• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 25 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Suriye'deki Gazeteciler Keskin Nişancıların Hedefinde!

Suriyedeki Gazeteciler Keskin Nişancıların Hedefinde!
Savaş uçakları ve helikopterler gündüzleri Halep'e bomba yağdırıyor. Gözümüzün önünde bir eve bomba bırakan MIG 27 tipi uçak, pek çok sivilin ölümüne neden oluyor. Bayramın adının olmadığı Halep'te, gazeteciler artık doğrudan keskin nişancıların hedefi ol

Suriye ordusunun helikopter ve savaş uçaklarıyla düzenlediği saldırılar Halep'i harabeye dönüştürmüş durumda. Şehrin her yerinde her saat bombalamalar devam ediyor. Ramazan Bayramı'nın adı bile yok burada. Gündüz savaş uçakları ve helikopterler aralıksız rastgele mahalleleri bombalıyor. Geceleri de top atışları yapılıyor. Hemen üzerimizden 200 metre yakınımıza sorti yapan MIG 27 tipi savaş uçakları bir okul ve bir evi bombalıyor. Uçağın bıraktığı bombaları gözlerimizle görüyoruz. Hemen ardından çıkan korkunç gürültü ve patlama etrafta büyük bir paniğe yol açıyor. Herkes bir tarafa kaçışıyor. Pek çok sivil insan hayatını kaybediyor. Yol boyunca üzerimizden uçan savaş uçakları birçok evi bombalıyor. Bombalanan evlerden dumanlar yükseliyor.

Taksiler ve özel araçlar savaştan kaçan aileleri sınırlara ve köylere taşımaya çalışıyor. Herkesin gözünde büyük bir korku var. Taksilerdeki mermi izleri gözümüze çarpıyor. Yakınımızda meydana gelen çatışmalarda keskin nişancı silahı Kanas mermilerinin vızıltısını duyuyoruz. Araç sıkıntısı ve çatışmalar şiddetli olduğundan muhalifler bizi çatışma mahalline götürmüyor. Çatışmadan dönen bir grup muhalif, Today's Zaman, Anadolu Ajansı ve TRT muhabirleriyle birlikte sığındığımız eve acı haberleri getiriyor: "Bir Japon, bir de Filistinli gazeteci keskin nişancılar tarafından vurularak öldürülmüş." Hepimizin morali bir kere daha bozuluyor.

Muhalif komutanlar artık gazetecilerin doğrudan hedef olduğunu anlatıyor. "Çatışma bölgelerinde ilk onları hedef alıyorlar." diyor. Gazetecilerin vurulduğu anı gören bir muhalif asker, Japon muhabir ve Filistinli kameramanın arabadan indikten sonra vurulduğunu anlatıyor: "Daha 5 metre ilerlemeden keskin nişancılar ikisini de vurdu. Mermi o kadar şiddetliydi ki, kadın merminin etkisiyle yuvarlandı."

Yaşadığımız en büyük acı Japon gazeteci ile birlikte bizim hakkımızda da asılsız 'öldü' söylentilerinin çıkarılması. Kimse bu asılsız haberlerin ailemize nasıl zarar vereceğini düşünmüyor. Gece yarısı yerimizi belli edeceği için muhaliflerin kullanmamamız konusunda uyardığı uydu telefonunu açarak, TRT muhabiri Mehmet Akif Ersoy üzerinden iyi olduğumuzu anlatan tweet'ler atıyoruz. Ertesi sabah ailemizle ilk telefon konuşmamızda ise gözyaşları içinde kalıyorlar. Ailelerimizin Twitter'dan uydurulan bilgilerle daha fazla üzülmemesi için susuyoruz. Tek tesellimiz birlikte olduğumuz arkadaşlarımıza hiçbir şey olmaması.

Geceki saldırıda muhalif askerlerden de 5 kişi hayatını kaybediyor. Şehitler, vedalaşmak için muhaliflerin karargahına getiriliyor. Ürperiyoruz. Sadece 1 gün önce birlikte yemek yediğimiz 26 yaşındaki Sahir'in naaşı önümüzde cansız yatıyor. Sanki ölmemiş, bize gülümsüyor. Defnedilmek üzere tekbirler eşliğinde henüz 2 aylık evli olduğu eşinin yanına götürülüyor.

Aslında tanık olduğumuz bu sahne Suriye'nin her yerinde her gün yüzlerce kez yaşanıyor. Dünyanın gözü önünde sessizce büyük bir dram sürüyor. Halep'in sokakları boşalsa da evlerini terk etmek istemeyenler ve gidecek yerleri olmayanlar evlerinde kalmaya devam ediyor. Herkeste korku aynı: "Ya bir gün bizim evimize de bomba düşerse." Ancak yapacakları hiçbir şey yok. Savaş uçakları herhangi bir ayırım yapmadan tüm bölgeleri bombaladığından hiçbir yerin güvenli olduğunu düşünmüyorlar. Yaşlı bir Suriyeli iki elini yana açarak konuşuyor: "Bekliyoruz, sadece bekliyoruz. Allah yardımcımız olsun."

Halep'in merkez mahallesinde yaşayan İsmail Mustafa, eşi ve bir oğluyla evinden ayrılmıyor. Konuştuğumuz sırada yakınlarımıza düşen top mermilerini duyduğunda 'Allahuekber' diyerek bağırıyorlar. Elinde 1 gün önce evinden 50 metre öteye düşen top mermisinden seken şarapneli gösteriyor: "Bizi anlamanız için kendinizi bizim yerimize koymanız gerekiyor. Gündüz savaş uçakları ve helikopterler aralıksız mahalleleri bombalıyor. Geceleri top atışları yapılıyor. Sivil-asker ayrımı yok. Bombanın, topun hangi eve düşeceğini Allah bilir. Hangi devlet bunu halkına yapabilir. Bizim gidecek yerimiz de yok."


zaman



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim