• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

VAHŞETİN MESAJI: KÖY KORUCULUĞU KALDIRILMALI!

VAHŞETİN MESAJI: KÖY KORUCULUĞU KALDIRILMALI!
Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge (Zakert) Köyü'nde 6’sı çocuk 45 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamın ardından koruculuk sistemi yeniden tartışmaya açıldı. Bölgenin önde gelen isimleri ve STK temsilcileri koruculuk sistemini tartışmaya açtıl

Daha önce de ismi çeşitli suçlara karışan köy korucularının sicili pek de parlak değil. Sivil toplum kuruluşlarının zaman zaman raporlarında hukuksuz faaliyetlerine dikkat çektiği köy koruculuğu, Kürt halkı nezdinde hiç de muteber değil. Özellikle köylerin boşaltılmasına, köylünün malına el koyulmasına ve geri dönüşlerin engellenmesine yol açan köy koruculuğunun, yozlaşmış bir kurum olduğu resmi kurumlarca da itiraf ediliyor.

 

OLAY, DEVLETİN YANLIŞ POLİTİKALARININ BİR SONUCU

 

Görüşlerine başvurduğumuz eski Diyarbakır Milletvekili Haşim Haşimi gerçekleşen katliamı değerlendirerek, bu katliam üzerinden bölgenin değerlerinin aşağılanmasını eleştiriyor. Konunun medyada işleniş tarzını yanlış bulan Haşimi, olayın, tek başına töreyle,  geleneklerle açıklanamayacağını, insanları bu noktaya getiren sebepler üzerinde durulması gerektiğini belirtiyor.  Haşimi, olayın devletin yanlış politikaları sonucu oluştuğunu, bölgenin şiddetle yönetildiğini, bu şiddetin 30 yıllık bir geçmişinin olduğunun unutulmaması gerektiğini hatırlatarak şunları kaydediyor; niçin bu noktaya gelindi? Bu şiddetin kaynağı ne? Buna iyi bakmak lazım. 30 yıldır şiddetle yönetilen bir bölgeden bahsediyoruz. Bu şiddet ortamında yetişen insanlardan başka ne beklenebilir? Bu, devletin güvenlik zaafıdır. Uygulanan yanlış politikaların sonucudur. Bunun töreyle, kızla, inançla, feodaliteyle tek başına ilgisi yok. Bu bir vahşettir. Bu vahşetin şartlarını devlet oluşturmuştur.

 

Yaşanan hadisenin her şeyden önce devletin güvenlik zaafını ve bölgeye yaklaşım tarzının yanlışlığını ortaya koyduğunu dile getiriyor. Geçici köy koruculuğu sistemiyle bu sorunların çözülemeyeceğini daha önceleri defalarca vurguladıklarını ancak devletin yine de meseleyi güvenliğe indirgeyerek bildiğini okuduğunu ve militarizme teslim olduğunu ifade ediyor. Devletin, yanlışlarını görme vaktinin geldiğini ve bölgede faaliyet gösteren STK'ların insiyatif alıp çözüm üretmelerinin zamanının geldiğini söylüyor.  

 

OLAYLARIN TEMELİNDE KÜRT SORUNU YATIYOR

 

Diyarbakır Baro Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar, geçici ve gönüllü binlerce köy korucusunun bulunduğundan ve bunların denetimsiz bir şekilde serbest bırakıldığından yakınıyor.  Koruculuğun kaldırılmasına yönelik daha önceleri çağrılarda bulunduklarını ve bu amaçla 1998'de bir rapor hazırladıklarını hatırlatıyor.

 

Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge Köyü'ndeki vahşet gibi birçok sorunun kaynağına inilmesi gerektiğini belirten Aktar, bu gibi sorunların temelinde Kürt sorununun yattığına ve bu sorun çözülmediği sürece buna benzer olayların yaşanmaya devam edebileceğine dikkat çekiyor. Aktar, Kürt sorununun çözümüne yönelik atılacak adımlarla beraber köy koruculuğunun da tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ediyor ancak bir kaygısı var. Aktar, koruculuğun ortadan kaldırılmasının sorunlar yaratabileceğini, bunun önüne geçmek için silahları kendilerinden alınacak korucuların başka kurumlarda istihdam edilmelerinin önemi üstünde duruyor. 

 

DEVLETİN DESTEĞİYLE SUÇ İŞLENİYOR

 

Mazlumder Diyarbakır Şube Başkanı Av. Selahaddin Çoban ise, Bilge Köyü'ndeki olayın korkunç bir katliam olduğunu, bunu kimin gerçekleştirdiğini söylemenin henüz erken olduğunu, katliamı kimin ve neden gerçekleştirdiğini araştırmak üzere 10 kişilik bir heyetle köye gitmeye karar verdiklerini söylüyor.

 

Kimler tarafından yapılırsa yapılsın bu katliamın kabul edilebilir bir tarafının olmadığını ifade eden Çoban, olaya korucuların karıştıklarına dair emarelerin bulunduğunu, bu durumun koruculuk sisteminin yanlışlığını bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor. Devletin gücünü arkasına alan insanların bu türden olaylara karıştıklarını dile getiren Çoban, eğitimsiz insanlara silah vermenin ve onlara devlet desteği sunmanın sonunun bu olduğunu, bu durumun, husumet ve düşmanlığı körüklediğini, kardeşi kardeşe kırdırdığını dile getiriyor. Çoban, geçici denen ancak sürekli hale getirilen "geçici köy koruculuğu"nun yanlışlığını defalarca rapor ve basın açıklamalarıyla vurguladıklarını sözlerine ekliyor. Ve devlet desteğiyle-devlet silahıyla yapılan bu yanlışların önüne geçmek için koruculuk sisteminin derhal kaldırılması talebini yineliyor.

 

DEVLET, KİRLİ İŞLER İÇİN KORUCULARI ELDE TUTUYOR

 

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz da, koruculuğun; kan davaları, siyasi kamplaşmalar ve aşiretler arası rekabet gibi hassas dengeleri olan bölgenin dengesini bozduğunu belirtiyor ve ekliyor: koruculuk, rakip aşiretleri, korucu aşiretlere karşı PKK ile işbirliğine zorluyor.  Yılmaz, korucuların JİTEM ile işbirliği içinde birçok suça karıştıklarını, katliamlara imza attıklarını, köylüleri zorla göç ettirip mallarına el koyduklarını ve fakat çatışma ortamının kargaşası içinde bunların görmezden gelindiğini ifade ediyor.

 

Kimi köylülerin, devletin baskısıyla korucu olmayı kabul ettikleri için PKK'nin, kimi köylülerin de korucu olmayı reddettikleri için devletin hedefi haline geldiğini anlatan Yılmaz, yaşananların devletin bilgisi dışında olmadığını ancak devletin kirli işler için bu grubu elinde tuttuğunu söylüyor.  Yılmaz'a göre koruculuk bir an önce kaldırılmalı.

 

Özal Döneminde Tesis Edildi

 

Kökeni 924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'na dayanan ve Turgut Özal hükümeti tarafından 26 Mart 1985 tarih ve 3175 sayılı yasa ile tesis edilerek 1986 yılında faaliyete geçirildi. 442 sayılı kanunu 68'inci maddesinde "köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy korucuları bulundurulur" hükmü yer almasına rağmen Geçici Köy Korucuları, köy sınırları dışında operasyonlara çıkmaları bir yana bir de sınır dışı operasyonlara götürülüyor.

 

Koruculuk Tam Bir Suç Makinesi

 

İzmir milletvekili Türkan Miçooğulları'nın soru önergesine Abdulkadir Aksunun verdiği 14. 6. 2005 tarihli cevap koruculuğun tam bir suç makinesi olduğunu ortaya koyuyor:

 

Geçici Köy Koruculuğu sisteminin uygulanmaya başladığı 26.03.1985 tarihinden 2005 yılına kadar, terör suçlarıyla ilgili 2384 Geçici Köy Korucusu (GKK), mala karşı işlenen suçlarla ilgili 934 GKK, şahsa karşı işlenen suçlarla ilgili 1234 GKK ve kaçakçılık suçlarıyla ilgili 420 GKK olmak üzere, toplam 4972 GKK suç işlemiştir. Bunlardan bugüne kadar 853 GKK tutuklanmıştır.

 

DAHA ÖNCE DE ÇEŞİTLİ RAPORLARDA ELEŞTİRİLMİŞTİ

 

Diyarbakır Barosu: Güvenlik Güçleriyle Birlikte Çeteler Kuruyorlar

 

Diyarbakır barosunun 1998 yılındaki raporunda şöyle deniyor:

 

Korucular, yaygın bir biçimde kız ve kadın kaçırma, ırza geçme, adam öldürme, gasp, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlarına katılmışlardır. GKK, sistemi ile eski ihtilaflar yeniden canlanmış, köy korucuları husumetleri bulunana şahısları ihbar etmek suretiyle gözaltına alınmalarını, tutuklanmalarını ve hata düzmece delillerle yargılanarak cezalandırmalarını sağlamakta, boşaltılan ve yakılan köylerin arazilerine el koymakta ve zorla tasarruf etmekte, bir kısmı güvenlik güçleri mensupları ile birlikte çeteler oluşturarak uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, adam kaçırma ve öldürme eylemleri gerçekleştirdikleri TBMM Araştırma Komisyonu raporları, Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporu ve mahkemelere yansıyan idianamelerle saplanmıştır.

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi: Koruculuk Zırhına Bürünmüş Suç Şebekeleri

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi 2005 yılında yayınladığı bir raporda koruculuğu "koruculuk zırhına bürünmüş suç şebekeleri" olarak nitelendiriyor. Raporun bir bölümünde şunlar vurgulanıyor:

 

Köylüler arası güç dengesini bozan koruculuk sistemi Kürdü Kürde kırdırma mekanizması olarak işletilmiş, koruculuk zırhına bürünmüş suç şebekeleri yaratmıştır. Köylüler üzerinde baskılar kuran, adam öldüren, kadın kaçıran, düşman gördüğünü PKK'li yaftası vurup ortadan kaldıran, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, taciz, tecavüz, soygun, haraç alma ve sair suçlar işleyen, zaten devletten potansiyel suçlu muamelesi gören köylülerin müşteki olmaya bile korktukları, denetlenmeyen devasa bir suç makinesi olmuştur koruculuk. Bir başka suç makinesi JİTEM'e destek olan ve ondan destek alan koruculuk, savaş ortamının hukuksuzluğu içerisinde her türlü kötülüğün ve zulmün başı olmuştur.

 

(Emin Altun / Islah-Haber)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim