• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Taksim'de "İran'a Ambargoya da Saldırıya da Hayır!" Eylemi!

Taksimde İrana Ambargoya da Saldırıya da Hayır! Eylemi!
"İran'a yönelik yaptırımlara ve savaş tehdidine karşı, 4 Şubat 2012 Cumartesi günü (yani yarın) dünyanın çeşitli ülkelerinde 40'dan fazla platform tarafından protesto eylemleri gerçekleştirilecek. Türkiye'deki eylemin adresi ise Taksim Meydanı, saati 13:3
-Susmak, Yok Olmakla Yoldaştır!-
Uzun zaman sonra Analizmerkezi'nde yazmak yarınki eylem vesilesiyle kısmet oldu.

İran'a yönelik yaptırımlara ve savaş tehdidine karşı, 4 Şubat 2012 Cumartesi günü (yani yarın) dünyanın çeşitli ülkelerinde 40'dan fazla platform tarafından protesto eylemleri gerçekleştirilecek. Türkiye'deki eylemin adresi ise Taksim Meydanı, saati 13:30.

Daha önce de defaatle ifade ettiğim gibi, geçen yüzyılın başından bu yana, Haçlı Seferleri ve Moğol İstilası'ndan sonra tarihimizin en kritik dönemini yaşıyoruz. Yaşadığımız coğrafya küresel hegemonya tarafından yeni bir düzenlemeye tabi tutuluyor. 11 Eylül'le birlikte yürürlüğe konulan proje, geçen yüzyılın ilk çeyreğinde cetvelle çizilen sınırları yeniden şekillendirmeye yönelik.

İran 1979'dan bu yana küresel hegemonya için bölgede bir çıbanbaşı. Zira o dönemde dünyanın 5. büyük ordusuna sahip olan ve ABD'nin bölgede jandarmalığını yapan İran, 1979'ta gerçekleşen İslam Devrimi’yle birlikte küresel hegemonyanın bütün planlarını altüst etti. Süreç içerisinde bölgede ABD-AB (NATO) ve İsrail'in oyununu bozan kuvvetli bir direniş hattı oluştu. Enerji havzalarını ve nakil hatlarını kontol etmek, kendi çıkarlarını sağlama almak, direnişi kırmak suretiyle İsrail'in güvenliğini sağlamak ve bu doğrultuda bölgeye yeniden nizam vermek isteyen küresel hegemonya, 11 Eylül'den sonra İran'a yönelik tehditlerini yoğunlaştırmış bulunuyor.

Almanya, Fransa ve İngiltere, AB'nin aldığı yaptırım kararından sonra, İran'dan nükleer programını hemen askıya almasını istedi. ABD -dolayısıyla NATO- ve İsrail'in askerî seçeneği her daim masada tuttuğunu söylemeye zaten gerek yok. Kısacası bölgeye yönelik tüm girişimlerin hedefinde İran var ki, küresel hegemonyanın İran'a yönelik olası bir saldırısı, bir bütün olarak bölgenin kaderini olumsuz yönde değiştirecektir.


Bunun yanı sıra özellikle Irak'ın işgal edilmesinden bu yana dış güçler eliyle bölgede mezhep çatışmaları körükleniyor. Kısır tartışmalar yeni bir kin ve nefret ortamının oluşmasına sebebiyet veriyor. Yeryüzü şeytanlarına karşı harcanması gereken enerji içeriye kanalize ediliyor. İçeride mezhepçilik zemininde yeni bir kavga-dövüş ortamı tesis ediliyor. Yaşananlar açıkça göstermiş oldu ki, oyuna gelenlerin sayısı hiç de az değil. Özellikle “İttihad-ı İslam”dan söz eden, ancak “adı konulmamış” bir mezhepçilik çıkmazının içine sürüklenen belli bir kesim, İran’ın vurulmasından hoşnut olacak bir hale gelmiş durumda. Hiç şüphesiz bu, bindikleri dalı kesmek isteyenlerin göstereceği türden bir yaklaşım. Zira yukarıda da ifade ettiğim gibi, bölge halklarının kaderi birbirinden bağımsız değil.

Öyle zamanlar olur ki, tehdidin büyüklüğü toplumun tüm kesimlerini bir araya gelmek zorunda bırakır. Aslında bu, "yumurta kapıya dayanınca" misalidir ve ders alınması gereken bir durumdur. Toplumun yüzlerce 10'a bölündüğü günümüz Türkiye'sinde böyle bir süreçten geçiyoruz. İster inansın ister inanmasın, ister İslamcı ister Solcu olsun, bu coğrafyadaki tüm unsurlar, düşmanın gücü ve tehdidin büyüklüğü karşısında bir noktadan sonra kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakmak zorundalar. Bombalar adres sormadığı gibi, Şiî (Alevî)-Sünnî, Türk-Kürt, İslamcı-Solcu... ayrımı da yapmıyor. Ayrıca her kim ve her ne olursa olsun, sonuçta aç kalan, sersefil olan, katledilen ve tecavüze uğrayan insanlar bu toprakların insanları.


Bu noktada özellikle muhalif Sünnîlere büyük görev düşüyor. Her şeyden önce Sünnîliğin İran kültür havzasına tarihî bir borcu var. Zira Sünnîlik, İslam'ı ikinci defa, İran kültür havzasında yetişen mütefekkir ve âlimlerin eliyle inşa etti. Ebu Hanife (Horasan), Ahmed b. Hanbel (Bağdat), Buharî (Buhara), İbn-i Mace (Kazvin), Hasan-ı Basrî ve Eş'arî (Basra), Gazalî (Tus), Râzî (Rey ve Horasan), Taberî (Taberistan) bunlardan sadece bir kaçı.


Bunun yanı sıra Sünnîlerin bu eyleme destek vermeleri, kardeşlik bağlarını güçlendirecek ve gerçek anlamda bir vahdet ortamının teşekkül etmesine vesile olacaktır.


Bu düşünceler içerisinde yarın Taksim Meydanı’na çıkacak, “İran’a karşı savaşa da yaptırıma da hayır!” diyeceğiz. Eylem hepimizin eylemi. Toplumun tüm kesimlerinden direnişçi ruha sahip bilinçli insanlar basın açıklamasında yer alacak ve küresel hegemonyayı protesto edecek. Şimdi, yerel ve küresel ölçekli güç ve çıkar odaklarına, zor ve baskıya, yaptırıma, sömürgeciliğe ve işgale karşı sesimizi yükseltme zamanı. Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul, Kahire, Bağdat, Şam ve diğer şehirler nasıl İslam Dünyası’na ait ise, Tahran, İsfahan, Tebriz ve Meşhed’de İslam Dünyası’na ait.


Merhum Şeriati, “Konuşmak yok olmakla yoldaştır” diyor ve şunu ifade ediyordu: “Biz hiçbir şey yapmamıza izin vermeyen bir ortamda bulunduğumuz için bu bedbaht duruma düştük diye yakınmak, Müslüman'ın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ama tutup İslam'a sair dinlerden bir şeyler katarsan o başka!” (Şeriati, Ayet Yorumları). Meydanlar bizi bekliyor. Bir araya gelerek sesimizi yükseltmemiz, kamuoyunu bilinçlendirmek, harekete geçirmek ve yeni bir başlangıç yapmak açısından önemli. Bugün itibariyle fiilî durum bize şunu söylüyor: “Susmak yok olmakla yoldaştır!” Ve pek tabii bu, işin sadece bir boyutu. Emin olun, bir araya geldiğimiz sürece bu iş konuşmakla sınırlı kalmayacaktır ve tarih buna şahitlik etmektedir!


Umutla ve devrimle...

Atilla Fikri Ergün
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim