartışmaya mahâl bırakmayacak kadar açıktır. Bu eylemler tam bir hak gaspı ve bir vesâyet rejiminin açık delilleridir.



Çözüm üretme ve sonuca varma makamında olmasına, kendilerine ülkenin maddî ve teknik açıdan bütün imkânlarının sağlanmasına rağmen Genel Kurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ çıkıyor bir televizyonda mülâkat veriyor ve şikâyetlerde bulunuyor, başarısızlıklarının sebebi olarak başka yerleri işâret ediyor. Şimdiye kadar doyurucu ve inandırıcı bir açıklamada bulunmayıp ta tam emekli olacağına yakın hiçte şık olmayan sözler sarf ederek, tâbiri caizse topu taca atıyor.

Askeriyede o kadar yolsuzluk, hukuksuzluk, cunta yapılanmaları, şüpheli ölümler, işkenceler, faili meçhuller, hergün medyaya düşen acayip ses ve görüntü kasetleri, çürük raporu ve kıyak yerlerde askerlik yapabilmek pazarlıkları varken, bunların ortadan kaldırılması, yanlışların düzeltilmesi, haksızlıklara son verilmesi ile ilgili ne gibi çalışmalar yapıldığı hakkında bilgiler vermek yerine, bunları basına kim sızdırdı derdinde, hatta falanlar sızdırdı diye ifşaat, yok askeriyeye asimetrik baskılar var gibi kimsenin inanmadığı inanamadığı açıklamalarda bulunuyor. Hatta mahkemeleri devam eden bazı komutanlar hakkında onlara arka çıkan beyanlar sarf ederek Kurumun güvenirliğini hepten halk gözünde düşürüyor. Herhâlde bu kendileri için daha kolay olsa gerek.



Anayasa Mahkemesine gelince: Asıl görevleri mevcut Anayasa maddelerini ve onların içerisinden Meclisin gerekli gördüklerini yenileriyle değiştirdiklerinde yeni hâlleriyle korumaktır. Çünkü yasa yapma yetkisi meclistedir. Ancak herhâlde halka açıklanmamış gizli bir madde veya gizli bir görevlendirme var ki, meclisten çıkan yasalara el atabiliyor. Yani şöyle yasa çıkaramazsınız, böyle yasa yapamazsınız, şunlara dokunamazsınız, vs. Hâlbuki mevcut Anayasanın herhangi bir maddesini Meclis değiştirdi mi, mahkemenin yapacağı o eski maddeyi çıkarıp yerine yenisini koymak ve onu korumaktır.

Ama diyorlar ki; Anayasadaki şu kadar madde değiştirilmesi dahi teklif edilemez. Zaten Meclis o maddelere dokunamıyor ki. Peki, ne oluyor o zaman? O zaman bu, durumdan vazife çıkarmak oluyor. Yani herhangi bir yasa çıkarılmışsa ona bakıp, bu baştaki değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelere inat mı yapılmıştır diye bir niyet okuması ile ilgili halkı rahatlatacak yasalara müdahale edilmektedir.

Hatta birileri normal bir şekilde halkın oylarıyla seçilmiş meclisin böyle bir yetkisi olmadığı gibi hezeyanlarda sarf ediyorlar.

Peki, kimler değişiklik yapabilirmiş bu yasalarda veya hepten değiştirebilirlermiş? Kurucu Meclis. Nedir kurucu meclis? Cuntaların başarılı oldukları eylemleri sonucunda yaptıkları darbelerle ne haktan, ne hukuktan, ne insanî ve dini istek ve mecburiyetlerden haberi olmayan, böyle bir düşünceleri, dertleri de bulunmayan elit-aristokrat-bürokrat, tuzu kuru burjuva tabakası.

Evet, böylece irtica ne, mürteci kim daha iyi anlaşılıyor ve görülüyor. Lâkin tuzu kokutanlar mürteci diyor bize.

Sakarya Adâlet Girişimi olarak diyoruz ki; hâlâ ülkemize deli gömleği giydirmek isteyenlere yeter artık, biz sizlerin hakkı olan o gömleği giymeyeceğiz, her türlü zulme ve haksızlığa karşı sesimizi yükselteceğiz ve hakkımız olanı alana kadar da Rabbimizin bizden beklediği mücâdelemize devam edeceğiz.

Sakarya Adâlet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına
Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şûbesi
(Sâhir AKÇA)

 

 

 

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim