• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 30 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ulusalcıların Planını Altüst Eden Ülkücüler!

Ulusalcıların Planını Altüst Eden Ülkücüler!
MHP tabanı AK Parti'ye kayınca ulusalcılar nasıl şaşkınlığa düştü?

 

 

 

 

 

 

 

 
Etyen MAHÇUPYAN'ın yazısı...

Geçen yıl CHP'de Baykal'ın liderlikten gitmesini sağlayan kaset ortaya çıktığında, birçok gözlemci benzer bir olayın bir yıl içinde MHP'de de yaşanacağı tahmininde bulunmuştu.

Çünkü karşımızdaki büyük tablo yeterince açıktı: Ergenekon darbe girişimi salt kanunsuz bir çete olayı değil, ideolojik olarak ulusalcılıktan kaynaklanan ve laik kesimden geniş destek alan bir siyasi denemeydi. Hedef ise süreklilik kazanan ve daha en az üç seçim dönemi sürecek gibi gözüken AKP iktidarına son verilmesiydi...

Ergenekon davasının varlığı yeni bir darbeyi gerçekçi olmaktan çıkardığına göre, söz konusu hedefin gerçekleşebilmesi CHP-MHP koalisyonunun mümkün olmasını ama aynı zamanda bu iki partinin oylarının artmasını gerektiriyordu. Kısacası hem bu iki partinin oy artışı ile sonuçlanacak bir değişim yaşamaları, hem de ideolojik olarak birbirlerine ulusalcılık zemini üzerinden yanaşmaları lazımdı.

Kılıçdaroğlu'nun gelişi ile birlikte canlanan muhalefet ortamı MHP üzerinden arayışları muhtemelen bir süre için durdurdu. Çünkü CHP'nin yüzde 35'in üzerine çıkma ihtimali konuşulmaya başlanmış ve bir önceki seçimdeki yüzde 14'lük MHP oyu ile birlikte koalisyon şansı ufukta görünmüştü. Ama Kılıçdaroğlu rüzgârı sadece birkaç ay sürdü ve referandumla birlikte ulusalcı kanat bir şokla karşılaştı: CHP tabanının yeterince büyümemesi bir yana, MHP tabanı da AKP'ye kaymaktaydı...

Böylece yeni bir döneme girdik. Ulusalcı siyaset seçime kadar olan dönem için yeni bir strateji geliştirdi: 'Ulusal Medya 2010' adını taşıyan plan üzerinden Ergenekon davasının itibarsızlaştırılmasına çalışıldı ve bu amaçla bazı emniyet ve medya mensuplarına manipülatif kitaplar yazdırıldı. Gülen cemaati bir 'çete' olarak lanse edilmeye çalışılarak, ortada bir darbe girişimi değil, iki gücün çatışması olduğu görünümü verilmek istendi. Ancak bunların seçim sonuçlarını değiştirmeyeceği bir süre sonra belli oldu.

Bugün artık ulusalcılar yeni bir AKP iktidarına hazırlanıyorlar. Nitekim MHP üst yönetimine yönelik kasetlerin işlevi de bu. Bunun MHP tabanındaki ülkücülerce yürütülen bir proje olma ihtimali epeyce zayıf. Çünkü o zaman bu kasetlerin seçimden epeyce önce ortaya çıkması ve partiye zarar vermeden MHP adaylarını etkilemesi amaçlanırdı. Oysa şimdi kasetler MHP'nin muhtemel milletvekillerini değiştirse de, bu kişilerin temsil ettiği ideolojik tutum aynı kalıyor. Diğer bir deyişle dışlanmış olan eski ülkücüler dışarıda kalmaya devam ediyorlar.

Kasetlerin şu an ortaya çıkması seçim sonrası bir MHP kurultayını zorluyor. Bu ise MHP üzerinden yeni pazarlıkların yaşanacağının ve partiye yeni bir 'kan transferi' yapılmak istendiğinin habercisi. Bu olayın MHP'yi barajın altında bırakması halinde de strateji bozulmuyor, çünkü MHP'siz bir Meclis'in yeni anayasa yapmak için meşru bir organ olmadığı propagandasının kuvvetle işleneceğini öngörmek hiç de zor değil. Bu propagandanın merkez medya ve özellikle sol aydınlar tarafından dillendirilmesi de pek şaşırtıcı olmayacaktır. Öte yandan MHP'nin barajı geçmesi yaşanan çalkantıyı dindirecek güçte gözükmüyor, çünkü bu tür şantajların arkası da olacaktır. Nitekim şu an MHP'ye yönelik şantajın taktiksel seyri, geçen yıl CHP'ye yapılanın aynı. Kasetler birer birer çıkıyor ve daima yayınlanmamış bir başka kasete gönderme yapılarak tehdit devam ettiriliyor.

Bu operasyonun amacı muhtemelen MHP'nin ulusalcı ideoloji etrafında yeniden biçimlendirilmesi ve bu arada söyleminin de yumuşatılması olacak. Böyle bir yumuşama CHP ile ilişkileri daha 'organik' hale getirebileceği gibi, bu iki partinin tabanındaki karşılıklı geçişliliği konsolide edecektir. Böylece önümüzdeki dönemde AKP iktidarı karşısında, 'ulusal menfaatleri savunan ama aynı zamanda insan haklarına karşı duyarlı olan ve halkın ihtiyaçlarna kulak veren' bir koalisyon bulacaktır. Kürt meselesinin şiddetten kurtulamayıp çıkmaza girmesi de sağlanabilirse, BDP'lilerin de bu koalisyondan yana tavır alması doğaldır.

Böylece bir tarafına MHP'yi, diğer tarafına da BDP'yi alan CHP, iktidarın 'sivil vesayetine' karşı mücadele edebilecektir. Bu arada AKP'nin oluşturduğu 'sivil vesayet' rejiminin Avrupalılara anlatılması yönündeki manipülasyonun da fazlasıyla hız kazanacağını tahmin edebiliriz. İronik olan şu ki, Türkiye toplumu sağduyu kazandıkça, ulusalcılar Batı'yı kandırmaktan başka yol bulamıyorlar.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim