• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Şüpheli Zahmet

Fatih Tezcan

Midem bulanıyordu...

Var bir şey dedim ama dur bakalım, hayırlısı...

Sonra çalan telefonu açtığımda "Bu adam İstanbul\'da broşür dağıttırıyor Mustafa İslamoğlu hakkında " dedi bir kardeşim...
Şüpheli Zahmet idi bu...
İçeriği anlattı, şaşırdım...
Normalde insana eleştirdiği hususların cevabları verilir, o da anlar ve susar sanırdım...
Ya da cevablar muhatabı tatmin etmeyebilirdi…Ama öyle ya, herkesi tatmin de zaten mümkün değildi…
O zaman da eleştiri ve fikir sahibi mutmain olmamış bir biçimde devam eder sanıyordum…
Yok... Öyle olmuyordu...
 
Burası Türkiye ya!... Burada bilinenin başka türlüsü oluyordu...
 
Eleştirisine aldığı ilmi cevabları yeterli görmeyen kişiler, bu eleştirilerinin yanına hiçbir ahlaki kaideyi gözetmeyen iftiralarını ekleyip, sadece “Müslümanların Kardeşliği” veya “İslami Vahdet” gibi kavramların meftunlarını üzmekle kalmayan aynı zamanda mesailerini bu hedefleri yıkmaya vakfetmiş İslam düşmanı odakları da sevindiren faaliyetlere girişiyorlardı…
 
Dedik ya, burası Türkiyeydi ve burada hemen hiçbirşey olması gerektiği gibi olmuyordu…
 
Mesela birilerinin "ehli sünnet-vel cemaat\'in kalesi, kurtarılmış bölgesi" dediği yer, aslında Kemalist derin devletin, Fener Rum Patrikhanesi etrafındaki Rumlar’ın gözünü korkutmak ve bu azınlık yerleşimini engellemek için tasarladığı özel bir projesi olabiliyordu...(1)
 
Bu teoriyi bana esas hatırlatan şey ise Mustafa İslamoğlu, Hayrettin Karaman, Muhammed Esed gibi üst seviyede dikkat ve hürmetle takip edilecek alimlere, aklının yellediği gibi saldıran adamın arkasındaki Allah yazısının yanı başına kondurulmuş olan Türk Bayrağı olmuştu...
 
Neyse…
Peki ne diyordu bu zat...
Mesela...
 
1."Muhammed Esed...Yahudi ajanı olma ihtimali var..."
 
Muhammed Esed 27 yaşında müslüman oldu ...Ondan önce yahudidir ...(2)
Buna vurgu yaparak “din hortumcuları”nın hortumlarını kesmeye ve dini yalnızca Allah\'a has kılmaya müstenid bir hayat yaşamaya çalışmış İslam alimine "ajan=münafık" kisvesi giydirmeye çalışıyor...
 
Ve bunu sırf Muhammed Esed (rahmetullahi aleyh) tasavvufa yakın durmadığı, sıcak bakmadığı için deniyor!
 
Buna yeltenmeyi vesveseleyen o anlaşılamaz mantık silsilesinin, sık sık yaptığı "sahabe sevgisi ve sadakatinin önemi" vurgusuna Abdullah bin Selam\'ın ve diğer müslüman olan yahudilerin dahil olup olmadığı merak konusudur...
 
Akıl yürütmek boşunadır zira muhtemelen gelecek cevab "ama o Esed gibi düşünmüyordu, yazmıyordu" olacaktır.
Zaten mezkur zat, sahabenin tamamının her konuda aynı düşündüğü, aynı konuştuğu, aynı yaşadığı gibi bir yanılgı içindedir...
 
Hatta sahabenin tamamını aynı derece sevmenin dahi bu kafanın itikad anlayışı içinde yeri yoktur!
 
Misalen,
Hazreti Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali (r.a.e )sıralamasına eğer bir şerhiniz varsa...
Örneğin, bir şekilde siz Hazreti Ali\'yi daha üstün görüyor, seviyorsanız bu adamın gözlerimle seyrettiğim kulaklarımla işittiğim lafına göre "CEHENNEMLİKSİNİZ!"...
 
"Sıralamaya isyan edin,öyle değil" diyecek durumda olmamakla beraber,
Hazreti Muhammed (sav)\'dan sonra halife olanların sıralarına bir sebeple şerh düşebilen insanın itikadının bozulduğuna, boynundan İslam ipini çıkardığına ve cehennemde yanacağına, sonra çıkarılıp cennete sokulabileceğine dair aleni fetva veren zatın gündemimizi işgal etmiş olmasından dolayı müteessirim.
 
Mesela benim için çoğu sahabe, gerek kazandığı gaybi imtihanın büyüklüğü gerekse Resulullah\'a olan desteği itibariyle pek tabi günümüz insanından üstün olabilir.
 
Ama bu nasıl olur da o müslüman sahabe ile çağdaşım olan müslüman insanın arasında ahlaklı ve adaletli bir kıyas yapmama engel olabilir!...
 
Muhammed Esed gibi bir alim, bu kafayla aynı çağda yaşama şanssızlığına uğradı diye (!) nasıl olur da gıyabında yahudi ajanı olmakla itham edilebilir!...
 
Aynısını desene Abdullah bin Selam\'a?...
 
Olmuyor mu?...
 
Bitmedi!
 
Hazreti Muhammed sav efendimiz adına uydurulan yüzlerce hadisin, tasavvuf şemsiyesi altına sokulan yüzlerce İslam dışı hurafenin üretici ve taşıyıcılarının arasında bulunan "müslüman olmuş gibi yapan ve İslam’a en sarsıcı darbeleri indirmiş olan yahudileri" teşhir edersek-ki defaten edilmiştir- bu kişiler için de "yahudi ajanı olma ihtimali vardır" denilebilecek midir?
 
Yoksa yahudinin müslüman olması yetmemekte aynı zamanda tasavvufa da mı girmesi icab etmektedir?
 
Bu nedir? Şaka mı?
 
Bize göre durum komik, karışık veya trajikomik olabilir ama bu kafa bir dünya vatandaşıyla karşılaşsa, konuşsa, bu vatandaş müslüman olmak istediğini söylese, bu kafanın bu vatandaşa söyleyeceklerinin arasında, müslüman olmasının ve Kur\'an ile yaşamasının yetmeyeceği aynı zamanda sahabenin sırasına da itiraz etmemesi gerektiği vardır!
 
Bu yabancı , bazı kitaplar okusa, menkıbeler dinlese ve farz-ı misal " ben Ömer\'i daha iyi buldum Ebubekr\'den veya Ali’yi daha çok sevdim hepsinden" dese, bu kafaya göre bu yeni Müslüman da CEHENNEMLİKTİR!
 
Adama, dünyaya bunun söylendiğini düşünsenize!..
 
Koca İslam dininin akidesi saçmasapan mantıklara bırakıldı sanacaklar…
 
Şu adamın İslam\'ı ve müslümanları temsilen bir yerlere çıktığını, gittiğini, anlattığını düşünsenize!...
 
Aman ya Rabbi!...
 
Fetva terörü!
 
2.Ama bitmedi...
 
"Şia baş belasıdır!Şia sapıktır..."
 
Müridi olan bir tanıdık vardı, sordum , "şia kafir midir size göre?" diye de
 
"Yok, hocaefendi kafir diyemeyiz ama sapıktırlar dedi" dedi...
 
Neye göre ? Kime göre ? Ne hakla ? Ne suretle?
 
Aslında burada fazla suçlamamak lazım...
 
İslam medeniyetiymiş...
 
İttihad-ı İslam\'mış...
 
Mezheplerin ve milletlerin yakınlığıymış...
 
Ne gam!
 
Öyle bir amaç, gaye, proje, çaba yok ki bunu demekten men etsin kendisini...
 
Kapandın mı gettoya, kapandın, tamam, bitti!
 
Dışarıda kim varsa ya sapık ya kafir ya müşrik ya fasık ya ajan ya cahil ya reformist...
 
Sana dur diyecek güçte birileri de yoksa...
 
Mahşeri de "şefaat balosu" sanıyorsan...
 
Bu ifadeler vaka-yı adiye’den...
 
Bir de Şia\'nın yaklaşımlarını düşünüyorum da...
 
Yazık...
 
Bakın daha geçenlerde İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamenei ne diyordu:
Geçmişten şu ana kadar bildiğimiz kadarıyla, emperyalistlere bağlı tek bir merkez tarafından hem Şia ve hem de Ehli Sünnet aleyhinde küfür ve iftiraların yer aldığı nice kitaplar basılmıştır. İşte bu tehlikeli gerçek bile bir ihtar ve bir uyanış vesilesi değil midir ? Bu kitapların yayınlanması Amerika ve siyonizmin hedeflerine katkıda bulunmaktadır. Herkes şunu bilsin ki, bu tür kitaplar hiç bir şiiyi sünni yapmayacağı gibi, hiç bir sünninin gönlünü de şia inançlarına çekemeyecektir. Ehli Sünnet\'e saldırıp iftira atmakla Şia\'yı savunabileceklerini sananlar bilsinler ki, bu eylem düşmanlık ateşini körüklemekten başka bir sonuç doğurmayacaktır. Bu tür hareketler, Velayet\'in savunulması olmayıp, Amerika ve siyonizmi savunmak demektir.\'(3)
Tefekkür buyrun, Hamenei sadece sıradan bir şia değil, tüm şia aleminin yaşayan resmi ve dini zirvesidir de...
Ve yaklaşımdaki letafet\'e, feraset\'e ve basiret\'e bakar mısınız...
"Ehl-i sünnet\'e saldırıp iftira atmakla ancak Amerika ve Siyonizm\'e yardım edilmiş olunur!"
O da müslüman bu da müslüman...
Derinlik farkı...
3.İslam hukuku profesörü Hayrettin Karaman\'dan söz ederken yine saçmasapan populist hezeyanlar fark ediliyor...
Hoca, “peygambersiz de iman edilir” demişmiş...
Müslüman dediğin elinden, dilinden, belinden emin olunan ise bu durum nedir?
İslami camia ne zaman hangi sevdiğine bir hakaret bir iftira gelecek bunu beklemenin ağırlığını yaşamak zorunda mıdır!!!
Hatırlatmak ne kadar gerekli bilmiyorum ama Prof.Dr.Hayrettin Karaman Hoca başörtüsü zulmü sebebiyle görevinden istifa etmiş birisi!(4)
Adama demezler mi,"kardeş senin resmi ideolojiyle aran nasıl, neden bir eserin de bu konuda yok?...Hayırdır?..."
"Şeyh, hamilenin rahmindekini, yağacak yağmurun zamanını ve daha bir düzine gaybı bilir" diye yazmak kolay...
Nasılsa laikliği elzem tutmak için tam da bunları isteyen bir resmi ideolojik din kurgusu da var!...
Değil mi...
E tezgah da tamam...
Bilmeyen okur, seyreder tabi ve müntesib de olur...
Eee?
Biz şimdi resmin tamamına  bakarak, müslümanların genel huzurunu bozmanın, başka cemaatlere sataşmanın, eleştiride edebi muhafaza etmemenin ideolojik hangi arka planını arayalım?
4.Mustafa İslamoğlu\'nun 15 yıllık emeğinin mahsülü olarak çıkan ve haklı olarak çok beğenilen Hayat Kitabı Kur\'an Meal-Tefsiri\'nden ve www.mustafaislamoglu.com internet sitesindeki bazı cevaplardan cımbızla çekilen mevzuların, "ÇÜŞ!" laflarının bile karıştığı hezeyanlar arasında eleştirilmeye çalışılmasına şahid oldum...
Bir kürsüden insanlara bir alim hakkında konuşmak ve eleştirirken "ÇÜŞ!" diyebilmek...
Kürsü önüne bedavaya gelince böyle oluyor demek…
Konuların ne olduğuna girmeye tenezzül bile edilmez böyle bir durumda...
Tamamı cevablandı!
Ama üslub bu mu olmalıdır?
"Nasılsanız öyle yönetilirsiniz" hadisindeki düstur sadece siyasi midir?
Mesela o sohbetteki kardeşlerimiz bu ifadeyi mi hak etmişlerdir?
Mustafa İslamoğlu veya başka bir alime "çüş" dedikten sonra kişinin serdedeceği fikriyatın bir ehemmiyeti kalabilir mi?
Tek tek memleketin alimlerini arayıp İslamoğlu\'na karşı harekete geçmek üzere kışkırtmaya çalışmak hangi itidali hangi kardeşlik hukukunu hangi ittihad ruhunu hangi alim edebini hangi müslüman vakarını içerir?
Kaldı ki Mustafa İslamoğlu Hoca iftiraların istisnasız hepsine tek tek cevab vermiştir.
Daha da eleştirilecek bir şeyler varsa -ki muhakkak olabilir de- bunun şekli çüş demek ile, farklı düşünen alimleri provake etmekle midir?
Broşür olayı zaten rezalet!
Fatih semti en sonunda bir adamın bir alim için bastırdığı broşürlere de tanıklık etmiştir!
İstanbul bunu da görmüştür ya, yazık...
Dedemin babası Şehzadebaşı Karakolu serkomiseriymiş...
O kadar eski İstanbullu ve Fatihliyiz...
Ben hiç kimseden böyle bir şey ne duydum ne okudum...
Görmemişin lafı olmuş, kalkmış broşür dağıtmış...
Önce ne cesaret dedim...
Sonra düşündüm...Hatalıyım...
Ne cesaret değil ne cehalet!...
Bakın diyor ki bu zat, "bana diyorlar ki bak karışma, iyi olmaz, bu adamın(İslamoğlu\'nu kastediyor) vakfı var, televizyonu var, çevresi var, e iyi de birader ne yapacaz duracaz mı susacaz mı yani"...
Bakış açısındaki yamukluğa bakar mısınız!
Bir kişide dememiş veya bu da düşünememiş ki "vakfını, televizyonunu, çevresini bırak, bu adam alim, ilmi var, en önemlisi bu adam müslüman, Allah\'ı var!"
Sen kalk koca İstanbul\'a getto muhabbetini ilmi eleştiri diye yutturmaya çalış...
Kimle konuşsam ayıplamakta, kınamakta...
Bu zat Şia\'dan söz ederken diyordu ki, "Hazreti Aişe annemize iftira eden 18 ayeti inkar etmiş olur, ebedi cehennemliktir..."
Bak şimdi!...İş ters döndü...
"Ehli Sünnet vel Cemaat akidesini savunacam" derken hem davasını yanlış savundu ve yüzüne gözüne bulaştırdı hem İslami adaletten uzaklaştı ve hem de İslami edebten ayrıldı...
Oysa ne derdi müeddeb şair...
Edep bir tac imiş nur-u Hudadan
Gey ol tacı emin ol her beladan
İlim meclisi edepten hali olmaz
Edepsiz okusa da alim olmaz
...
Gezdim Şam-ı Halep
Eyledim ilmi talep
Meğer ilim gerideymiş
İlla edep illa edep
Ne var ki bu düsturlardan hırsı nedeniyle uzak kaldı...
Taassubkarane tavır, asaletinden, heybetinden toz bırakmadı...
Var mıydı?
Orasını bilemem ama Jet-ski vakası televiyonlarda tekel kurmuş, akşam haberleri tüm Türkiye\'de bundan başka bir şey vermiyorken bizden kınama, gıybet bekleyenlere "Kimsenin tatili kimseyi alakadar etmez, misyoner medya kendine baksın, eleştireceksek bile aramızda eleştiririz, müslümandır, fasığa, sapığa, kafire gıybetini hiç yapmayız, ittihada inanırız" diyorduk...
Pişman değiliz ...Ama bugün karşılaştığımız bu üslub bizden değildir...
Ne İstanbul insanı ne bu zatın muhatabları ne biz ne de herhangi bir alim bu zatın bu seviyedeki söylem ve eylemlerini hak ediyor!
Peki Mustafa İslamoğlu ne diyor dersiniz...
Mevlana\'nın bu aralar moda olan sözlerini mi...
 
"Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğun asaletimdendir,
Her lafa verecek bir cevabım var,
Lakin;
Bir lafa bakarım laf mı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye!..."
Hayır...
Ziya Paşa\'nın meşhur rütbe-i akıl mısralarını mı...
O da değil...
İslamoğlu, bunları tercih etmedi henüz...
Buyrun...
"Bize açılan boykot ve tekfir kampanyası ilk değil. Sanırım bu sonuncu dalga ama son olacağa da benzemiyor. Gazzali merhumun, bu yolda tekfire uğramayanın ihlasından şüphe ederim gibi bir sözünü okumuştum. El-Hak doğruymuş.
XXX XXX Hoca ile hiçbir tanışmışlığımız olmadı. Nasip değilmiş. Kendilerini tanımam. Fakat geriden iyi bilirim. Zira o bir müslüman ve o tasavvuf terbiyesi almış bir insan. Nefis tezkiyesi ve ruh tasfiyesinden geçmiş olması lazım.
İyi insanların bazen dilleri kendilerine ihanet ederler. XXX Hoca\'nin dili bize karşı kampanya düzenlerken, tadlil ve tekfir ederken, iftira ve bühtan atarken, Allahu a\'lem kendisine ihanet ediyor. Dediğim gibi, yoksa kendisi iyi bir insan olsa gerektir.
...
Hocaefendiyi görürseniz selamlarımı ve kendisine kalbindeki bu yükten kurtulması için duacı olduğumu iletiniz."(5)
Bu satırlar ibretliktir...
Bu yazılı cevabın tamamı, verdiğim linktedir...
Akabe Vakfı\'nda verdiği sözlü cevab var ki o da diğer linktedir.(6)
Vel hasıl-ı kelam...
Konuyla alakalı anlamadığım, anladığım ama emin olamadığım çok yer var...
İş geniş...
Daha önce Selahaddin Eş Ağabey de bu zatı kınayan bir yazı yazdı...(7)
Sayın Eş de benzer yerlere vurgu yapmıştı, Allah razı olsun...
Fikir ve ilim ekmeğini yediğim insanlara yapılan bu haksızlık ve edebsizlikleri es geçemezdim...
Hiç kimse es geçmiyor zaten, herkes kınamakta ama ne fayda...
Diktatoryal ideolojinin özde ve sözde tevhid düşmanlığını bir asra yakındır bilfiil ve bilkuvve millete dayatması sonucu akim kalan Kur\'ani Eğitim sürecinin yokluğunda,
dini yanlış yerde arayıp değişik kulvarlara çullanan kalabalıkların,
Ed Dinin, Kitab\'ın, Sahih Sünnet\'in gerçek mahiyetini öğrenmesi anlaşılan o ki sanıldığından zor ve meşakkatli bir çalışma gerektirecektir...
Bu faaliyet süreci sırasında da maalesef bu gibi tipler ümmetin uhuvvetinin önünde mania olmaya devam ediyor...
Tekfir-mania...İftira-mania...Bir bahaneyle olunuyor işte mania...
Oysa müslümanların ittifakı da ihtilafı da edeb ile, sulh ile vakar iledir...
Bu İslam\'ın şiarıdır...
"Ehli sünnet vel cemaat fanatizmi" olsun "Fırkayı naciye bölücülüğü" olsun "4 hak mezhep" yalanı olsun, bunlar kadar bu ümmete zeval bir şey yoktur!(8)
Amerika? İsrail? Avrupa?
Yok canım, yoksa siz bunların ve başkaca İslam düşmanlarının, içimizdeki bölücülerden başka bir istinadgahları mı var sanıyorsunuz...
Allah\'tan niyazım, bu şahsın, edebini, basiretini, ferasetini ve vakarını artırmasıdır.
Allah hepimize sabır, uhuvvet ve ittihad nasib etsin...
 
 
 
 
 
 
 
(1) http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=1550&y=TahaKivanc
 
(2) http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2895
 
(3) http://www.mehrnews.com/tr/NewsDetail.aspx?NewsID=802209
 
(4) http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/3/0168.htm
 
(5) http://www.mustafaislamoglu.com/haber_detay.php?haber_id=394&Makale_id=394
 
 
(7)http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=8384
 
(8) http://www.islamigundem.com/video-haber/ehli-sunnet-bekcileri-ve-batinilik.html
 
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim