• BIST 108.489
  • Altın 151,165
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Vatan Sağolsun Demiyorum, Benim Vatanım Oğlumdu Öldürdünüz!'

Vatan Sağolsun Demiyorum, Benim Vatanım Oğlumdu Öldürdünüz!
Zeynep Özel'den mektup: Vatan sağolsun, demiyorum. Benim vatanım oğlumdu. Vatanımı öldürdünüz işte.


8 Eylül 2011 tarihinde Kahramanmaraş 5. Zırhlı Tugay 1.Mekanize Taburun'da nöbette intihar ettiği açıklanan Eren Özel'in annesi Zeynep Özel duygularını mektupla dile getirdi.


"Vatan sağolsun, demiyorum. Benim vatanım oğlumdu. Vatanımı öldürdünüz işte. Ölüler sağ olur mu?'' diyen Anne Özel'in mektubu şöyle:

"Nedense hep bebekliğini hatırlıyorum bugünlerde. Kara gözlerin, tombul beyaz yanakların, alt çenende iki dişinle gül goncası gibi gülen ağzın... Hep bebekliğini hatırlıyorum bugünlerde nedense...

Eren, askerde vurulmuş, dediklerinde Pirpirim döndü, Malatya döndü, Beydağları döndü, Fırat nehri döndü... Ben, hepsinin altında kaldım. Yavrum, sen hepsinin altında kaldın. Boğazıma bir taş, göğsüme koca bir kaya oturdu. Soluk alamadım. Almak da istemedim.

ÖLÜM BENİ DE AL GÖTÜR EREN'İME
Bebeğim soluk almayacaksa, Pirpirim sokaklarında yürümeyecekse... Gülen gözleriyle, anne ben geldim, demeyecekse... Sokağın başından dayeeeeee, halteeeey, aneeeey diye seslenmeyecekse...

Artık, yürüsem, soluk alsam, konuşsam neye yarar? Ayaklarım, her gün senin üstünü örten toprağa götürüyor beni. Soluğum, senin acınla ağıtlar söyletiyor bana. Göğüs kafesim dar geliyor senin acını taşımaya. Ölüm, beni de al, götür Eren'ime diyorum. Duymuyor sesimi.

GİTME ERENİM VURURLAR SENİ
Eren'im, babasız büyüdü. Eren'im okula çoğu gün aç gitti. Eren'im çocukluğuna, gençliğine doymadı. Gitme, dedim; Eren'im gitme. Sen daha küçüksün; vururlar seni. Sen Kürtsün; vururlar seni. Sen Alevisin, vururlar seni. Sen solcusun, vururlar seni... Sen daha çocuksun, vururlar seni...

Siyasi hükümlü babanı ziyarete cezaevlerine gittiğimizde itilip kakılarak kendiliğinden öğrenmiştin bu ülkedeki yerini. Bu ülkedeki değersizliğini...

NE ALMIŞTIN Kİ BORCUNU ÖDEYECEKTİN
Borcumu ödeyeceğim, dedin. Ne almıştın ki borcun olsun? Babanı elimizden alıp seni babasız bıraktıkları mıydı sana verdikleri? Borcun, babasızlığın mıydı? Borcun, okula aç gitmen miydi? Borcun, okulunu yarıda bırakarak ayak işlerinde çalışmak zorunda kalışın mıydı? Borcun, köyünü sevmen miydi? Borcun, aileni, komşularını, akrabalarını, ülkeni sevmen miydi?

NASIL VURDUNUZ GÖZÜNDEN
Eren yaşamayı severdi, neşeliydi. Yavrum süslüydü. Güzel giymeyi severdi. Kefeni de güzel giydirdiler yavruma. Daha 19 yaşındaydı. Nasıl kıydınız yavruma, ben saçının teline kıyamazken? Nasıl vurdunuz gözünden, ben öpmeye kıyamazken? Askerim, çocuk askerim, anan öleydi yavrum...

VATAN SAĞOLSUN DEMİYORUM
Vatan sağolsun, demiyorum. Benim vatanım oğlumdu. Vatanımı öldürdünüz işte. Daha niye diyeyim sağ olsun vatanım, diye? Öldürdünüz vatanımı. Ölüler sağ olur mu?

Erenim'i vurduranlar, sizin yavrunuz yok mu? Evlat sevgisi tatmadınız mı hadi evlat acısı tatmadınızsa da. Siz hiç gözünden vurulan, yüzünün yarısı parçalanan yavrunuzu kucakladınız mı? Ben indim mezarına yavrumun. Yüzünün, parçalamadığınız yanını öptüm. Ellerini okşadım, öptüm ellerini. Yüzünün sol yanı yoktu yavrumun.

SİZ HİÇ YAVRUNUZU TOPRAĞA KOYDUNUZ MU
Yavrumu vurduranlar, kardeşi kardeşe vurduranlar, siz hiç yavrunuzu toprağın altına koydunuz mu? Çocuğunuzun üstüne toprak attınız mı? Yavrum, diyerek taşı toprağı kucakladınız mı? Ben, artık, taşı toprağı kucaklıyorum. Eren'imin başucuna dikilen bir kalas parçasını öpüp okşuyorum. Artık, böyle yaşamak da istemiyorum..."

NE OLMUŞTU
İNTİHAR ETTİĞİ AÇIKLANDI
Kahramanmaraş 5'inci Zırhlı Tugay Komutalığı 1'inci Mekanize Piyade Bölüğü'nde vatani görevini yerine getiren 20 yaşındaki piyade er Eren Özel'in 8 Eylül günü 5- 7 nöbeti sırasında tüfeğiyle intihar ettiği açıklandı. Acı haber, er Özel'in Malatya'nın Yeşilyurt İlçesi'ne bağlı Çayır Köyü'ndeki ailesine bildirildi. Adana Adli Tıp Morgu'ndan alınan Özel'in cenazesi, daha sonra Malatya'ya getirilerek 9 Eylül Cuma günü Çayır Köyü'nde düzenlenen askeri törenle toprağa verildi.

Piyade er Eren Özel'in ailesi ise oğullarının intihar etmesi için nedeninin olmadığını ileri sürüp, konunun aydınlatılması için girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Erhan Özel'in intihar etmediğini ve ölümünü şüpheli olduğunu ileri süren aile, bir avukat ile beraber Kahramanmaraş'a giderek olayın meydana geldiği askeri birlikte komutanlarla görüştü. Er Erhan Özel'in amcası Yüksel Özel, komutanların da olayın araştırılacağını kendilerine söylediklerini belirterek, "Yeğenim gözünden G-3 piyade tüfeği ile vurulmuş. Nöbet arkadaşı Yozgatlı bir ermiş. İlk defa birlikte nöbet tutmuşlar" diyerek olayın aydınlatılması için konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi.

AİLE, KENDİLERİNE VERİLEN TÜRK BAYRAĞINI ASKERLERE VERDİ
Piyade er Erhan Özel'in ölümünün araştırılmasını isteyen aile ve Çayır köylüleri, otobüslerle bugün Malatya'daki 2'nci Ordu Komutanlığı Karargahı önüne geldi. Çevik Kuvvet ve askerlerin çevrede yoğun güvenlik önlemleri aldığı Karargah önünde toplanan kalabalık, Eren Özel'in ölümünün araştırılmasını istedi.

Yaklaşık 50 kişilik grup, Karargah önünde 2'nci Ordu Komutanlığı'nda sorumlu bir komutanla görüşmek istedi. Grubun nizamiyeden içeri girmesine izin verilmezken, ailenin talebi 2. Ordu Komutanlığı'ndaki yetkililere iletildi. Elinde oğlunun fotoğrafını taşıyan anne Zeynep Özel, "Benim oğlum Kasım'da 20 yaşına girecekti ama giremedi. Evlat acısı yaşamasın başkası. Ben yaşadım ama başkası yaşamasın istemiyorum. Başka analar ağlamasın" dedi.

Karargah önünde basın mensuplarına bir açıklama yapan amca Mesut Özel, yine olayda ihmal olduğunu ileri sürüp, kendilerine verilen Türk bayrağını olay aydınlatılana kadar orduya geri vereceklerini söyledi. Bu sırada anne Zeynep Özel, köyde düzenlenen askeri törende kendisine verilen oğlunun fotoğrafının bulunduğu çerçeveyi kırdı.

KARARGAH GİRİŞİNDE ARBEDE
2. Ordu Komutanlığı'ndan, aile bireylerinden bir kaçının içeri alınması emri gelince Eren Özel'in annesi Zeynep Özel, ağabeyi Erdem Özel ile amcaları Mesut ve Ferhat Özel, kışlanın kapısından içeri alındı. Eren Özel'in ağabeyi ve amcaları, kendilerine eşlik eden Emniyet Müdür Yardımcısı'nın güldüğünü ileri sürerek tepki gösterince ortalık bir anda karıştı. Çevik Kuvvet ekibinin müdahale ettiği arbedede Emniyet Müdür Yardımcısı'na saldırmak isteyen Erdem ve Ferhat Özel, Karargah'tan uzaklaştırıldı.

Yaşanan arbede sonrasında amca Yüksel Özel, cenaze töreninden sonra askeri yetkililer tarafından kendilerine verilen Türk bayrağını alnına koyup öperek Nizamiye'de görevli nöbetçi binbaşıya teslim etti. Bu sırada anne Zeynep Özel baygınlık geçirince ambulans çağrıldı. Zeynep Özel ambulansla Malatya Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Karargah önünde toplanan grup daha sonra olaysız ayrıldı. Eren Özel'in babasının ise uzun zamandan beri Ankara Sincan Cezaevi'nde siyasi suçtan tutuklu bulunduğu öğrenildi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim