• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Türkiye'nin Yüzü Kömür Karası...

Türkiyenin Yüzü Kömür Karası...
'Zonguldak Kömür Havzası'nda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği' raporu, Karadon'daki maden 'kazası' için 'kader' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı doğrulamıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 TTK'da örgütlü Genel Maden İşçileri Sendikası'nın (GMİS) mart ayında hazırladığı 'Zonguldak Kömür Havzası'nda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği' raporu, Karadon'daki maden 'kazası' için 'kader' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı doğrulamıyor.

GMİS, raporda, özel işletmelerde 100 bin tona isabet eden ölüm oranının 2009 içinde 2.46 kat arttığını fakat kazaların 'önlenebilir' nitelikte olduğunu belirtiyor.

* Havzada 2000-2009 arasında 25 bin 655 iş kazası yaşandı, 63'ü ölümle sonuçlandı.

* Kazaların çoğu önlenebilir nitelikte.

* Kazalarda; işletmecilik hataları, denetim ve her kademede eğitimin yetersizliği etken oluyor.

* Kazaların nedenleri: Gazlar, göçük, nakliyat, malzeme taşıma ve diğerleri...

* Büyük kazalarda ilk sıra grizu patlamasının.

* Kazaların üretim-çalışan sayısı ilişkisine bakıldığında; 2000-2002 arasında düşüş, 2005'ten sonra artış var.

* 10 bin ton tüvönan (işlenmemiş cevher) üretime isabet eden kaza sayısı 2008'de 8.2 iken, 2009'un 11 aylık dönemde 12.1'e çıktı. Bu dönemde kuruma 2009 başında 3000 işçi alınmış olduğu, tüvönan üretimin günlük 7.400 tondan 10 bine çıktığı görülüyor. Yani yeni işçi alımı, üretimde ve kazada artışı beraberinde getirdi.

* İş kazalarına karşı yeraltı kömür işletmeciliğinden ana kurallardan vazgeçilmemeli. Bu kurallar şöyle: İşletmecilik kurallarına uyulmalı, iki havalandırma grubu olmalı, yeraltı çalışmalarında en az iki ayrı yoldan yerüstü bağlantısı olmalı, kurtarma teşkilatı olmalı, ocak içindeki makineler alev sızdırmaz özellikte olmalı, boşluklara ferdi maskeler verilmeli, gazlar kontrol altına alınmalı..,

* Etkin denetim yok. Teknik nezaretçi, ücret yönünden işletme sahibine bağlı. Ücretin işletmeden alınarak devletçe verilmesi denetimin bağımsız olmasını sağlar.

'ÖNLEMLERLE KAZA RİSKLERİ YÜZDE 95 AZALTILABİLİR'

Prof. Dr. Güyagüler, son yıllarda dünyada kazalar azalırken Türkiye'de artmasının nedenlerinin incelenmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Güyagüler daha 1983'te Enerji Bakanlığı bünyesinde kendisinin de yer aldığı bilirkişi heyeti önerilerinin yerine getirilmediğini belirtti:

"Türkiye kaza oranı bakımından Avrupa'da birinci, dünyada üçüncü. Çin'de de çok fazla kaza oluyor. Ancak üretilen kömür miktarı milyar tonları geçiyor. Madenciliğin üç ayağı var: işveren, çalışan ve denetimci. Her birinin ayrı ayrı irdelenmesi gerekiyor. Kömür madenciliğine yatırım yapılmadan 540 metre altında asgari ücretle işçi çalıştırılmaz. En önemli eksikliklerin başında havalandırmaya önem verilmemesi geliyor. Eğer her türlü önlemi aldıktan sonra kaza oluyorsa o zaman bunun adı kaderdir. Türkiye'de her türlü maden kazasını biliyorum, gidip bilirkişilik yaptım. Benim deneyimlerime göre, eğer Türkiye'de gerekli önlemler alınırsa kaza riski yüzde 95 azalır."

 

Türkiye'nin Yüzü Kömür Karası...

Kurtarma ekipleri 30 işçiye 2.5 kilometre mesafedeki başka bir kuyudan, göçüğü kazarak ulaşmaya çalışırken mahsur kalan madenciler asansörün dibindeydi. Asansör ancak dün kullanılabilir hale getirildi, aşağı inildiğinde ise artık çok geçti.

Ve Türkiye yerin 540 metre altında mahsur kalan işçilerini kurtaramadı... Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun Zonguldak Kilimli'deki Karadon Maden Ocağı'nda pazartesi gününden bu yana süren 'mucize bekleyişi' dün hüsranla sonuçlandı. Yetkililerin 30 işçiye ancak dört günde ulaşılabileceği açıklamasından saatler sonra kurtarma planları değiştirildi. Ekipler ilk anda yoğun zehirli gazdan inilemeyen ocağa gazın azalması sonucu servis asansörüyle inince korkunç manzarayla karşılaştı. 28 işçi ölmüştü, ikisi ortada yoktu. İşçilerin göçük altında değil, patlamayla ortaya çıkan karbonmonoksit gazından zehirlenerek öldüğü anlaşıldı.

Karadon Ocağı'ndaki patlama 17 Mayıs'ta saat 13.29'da meydana gelmişti. Yerin 540 metre altındaki patlama madene inilen 'Kafes' adlı asansöre zarar vermiş ve kafesin denge halatları kopmuştu. Bu nedenle bu yoldan kurtarma çalışmaları yapılamadı. Karadon'da kafesten daha küçük bir servis asansörü daha vardı. Fakat bu asansörle ancak 460 metreye inebiliyordu. Kazadan sonra bu asansörle yeraltına ulaşmaya çalışıldıysa da 460 metreden sonrası yoğun gaz altında olduğundan, başarılamadı.

Bu nedenle kurtarma çalışmaları, Karadon'a 2 bin 500 metre uzaklıktaki Gelik Maden Ocağı'ndan yürütüldü. Ancak çalışmalar çok yavaştı. Çünkü ana yol denilen büyük tünelde göçük vardı. Göçük santim santim açılarak ilerleniliyordu. O göçük aşıldı, ekiplerin karşısına bu kez büyük kayalardan oluşan dev bir göçük çıktı. Enerji Bakanı Taner Yıldız, önceki gün, buradaki göçüğün ancak dört günde aşılabileceğini açıklayınca dışarıda müjdeli bir haber bekleyen işçi yakınlarının umutları da yerle bir oldu.

Bu arada patlamanın olduğu Karadon ocağında da arıza giderme ve yeraltına inme çalışmaları sürüyordu. Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun'un verdiği bilgilere göre kazanın hemen ardından servis asansörüyle olay yerine inmek imkânsızdı. Patlamayla birlikte asansörün kenarındaki koruyucu demirler tahrip olmuştu. Asansör 540 metreye inebiliyordu. Ancak 460 metreden sonrasında hem asansörün zarar görmesinden korkuluyordu hem de karbonmonoksit oranının yüksekliği kurtarma ve tamir çalışmalarına engel oluyordu.

İlk gün 460 metreye, ikinci gün 510 metreye inilebildi. Gazın kısa sürede temizlenememesinin en büyük nedeni de Karadon ile Gelik arasındaki anayolda göçük olması ve Karadon'dan basılan hava Gelik'ten çıkamadığı için sirkülasyonun sağlanamamasıydı. Zehirli havanın göçük bölgesinden yavaş yavaş sızarak çıkması sonucu dün sabah kurtarma ekipleri yeniden asansördeydi. Asansör bu kez ilave edilen emniyet halatlarının da yardımıyla 540 kotuna inebildi. Böylece kazadan 66 saat sonra saat 07.30'da 30 işçiden 28'inin ölü bedenlerine ulaşıldı...

Cesetler 'kuyu' denilen asansör hattının yakınlarındaki, galerilerde biriken suların yeryüzüne atılmadan önce biriktirildiği havuzun çevresinde bulundu. Bazı işçiler de kuyu dibi galerilerinin açıldığı alanlardaydı. Yani işçiler göçük altında kalmamış, patlama sonrası oluşan yoğun karbonmonoksit gazından zehirlenmişlerdi. Maskeleri yanlarındaydı. Fakat zaten bu maskelerinin etkisi sadece bir saatti. İki işçinin cesedine ise ulaşılamadı...

Uzmanlara göre, metan gazının patlamasıyla oluşan 1800 derecelik ısı ve oluşan karbonmonoksit gazı nedeniyle işçilerin sağ kurtulması mümkün değildi. Fakat hiç kimse bu ihtimali dillendirmek istemiyordu. Maden Mühendisleri Odası Başkanı Torun, işçilerin patlamanın ardından ilk iki-üç dakika içinde öldüğünü tahmin ettiklerini söyleyerek, "Cesetlerin üzerinde kısmi yanıklar ve parçalanmalar vardı. Patlamayla birlikte açığa çıkan 1800 derecelik ısı, patlamanın şiddeti ve yoğun karbonmonoksit gazından dolayı öldüklerini tahmin ediyoruz" dedi.

540 metreye indir, sayıyı bile bilme...

Acı haber dün saat 07.30'da yeryüzüne çıktı ve Karadon'un önü bu kez feryatlarla sarsıldı... Geriye Türkiye'nin taşeron firmaların eliyle 540 metreye indirip bıraktığı işçi sayısını bile tam olarak bilememesi ve kurtarma çalışmalarının ne kadar sağlıklı yürüdüğüne ilişkin kuşkular oluşturan "En az dört gün sürer" açıklaması kaldı.

 

(Radikal)

 

Almanlar, kadere inanmıyor diye mi ölmüyor?

 

Alman Taşkömürü Kurumu tıpkı Türkiye Taşkömürü Kurumu gibi 150 yıllık bir maziye sahip. Bugün RAG Deutsche Steinkohle ismiyle Almanya'nın Ruhr bölgesinde faaliyet gösteren bu kurum Alman devleti tarafından doğrudan finanse ediliyor ve Avrupa'nın en büyük taşkömür işletmesi.

Başbakan Erdoğan Zonguldak'ta 30 maden işçimizin bir patlama sonucu hayatını kaybetmesini, "kader" olarak niteleyince dün, böyle bir kader diğer maden ocaklarında da var mı diye Almanya'ya uzandık.

Ve, Alman Taşkömür Kurumu Sözcüsü Beike ile konuştuk.

Beike'nin anlattıkları böyle bir kaderin olmadığını…

Çünkü böyle bir kaderin olmaması için lazım olan bir güvenlik sistemi olduğunu gösterdi.

Beike'den aktaralım şimdi.

Almanya'da Zonguldak türü bir kaza en son bundan 40 sene önce olmuş.

Ondan beri bu tür bir kaza hiç olmamış.

"Zonguldak'taki kazayı Alman basınından okudum. Bu tür bir kaza ve böyle ölümler ancak gaz patlaması ile olur." deyince Beike, ben de sordum:

"Sizin madenlerdeki gazlar patlamayan cinsten mi? Ölüm olmaması o nedenle mi?"

"Tabii bizim madenlerdeki gazlar da patlayıcı ama bizde çok sıkı bir kontrol sistemi var."

Nasıl bir sistem bu?

Yer üstünde sürekli mercek ve değerlendirme altında bulunan merkezlerimiz var. Ocakların değişik noktalarına yerleştirilen gaz konsantrasyon, miktar vb. ölçerler ölçtükleri verileri devamlı olarak bu merkezlere iletiyor. Merkezlerde durum tespiti anında yapılarak hemen gerekli önlemler alınıyor. Bizim maden ocak sistemimizde bu tür kazalar olması mümkün değil çünkü sistemimiz çok güvenli."

Almanya'da bir maden işçisi en az ne kadar bir aylık gelire sahip?

"3.000 Avro" (6.000 TL-SU)

Eğitimleri var mı? Nasıl?

"Eğitimleri elbette var. Önce endüstri mekanik ve elektrik meslek okullarında en az 3 senelik eğitim aldıktan sonra, bizim şirketimizde ayrıca uzun süreli bir pratik eğitime tabii tutuluyorlar."

Alman Taşkömür Kurumu'nun güvenlik standartlarını kim denetliyor?

"Maden Ocakları Kontrol Kurumu."

Bu kurum sizin firmanıza mı bağlı veya sizden bağımsız mı?

"Bizden tamamen bağımsız ve devlete bağlı."

"Sizin paralarınızı nasıl harcadığınız, örneğin bir para veya ihale usulsüzlüğü yapıp yapmadığınızı kim denetliyor?"

"Eyalet parlamentosuna bağlı özel bir kontrol komisyonu."

Beike'den aktaracaklarımız bunlar.

Şimdi, bir de…

Başbakan Erdoğan Zonguldak'ta bir yandan yakınlarını, canlarını kaybetmiş insanları polisin hırpalamasına izin verirken, öte yandan da şöyle bir cümle kurdu:

"Bu yörenin insanları aslında bu tür olaylara alışık. Bu mesleğin kaderinde maalesef bu var. Bu mesleğe giren kardeşlerim bunu bilerek giriyorlar."

Görüldüğü üzere…

Başbakan Zonguldak maden işçilerini "kadere" vermiş, gözden çıkarmış olduğu gibi…

Bir de, konuşuyor

Ama bunda mükemmel bir bağlantı da var.

Böyle düşünen ve böyle konuşan bir başbakan olmadan…

Böyle bir kaza da olmuyor.

Kader ile gerçek arasındaki farkı da bu bağlantı oluşturuyor.

Bkz. nitekim…

Zonguldak.

Ve, Almanya'nın Ruhr Bölgesi.


 

 

 

 

 

 

 

 

Gazeteport

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

z

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • TSK'dan Kuzey Irak'a Hava Harekatı!12 Ocak 2017 Perşembe 11:13
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim