• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ünsal: İsrail Hükümeti Katiller Çetesidir

Ünsal: İsrail Hükümeti Katiller Çetesidir
İnsan Hakları aktivisti olan Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile konuşarak Mazlumder’in hukuk mücadelesini öğrenmek ve Mavi Marmara gemisinde yaşananlara bir kez daha şahit olmak istedik.

 

 

 

 

 

Katil İsrail insanlık adına yola çıkan Mavi Marmara gemisine saldırdı. Tüm dünya yaşanan vahşeti canlı yayında izledi. Tepkiler verildi, meydanlar doldu, gözyaşları taştı. Ama artık zaman, yaşanan dehşet anlarının ardından silkelenme zamanıdır. Uluslar arası sularda tamamen hukuksuz bir şekilde gerçekleştirilen katliamın faturası kesilmelidir, yaşananların faturası katillerin devletine muhakkak kesilmelidir. İşte bunun için IHH’nın yanı sıra yoğun bir şekilde çalışan ve kriz masası oluşturan bir kurum vardı Türkiye’de, Mazlumder! İnsan hakları ihlallerini önlemek adına çalışan Mazlumder’in avukatları bu kez de Gazze filosu için kriz masası oluşturarak uzun saatler mesai yaptı. Eminim onlar, zulme uğrayan bir Yahudi bile olsa yine aynı mücadeleyi verirlerdi.

İşte bu yüzden aynı zamanda bir İnsan Hakları aktivisti olan Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile konuşarak Mazlumder’in hukuk mücadelesini öğrenmek ve gemide yaşananlara bir kez daha şahit olmak istedim. “Kendine İsrail adı verilen bir çetenin, katil ve hırsızlık güruhu tarafından denizin ortasında katliama uğratıldık.” diyen Ünsal, sürdürülecek olan hukuk mücadelesi hakkında bilgiler verdi. Mazlumder Başkanına sordum; ”Yine olsa gider misiniz?” Gözlerinde tek bir şey vardı; “Kararlılık”…

… Neden bu gemiye bindiniz?

Çünkü Gazze’de uygulanmakta olan ambargo tamamı ile keyfidir. BM Genel Sekreteri, Amerikalı senatörler de dâhil olmak üzere bir çok ülke artık bu ambargonun kalkması gerektiğini açıklamaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde eylem düzeyinde olmasa bile en azından söylem düzeyinde açıklamalar geliyor. Hatta biz yolda iken Avrupa Birliği Dışişleri Komiseri yolların sadece yardım gemileri için değil, ticari gemiler için de açılması gerektiğini söyledi. Biz de hangi meslek gurubundan ve görüşten olursa olsun vicdan sahibi insanların artık kabul etmeyeceği ambargo sorununu gündeme getirmek için bu organizasyona girdik. Çünkü söylediğim gibi, yapılan uygulama tamamen haksız, tamamen keyfi bir uygulamadır. Şuan İsrail tam 4 yıldır bir buçuk milyon insanı açık hava cezaevine almış durumdadır. Bu gemi bir “hayır” itirazıydı. Keyfiliğe hayır, suç işleme özgürlüğüne hayır, ambargoya hayır dedik. O gemide ortak paydası vicdan olan insanlar buluşmuştu. Ben de bu yüzden katıldım.



- Saldırıdan önce yolculuğunuz nasıl geçiyordu?

Gerçekten ekibimiz çok kafa dengiydi. Bizi zorlayacak bir dalga veya yağmur yoktu, hava çok güzeldi. Dolayısı ile denizden yana korktuğumuz etkileri yaşamadık. Çok keyifli bir ortamımız vardı. Sabahları denizin ortasında ortak namazlar kılındı. Beni en çok etkileyen de bu sabah namazları oldu. Antalya’da yola çıkmak üzere iken Müslüman olan Peter adında batılı bir arkadaşımız vardı. O sabah namazlarına iştiyakla katılıyordu. Onun hali beni çok etkiledi. Diğer taraftan şarkılar, marşlar söyleniyor, şakalar, şamatalar yapılıyordu. Çok keyifli bir yolculuk geçiriyorduk. Ta ki saldırı olana kadar!

- Saldırı anını anlatabilir misiniz?

Biz bu şekle bir saldırıyı beklemiyorduk. Çünkü olay uluslar arası sularda gerçekleşti. İsrail ilk olarak 12 mil olan kara sınırını 20 mile çıkardı. Aslında bunun hukukta yeri vardır. Devletler kendi ülkelerine karşı bir tehdit algıladıkları zaman kara sınırını 8 mil artırabilir. Bildiğiniz gibi İsrail bununla yetinmedi. Daha sonra yaptığı açıklamada kara sınırı 68 mile çıkardığını açıkladı. Biz de 74 milde iken operasyon yedik. Yani İsrail’in keyfi olarak ilan ettiği 68 mile bile gelmemiştik. Diğer taraftan gece herhangi bir saldırıya uğramayalım diye 68 mile gündüz ulaşmayı planlamıştık. Ama İsrail kendi ilan ettiği 68 mili bile beklemedi. Ona sabrı ve tahammülü bile yetmedi. İsrail bize gecenin 4 buçuğunda, insanlar namaz üzerinde iken saldırdı. Bu büyük bir ahlaksızlıktır. Bütün gemi namazda iken bize saldırdılar. Ve namaz sırasında gafil vurulan bu gemi tamamı ile sivillerden oluşuyordu. İsrail yaş ortalaması 30’un üzerinde olan, askeri eğitim almamış insanlara saldırdı. Yaşlılarımız vardı, kadınlarımız vardı. Onların ise eğitimli ve özel kıyafetli komandolarını, savaş gemilerini ve yüksek teknolojilerini kullandılar. Denizin altında, üstünde ve havada giden araçlar ile bize saldırdılar. Bize bu katliamı yapan katiller çetesi, valizlerimizi dağıttı, elektronik eşyalarımızı kırdılar.

Arkadaşlarımızın paralarını çaldılar. Yani kendisine İsrail adı verilen bir çetenin, katil ve hırsızlık güruhu tarafından denizin ortasında katliama uğratıldık. Bu asla tasvip edilebilir bir şey değil. Ama şunu herkes bilmelidir ki, bu saldırıdan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Çünkü Filistin’de oradaki halka belirli yakıştırmalar yapılarak uygulanan keyfi uygulama, şimdi 40 milletten 600’ün üzerinde insanın bulunduğu bu gemiye yapıldı. Geminin içinde bulunanlar insanların ve yükümüzün sivil olduğunu defalarca deklare etmemize rağmen, saldırdılar, arkadaşlarımızı katlettiler. Zaten gemilerimiz şuan İsrail’in elinde. Gerçekten söyledikleri gibi gemilerimizde silah ve patlayıcı olsaydı, şimdiye kadar bunu çoktan açıklamış olurlardı.



Bu durum İsrail devleti açısından savunulabilir, taşınabilir, dünya sistemince de tolere edilebilir bir durum değildir. İsrail katiller tarafından yönetilmektedir. Bu son derece açıktır. Savaş kabinesi dediğimiz o 7 bakan bu katliamın sorumlusudur! Onlar mutlaka kollarına ve ayaklarına kelepçeler vurularak, kulaklarından tutularak yargılanmalı, ceza evine atılmalı ve sebep oldukları zararlar İsrail devleti tarafından tazmin edilmelidir. Eğer dünya böyle bir cezalandırma yapmaz ise gücü yetenin mazlumu ezdiği bir orman kanunu geçerli olduğu bir yere dönüşür. Orman kanunun geçtiği bir dünya istemiyorsak bu katil savaş kabinesi, saldırılarının, katliamlarının, hırsızlıklarının mutlaka yargılanması gerekir. Aksi takdirde hiçbir şekilde İsrail’in meşruiyeti kalmaz. Eğer İsrail kendine meşruiyet inşa etmek istiyor ise bunu muhakkak düşünmelidir. Katiller de kendini arındırmalıdır. Gerçi bu sadece İsrail’in değil, bütün ülkelerin sorunu olmalıdır.

- Siz saldırı sırasında geminin neresinde bulunuyordunuz?

Saldırı en üstte bulunan kaptan köşkünün üzerinde yapılan helikopter indirmesi ile başladı. Biz de en üst katta idik. Bütün olan biteni çok yakın müşahede ettik. Önce Zodyak botlar ile kanca atarak yukarı tırmanmaya çalışarak operasyonu başlattılar. Arkadaşlarımız yukarı çıkamasınlar diye kancaları söküp attılar. Daha sonra helikopterden adam indirmeye başladılar. Olay uluslar arası sularda ve kendi gemimizde gerçekleşti. Yapılan tam anlamı ile haneye tecavüzdü. Şehit olan arkadaşımız Cevdet tam yanımda alnından vuruldu. Saldırılar sırasında herkes meşru müdafa hakkını kullanarak savunma yapmaya çalıştı. Deniz altları, sürat botları, lazer silahları, savaş gemileri ile saldıran İsrail mermilere karşı demir sopalar ile kendimizi savunmamızı bile çok gördü. Bir de tüm bunları yok sayarcasına utanmadan “Siz bize sopa ile müdahale ettiniz” dediler. Meşru müdafaa hakkımızı kullanmamızı bile çok gördüler. Hâlbuki hukukta haneye tecavüz söz konusu olduğunda hane sahibi kendini savunma hakkına sahiptir. Kaldı ki, İsrail askerlerinin silahlarını elimize geçirmemize rağmen çatışma sırasında sinirle kullanılmasın diye denize attırdık. Olabildiğince minimum imkanlar ile kendimizi korumaya çalıştık.



- Türkiye’nin olaya tepkisini yeterli buldunuz mu?

Biz burada olanları sonradan öğrendik. Zaten yapılan saldırıyı Türkiye’ye bir tecavüz girişimi olarak değerlendirebilirsiniz. Gemilerden biri Türk bandıralı idi. Bu gemiye yapılan saldırı Türk toplumuna yapılmış sayılmalıdır. Dolayısı ile bu saldırının birinci muhatabı Türkiye’dir. Dolayısı ile Türkiye gemilerde tecavüze uğrayan bizlerin hukukunu bundan sonra mahkemelerde mutlaka savunmalıdır. Üç şeyin yapılmasını istiyoruz. Psikolojik şiddete maruz bırakılan bizler için tazminat almalı, gemiler geri alınmalı ve katil savaş kabinesinin yargılanması gerekmektedir. Onlar hakkında yakalama emri çıkarılmalı, kollarına kelepçe takılarak hapse atılmalılar. Bu katliamların hesabını mahkeme önlerinde vermeleri sağlanmalıdır. Diğer taraftan dünyadan gelen destek de bizleri mutlu etti. Bu olay şımarıkça davranan İsrail için çok önemli bir dönüm noktası olacaktır. Şehitlerimizin bereketi İsrail’in gücünü kıracak diye düşünüyorum.

- Mazlumder olarak bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Hukuk sürecini biz takip edeceğiz. Suç duyurularında bulunacak ve tazminatları talep edeceğiz. Arkadaşlar bu konuda yoğun bir şekilde çalışıyor. 7 kişilik savaş kabinesi hakkında hem Türkiye’deki mahkemelere, hem de uluslar arası mahkemelere başvuruda bulunacağız. Adli süreçlerin sürecin takibi de Mazlumder tarafından yapılacak. Tabi bu süreçte konu ile ilgili diğer insan hakları kuruluşlarından da destek alacağız.

- Tüm yaşadıklarınıza rağmen bir daha böyle bir organizasyon yapılsa, yeniden katılmak ister misiniz?

Katılmak isterim. Ama sonuçta Cenabı Hakk’ın bir takdiri! Katılmak isteyip katılamayan ya da hiç hesapta olmayıp son anda katılan insanlar oldu. Başka mazeretlerim olması hasebi ile ben de son anda katılanlardanım. Şehit olmayı da birçok arkadaşımız istedi ama 9 kişiye nasip oldu. Her şey nasip meselesi…

Röportaj: Cahide Hayrunnisa Yağcı / TİMETURK

 

 

 

 

 

 

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim