• BIST 97.378
  • Altın 145,575
  • Dolar 3,5668
  • Euro 3,9960
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 26 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Türkiye Vermeden Alma Peşinde!

Türkiye Vermeden Alma Peşinde!
Suriyeli Yerel Koordinasyon Komiteleri'nin siyasi büro şefi Menhel Berîş, Türkiye'den ise mülteci kamplarının 'iyileştirilmesini' istiyor.

Menhel Berîş, İdlip-Serakıp’tan. Yerel Koordinasyon Komiteleri’nin siyasi büro üyesi. Kendini Arap değil Suriyeli olarak tanımlamayı tercih ediyor. İstanbul’da bir elinde gelişmiş bir BlackBerry ile isyanın online takipçisi. Bir simit sarayında söze “Ben duble espresso alayım” diyerek başlıyor. Suriye lideri Beşşar Esad’ı devirmeye azmetmiş muhalifler çoğu insan için muamma. Özellikle ülke içindekiler üzerlerine fener tutulmaya muhtaç. Bu açıdan Beriş’in anlattıkları önemli. İçerden gelen ve doğrudan gösterileri organize eden biri. Sözü şimdi Berîş'e bırakalım.

Komiteler’in isyan sürecindeki rolü nedir?
Komiteler devrimin başında aktivistler tarafından kuruldu. Ancak üyelerden bazıları devrimden önce de politize olmuş kişiler. Farklı kentlerde eşgüdüm oluşturmak gerekiyordu. Mayısta komiteler ortaya çıktı. İlk başta 2 devrimci yapı vardı; Devrimci Gençler Birliği ve Yerel Koordinasyon Komiteleri. Komiteler daha solcu. Birlik ise İslamcıların içinde yer aldığı bir yapı.

Müslüman Kardeşler nerede?
Ancak eylülden sonra Müslüman Kardeşler’in içinde olduğu bir yapılanma oluştu. İslamcılar Suriye Yüksek Devrim Konseyi’ni kurdu. Şu an Suriye içinde devrimci mücadelede 3 ana hat var; Komiteler. Genel Devrim Konseyi, başkanı General Mustafa Ahmed el Şeyh. Bunun içinde de İslamcılar var. Yüksek Devrim Konseyi’nde Selefiler ağırlıklı. Genel Devrim Konseyi’nin örgütsel-ideolojik yapısı çok bariz değil. Bu grup daha çok enformasyon sağlamak için çalışıyor. Seküler olan tek grup Komiteler.

Komiteler’in silahlı mücadeleye karşı tutumu nedir?
Komiteler martta bir bildiri yayımladı. Devrimin nasıl olması gerektiğine dair ilkeler içeriyordu. Uzuncu sürece devrimin barışçıl olması gerektiğini söyledik. Dünyadaki diğer örneklere baktığımızda barışçım hareketlerin çok daha fazla başarıya uylaştığını görüyorduk. Ayrıca Suriye’nin hassas bir durumu var. Sünniler, Aleviler, Hıristiyanlar, Kürtler ve Dürziler var. Etnik ve dini olarak zengin bir ülke. Güvenlik ve orduda üst düzey Alevilerden oluşuyor. Devrim sürecinin silahlı bir direnişe dönüşmesinin Alevi karşıtı olarak görülmesi tehlikesi vardı.

Üst düzeyde çok sayıda Sünni de var. Türkiye’ye sığınan 9 general de Sünni. Genelkurmay başkanı da Alevi değil Hıristiyan.
Karar verme mekanizmasında olanlar yok. Herkes bilir ki karar veren ordu değil Muhaberat’tır. Biz Tunus, Mısır ya da Türkiye’ye benzemiyoruz.

Hangi noktadan sonra Komiteler silahlı direnişe destek vermeye başladı?
Biz hala devrimin silahla yapılmasını desteklemiyoruz. Devletin şiddeti arttıkça ordu içinde de bölünmeler başladı. Ordudan firar edenler halka ateş açmayı reddeden askerlerdir. Onlar sivil halkı koruyor.

Ancak muhalifler 3 binin üzerinde güvenlik görevlisi öldürdü. Yani asi askerler savunma pozisyonunun ötesine geçti. Artık saldırı pozisyonundalar.
Doğrudur.

Bu durumda Komiteler hala silahlı yapıları destekliyor mu?
Biz kesinlikle şiddete karşıyız ama nefsi müdafaa yapan insanlar var.

Fakat Cisr el Şuğur’da 110 polis feci şekilde katledildikten sonra artık buna inanmak zor…
Biz orada tam olarak neler olduğunu bilmiyoruz.

Yabancı diplomat ve gazeteciler Cisr el Şuğur’a gidip olanlara tanık oldu.
Onlara rejim ne gösterdiyse onları gördüler.

Kolları ve ayakları parçalanmış insanların görüntülerini biz de gördük. Net olarak şunu öğrenmek istiyorum: Komite üyeleri arasında elinde silah olanlar var mı yok mu?
Hayır hayır, kesinlikle yok.

Silahlı milis güçlerle Müslüman Kardeşler’in ilişkisi nedir?
İlk silahlı oluşum Hüseyin Harmuş’un başındaki Özgür Subaylar Hareketi’ydi. Türkiye’den kaçırılıp tutuklandı. Daha sonra Özgür Suriye Ordusu ortaya çıktı. Şimdi Mustafa el Şeyh’in kurduğu Yüksek Askeri Konsey’i buna eklendi. Kontrolsüz silahlanma ülkeyi iç savaşa sürükleyebilir, bu nedenle milisleri merkez etrafında toplamaya kontrol etmeye çalışıyorlar. Silahlı direnişçilere silah temin eden birden fazla taraf var; Selefiler, Müslüman Kardeşler ve isimlerini bilmediğimiz varlıklı kişiler. Silahlı direnişçilerin elindeki silahlar ağır silahlar değil. Dolayısıyla silahlandırmanın arkasında bir devletin olduğunu düşünmüyorum.

Irak’tan bazı aşiretler silah gönderiyoruz diye açıklamalar yaptılar.
Olabilir ama bedava vermiyorlar, satıyorlar.

Dışarıdan savaşçı geliyor mu Irak’tan?
Mesela Cebeli Zaviye bölgesini çok iyi biliyorum, Libyalıların geldiği söyleniyor ama Suriyelilerin dışında kimse yok orada. Cebeli Zaviye ve İdlib’de selefiler barınamayıp çıktılar.

Onlar dışarıdan gelen selefiler miydi?
Hayır, oralı insanlar. Her yerde selefiler var. Diğer silahlı gruplarla aralarındaki ihtilaflar yüzünden şehirden çıktılar.

Ne tür sorunlar yaşandı?
Selefilerin İslamcı söylemlerinden kaynaklanan sorunlar… Mesela Alevilere kâfir deyip küfrediyorlar. Çünkü insanların derdi Alevilerin kâfir olup olmadığı değil. İnsanların derdi rejim.

Bunların Suudi bağlantıları var mı?
Suudi Arabistan’da yaşayan Selefilerin Suriyeli selefilerle dayanışması mümkün. Ama Suudi hükümetinin selefilere yardım etmesi mümkün değil. Çünkü Suudi rejimi selefilerden korkuyor. Çünkü Vehhabilik cihat ideolojisine dayanmıyor.

Ürdün’ün silahlanma sürecinde bir etkisi var mı?
Hayır. Silahlanmanın arkasında belli bir devletin olduğunu iddia edemeyiz. Özgür Ordu’nun silahları gerçekten hafif silahlar. En ağır silahları RPG. RPG’lerin çoğunluğu Irak’tan geliyor. Kaleşnikoflar da Irak’tan geliyor.

Türkiye’den gelen bir şey var mı?
Türkiye’den silah giriyordur ama ne tür silahların girdiğini bilmiyorum.

Demokratik Değişim İçin Koordinasyon Konseyi rejimle diyaloga sıcak bakıyor. Komiteler diyalog konusunda ne düşünüyor?
Rejimle diyalogu reddediyoruz. Devletle müzakere için belli koşullarımız var:

Arap Birliği’nin önerdiği Yemen modelini kabul ediyor musunuz?
Hayır. Bu kadar katliamlar yaptıktan sonra rejim bunların hesabını vermeli. Beşşar Esad’ın yargılanması gerekiyor.

Ancak rejim öyle gidici gözükmüyor.
En sonunda düşecek. Korkumuz Esad’ın gidip gitmemesi değil Suriye’nin geleceği.
İç savaş, karmaşa yıllarca sürebilir. Silahlı direniş süreci çıkmaza sürükledi ve rejimin değişine gelen bir durum oluştu.

Bir tarafta silahlı direniş ısrarı sürüyor. Çözümü nerede görüyorsunuz?
Tabi ki silahsız mücadelenin esas çözüm olduğunu düşünüyoruz.

Ama barışçıl bir süreç kaldı mı, bu şansı yitirdiler…
Kesinlikle doğru değil. Geçen hafta birçok yerde gösteriler vardı. Rakka’da şehrin neredeyse tamamı, 50 bine yakın gösterici vardı. Bir tane dahi silah atılmadı.

Rejim de en az o kadar insanı kendi lehine sokaklara dökebiliyor…
Doğru değil. Halep ve Şam dışında nerede gösteri var?

En az 11 kentte Esad yanlısı gösteriler oldu.
Rejim yanlılarının giremeyeceği şehirler var. Ama Dera da sadece asker ve aileleriyle eylem yapabilirler. Önceden Şam’da Emevi meydanına 2-3 milyon insan toplayabiliyorlardı. Şimdi topladıkları insan sayısı 15-20 bini aşmaz.

Sizce Kürtler neden sürece tam olarak katılmadılar?
Hayır, Kürtler de gösterilere katıldılar.

Ama Erbil’de bir araya gelen partiler silahlı mücadeleden uzak durup bekle gör politikası gütme kararı aldığı söyleniyor.
Doğru. Kendi hesapları var. Kesinlikle rejimin değişmesini istiyorlar ama belli bir mesafeyi koruyorlar. Esasen devrimcilerle birlikteler. Rejim değişirse muhaliflerle birlikteydik diyecekler.

Suriye Ulusal Konseyi’ne destek veriyor musunuz?
Tabi ki destek veriyoruz.

Ama Konsey’in Suriye içindeki olaylar üzerinde etkili olmadığı ve komiteleri temsil etmediğine dair de çok açıklamalar geliyor.
Meşruiyet sorunu yok ama temsil ve yönetim sorunu vardır. İçerdeki muhalifler bütün sorunlara rağmen Konsey’in onları temsil eden tek güç ve ehven-i şer (kötünün iyisi) olduğuna ikna olmuş durumdalar.

Dış müdahaleye nasıl bakıyorsunuz?
Kendi örgütlenmemiz içinde barışçıl mücadele ile silahlı mücadele arasında duruşumuzu belirledik. Mesele Güney Afrika’da Apartheid’e karşı silahlı mücadele vardı. Bazı hatalar yaptılar. Ama silahlı mücadele bir yere kadar işe yaradı. Dolayısıyla halihazırdaki durumla gerçekçi bir şekilde baş etmeliyiz. Rejim katliam yapıyor şu an. Cebeli Zaviye’de çocukların üzerine benzin dökerek yaktılar. Silahlı mücadele karşıyız diyoruz ama bizim önerdiğimiz çözüm gerçekçi olmayabilir. Devlet bu kadar katliam yaptıktan sonra Irak’ta olduğu gibi dışarıdan askeri gücün gelmesine karşıyız. NATO müdahalesi gibi dışarıdan müdahale Suriye’yi infilak ettirir. Zaten Suriye’nin hassas ve stratejik konumundan ötürü bunun olacağını sanmıyoruz.

Türkiye’nin tampon bölge oluşturarak sürece müdahale etmesi senaryosuna ne diyorsunuz?
Adana Anlaşması’na göre 5 km’lik bir güvenlik bölgesi var. Anlaşma Türkiye’nin bu şeritte sorumlu olduğunu öngörüyor. Anlaşmaya göre tampon bölge bu 5 km’lik şeritte olabilir. İdlip ve Cebeli Caviye bölgesinde tampon bölge oluşturma planı üzerine çalışmaları yapıldı. Tampon bölgede özgür Suriye ordusu kampları kurabilir.

Bu PKK’ya karşı bir anlaşma. Anlaşmayı bu şekilde uygulamak Suriye açısından savaş nedeni sayılabilir.
Türkiye 1999’da Öcalan’ı almak için yaptığı gibi sınıra gelip savaş açmakla tehdit edebilirler ve hakikaten bunda ciddidirler. Ama Türkiye’nin pozisyonu çok kötü.

Neden?
Türkiye hiçbir şey vermeden bölgeden hep almaya alışık. Filistin başta olmak üzere birçok konuda bunu görüyoruz.

Türkiye’den ne istiyorsunuz?
Suriyeli mültecilerin koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz mesela. Bazı kamplarda durum çok ama çok kötü. Bu yüzden Karbeyazı Kampı’nda açlık grevi başladı. Mültecileri mülteci olarak kaydetmiyorlar. Türkiye’ye kaçak olarak geldik. Her gün bize ikametgah çıkartacağız diyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. Vaatler var ama yerine getirilmiyor. ABD’lilerin siyasi bir hattı var. Onlar hangi yönde ilerliyorsa Türkiye de oy yönde ilerleyecektir. ABD’lilerin istediğini yapıyorlar.

Amerikalıların ne istediği belli mi?
Suriye’nin zayıflamasını istiyorlar, hem rejimin hem de halkın. Türkiye de aynı şeyi itiyor olabilir. Libya’da 10 gün içinde Kaddafi’nin gitmesi için karar aldılar. Mısır’da 18 gün içinde harekete geçtiler. ABD’lilerin hala en çok söylediği durum belli değil, Muhalefet parçalı, Esad giderse kimin geleceği belirsiz şeklinde muğlak açıklamalar yapıyorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim