• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'TEK' ZİHNİYETİ

TEK ZİHNİYETİ
“Tek” tip anlayışı Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze dek seksen kusür senedir sistemin halka aşılatmaya çalıştığı ve bir noktaya kadar başarılı olduğu faşizan bir anlayıştır. Bunun neticesinde din, dil, mezhep, cemaat... hemen her alanda

 

 

 

İslami hassasiyeti olanlar veya olduğunu iddia edenler dahi, adalet şartını görmezden gelerek bir Emevi uydurması olan kutsal devlet veya rejim anlayışı ile sistemin tüm yaptıklarına baş üstüne diyen zulümlere bir gerekçe bulan bir hale geldiler.
 
 
“Tek devlet” dediler, bir yere kadar anlaşılabilir. İslami açıdan bakıldığı an, parçalanma, bölünme pek hoş görülen, farklılıkları bu düşüncenin gerekçesi sayan bir görüş makbul görünmez. Ancak bu iddianın sahipleri şunu anlamak istemiyorlar; bir devletin bütünlüğünü veya rejimini savunmak için o devletin adalet ile idare edilen İslami bir devlet olması lazım. İsmi ve kanunları İslami olursa dahi adalet ölçülerine riayet edilmiyorsa yine de bir anlamı yoktur. Bölünmek, parçalanmak hoş değil deniliyorsa ve bu tür düşüncelere itiraz ediliyorsa el birliği ile o bozuk sistemin değişmesine rıza gösterilmeli, desteklenmeli. Adalet ölçülerine uyulduğu sürece kimse bir ırkın hakim olması arzusunda değildir. Zaten ulus devletin, veya bir ırkın hakimiyeti o ırka mensup olanlara özgürlük, adalet ve refah getirdiğine dair bir durum yok.
 
 
“Tek bayrak” dediler, Allah resulü döneminde her kabilenin kendine ait sancağı olmasına rağmen yine de anlaşılabilir... Ancak o bayrağı bir tek ırka atfederek kutsal bir görümün vermeleri ve insanlardan kabullenmelerini beklemeleri anlaşılabilir bir şey değil. Oysa bir bayrağın bütünleştirici bir özelliğinin olması lazım, bölücü değil. Bu nedenle başka bir bayrak gördüler mi kırmızı görmüş boğaya dönerler.
 
 
“Tek ulus” dediler, bu bağlamda tek ırkı dayattılar ve kendilerinden başka hiç bir ırkın varlığına tahammül etmediler, yok saydılar. Şu anda dahi “açılım” adı altında lütuf olarak sunmaya çalıştıkları şey Türk üst kimliği altında Kürt kavramı ile bir köle veya ikinci sınıf insan muamelesi gayreti içindeler. Geçmişe nazaran bugüne bakınca yapılanları olumlu olarak  değerlendirmemek mümkün değil. Zira, evvelinde yok diyordular, “Kart”, “Kurt” hikayeleri ile avutuyordular, bugün en azından var olduğunu kabul ediyorlar. Oysa hiçbiri merak etmiyordu, acaba Asya bozkırlarından Anadoluya geldiğimizde karşılaştığımız, hatta bize yardım eden ve orada meskun olan kavim kimdi? Nereden gelmişlerdi? Nasıl insanlardılar? Dilleri neydi?Yoksa sonradan uzaydan filan mı geldiler? Gerçi tüm dünyayı “Türk” gören, Kızılderilileri dahi “Türk” yapan bir düşünceden böylesi gariplikler beklemek, pekte garip olmasa gerek.
 
 
 
 
 
“Tek dil” dediler, farklı bir dilde konuşan kendi vatandaşlarına dahi tahammül etmediler. Dil bilmedikleri için resmi kurumlardan hatta hastanelerden kovdular, azarladılar. Hiçbir siyasi kaygı ve propaganda güdülmeden  edebiyat, müzik ve diğer sanat alanlarında  yapılan çalışmalara dahi tahammül göstermezler. Kendi dillerini kullanmakta, dayatmakta bir beis görmezler, başkaları talep etti mi ayrılıkçılık, gayri İslami davranış, olarak yorumlarlar. Bir şey İslami ise herkes için İslami olması lazım, yok eğer değilse herkes için olmaması lazım. Kişiden kişiye, kavimden kavime değişen bir İslam yoktur.
 
Tek dil gayretleri neticesinde, öz Türkçeleştirme adı altında, ezanı anlama talebi adı altında Kürt köylerinde, bilmedikleri bir dil ve üslupla Tanrı uludur, Tanrı uludur, nidaları ile  başlayan garip lakırdılar dinlemek zorunda bırakıldı insanlar.
 
 
“Tek eğitim” dediler, özellikle doğudaki ilim, irfan, ahlak yuvaları olan ve köklü bir geleneği olan, alimlerinin çoğunu asırlardan beridir oradan yetiştiren medreseleri yok ettiler. Medreselerin yok olması alimlerin de yokluğunu beraberinde getirdi. Nihayetinde başsız, sahipsiz, eğitimsiz, inançsız bir nesil yetişti. Koca cumhuriyet döneminde kaç tane Melayê Cezeri, Ahmedê Xanê, Fekiyê Teyra, Melayê Batê yetişti ki...
 
 
 
Ardından Arapça ve Kürtçe eğitim alma imkanlarını yok ettiler, hazlarını alamayıp daha “tek” olabilmek adına “tek” düşünce – ki o da kemalizm oluyor- “tek” üniforma, yetmedi “tek” tip giyim adı altında başörtüsü yasağı...
 
 
 
Senelerce bu zihniyetle yetişmiş vatandaşına başka bir ırkın var olduğunu söylemek, bazı haklar tanımak ve bunu kabullenmelerini, tahammül etmelerini, saygıyla karşılamalarını beklemek gayet iyimser bir bakış olur. Ezberlerin bozulduğunu anlamak gerek. Onlar öyle yetişmişler ki yanlarında İngilizce konuş sorun olmaz, Fransızca konuş sorun olmaz, İspanyolca konuş sorun olmaz, İtalyanca konuş sorun olmaz, hatta Farsça veya Arapça konuş yine sorun olmaz ama Kürtçe konuştun mu sorun olur.Türkçe bilmediği için başka bir iletişim yolu olmadığı halde Suriye, Irak veya İran Kürdü ile Kürtçe konuşursun ona bile katlanamaz.
 
 
“Açılım”a bu açıdan  dahi baktığımızda hükümetin ne kadar güç durumda kalacağını ve ne tür zorluklarla karşılaşabileceğini kestirmek için kahin olmaya hiç gerek yok. İşleri çok zor, ve pek fazla bir şey yapabileceklerini de düşünmemek gerek. Zaten karşıt olanların sürekli bu temelden olaylara yaklaşması ve bunu gündeme getirmesi de bundan dolayıdır.
 
 
“Tek mezhep” dediler, kendi mezhebleri dışında herkesi adeta İslam dışı gösterdiler. Bırakın Şii mezhebini, sanki İslam sadece Hanefi mezhebinden oluşuyormuş gibi diğer Sünni mezheplerini dahi yok saydılar. Şafii mezhebini mensup milyonlarca vatandaşını görmezden geldiler. Din kitapları sadece Hanefi mezhebine göre düzenlenmiş.Abdestin farzları nelerdir diye abes bir soru olabilir mi? En azından hangi mezhebe göre sorduklarını  belirtseler, çocuk evde öğrendiği ile okulda öğrendiği arasında bir ayrım yapabilir. Demokrat olma adına, Sünnilik dayatılıyor diye Aleviler için kaygılananlar – ki kaygılarında haklılar- sadece Hanefi mezhebinin dayatıldığından ya haberleri yok ya aradaki farkı bilmiyorlar, yada bilmek istemiyorlar.
 
 
 
Bundan dolayıdır ki Kürtler batı illerine gittikleri anda da bir çok sorunla karşılaşıyorlar. Rukuya giderken veya kalkarken ellerini kaldıran birine haa demek sen Şii’sin... ben Şafii mezhebini taklit ediyorum diyen birine, ooo ben de sandım ki müslümansın... yada köpeğe dokunmaktan imtina eden birine, sen hangi rabbe iman ediyorsun gibi sözler söylenebiliyor. Vahim olan ise bunların münferit olaylar olmaması.
 
 
 
 
“Tek” zihniyeti gayri müslimleri de yok saymış, dışlamış. Türkiye, gayrı müslimlerin nüfus olarak en fazla oldukları İslam ülkelerden biriydi ama hemen hepsi bir şekilde yok edildi. Şu anda dahi varlıklarına, mabedlerine tahammül edilmiyor. Fikir akımları veya din adamları bu “tek”çi zihniyetin yetiştirdiği nesiller eliyle yok ediliyor, öldürülüyor. İslam tarihi boyuncu, böylesi tahammülsüzlüğe rastlanmamış ve bu tür davranışlar İslam’ın hiçbir yerine sığdırılamaz. İlginç olan İslamdan habersiz olan ve İslam’ın bu konudaki tutumunu bilmeden veya bilmezlikten gelerek İslam adına bir şey yapanların yaptıklarının İslama mal edilmesi.
 
 
 
Tüm bu yaşananların altında yatan tek neden ise herkesi kendine benzetme, kendini “tek” görme, üstün görme hastalığıdır. Yıllarca bu ülkede kitabı suç aleti diye masalarda silahla beraber teşhir eden bir zihniyetten daha farklı bir davranış beklenemez zaten.
 
 
Mehmet Çelik/ Hürseda Haber
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim