• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 25 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Siz Hiç Yokluğu Kokladınız mı?

Fatih Tezcan










Siz hiç yokluğu kokladınız mı?


Ne kadar severse sevsin…

Aşığa, giden sevgilinin kokusu kalır…

Yakar kavurur evet ama o koku vardır, kalır…

Başka biri nasib olana kadar veya sonsuza kadar...

Her halukarda, kalır...



Sonra ne kadar aç olursa olsun…

Fakire, tüten bir ekmeğin, pişen bir yemeğin kokusu vardır…

Belki parası yoktur, belki istemeye yüzü yoktur ama nasipse olur, o koku hep vardır…



Yokluğun kokusu nedir bilir misiniz?

Siz hiç yokluğu kokladınız mı?

Merak edermisiniz?

Bunu, annesini koklayamadan kaybetmiş birine sormalısınız...

“Anneni özlediğinde ne kokluyorsun?’ diye sorun ona...

O bilir...

Size bakışları, yokluğun kokusudur...


*******


Siz hiç yokluğa dokundunuz mu?

Sevgiliye dokunsanız...

Sonra gitse...

Size anılar kalır... Anılara dokunursunuz... 

Üzülmez olur musunuz, üzülürsünüz elbette hem de nasıl...

Ama hatırlarsınız... Dokunursunuz...

Siz bilmezsiniz belki ama Yüce Allah,

size de ona da, daha iyisini daha hayırlısını vermeye muktedirdir... 

Belki daha hayırlısına dokunursunuz...

Ama dokunursunuz...



En sevdiğiniz eşyaya dokunsanız...

Sonra o kırılsa, kaybolsa, yitirseniz yani onu...

Ne olur?

Üzülürsünüz ama dünya malı sonuçta...

Yenisine bakar, ona dokunursunuz...

 

Bir kazada uzvunuzu kaybetseniz, mesela elinizi...

Allah muhafaza, çok üzülürsünüz...

Ama protezleri var şimdi, ona dokunur, onunla dokunursunuz...

Hiç olmasa, diğeriyle idare eder, Allah’a şükredersiniz...

O da olmadı, yardım alırsınız...

Sonuçta vücudunuzdan eksilmiştir, umudunuzdan değil ya!

 

Peki, yokluğa dokunmak nedir, bilir misiniz?

Onu, annesine dokunamadan kaybetmiş birine sormalısınız...

“Anneni özlediğinde neye kime dokunuyorsun?’ diye sorun ona...

"Kime Sarılıyorsun da yerini doluruyor annenin?"

...

Kimseye sarılamamanın,

Yokluğa dokunmanın ızdırabıdır o an yüreğini sarsan...

Hiçbir para, hiçbir kadın, hiçbir adam, hiçbir haz, hiçbir ağaç gölgesi ve hiçbir teselli, fayda vermez ona...

Onun adı annesizliktir...

Onun adı telafisizlik,

Onun adı tesellisizliktir...



‘Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar’ demişler ya...

O yokluğu özetlemişlerdir işte...

Çünkü anne, yalan dünyanın tek varlığıdır...

*******

Siz hiç yokluğa baktınız mı?

Alacaklı arasa, alacaklına bakarsın...

Açlık bastırsa, açlığını bastıracağa bakarsın...

Aşkın bağırsa, kavgadan sonrasına bakarsın...

Gidenin ardından boşluğa bakar, teselli bulursun...

Bulamayacak kadar sevdiysen, zamanın sana getireceğine hazırlanır ama kabul yine de kendinden, hazırlığından ve kaderinden habersiz ağlarsın...

Sonuçta bakacak bir yerin, birşeyin, birkimsen hep vardır...

İyi veya kötü, uzak veya yakın hep vardır...


Peki, yokluğa bakmak nedir bilir misin...

Bir bayram sabahı, annenin kabrine gidip toprağına bakmaktır...

Oradadır, onun altındadır...

Ne?

Biraz kemik, çokça böcek, en çok da toprak...

En son görüldüğü yer orasıdır...

Sen de onun için oradasındır zaten...

Hepsi bu...

Bilirsin ki uzun bir zaman önce son nefesini vermiş,

Seni bu dünyada yapayalnız bırakıp gitmiştir...

Dünyanın en tanınan, en zengin, en itibarlı, en yakışıklı, en güzel insanı da olsan, en fakir en sıradan, en çirkin, en hızlı, en yavaş insanı da olsan,

Senin için gerçekten, esastan, hakikaten, yürekten, menfaatsizce yürekten ağlayacak tek insan, artık yoktur...

Uzun zamandır yoktur...

Hiçbir şart altında onu geri de getiremezsin...

Hıçkıra hıçkıra ağlamakla, sakince dua etmeye çalışmanın dilemmasında bocalamaktan sıkılmışsındır artık...

Artık bu işi bir yola koymalısındır...

Seni üzen sevgililerini ve senin üzdüğün insanları, 

başaramadığın işleri veya neye ne kadar sevindiğini, 

velhasılı annen yaşasa eteğinin dibine oturup konuşacağın herşeyi o kabrin başında hatırlamana veya fısıldamana hiç gerek yoktur...

Çünkü orası yokluğun başkentidir...

Orası yokluğa bakabileceğin tek yerdir...

Tek bir dileğin vardır...

O da gittiği yerde merhamet bulmasıdır...

Ruhunun buradan daha iyi bir yere gittiği kesindir...

Ama merhameti de sen değil, sahibi verir...

Gözyaşların düşer toprağına...

Olsaydı sarılsaydım keşke...

Bunu bile diyemezsin...

Keşke'lerin her biri acı verir artık hissizleşmiş ruhuna, sakınırsın kendini bir parça...

Çaresizlik kelimesi, durumunu karşılamaz...

O bile bir kelimedir...

Sense, 

yokluğun tam içindesindir...

Anne...

Anne'nizin kıymetini bilin...

Ananın kıymeti, kıymetlerin anasıdır çünkü...
 
Bilin...

Fatih Tezcan
twitter.com/fatihtezcan

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim