• BIST 89.282
  • Altın 145,513
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Tayyar: PKK Silah Bırakırsa Genel Af Gelebilir!

Tayyar: PKK Silah Bırakırsa Genel Af Gelebilir!
Ak Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın PKK'nın silah bırakmasına yönelik yaptığı açıklamaları 'tarihi' olarak nitelendirdi.

Tayyar, barış ortamının tesis edilmesi halinde Türkiye'nin gündemine genel affın da gelebileceğine dikkat çekip, "Örgütü yöneten üst düzey yaklaşık 250-300 kişi üçüncü ülkelere transfer edilebilir. Kalanlar için düz ovada siyaset yapma imkanı sağlanabilir." dedi.

Şamil Tayyar , gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Başbakan Erdoğan'ın, PKK'nın silah bırakması ve operasyonların durdurulması noktasındaki açıklamalarının tarihi nitelik taşıdığını aktaran Tayyar, "Türkiye çok kritik bir evrede. Bu Kürt meselesini çözmek için elini çabuk tutmak durumundadır. Eğer biz kısa vadede radikal çözüm önerileri üretip bu meseleyi çözersek ve PKK'yı marjinal hale getirebilirsek, hakikaten Türkiye'yi bu prangalarından kurtarırız diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

PKK ve KCK operasyonlarının uzunca süre devam ettiğini hatırlatan Tayyar, "Bununla birlikte, bazı reform çalışmaları oldu. Gelinen noktada bu sonuca ulaşacaksa, PKK'nın silahları bırakması gerekir. Silahları bırakır ve oluşacak barış ortamında gerçekten hükümet çok önemli hamleler yapabilir, adımlar atabilir. Anayasada, Türk Ceza Kanunu'nda, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nda, Terörle Mücadele Kanunu'nda, ilgili birçok kanunda düzenlemeler yapılabilir. Ne olabilir? Bu tartışılır, konuşulur. Buna ilişkin tabi ki hükümetin bir ön hazırlığı var. Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulması, anayasada farklı dil ve lehçelerin güvence altına alınması gibi çok önemli reformlar olabilir. Eğer bu barış ortamı tesis edilebilirse ben inanıyorum ki, Türkiye'nin gündemine genel af da gelebilir. Örgütü yöneten üst düzey yaklaşık 250-300 kişi üçüncü ülkelere transfer edilebilir. Kalanlar için düz ovada siyaset yapma imkanı sağlanabilir. Ama sonuçta, bu sonucu doğurabilecek gelişmelerin yaşanması gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

Bu konuda hükümete görev düştüğünün altını çizen Tayyar, "Bununla birlikte, Kürt kökenli kardeşlerimize, onlar adına siyaset yapan BDP'ye de çok önemli bir görev düşüyor. İnşallah Sayın Başbakanımızın çağrısını olumlu algılarlar ve eylemler durur. Hepimiz biliyoruz ki, sıkılmış yumruklarla, gıcırdatılan dişlerle barış türküleri söylenmez. Onun için hep beraber barış ortamının tesis edilmesini istiyorsak, önce akan kanın durması, silahların durması gerekir. Bu durmazsa, barış çabalarının sonuca ulaşması çok zor gözüküyor." şeklinde konuştu.

"28 Şubat SÜRECİYLE İLGİLİ SÜLEYMAN DEMİREL'İN İFADESİNE BAŞVURULMALI"

28 Şubat süreciyle ilgili başlayan soruşturmaya değinen Tayyar, "Soruşturmaya baktığımızda ağırlıklı olarak Batı Çalışma Grubu (BÇG) üzerinden yürütülen bir soruşturma gibi gözüküyor. Şuana kadar sadece askerler üzerinden bir sorgulama devam ediyor. Bu yönle baktığımızda, gerçek bir 28 Şubat soruşturması sayılmaz. BÇG'ye ilişkin bir soruşturma gibi gözüküyor. Eğer gerçek manada bir 28 Şubat soruşturması yapılacaksa bunun, medya, sermaye, sivil toplum kuruluşları gibi diğer ayaklarının da mutlaka soruşturulması gerekir. Buraya uzar mı uzamaz mı, soruşturmanın seyri nasıl gelişir, değişir bunu bilmiyoruz. Ancak şuana kadar izlenen yönteme baktığımızda, daha çok BÇG odaklı bir soruşturmadan söz etmek mümkün." açıklamasında bulundu.

Soruşturmanın BÇG ile sınırlı kalmayacağını umut ettiğini dile getiren Tayyar, diğer ayaklarına da uzanmasını temenni ettiğini bildirdi.

Tayyar, "Bunun usulünü, yöntemini belirleyecek olan da soruşturmayı yürüten savcıdır. İlave olarak, o dönemde görev yapan, bizatihi olayların akışına yön veren, etkileyen Süleyman Demirel gibi isimler var. Onların da mutlaka bilgisine başvurulması gerekir diye düşünüyorum. Tanık sıfatıyla mı, şüpheli sıfatıyla mı olur, evinde mi ifadesi alınır, savcılığa mı çağrılır onu bilmiyorum ama sonuçta yine usul ve yöntemi belirleyecek olan, soruşturmayı yürüten savcılardır. Eğer o dönemdeki karanlık hadiseleri aydınlatmak gerekiyorsa, mutlaka ama mutlaka Süleyman Demirel'in de ifadesine başvurmak gerekir." dedi.

12 Eylül darbesiyle ilgili davanın da devam ettiğini hatırlatan Tayyar, şunları kaydetti: "Onunla ilgili de iki isimle mi sınırlı kalacak diye eleştiri var. Mahkemenin seyrine bir bakmak lazım. İlaveler olabilir mi bilmiyorum. Ama düne kadar asla 12 Eylül sorgulanmaz, dava açılmaz diye yaygara koparanlar şimdi bunu yetersiz bulmaya başladılar. Bunun ben tarihi değerde olduğunu düşünüyorum. Bu tür darbe soruşturmalarıyla belki dünü kurtarmak mümkün değil ama geleceği kurtarabiliriz. Bu davaların, soruşturmaların sonucunda artık kafalarında darbe planlayan, senaryo üreten insanların artık kolay kolay buna yeltenemeyeceklerini düşünüyorum. Dolayısıyla, artık Türkiye'de darbeler dönemi kapanacaksa, bu davalardan ortaya çıkacak sonuçlar sürece çok ciddi katkı sağlayacaktır."

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim