• BIST 97.291
  • Altın 144,193
  • Dolar 3,5593
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 26 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Üstün Yetenekli Çocuklar İçin Eylem Planımız Var mı?

Üstün Yetenekli Çocuklar İçin Eylem Planımız Var mı?
Yeni Şafak yazarı Fatma BARBAROSOĞLU'nun AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara ile yaptığı şöyleşi...

AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara uzun bir süredir üstün yetenekli çocuklar ile ilgili çalışmalar yürütüyor. Türkiye'de 2 milyon civarında üstün yetenekli çocuk olduğu tahmin ediliyor. Fakat ne yazık ki ülkelerin başına konmuş talih kuşu olan bu çocuklar ailenin ve öğretmenlerin bilgisi ya da bilgisizliği ile doğru orantılı olarak fark ediliyor ya da edilmiyor. Bu konuda farkındalık oluşturmak için medyanın üstün yetenekli çocukları sürekli olarak gündeminde tutması gerekiyor.

Konu ile ilgili olarak AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Buyurun:

Üstün yetenekli çocuklar uzun bir süredir sizin gündeminizde. Bu konuda çalışmalar yapıyorsunuz. Fakat bu gündem Türkiye genelinde paylaşılan bir gündem değil. Neden böyle?

Siyaset dili kendini gündelik çekişmelerden kurtarıp, soyut konulara gerekli vakti ayıramıyor maalesef. Oysa ÜYÇ (üstün yetenekli çocuklar) gibi birçok konuda ortak kanaatlerimizi eyleme dönüştürmek mümkün... ÜYÇ konusunu konuşmak lüks gibi geliyor birçok insana 'ne yani bu kadar dert varken, zaten şanslı doğmuş çocuğu mu konuşacağız?' diyerek başlıyor söze. Oysa ÜYÇ sadece o çocuğun eğitim ve güven sorunu değil, aynı zamanda memleket meselesi. Ülkenin gelişme, güvenlik, ekonomi meselesi...

Kağıt üzerinde baktığımızda bir takım yasal düzenlemeler yapılmış ÜYÇ ile ilgili olarak. Fakat bu yasal düzenlemelerin toplumdaki etkisini görmeye henüz başlamadık. Bunun nedeni nedir?

Yasal düzenlemelerin hızına eğitim fakülteleri, MEB yapılanması, MEB yönetici ve eğitimci kadroları yetişememiştir.O kadar güzel düzenlemeler koca binaların makam odaları ve masalar arasında güçsüzleşmiş hattı yok olmuştur.

ÜYÇ ile ilgili olarak acilen yapılması gerekenler neler?

ÜYÇ eğitimi sadece BİLSEM üzerinden götürülmemelidir. Okullar, destek odakları, farklılaştırılmış ve zenginleştirilmiş programlarla sürece katkıda bulunmalıdır. Başarılı öğrenciler ve bu çocukların danışmanlığını yapan öğretmen hemen ödüllendirilmeli ve yolu açılmalıdır. Başarının devamlılığı için başarı iltifat görmelidir. TÜBİTAK eğitim ve müfredat geliştirmeden en aktif rolü almalıdır. BİLSEM'ler üniversiteler ile işbirliği içinde çalışmalı, eğitim tahtaya ve sınıfa hapsedilmemelidir. Öğrencilerin; eğitimcilerimiz bize yetmiyor, yıllarca aynı öğretmen istemiyoruz taleplerine kulak verilmeli. Testler elden ele gezmemeli, çocuğa puanı söylenmemeli ve tek ölçekle öğrenci seçilmemelidir. BİLSEM'ler süreli olmalı, her yıl yeniden kabul yapılmalı ki hafta sonu kurs görüntüsünden kurtulsun. Dünyanın her yerinde ÜYÇ eğitiminde ölçülebilir bir süre vardır. Sonra çocuğun performansına göre farklı ve yeni bir eğitime geçilir. Bizde 10 yıl boyunca öğrenci BİLSEM'de...

RAM ailelere ve çocuklara destek vermeli, kendini yeterli hissetmiyorsa üniversitelere yönlendirilmelidir. Sonuçta ÜYÇ eğitimi hepimizi kapsayan kolektif bir davranış gerektirir. Sadece okul, aile değil bütün kurumların sorumluluğu vardır.

Üstün yetenekli çocukların dünyadaki konumu ile Türkiye'nin durumunu mukayese ettiğimizde parlak bir yerde olmadığımızı tahmin etmek zor değil. Konu ile ilgili olarak sizi umutsuzluğa düşüren nedir?

Mukayese yapmak zor ama bazı belirgin unsurları paylaşalım.

Örneğin; Türkiye'de İl Milli Eğitim Müdürü atama ile göreve getirilirken, Kore'de seçimle getirilir. Yeni Zelanda ÜYÇ için bakanlık kuran bir ülkedir. ABD, Rusya, Kanada, gibi ülkelerin üniversiteleri harıl harıl ÜYÇ eğitimi ve materyali için çalışmalar yapar. KORE eğitmenini ilk %1'lik dilimden seçer ve yaz kış üniversiteler öğretmenlerini eğitir. ÜYÇ eğitimi veren öğretmenler çoğu ülkede özel seçilir ve eğitilir. ÜYÇ eğitimi bazı ülkelerde ücretlidir ve sürelidir, gibi...

Bu konuda Türkiye olarak yolun başındayız neler yapıldı şimdiye kadar?

Önemli olan başkasındaki iyiyi almak daha iyisi için çalışmak, taklitçilikten kurtulmak. Bunları yapan, yapmaya çalışan TUBİTAK, Kalkınma Ajansı ile paydaş olan birkaç üniversitemizde bazı hocalarımızın; ciddi, dünyanın dikkatini çeken çalışmaları var ve sayısı günden güne artıyor. Özellikle son dönemde komisyon ve şahsi çabalarımızla farkındalık çok arttı. Ümidim üniversiteler! Ümitsizliğim de YÖK ve üniversitelerin yönetici hantallığı, ARGE'ye olan ilgisizliği, bilim üretmedeki yetersizliği... Üstün yeteneklilerin hem eğitilip yetiştirilmesi hem de istihdamının sorumluluğu direkt üniversitelerindir.

ÜYÇ'ler konusunda toplumsal bilinç ne düzeyde?

Toplumda, ÜYÇ'ler ile parlak çocuk dediğimiz başarıları yüksek, disiplinli ve çalışkan çocuklarımız birbirine karıştırılıyor. Her başarılı çocuk üstün olmayabilir, özel bir gözlem yapmaz iseniz ÜYÇ'nin farkına bile varamazsınız. O sizin karşınıza ya yaramaz, uyumsuz, aykırı suçlamaları ile gelir ya da içe kapanık denir. Elbette her uyumsuz ve yaramaz ÜYÇ demek değildir. Bunu ayırt edecek olan da aile ve öğretmen.

Üstün yetenekli çocukların en belirgin özellikleri nelerdir?

Çok meraklı olurlar. Hızlıca neden-sonuç ilişkisi kurar, hızlı öğrenir, orijinal fikirleri geliştirir, rutin işlerden hoşlanmaz, mükemmeliyetçidir, empatisi kuvvetlidir, beklentileri yüksektir, idealisttir, adalet duygusu yüksektir, vb.

Üstün yeteneği ölçen testler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Her aile farklı gördüğü çocuğu hemen teste sokmamalı. Testlere hem güvenmiyorum hem de test sonuçlarının aile ve çocukla paylaşılmasını doğru bulmuyorum. Para kazanmak için maalesef bütün hassasiyetleri gözardı edenler olabiliyor. Sonra çocuğumuzu travmalara terk ediyoruz.

Testlere sokmadan aileler nasıl anlayacak çocuklarının üstün yetenekli olduğunu?

Çocuğu; aile, öğretmen, çevreden biri fark ettiğinde süreç işbirliği ile başlar. Eğitiminin farklılaştırılması gerektiği kanaati hasıl olursa, testle bu ihtiyaç seviyesi tespit edilir.

Seviye tespit edildi ve çocuğun ÜYÇ olduğu anlaşıldı. Bundan sonrası için atılacak adımlar nelerdir?

Sınıf atlatılabilir, BİLSEM'lere yönlendirilir, sanat ve kültürel yetenekler için mutlaka devreye sanatçılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, yerel kulüpler girmelidir. Resim, müzik vb. sanatlar usta çırak ilişkisi ister. Çocuklar, sanatı sanatçı ile sporu sporcu ile geliştirmek ister.

Fakat bu bahsettiklerinizde süre ve süreklilik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor...

Eğitimler süreli olmalı, süre sonunda motivasyon, devamlılık gibi değerlendirmelerle çocuğa yön çizilmeli. Üniversiteler konservatuarda olduğu gibi ilk ve orta öğretimde de zaman zaman taramalarla üstün yetenekli çocukları TÜBİTAK ile birlikte hemen eğitimin içine almalı, çünkü bu öğrenciler akademisyenlerden ders alabilirler.

Fen ve Sosyal Bilimler Liseleri'nin üstün yetenekli çocuklar için artık yeterli olmadığını söylemek mümkün...

Fen ve Sosyal Bilimler Lisesi sayısı artırılmamalı, bu liselerde özel öğretmenler çalışmalı, öğretmenler tayin dışına çıkarılmalı ve öğrenci öğretmenini yeterli bulmaz ise değiştirilebilmeli, yaklaşık 50 milyon nüfusa sahip Güney Kore'de 16 Fen Lisesi bulunmakta ve sadece 4'ü ÜYÇ'lere yönelik hizmet vermektedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim