• BIST 81.712
  • Altın 147,483
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Tanıl Bora: Söz, Eylemdir!

Tanıl Bora: Söz, Eylemdir!
Söz, eylemdir. İnsan dünyayı sözle anlamlandırageldi. İktidara da, beşeri münasebetlere de, sözle nizam verildi, veriliyor. Söz kurmak bir dünya kurmaktır. Söz bir tekliftir. Söze tabii ki özeneceksiniz! Özgün Duruş'tan Asım Öz Röportajı:

 

 

 

 

 

 

Tanıl Bora’nın Sol, Sinizm, Pragmatizm’de bir araya getirilen yazıları, solun darlık buhranlarını sinizm kavramı etrafında tartışıyor. Kapitalizmin ve sağcıların kötülüklerini sayıp dökerek rahat eden konformizmin eleştirisi… Aleni bir muhafazakârlığa dönüşebilen bu sinizme karşı, mütevazı hedeflerden yüksünmeden taş taş üstüne koymak (“iyi” pragmatizm), yeni bir yol açabilir mi? Kitabın ana eksenini, bu sorgulama oluşturuyor. Bu eksen etrafında, sol muhalefetin gelenekleri, mecraları ve yöntemleri tartışılıyor: 68, barış hareketi, şiddet, anti-kapitalizm, protesto ve gösteri tarzları, yoksulluk ve sosyal dayanışma… Kitabın bir başlığı da, solun “söz”le ve akılla ilişkisi hakkında. Genel olarak zamanımızda entelektüel etkinlik, söz, medya ve politika üzerine… Tanıl Bora ile kitabını konuştuk.

 

Kitabınızı oluşturan yazıları hangi kaygılardan dolayı yazdınız?

Aslında daha ziyade sağ, milliyetçilik, faşizm, kısacası “kötülükler” üzerine yazıyorum. Kendime verdiğim esas ödev bu. Ama bunun yanında, doğrudan doğruya solun kendi dertleriyle ilgili düşündüklerimi de yazmışlığım var. Bu kitap, on yılı aşkın bir zamana yayılan bu yazıların hasadıdır.

BELKİ KLİŞE AMA MURAD EDİLEN EZBERLERİ BOZMAK

Hangi kaygılar derseniz, sosyalizmi yeniden tanımlama kaygısıdır. Birikim 70’lerde de sosyalizmi yeniden tanımlamanın peşindeydi. Burada murad edilen, sosyalizmi bir doktrin darlığından çıkarmak, hem kendi geniş düşünsel tarihiyle, hem de bütün dünya bilgileriyle alışverişli hale getirmek. Artık klişeleşip bizzat bir ezbere dönüştüğü için kullanmaktan çekiniyorum ama gerçekten, ezberleri bozmak.

 

SOLUN YENİLGİ HALET-İ RUHİYESİ

Sinizme eğilme sebebiniz nedir? Niye sinizm? Soldaki yeri nedir?

Sinizmle kastettiğim, her şeyi gayet iyi biliyor, anlıyoruz, “büyük resmin” farkındayız havalarında, bu farkındalığı bir nafilelik duygusuna dönüştürmek. Hiçbir özgül meselenin kendisine odaklanmamak, hiçbir işi kendi gerçekliği içinde ciddiye almamak. Gönül ferahlığıyla küçük adımlar atamamak. Son Ergenekon meselesinde solun bazı muhitlerinde gözlenen tutum, bunun bir örneği. Hâlihazır Ergenekon soruşturmasının sınırlılığını teşhir etmek, onu yürüten iradenin başka hesaplar peşinde olduğunu görmek başka, bunların farkında olarak bu meselenin üzerine daha sıkı gidilmesini istemek, dahası bunu bizzat, kendi sözü ve talepleriyle bir kampanyaya dönüştürmeye çalışmak başka. “Zaten egemenlerin kendi arasında dönen bir iştir, bir şey çıkmaz” diye boş vermek ve enerjisinin kısm-ı azamisini bu kayıtsızlığı yaymaya harcamak, sinizmdir. Solda herkesin değil ama birçoklarının kapıldığı bir eğilim bu.

 

Sağ ya da solda olmak ne demek? Sağda ya da solda, karşıya savrulmadan durabilmek her şekilde "ayak diretme"yi mi, yoksa bir şekilde "ayak uydurma"yı mı gerektirir?

Solun ayırt edici vasfı, insanın, toplumun, tarihin, doğanın değişirliğine, değişebilirliğine, değiştirilebilirliğine inanması. Pozitivizmin toplum mühendisliği anlayışı, solun bu dünyayı, hâlihazır olanı değiştirme ve kendi kaderine hâkim olma iradesinin bir karikatürü olarak zevkle abartılır, hatta sol düşünce o mekanik zihniyete indirgenir. Tabii, solun öyle şubeleri de yok değil. Fakat benim anladığım sol, bunu başı sonu belli bir program dâhilinde değil, ucu açık bir süreç olarak düşünür.

 

İYİ PRAGMATİZM HERKESE LAZIM

Sol-pragmatizm ilişkisini bu çerçevede düşünüyorum. Kitapta da anlatıyorum, bir ‘kötü’ pragmatizm var, faydacılık, oportünizm, her şeyi araçsallaştırma anlamında. Bir de ‘iyi’ pragmatizm var, bir bakıma kervanın yolda düzeleceğine inanarak yola koyulma, tecrübe etme, eylemin ve deneyimin yapıcılığına güvenme anlamında. ‘Olurunu arama’ anlamında. Bu anlamda ‘iyi’ pragmatizmin sola lâzım olduğunu düşünüyorum. Herkese lâzımdır!

 

DÜŞÜNCENİN DÜZEYLERİ VE USULLERİ ARASINDA

Teori, pratik ve akademi ilişkilerini sol dert bağlamında nasıl biçimlendiriyorsunuz?

Akademik derinleşme pekâlâ lüzumludur, spekülasyon saçmalık değildir; yeter ki bir derdin, bir arayışın peşinde olsun. Akademik metinlerde çok karşılaşılan sorun, sahici bir merakla değil de yayın yapmış olmak için yazılmış olmaları. Bir de, teoriyle malzeme arasında, teoriyle mevzu arasında organik bir ilişki kurmadan, teori nakilciliği veya aranjmanı yapmaları. Toplum ve Bilim’de bu noktada tetik durmaya çalışıyoruz, merak içeren, kendi kelimeleriyle konuşan, meseleli yazılar istiyoruz.

Söz, eylemdir. İnsan dünyayı sözle anlamlandırageldi. İktidara da, beşeri münasebetlere de, sözle nizam verildi, veriliyor. Söz kurmak bir dünya kurmaktır. Söz bir tekliftir. Söze tabii ki özeneceksiniz!

 

SOSYALİST SOLUN FİKRİ VE PRATİK DENEYİMİ

Biliyorsunuz, Türk(iye) solu yıllardır kendi dışındaki baskın eğilimlerin gölgesinde kalmıştır. Hiçbir zaman kendi kimliğiyle varlık gösterememiştir. Sol alanda geliştirilen teorilerse (daha çok) dergi/kitap sayfalarında kalmıştır. Bunun böyle oluşu, aslında onun yetersizliğini de vurgulamıyor mu?

Herhalde “kendi dışındaki baskın eğilimler”le Kemalizmi kastediyorsunuz. Burada bir hakikat payı var elbette. Ama solun en az kırk yıldır bu meseleyle boğuştuğunu, 1968-71 hareketinin Kemalizmden kopuş hamlesinin o zamandan beri döne döne tartışıldığını unutmamak lâzım. 12 Mart, 12 Eylül sonrasında, Kürt meselesinde, şimdi bu ulusalcılık ve Ergenekon gündemi vesilesiyle yeniden tartışılıyor. Her seferinde, Kemalizmle sosyalist sol arasındaki kopuş teorik ve ideolojik olarak tazeleniyor ve derinleşiyor.

Ama burada sola dışarıdan bakanların da bir problemi var. Soruyu bakın nasıl soruyorsunuz: “Türkiye solu hiçbir zaman kendi kimliğiyle varlık gösterememiştir” diyorsunuz, gayet emin bir şekilde. Hiçbir zaman mı? Yok artık! Bu, İslâmcıların da kendini alamadığı milliyetçi-muhafazakâr karalama dilidir. Bu da bir ezber işte: “Sol Kemalizmin gölgesinde yetişti, baştan aşağı pozitivisttir, Batıcıdır, taklitçidir, yerli değildir…” Gayet konforlu bir ezber. Otuz yılı aşan bozgun zamanlarında da, zayıf olabilir, güçsüz olabilir ama kendi kimliğiyle varolduğu bir hayat alanı da yok değildir.

 

MİKRO-POLİTİKANIN HAYRI

Solda neoliberal hegemonyayı sarsmaya çabalarken yerelleşmeyle demokratikleşme ve sosyalizme giden yol arasında pozitif/negatif ilişkiler dediğimizde neler söylenebilir?

Kitabın başındaki yazıda da üzerinde durduğum bir nokta bu: Yerel deneyimlerin ve mikro-politikanın hayrına inanıyorum. Bu tüm dünyayı düşünmeyi, ‘yüksek politikayı’ ihmal etmek anlamına gelmiyor.

Geçende bir arkadaşım, kadim bir anlatıda geçen şu çömlekçi hikâyesini anlattı: Hani, çömleklerini boyamak için kullandığı mavi boya bitip de o boyanın üretildiği memlekette savaş çıktığını öğrenince “ne alâkası var savaşla benim çömleklerimin? ” diye hayret eden çömlekçi… Arkadaşım, müthiş bir gamsızlığın, dar kafalılığın örneği olarak anlattı bu çömlekçi meselini. Ben de dedim ki, eyvallah, ama belki de, gökten taş yağsa kendi işini yapmayı sürdüren (ticari anlamda iş demiyorum!), kafayı taktığı faaliyete zinhar ara vermeyen, biraz naif ve sebatkâr birisi olabilir o çömlekçi. Belki de öyledir! Velhâsıl, çömlekçinin o yanını da ihmal etmemekten yanayım. Tabii ki dünyayı unutmadan, at gözlüğü takmadan, ama “hiç ölmeyecekmiş gibi” iğne ile kuyu kazmak… Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

 

TOPÇU’NUN ANTİ-KAPİTALİZMİ

Romantik kapitalizm karşıtlığı bağlamında Nurettin Topçu’yu (da) irdelediğiniz yazıyı okurken ister istemez aklıma Topçu’nun düşünsel eğilimleri geldi. Sizce Topçu düşüncesi nasıl bir kapitalizm karşıtlığı sunuyor?

Topçu’nun anti-kapitalizminin sempatik yanı, kapitalizmin hem eşitsizliği çoğaltan yapısına hem insanı ‘yabancılaştıran’, makinenin dişlisine indirgeyen mantığına tiksintiyle veryansın etmesidir. Son derece antipatik olan yanı ise şedit bir anti-semitizmle malûl olmasıdır. Bu aynı zamanda onun anti-kapitalizmini güçten düşürür; zira onu bir tarihsel sistem olarak değil de bir komplo, bir ahlâkî fesat olarak görmeye götürür. Kapitalizmi ahlak fesadı olarak tasvir ve teşhir etmesi hayırlıdır; ahlak fesadından neşet eden bir Yahudi tezgâhı olarak izah etmeye kalkması ise hem yanlış hem tehlikelidir.

 

SOL VE GELECEK

Peki, bugünden kurtulmak için geçmişe sığınma tavrı/tutumu sol olarak adlandırılabilir mi?

Olur mu hiç! Solun geleceğe bakması gerekir. Tabii tarih bilincinden yoksunluk anlamına gelmiyor bu. Tersine, geçmiş sol için bilhassa ilgiye değerdir; sağcılığın menkıbe ve ezelî devamlılık gördüğü yerde o ebedî değişimi görür. Sağın hamasetine karşı solun kendi hamasetini yapması ve bunun için geçmişe başvurması da haktır. Yeter ki o ‘alternatif’ bir hamaset olsun, sola yakışır değerleri yüceltsin. Ben bunun yeterince yapılmadığı kanısındayım. Solun direnme ve fedakârlıktan başka hikâyeleri de var geçmişinde, onları layığınca anlatamıyoruz. Ama geçmişe sığınmak, başka bir iş. Yenilgi zamanlarında olur, doğaldır. Dara düşen, hali iyi olmayan, eski güzel günlerini anmaz mı?

 

Çalışmalarınızın kitap düzleminde Yeni Bir Sol Tahayyül’den bu yana sol’a ilişkin eleştirel tutumları, yüzleşmeleri kamusal düzlemde karşılık bulabildi mi?

Tamamen karşılıksız kaldığını söyleyemem, bu tartışma rotasında bir akıl-fikir alışverişinin geliştiğini gözleyebiliyorum. Fakat geniş bir etkiden söz edemem. Eninde sonunda uzun yazılar okumaya vakti, sabrı, imkânı olanların dünyasıyla sınırlı bir etkileşim bu ve o dünya da galiba biraz küçülüyor.

 

Söyleşi için teşekkür ederim…

Teşekkür bendendir.

Asım Öz / Özgün Duruş

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim