• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

TIPKIBASIM/SIZ TANZİMAT 1

TIPKIBASIM/SIZ TANZİMAT 1
Bu günler Tanzimat Fermanı’nın ilan edilişinin yüz yetmişinci yılı. Bundan yetmiş yıl önce yani Tanzimat’ın yetmişinci yılında Tanzimat’ı bütün olarak ele alma, onu değerlendirme amacıyla Hasan Âli Yücel’in öncülüğünde önemli bir ç

 

 

 

 

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre sonra Maarif Vekilliği'ne atanan (28 Aralık 1938) Hasan-Âli Yücel’in, bakanlığının birinci yılında kültürel araştırmalar tarihinde önemli bir yer tutacak bu eseri hazırlatmasının temel bir nedeni vardı elbette. Bakanlık görevine başlar başlamaz çok geniş ve ayrıntılı projelerin hazırlığına girişerek Kemalist Cumhuriyet ideolojisinin egemen kılınmaya çalışıldığı yıllarda, Yücel'in tasarıları arasında "Garplılaşma sürecine" bir açıklık getirmek de vardı. Onun kendince "Garplılaşma" sorununu düşünerek tarihsel süreç içinde yerli yerine oturtup oturtmaya çalıştığını ifade edebiliriz. Bir yandan Tanzimat dönemini eleştiren diğer yandan onu olumlayan yıkıcı yapıcılık olarak da anmak mümkün bu çabaları. Nitekim İlber Ortaylı başta olmak üzere bu konuda çeşitli yorum kipleri vardır. Hasan Âli Yücel’in bunu ne ölçüde başardığı meselesi tartışmalı bir konudur. Tanzimat'ın 1963'te 125 ve1989'da yıldönümlerinin geniş bilimsel etkinliklerle anılması da  Tanzimat I çalışmasının bir verimidir.

Onun, Türk modernleşme tarihinin önemli bir aşaması olan Tanzimat konusunda gösterdiği titizlik ve duyarlılık bu harekete bakıştaki farklılıkların ortaya çıkmasına da önemli bir katkıda bulunmuştur. Neden? Çünkü Tanzimat uzun süre ülkemizde, Türkiye'yi kapitalist ve emperyalist Batı'nın bir sömürge alanı durumuna getiren, Beyoğlu'ndaki yabancı elçilerin bize zorla kabul ettirdikleri bir hukuki reformlar "paketi" olduğu biçiminde ele alınmıştı. 1838 Balta Limanı Antlaşmasından kaynaklı bir okuma durumuydu bu. Fuat Köprülü bunu doğrulayan yorumlarda bulunur. Ona göre, Tanzimat, bir ortaçağ toplumu olan Osmanlı İmparatorluğu'nun kendi evrimleşmesiyle değil de, emperyalist ve kapitalist baskılar sonucu değişme ve dönüşme sürecidir.

Yücel, bu konuda hem Fuat Köprülü’den hem de Mustafa Kemal’den farklı düşünüyordu. Bilindiği üzere Mustafa Kemal’in İzmir İktisat Kongresi'ni açarken (17 Şubat 1923) yaptığı konuşması bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Mustafa Kemal şöyle diyordu: "Arkadaşlar,

Tavsif ettiğim noktada artık Osmanlı Devleti hakikatte ve fiilen mahrum-ı  istiklal hale getirilmişti. Bir devlet ki tebaasına koyduğu vergiyi ecnebilere koyamaz, bir devlet ki gümrükleri için rüsum muamelesi ve saire tanzimi hakkından men edilir; bir devlet ki ecnebiler üzerinde hakk-ı kazasını tatbikten mahrumdur. O devlete müstakil denemez...

Mazide Tanzimat devrinden sonra ecnebi sermayesi müstesna bir mevkiye malikti; devletler ve hükümet, ecnebi sermayesinin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır..."

Dönemin İktisat Vekili Mahmut Esat (Bozkurt) da Mustafa Kemal Paşa ile aynı dili konuşuyordu:

"Zahiren memleket bizimdi.Fakat hakikatte Türkiye iktisaden bizden ziyade ecnebilerin memleketi, bir müstemlekesi idi."

Bu yaklaşımlarda elbette gerçek/lik payı vardı. Daha açık bir deyimle, Tanzimat ekonomik ve ticari yönden ülkeyi dışa bağımlı bir hale getirmiş, kapitülasyonların yıkıcı etkisi giderek artmış, sanayileşme çabaları da yabancı sermaye tarafından baltalanmıştır. Bu ise hukuki yapılar kadar üzerinde durulmayan bir konu olmuştur çoğu zaman. Ne var ki bütün bunlar dile getirilirken madalyonun öbür yüzüne bakmak çoğu kimsenin aklına gelmiyordu. O da Tanzimat'ın Türk modernleşmesindeki rolünü ortaya koymak ve açıklamaktı.Hasan Âli Yücel, Tanzimat döneminin ne olduğunun ve toplumsal hayata neler getirip götürdüğünün anlaşılabilmesinin, Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük akımlarının tarihsel çizgide yerlerine oturtulmasının daha önceki gelişmelerin bilinmesiyle olanaklı olduğunu ve ancak böyle bir yaklaşımla Cumhuriyet Türkiye’sini derinlemesine kavrayabileceğimizi, anlayabileceğimizi vurgulamayı önemsiyordu diyebiliriz Tanzimat döneminde yeni bir bürokratik yapının oluşturulması, bir hukuk devletinin kurulması yolundaki çabalar, medresenin bütün direnmesine karşın eğitim alanında atılan adımlar hiç şüphesiz Türkiye'de yeni bir zihniyet değişimine ortam hazırlamıştır. Bütün bunlara bütünsel olarak bakıldığında Tanzimat’ın bu yönü ucu Cumhuriyet yıllarına uzanan kimi değişimlerin başlangıcını oluşturduğunu söylemek pek abartılı bir yargı olmasa gerek. Hasan Âli Yücel, 1939 yılında Tanzimat'ın 100. yıldönümünü kalıcı bir eserle anmanın gerekli olduğunu kavradı, bu yöndeki çalışmalara hız verdi: "3 Teşrinisani (=Kasım) 1939'da Tanzimat yüz yılını dolduracaktı. Tahlile bugün de muhtaç olan yürüme ve durmalar ile milli davamızın mühim safhalarından biri olan tarihimizin bu hamlesini düşünmek, anmak ve anarak düşünmek vazifemizdi"... diyen Yücel, bu konuda zaten çalışmış olması gereken bilim kurumlarımızın emeklerini yazıya dökmelerini istiyor ve bunu sağlamak için Türk Tarih Kurumu, İstanbul Üniversitesi, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya fakültelerine 18 Mayıs 1939 tarihini taşıyan resmi yazıları göndermiş bulunuyordu. Yücel bu yazılarda şu nokta üzerinde duruyordu: "Türkiye'nin Garplılaşma tarihinde ehemmiyetli bir dönüm noktası olan bu vakanın bütün safhaları ile neticelerini toplu olarak gösteren orijinal vesikaları ve bu devrin belli başlı şahsiyetlerine ait biyografileri ihtiva eden bir kitabın üniversitece hazırlanarak neşri faydalı görülmüştür." Nitekim 1939 yılına kadar Tanzimat ile ilgili araştırmalar oldukça sınırlıydı. Engelhart'ın Türkiye ve Tanzimat (Devlet-i Osmaniyenin Tarih-i Islahatı (1826-1882), Çev.: Ali Reşat, İstanbul 1328 (1912) kitabı bu konuda temel bir başvuru kaynağı haline gelmişti. Abdurrahman Şeref'in bu dönemle ilgili makaleleri ve çözümlemelerinin yer aldığı Tarih Muhasebeleri( İstanbul, 1339 (1923) elbette önemli bir boşluğu dolduruyordu. Tanzimat dönemi için çok önemli bir kaynak olan Cevdet Paşa'nın Tezakir'i henüz basılmamıştı. Tezakir, Ahmet Cevdet Paşa’nın resmi görevde bulunduğu, fiilen tanıklık ettiği olayları eleştirel bir yaklaşımla ele alışının hikâyesidir. Tamamıyla kişilerin kararların ve uygulamaların da söz konusu edildiği ve yer yer eleştirildiği eser bütün bu özellikleriyle bir çeşit monografi olarak tanımlanabilir. Tarih ders kitapları ve lise edebiyat kitaplarında verilen (kısa ve genel)bilgilerin de bu çerçevede belirtilmesi gerekir. İşte bütün bunlardan ötürü Yücel'in vurguladığı, dikkati çeken bir nokta da şuydu: "...bilhassa bazı makalelerin de eski ıslahat teşebbüsleri ile Türkiye Cumhuriyeti'nin inkılap hamleleri arasında yapılacak mukayeselere tahsisini faydalı görmekteyim."

Söz konusu kurumlarda çalışan bilim adamlarının kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içinde çalışmalarını  bakanlığa gönderdiği anlaşılmaktadır. Çünkü ilgili kurumlara yazılan yazılar Mayıs ayında yazılmıştır. Yine bu yazılar herhangi bir kongre, seminer ya da sempozyumda tartışılmamış, müzakere edilmeksizin muhtemelen sadece bir komisyon tarafından değerlendirilerek doğrudan baskıya verilmiştir. Bununla birlikte buradaki makalelerin büyük ölçüde özgün birer çalışma olduğunu vurgulamak gerekir. Yazarlar, birinci el kaynaklara ve hatta arşiv belgelerine de başvurmuşlardır. Nitekim kitapta yer alan incelemeler, Tanzimat üzerine daha sonra yapılan araştırmalarda sık sık kullanılmıştır ve hâlâ kullanılmaktadır. Bunda ilk kapsamlı çalışma olmasının da etkisi vardır kuşkusuz. Yazıları burada yer alan yazarların çoğunun Cumhuriyet dönemi Türkiyesi'nde kendi alanlarında uzmanlaşmış kişiler olduğunu  belirtmek gerekir. Enver Ziya Karal, Yavuz Abadan, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Ömer Lütfi Barkan, Mükrimin Halil Yinanç, Cemil Bilsel, Sabri Esat Siyavuşgil, Hilmi Ziya Ülken vb. bunlardan birkaçıdır. Basımı biten, otuz dört makalenin yer aldığı bu eser, Milli Şef Reisicumhur İsmet İnönü'ye Tanzimat'ın Yüzüncü Yıldönümünde Türk İlminin ve Maarifinin Armağanı olarak sunulmuştur.

Kitabın özgün kapağının  1999 tarihli MEB baskısından çıkarıldığını anlamak son derece güçtür. Kitapta 1940'ların Türkiyesi'ndeki basım tekniğini altmış yıl sonra yakalamak olanağı da bulunamamıştır. Nitekim tıpkıbasımdaki resimler son derece kötü çıkmış, belgeler okunamaz hale gelmiştir. Böyle bir eserin basımına teknik yönden de biraz özen gösterilmesi gerekirdi. Öte yandan bu kitap ileriki yıllarda düşünülen bütünün bir parçası olmak bakımından Tanzimat serisinin birinci cildi olarak kabul edilmiştir. Ne var ki MEB bu eseri iki cilt halinde yayımlayarak eserin orijinal halini bozmuş her iki cildi ayrı ayrı kitap olarak Tanzimat I ve Tanzimat II olarak  sunmuştur. Tanzimat başlığının altına komisyon sözü eklenmiştir ki asıl baskıda böylece bir şey yoktur. Kitabın yukarıda andığımız Milli Şef İsmet İnönü'ye 'ithaf' edilen sayfasının neden çıkarıldığı anlaşılamamakla birlikte eserin orijinalitesini bozması nedeniyle sorun teşkil etmektedir. Bunun nedeni büyük olasılıkla İsmet İnönü'ye o tarihlerde "Milli Şef" denilmesinin bugün yarattığı rahatsızlıktır. Ama tıpkıbasımı yapılan yada öyle olduğu söylenen bir eserin hoşa gitmeyen sayfalarının çıkarılması hak ve yetkisine sahip olduğunu düşünmek de bir başka şeflik olarak görülebilir. Kitaba bir iki sayfa ekleyip bu eserin hazırlandığı koşullar, önemi, yeniden basılmasına niçin gerek duyulduğu açıklansaydı daha iyi olurdu elbette. Nedense bu da yapılmamıştır.

Yılın bitimine oldukça az bir zaman kaldı.

Acaba Tanzimat’ın yüz yetmişinci  yılında böyle bir eser yayımlanır mı?  Sanırım dergilerdeki birkaç yazı ile yetinmek durumunda kalacağız. O nedenle yaklaşımını, değerlendirmelerini, tezini tümüyle paylaş(a)mamanın yanında tarihsel süreklilik ve kopuş diyalektiğini kanıtlayan Tanzimat I kitabının yaşadığımız zaman diliminde sindirilerek okunması gerektiğine inanıyorum.

Asım ÖZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim