• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Türk Bayraklı Yahudilerin Sırrı

Türk Bayraklı Yahudilerin Sırrı
Hasidikleri ellerinde Türk bayrağı sokaklara döken Başbakan Erdoğan, insanlığın vicdanına hitap eden söylemi ile Yahudi destekçilerini daha da artırırken, İsrail’i iyice yalnızlaştıracaktır. Kendi halkının bile tasvip etmediği politikalarla İşgal or

 

 

 

 


Gazze’ye yardım götüren gönüllülerin bulunduğu Mavi Marmara’ya yapılan kanlı baskından sonra İsrail’e tepkiler çığ gibi büyüdü. Dünyanın çeşitli şehirlerinde protesto eylemleri yapıldı. Ancak bir fotoğraf vardı ki; “Onlarda mı İsrail’e tepki gösteriyor” denmesine neden oldu. New York’ta Birleşmiş Milletler binası önündeki gösteriye elinde Türk bayrağı olan Yahudiler de katılmıştı. Siyah fötr şapkalı, uzun zülüf ve sakalları ile bir grup Yahudi vatandaşı İsrail devletini şiddetle kınıyordu. Bütün dünyanın gördüğü bu kare, İsrail’in izlediği politikaları Yahudilerin de tasvip etmediğini ve tepkilerin adresinin İsrail hükümeti olması gerektiğini gösteriyordu. “İsrail sorunu” Yahudileri de rahatsız ediyordu. Netanyahu hükümetinin tepkileri, “antisemitizm” olarak gösterme çabasını, bu tek kare etkisiz hale getiriyordu. İsrail karşıtı gösterilere katılan binlerce Yahudi de mi, Yahudi düşmanıydı?

Peki, elinde Türk bayrakları ile İsrail’i protesto eden bu Yahudiler kim? Neden İşgal ordusunun politikalarına karşı çıkıyorlar? Bu Yahudi grubunun adı Hasidik. İbranicede hasid ‘sadık’, ‘mümin’ anlamına geliyor. “Gerçek Yahudiler bizleriz” diyorlar.             

ABD’de en yoğun yaşadığı yer olan Brooklyn’de birçoğunu yakından gözlemlediğim Hasidikler, dinlerine ve köklerine bağlılıklarıyla biliniyor. Yaşam tarzları, ibadet şekilleri ve kıyafet tarzları ile diğer Yahudilerden ayrılıyorlar. Erkekler siyah pardösü, beyaz gömlek, geniş kenarlı fötr şapka; kadınlar topuklarına kadar uzun etek ve eldiven giyiyor. Evlendikten sonra da ya başlarını kapatıyor ya da peruk takıyorlar.

Hasidikler, kendileri dışındaki Yahudileri yeterince dindar olmamak ve dini siyasete alet etmekle eleştiriyor. Siyonizme de, siyasal Yahudiliğe de karşılar. İşgal ordusunu desteklemiyorlar. Orta Doğu’daki şiddet ve terörün sebebi olarak İsrail’in politikalarını görüyorlar. Gazze’deki kuşatmanın son bulmasını istiyorlar. Başkan Barack Obama’nın diplomasiyi öne çıkaran politikalarının doğru olduğuna inanıyor, “Biz Siyonist değiliz. Siyonistlerden korkup geri adım atma.” diyorlar.

Hasidik hareketi, bütün Yahudilerin Siyonist olmadığını belirtiyor. Siyonizmin kural ve uygulamalarının Yahudiliğe aykırı olduğunu savunuyor. Hasidikler, ’Siyonist İsrail rejiminin varlığını Yahudiliğe aykırı’ görüyor. Yahudilerle Siyonistlerin ayrı olduğunu dünyaya kabul ettirmeye çalışıyorlar.İşgal ordusunun Yahudiliği siyasallaştırıp Siyonizm olarak dünyanın önüne koyduğunu, din ile siyasetin ayrılması gerektiğini savunuyorlar. İsrail yönetimini kendilerine meşruiyet kazandırmak için Yahudi elbisesi giymekle suçluyorlar.

İlginçtir İsrail devletinin başbakan, bakan ve askeri yetkilileri Türk hükümetini ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı “İslami kökenden gelme, fundamentalist, Yahudi düşmanı, semitist” olmakla suçluyor; Türkiye’de ise sık sık TSK’ya mesaj vererek laikliğin elden gittiğini, TSK’nın da askeri müdahalelerle hükümete müdahale etmesi çağrısında bulunuyor. İsrail verdiği bu mesajlarla aslında AK Parti hükümetini düşürmeyi amaçlıyor. Hasidikler ise bu çizgileri aşanın aslında İsrail olduğunu açıkça söylüyor.

Hasedikler, ‘Peygamberlerin getirdiği mesajların takip edilmesi halinde bütün düşmanlıkların son bulacağını, Müslümanlar ve Yahudilerin yüzlerce yıl Filistin'de ve dünyanın başka yerlerinde barış ve huzur içinde birlikte yaşadığını, Yahudilik dininin peygamberi Hz. Mûsâ’nın, büyük ilahî peygamberlerinden biri olduğunu’ dile getiriyor.

Hasedikler, ibadet ve tefekkür ağırlıklı bir hayat yaşıyorlar. Amerikan yaşam tarzı ve kültürünü kabul etmiyorlar. Bu yüzden televizyon, sinema, spor ve müzikten uzak durmaya çalışıyorlar. Çocuklarını devlet okullarına ya da üniversitelere göndermiyorlar. Özel okullarda Tervat’a göre eğitiyorlar. Kendilerini Amerikalı, Polonyalı ya da İsrailli olarak değil, Hasidik diye tanıtıyorlar.

Hasidik hareket, 18. yüzyılda Doğu Avrupa’daTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. Rabi İsrael ben Eliezer (1700–1760, Ukrayna) tarafından başlatıldı. Doğu Avrupa’da binlerce Yahudi büyük hızla Hasidik harekete katıldı. Yahudi âleminin ruhani canlanışı üzerinde çok büyük bir etki yaptı. Hasidik inancının özünü oluşturan Besht öğretileri, Tanrı’nın bütün varlıklar içindeki gizemli varlığını yaşamın bütün alanlarına yayma amacı taşıyor. Hasidik grupları Avrupa’da kurucularının doğum yerlerinin isimleriyle anılıyorlar, Amerika’da 4-5 tane daha benzer grup var. Bu gün Hasidizme bağlı en ünlü ve en etken grup, merkezi New York'ta bulunan Lubavitcherler. Adlarını yıllarca hanedanlarının merkezliğini yapmış olan şehirden alan Lubavitçlilerin dünya çapındaki en kalabalık cemaatlerden biri olduğu kabul ediliyor. Bu grupların ABD’deki nüfusu 250 bini buluyor.

II. Dünya Savaşından sonra tüm önemli Hasidizm merkezleri Amerika'ya taşınmak zorunda kaldı. Siyonizm'e ve İsrail Devletine karşı tutumlarından dolayı, İsrail’i değil Amerika'yı tercih ettiler. İngiltere, Kanada, Fransa, Belçika ve Avustralya diğer küçük grupların yaşadığı ülkeler. Koşer (domuz eti bulunmayan) gıdaların satıldığı lokantalar, işyerleri, kültür merkezleri, dini okulları ve Sinagogları ile Yahudi mahallelerinde hayatlarını sürdürüyorlar.

Başbakan Tayyip Erdoğan, İşgal ordusunu eleştirirken, Yahudilere yönelebilecek ırkçı yaklaşımlardan kaçınılmasını istedi. İşgal ordusu ile İsrail halkını da konuşmasında ayırdı. Mavi Marmara gemisine saldırıdan sonra Türk Yahudilerine karşı hiçbir olumsuzluğun yapılmamasını istedi. Türkiye’nin diplomasi öncelikle barış çabalarının sonuca ulaşması ırkçı bir dil kullanmamasına bağlıdır. Hasedikleri ellerinde Türk bayrağı sokaklara döken Başbakan Erdoğan, insanlığın vicdanına hitap eden söylemi ile destekçilerini daha da artırırken, İsrail’i iyice yalnızlaştırıyor. Kendi halkı ve dindaşlarının bile tasvip etmediği politikalarla İşgal ordusu nereye kadar gidebilir?

AKSİYON

 

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim