• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Türkiye-Brezilya Pasaportu İran'ın Önünü Açacak Mı?

Türkiye-Brezilya Pasaportu İranın Önünü Açacak Mı?
Furkan Torlak dünyanın konuştuğu anlaşmayı çok detaylı analiz etti...

 

 

 

 

 

 

Pepe Escobar’ın deyimiyle, Brezilya Devlet Başkanı’nın İran ziyareti öncesi nükleer takas konusunda bir sayı oyunu başlamıştı. Lula da Silva, şansının % 99 olduğunu savunuyor; görüştüğü Rusya lideri Dimitri Medvedev % 30 olduğunu söylüyor, ABD Dışişleri Bakanı Clinton ise şansın % 0 olduğunu savunuyordu. Sonunda Lula da Silva’nın tahminleri gerçeklik kazandı. (Asian Times)

“Kasr-ı Şirin anlaşmasının 371. yıl dönümünde”, yoğun müzakereler sonrası İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu ve Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim nükleer takas konusunda imzaları attı. 10 maddeden oluşan bildiri imzalanırken İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da hazır bulunuyordu.

Anlaşmaya göre üç ülke de nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ilkesine saygı duyduklarını, bununla birlikte NPT anlaşmasına taraf tüm ülkelerin barışçıl amaçlarla nükleer enerjiden faydalanabileceği ve uranyum zenginleştirebileceğine atıfta bulunuyorlardı. İran’ın nükleer dosyasına ilişkin çözüm noktasında yeni bir fırsatın var olduğu belirtilen anlaşmada nükleer takas da böyle bir işbirliğinin zemini olarak sunuluyordu. (IRIB)

Anlaşmada yukarıda belirlenen şartlara binaen Tahran, Viyana grubunun da onayıyla % 3.5 zenginleştirilmiş 1200 kg uranyumu bir ay süre içerisinde Türkiye’ye “emanet” olarak gönderecek, buna karşılık Viyana grubunun bir yıl içerisinde İran’a % 20 oranında zenginleştirilmiş 120 kg uranyumu gönderecek; anlaşmanın uygulanmaması durumunda Türkiye kayıtsız-şartsız nükleer yakıtı Tahran’a geri gönderecektir. Nükleer yakıt Türkiye’de bulunduğu sürece hem Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı hem de İranlı yetkililerin gözetimi söz konusu olacaktır.

Öte yandan söz konusu anlaşma, nükleer takasın ötesinde Türkiye ve Brezilya, Viyana grubu ile İran’ın yaşadığı sıkıntıların aşılmasında Türkiye ve Brezilya gibi bir yerde diyalogun başlamasını olumlu bulmakta; iki ülke çabalarından dolayı İran’ı takdir etmekte, İran da iki ülkeye çabalarından dolayı teşekkür etmektedir. Time yazarı Andrew Lee Butters’ın Türkiye’ye gönderilecek uranyum karşılığında kimin zenginleştirilmiş uranyum sağlayacağı noktasındaki sorusu (Time) ise barışçıl nükleer enerji sahibi olduğu belirtilen Brezilya’nın varlığı ayrı bir önem kazanmaktadır.

II

Nükleer takas konusunun gündeme gelme süreci ve bağlamına bir göz atmak gerekirse; İran, Tahran’daki nükleer araştırma reaktörü için NPT ilkeleri gereğince kendisine bunu sağlamakla yükümlü olan Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu’na % 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum satın almak üzere başvurmuştu.

Buna karşılık Ajans bu alış-verişin İran’ın elindeki uranyumla takas şeklinde olması önerisini getirdi. Ajans, burada hem İran’ı kurum içine çekme hem de İran’ın potansiyelini görme amacını taşıyordu. İran da güven bunalımının aşılmasına katkı bulunacağını ve İran’ın nükleer alandaki tanınırlığını sağlayacağı düşüncesiyle öneriye sıcak baktı ve şartlar konuşulmaya başladı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’ın 1200 kg’dan az olmamak üzere % 3.5 oranında zenginleştirilmiş uranyumu, tek seferde, depozit olarak vererek Fransa ve Rusya üzerinden bir takasa girmesini öngörüyordu. Buna karşılık İran öncelikle, Fransa ve Rusya seçeneğini reddetti. İran’ın gerekçeleri olarak şu maddeler öne sürülmüştü:

1- Fransa, Tahran ile nükleer dosyadaki işbirliğinde olumsuz bir tarihe sahiptir. 1980’li yıllarda Fransa Cumhurbaşkanı Fransuva Mitterand’ın emriyle Tahran’daki nükleer tesisleri durdurmuştu.

2- Moskova yönetimi, İran’a söz verdiği halde Buşehr santralinin faaliyete geçmesi noktasındaki taahhütlerini yerine getirmemiş, iki ülkenin anlaştığı tarihe uymamış ve bir güven bunalımı yaşanmıştır. (Al Jazeera)

Yeri gelmişken İran’ın nükleer takas müzakerelerini kabul etmesi ile Rusya’nın yeni süreçte ABD yanlısı tavır izlemesi arasında nedensellik ilişkisini kurmanın zorluğuna dikkat çekmek gerekir. İran’ın takas mekânı olarak Rusya’ya karşı çıkması ile Rusya’nın İran’a yakıt satma isteği arasında bir çelişki yoktur. Ayrıca Rusya’nın izlediği politika konusunda ABD ile Rusya’nın imzaladığı yeni nükleer anlaşma, Polonya’daki güvenlik şemsiyesi konusunda ABD’nin attığı geri adım, İsrail lobisinin Moskova’daki çabaları, Rusya yanlısı Liberaman’ın İsrail’de Dışişleri Bakanı olması, Kafkaslar ve Balkanlardaki diğer gelişmeler vb. birçok nedene işaret etmek meselenin genel fotoğrafını çekmek açısından faydalı olabilir.

Konuya devam edersek, İran süreci mekân üzerinden savuşturma çabasına girdi ve takasın kendi topraklarında gerçekleşmesi gerektiğini savundu. Nitekim 1200 kg şartı ve İran’ın böyle bir kapasiteye sahip olup-olmadığı da konuşulmadı. Bu sırada Ajans Başkanı Baradey’den bir ara formül geldi. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu’nu arayan Baradey, takasın Türkiye üzerinden gerçekleştirilmesi önerisini getirdi. Peki, İran bunu direk olarak reddetti mi?

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2010 yılı Mart ayında Der Spiegel dergisine verdiği demece bakıldığında bu öneriyi öncelikli olarak ABD’nin reddettiği gözüküyor. Erdoğan, bahsi geçen demecinde UAEK'nın eski Başkanı Muhammed El Baradei'nin bunun için Türkiye'yi önerdiği, buna önce karşı çıkan ABD'nin şimdi bu öneriyi kabul ettiği, şimdi İran'ın cevabının beklendiği ifade ediliyor. (Cnntürk)

Gelinen noktada elde edilen ek bilgilere bakıldığında Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun anlaşma sonrası NTV’de yayınlanan Canlı Gaste’de yaptığı konuşma dikkat çekiyordu. Buna göre İran Türkiye önerisini kabul etmiş, bunu taraflara diplomatik olarak deklere etmiş, ancak takas için üç aşama şartı koşmuştu. İran, ilk aşamanın Tahran’da diğer iki aşamanın Türkiye’de gerçekleşmesini teklif ediyordu. Bu batı tarafından reddedildi, ama daha sonra süreç durmadı ve onlarca farklı formül geliştirildi. (Ntvmsnbc)

Basına yansıdığı kadarıyla son olarak Türkiye ve Brezilya bu ay içerisinde 5+1’den yaptırımlar öncesi ek süre isteyerek nükleer takas konusuna ilişkin söz konusu görüşmelerin sürdürülmesini istedi. (Sabah) Gelinen noktada 2300 kg zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu sanılan İran (Atimes), 1200 kg uranyumu tek seferde Türkiye’ye verilmesini kabul ediyor; bu uranyumun İran’ın malı kalacağını, Türkiye’de İran’ında gözetiminde olacağını ve anlaşma gerçekleşmezse kayıtsız-şartsız İran’a geri verilmesi taahhüdünü alıyordu.

III

Gelinen noktaya ilişkin uluslar arası tepkilere göz atmak gerekirse; BM Genel Sekreteri Ban ki Moon’un sözcüsü Martin Nesirky, Türkiye ve Brezilya’nın cesaret verici çabalarına rağmen Güvenlik Konseyi kararlarının önemli olduğuna vurgu yaptı. NATO’nun Avrupa’daki Yüksek Komutanı Amiral James Stavridis, herkesin beklediği “örnek” bir durum olduğunu ve gelişmenin ciddi olabileceğini söyledi.

Beyaz Saray, anlaşmayı olumlu karşıladı. Anlaşmanın Atom Ajansı’na bir an önce gönderilmesi ve uluslar arası toplum tarafından incelenmesi gerektiğini açıkladı, uranyum zenginleştirme noktasındaki sıkıntıya dikkat çekti. Dışişleri Bakanı Clinton da yaptığı açıklamada İran’ın bu adımı yaptırımları engelleme amacıyla attığını söyledi ve genel olarak İran’ın samimiyetine kuşkuyla yaklaştıklarını ifade etti. Clinton ayrıca yaptırımlar konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi.(Cnn)

Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, Türkiye ve Brezilya’yı gerçekleştirdikleri durumu olumlu karşıladığını, ancak İran’ın uranyumu bizzat zenginleştirmeye devam etmesi durumunda uluslar arası toplumun kaygılarının süreceğini söyledi. Clinton’un açıklaması üzerine konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ve AB’nin İran’a karşı tek taraflı yaptırımlarından yana endişeli olduklarını açıkladı.(Novosti)

Çin ise İran’ın nükleer dosyasına ilişkin yürütülen çözüm çabalarını takdir ettiklerini ve bu sorunun çözümü noktasında da diyalog ve pazarlıkların temel yöntem olması gerektiğine inandıklarını açıkladı. Yine Çin’in BM’deki büyükelçisi Li Boadong, ABD’nin deklere ettiği yaptırımların sadece bir seçenek olduğunu, diplomatik çözümün de bir seçenek olduğuna inandıklarını kaydetti. Li ayrıca İran dosyasında son gelişmelerden sonra durumu zorlaştırıcı adımlardan kaçınmak gerektiğini ifade etti. Li’ye göre bir yaptırım olacaksa, bunun enerji arzını, normal ticareti, iş yatırımlarını, normal hayatı ve İran halkını etkilememesi gerekiyor.(Xinhua)

Fransa, yeni anlaşmanın İran’ın nükleer programının temsil ettiği sorunun çözümü için hiçbir gelişme sayılamayacağını savunurken, İngiltere Tahran’ın uluslar arası topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmesi için İran’a yaptırımların getirilmesi için çabaların devam edeceğini açıkladı.

Tel Aviv yönetimi ise yeni gelişmeye en olumsuz yaklaşan taraftı. Fransız Haber Ajansı’na konuşan İsrailli bir yetkili, İran’ın Türkiye ve Brezilya’yla oynadığını ileri sürdü. Askeri seçeneğin bir an önce masaya yatırılması ve dikkatlerin Ortadoğu barış sürecinin dışına çekilmesi yönünde çaba harcayan Tel Aviv’in bu yaklaşımı alışıldık bir tutumdu. Brezilya tarafı ise bu açıklamaya karşı çıktı ve söz konusu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını savundu.

Fars Haber Ajansı’na göre İran yönetiminin imzaladığı anlaşma İran parlamentosunda da destek buldu. Buna göre 234 milletvekili imzalanan anlaşmayı desteklediği açıklandı. İran parlamentosunda 290 milletvekilinin bulunduğu göz önünde bulundurulursa anlaşmanın ülke içerisinde önemli ölçüde olumlu karşılandığı düşünülebilir.

IV

Yapılan anlaşma sonrası İran’ın pozisyonuna bakıldığında; Tahran, ekonomik yaptırımlara az bir süre kala bir yandan 5+1 cephesini karıştırmaya dönük bir adım atmış; diğer yandan da hiçbir stratejik hedefinden yahut egemenlik hakkından vazgeçmemiştir. İran ne nükleer teknoloji ne de uranyum zenginleştirme gibi konularda taviz vermemiş; bilakis bu konulardaki temel haklarını Türkiye ve Brezilya’nın da destekleyeceği şekilde kayda geçirmiş ve topu karşı tarafa atmıştır.

İran’ın attığı adım şu iki sonucu sağlamaya dönüktü: Bunlardan birincisi Amerika merkezli diplomatik baskıyı ötelemek, uluslararası düzeyde kendinedestek veren müttefiklerinin elini rahatlatmaktı. Kartları tekrar karıştıran İran, Rusya ve Pekin’deki dostlarına da yeni yaptırımlara karşı çıkma gerekçesi oluşturmuştur. Zira İran’ın attığı adım Rusya ve Çin’in tavrı noktasında belirleyici olmasa bile bu iki ülkenin yeni bir yaptırıma karşı çıkmaları için mazeret oluşturabilecek niteliktedir.

Kaveh L. Afrasiabi de (Atimes) İran’ın bu adımla kendi aleyhine yaptırımlar uygulanmasına yönelik çabaların gücünü kırdığını söylemektedir. Aynı makalede Kolombiya Üniversitesi’nden Gary Sick’in, İran’ın bu adımla Washington’un beş-altı aydır yürüttüğü yoğun diplomatik çabaları elinde patlatabileceğine dair açıklaması dikkat çekmektedir. Tahran’daki batılı bir diplomat Al Hayat’a yaptığı açıklamada “batının bu anlaşmayı reddetmesi siyasi açıdan çok hassas bir durum yaratabilir. Çünkü Türkiye ve Brezilya gibi iki etkili güç tarafından bu anlaşma imzalanmıştır. İran bu iki devleti ikna etmeyi başarmıştır” demektedir.

Öte yandan Tahran yönetimi, BM’nin geçici üyesi Türkiye ve Brezilya’ya arabuluculuklarını sonuçlandırarak; takas mekânı ve süresi noktasında tavizi bu iki ülkeye vererek uluslar arası bir destek kazanmış, kendi tezlerini uluslar arası camiada dile getirecek taraftar bulmuştur. Yine Türkiye-İran ilişkilerinde bu anlaşmayla derinlik sağlanmış; Ankara’nın adımı İsrail’i üzmüştür. İran’ın zaten enerji ortağı olan Türkiye, bu adımla “nükleer partnere” dönüşmüş; İran-Latin Amerika ilişkileri derinleşmiş, Brezilya’nın Ortadoğu politikasında son yıllarda geçen adı saygınlık kazanmıştır.

Tahran’daki yetkililerin nükleer takasın mekân-zaman boyutlarına ilişkin yaptığı önceki açıklamalara dikkat edildiğinde İran’da ulusal bir meseleye dönüşen konuda kamuoyunu nükleer sürecin devam edeceğine yönelik bir tatmin etme çabası dikkat çekmektedir. Zira takasın peşinen İran’da yapılması yönündeki yaklaşım, eldeki zenginleştirilmiş nükleer yakıtın İran’ın elinden alınmayacağına yönelik tatmin çabalarını ifade ediyordu. İran yapılan anlaşma ile nükleer yakıtın karşı tarafa kaptırılmayacağı yönünde halkını ikna edebilecek garantiler sağlamıştır.

Öte yandan İran’da bulunan zenginleştirilmiş uranyumun, meselenin ilk görüşüldüğü tarihlerde 1200 kg’dan fazla olduğu düşünülürken bugün 2300 kg’dan fazla olduğu düşünülmektedir!

Son tahlilde İran’ın pozisyonuna göz atarsak, İran diplomasisinin son dakikada geri adım atabilen bir esnekliğe ve karşı cepheye radikal müdahalesiyle etkileme yeteneğine sahip olduğu gözükmüştür. Nitekim İran-Irak savaşının son bulması için kaybedilene değil kazanılacak geleceğe bakarak geri adım atan İran “bu barış zehir içmek gibi” yaklaşımıyla birlikte barışı onaylama iradesini göstermiştir. Oysa bu meselede İran sadece geri adım atmamış, bir hak kaybı olmaksızın farklı cephelerde birçok kazanım elde etmiştir.

V

Şu noktada nükleer takas sürecinin, İran’ın nükleer dosyasıyla ilişkisine bakmakta da yarar vardır. Bilindiği üzere nükleer takas fikri, İran’ın nükleer sorunun çözümü için değil, güven eşiğinin aşılması yönünde atılması öngörülen bir adımdı. İran’a yönelik yaptırımların somut verilere dayanarak İran’ın nükleer silah üretmeye çalıştığı değil de güven bunalımına dayalı olarak kaygılar ekseninde onaylanması için çalışıldığı göz önünde bulundurulursa Türkiye ve Brezilya’nın sadece yan meselede değil temel meselede de bir argüman elde ettiği gözükmektedir.

Ayrıca yapılan anlaşmanın maddelerine bakıldığında bunun salt bir nükleer takas anlaşması olmadığı, Brezilya-Türkiye ikilisinin bu zeminden hareketle bir güven ilişkisi yakalanabileceği, NPT’nin nükleer enerjinin kullanılması ve uranyum zenginleştirilmesi noktasında ulusların haklarını icra edebileceği yönündeki iradesi dikkat çekmektedir. Taraflar bu eksende nükleer sorunun diplomatik çözüm imkânı olduğunu, işe yaramayan yaptırımlar yerine bu doğrultuda sürecin yürütülebileceğini vurgulamaktadır.

Viyana’daki bir Batılı diplomat anlaşmaya ilişkin tepkisinde, “biz, nükleer santralleri yüzünden değil, uranyum zenginleştirmesi yüzünden yaptırım öngörüyorduk” ifadeleri bir noktada batıdaki genel yaklaşımı ifade etse de son anlaşmaya yansıyan iradede “uranyum zenginleştirme”nin NPT üyeliğiyle garanti altına alındığı “nükleer silah konusundaki kaygıların”sa yeni zeminde yakalanan güven ilişkisi üzerinden gelişebilecek süreçte çözülebileceği vurgusu bulunmaktadır.

Nihayetinde Brezilya Dışişleri Bakanı Amorim, dördüncü tur yaptırımların engellenmesi için bu anlaşmanın yeterli olacağını savunsa da sürecin nesnel saiklerle ilerlemediği bilinmektedir. Şu halde topu ayağına alan Viyana grubunun çözümden yana ne tür adım izleyeceği, alınacak kararların onaylanması ve uygulanması bakımından önemli olacaktır. Amorime’e göre genel çerçevedeki müzakereler için yeni anlaşma bir pasaport niteliği taşıyabilir. Ancak Batı cephesinde pasaportu olan her doğuluya vize verilmediği bilinen bir gerçektir!

FURKAN TORLAK-DÜNYA BÜLTENİ
 
 
 
 
Y

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • TSK'dan Kuzey Irak'a Hava Harekatı!12 Ocak 2017 Perşembe 11:13
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim