• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

SİYONİST STATÜKO EKŞİ'Dİ!

SİYONİST STATÜKO EKŞİDİ!
'Siyonist Statüko'nun Türkiye temsilcisi Hürriyet'in başyazarı Oktay Ekşi'den mantık çatlatan yazısının üstüne Yenişafak'ın uluslararası ilişkiler uzmanı İbrahim Karagül'ün hatırlatmasını okuduğunuzda farkı farkedeceksiniz!

Hemen her sabah gibi Analiz Merkezi olarak günlük gazetelerden ve yazarlarından sizler için seçkiler yaparken öyle iki yazıya rastladık ki 'olmaz böyle şey' dedik!

Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi'nin kuyruk titrettiği yazısından sonra Yenişafak yazarı İbrahim  Karagül'ün kimselerin dikkat etmediği veya çekmediği bir noktayı irdelediği yazısını okuduğumuzda 'gazetecilik gevezelik değildir' düsturunu bir kez daha hatırladık.

Her iki yazarın yazılarını aşağıya alıntılarken Türkiye'de 'Siyonist Statüko' terimini kullanmanın zamanının geldiğini düşünüyoruz....

 

Oktay Ekşi:

Makas değiştirme mi?


BİZ ilginç bir ülkeyiz. Biliyorsunuz Amerika ile “stratejik ortağız”. Azerbaycan’la ondan da ileriyiz.

 

İsrail’le “stratejik ortak” durumundayız. Sayısını unuttuğumuz öteki “stratejik” ortaklarımıza ek olarak dün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından öğrendik ki Suriye ile de “stratejik ortak” olmuşuz da haberimiz yokmuş.


“Stratejik ortak olmanın gereği nedir?”
diye biri bize sorsa, “Ortakların ötekini ilgilendiren konuda alacağı bir kararı, onun da çıkarlarını koruyacak şekilde alma taahhüdü” diye tarif ederiz.

O zaman sormak gerekiyor?


Stratejik ortağımız olan ABD ve İsrail hava kuvvetlerinin, NATO ve İtalya’nın da temsil edildiği şekilde 12-23 Ekim 2009 tarihlerinde Konya semalarında yapılması planlanan Anadolu Kartalı isimli tatbikata İsrail hava kuvvetlerinin katılmasını istemeyişimiz, hangi stratejik ortaklık anlayışına uygun düşüyor?”


Bu basit sorunun yanıtını veren henüz çıkmadı. Sadece Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in “Ertelemeye siyasi anlam yüklenmesi doğru değil” dediğini biliyoruz.


Onun “erteleme” dediği aslında öyle değil. Çünkü tatbikat bizim hava kuvvetlerimiz tarafından yapılıyor.


Hele, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geride kalan ocak ayında İsrail tarafından Gazze’ye yapılan saldırılar karşısında gösterdiği tepkiyi ve onun ardından yaşanan “One Minute!” krizini (skandalını) anımsarsanız, İsrail’e yapılan bu muamelenin arkasında Gazze’nin yattığını anlarsınız.


Sözümüz yanlış anlaşılmasın. Gazze’ye bomba yağdırması ve pek çok sivilin ölmesine yol açması nedeniyle İsrail’e tepki gösterilmesi yanlıştır demiyoruz. Tam tersine o zaman da ifade ettiğimiz gibi İsrail’in o harekâtını savunmak mümkün değildir.


Ama orada bir düzeltme yapalım:


Başbakanın
çok sayıda sivilin ölümüne yol açması nedeniyle zaman zaman değindiği “fosfor bombaları”nı atan, -güvendiğimiz bir kaynağın verdiği bilgiye göre- İsrail savaş uçakları değil, İsrail savaş gemileri idi. Dahası, biz Gazze saldırısından sonra -bundan yaklaşık iki ay önce- İsrail Deniz Kuvvetleri ile Akdeniz’de askeri tatbikat yaptık.


O zaman sormaya değmez mi, “İsrail’e konan tavrın Gazze saldırısıyla ilişkisini nasıl açıklayacağız?” diye.


Aslında gerçek sebep Gazze mi; yoksa İsrail’e gittiği zaman İsrail makamlarının Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Gazze sınırında yarım saat bekletme terbiyesizliğinin karşılığı mı; Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Gazze’ye geçmesine engel olmaları mı; yoksa İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mizrahi’nin Davos krizi ardından “Başbakan Erdoğan aynaya baksın” demesi mi?.. Bilmesek de, bir gerçek var ki, Türkiye’nin bu kararı -Cemil Çiçek’in sözlerinin aksine- düpedüz “siyasi”dir.


Tam da yeni “stratejik ortağımız” Suriye ile aramızdaki vize işlemlerinin kaldırılması nedeniyle sınırda bayram yapıldığı günlere rastlayan bu yeni -ve anlamsız- kriz, Türkiye’nin dış ilişkilerde “makas değiştirme” gibi düşünceler mi taşıdığı sorusunu akla getirmektedir. (Hürriyet)

 

 

İbrahim karagül:

İsrail'in İran'ı vurma tatbikatı Türkiye yüzünden mi ertelendi?

Türkiye'nin, "Anadolu Kartalı" tatbikatını İsrail'e yasaklamasından üç gün sonra çok önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye-İsrail "krizi"nin en küçük ayrıntılarını, hem de abartarak, yansıtanlar bu önemli gelişmeye dikkat etmedi. Tel Aviv yönetimi, ABD ile yapacağı stratejik füze tatbikatını aniden iptal etti. Daha doğrusu erteledi. Hem de tatbikatın başlamasına saatler kala!

 

Juniper Cobra, ABD ve İsrail'in iki yılda bir yaptığı, bölgesel gerilim nedeniyle bu yıl ilk kez en geniş anlamda yapılmasının planlandığı stratejik füzelerin denendiği, füze saldırılarının ve savunmasının hazırlıklarının yapıldığı çok önemli bir tatbikat. Yani füze savaşına hazırlık çalışmaları. 12 Ekim Pazartesi günü Negev çölündeki Nevatim hava üssünden yönetilecekti. Patriot ve Arrow 2 füzeleri ile yapılması planlanan, ABD'nin 6. Filo'sunun katılacağı, füzelerle donatılmış 17 geminin iştirak edeceği, İsrail donanmasının bütün gücüyle yer alacağı bir tatbikattı bu.

Bu kadar değil. Tatbikatın hedefi çok önemli. Stratejik füzelerin denendiği, füze saldırılarına ve savunmasına yönelik talimlerin yapıldığı tatbikatın hedefi İran. İran krizinin tırmandığı bu yıl ilk kez tatbikatın kapsamı bu kadar genişletildi. İran'ın dışında Suriye, Lübnan ve Gazze de tatbikatın hedefleri arasında. Türkiye'nin İsrail'i tatbikattan silmesinin bir sebebi de bu olabilir mi?

İsrail, bir haftalık erteleme açıklaması yaptı. Bir hafta sonra devam edip etmeyeceği, ertelemenin nedeni hakkında bilgi yok. Bu kadar önemli bir tatbikatın İsrail tarafından "tek yanlı" ertelenmesi zor gibi. Bölgedeki gelişmeler gerekçe gösterilerek ABD'nin de istememiş olması mümkün. Çünkü bu tatbikat, bölgedeki gerilimi yükseltecekti. Eğer öyleyse, Anadolu Kartalı'ndan dışlandığı için ABD ve NATO üyelerini Türkiye'ye karşı şantaj olarak kullanan İsrail blöf yapıyor demektir.

Bizim açımızdan şu an için önemli olan söz konusu ertelemenin, İsrail'in Anadolu Kartalı'ndan dışlanmasından hemen sonra gerçekleşmesi. Öyle sanıyorum ki, Türkiye ile İsrail arasında başka alanlarda da uyumsuzluk örneklerine ileriki günlerde tanık olacağız.

Buna karşı Türkiye'nin; "Ermenistan'la protokol, dün Halep ve Gaziantep'te gerçekleşen vize törenleri, Suriye ile ileri derecede ortaklık, Irak'la bazı alanlarda entegrasyona uzanan yakınlık" gibi tarihi nitelikle olumlu gelişmelere imza atması, bölgede derin değişimlerin artık yeni bir harita, tablo şekillendirdiği gerçeğini ortaya koyuyor.

Evet, gerçekten de yeni bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye ile Suriye ve Irak arasında imzalanan anlaşmaların niteliği, ikili ilişkilerin çok ötesinde. Bölgede ulus-üstü yapılanmaların temelleri atılıyor. Birkaç yıldır süreci izliyor ve yansıtıyoruz. Bütün bu olumlu gelişmeler, hem İsrail'den hem de içeriden yönetilen kriz ve çatışma senaryolarıyla gölgelenmek isteniyor. "Stratejik ortak", "Ermeni kartı" ile şantaj yaparken içeridekiler bütün dünyayı Türkiye'nin önünü kesmeye çağırıyor.

Oysa Türkiye, kendisine karşı kart olarak kullanılan zaafları giderme yolunu seçerek onların elini boşa çıkarmak üzere. Bu durum, birilerinin eski alışkanlıklarının artık işe yaramadığını, yarayamayacağını göremeyecek kadar bugünü okumaktan aciz olduğunun da göstergesi. Bugün sözlerle yürütülen kriz ve gölgeleme taktikleri elbette burada kalmayacak, başka araçlar da devreye sokulacak. Ancak başarısız olacağını şimdiden söylemek mümkün.

Suriye ve Irak'la bir şeyin temeli atılıyor. Buna ister Ortadoğu Birliği deyin ister başka bir şey. Umman'dan İstanbul'a demir yolu bir büyük proje için hazırlanır. Şimdi bu büyük projenin parçaları üzerinde konuşuyoruz. Ermenistan'la yakınlaşma da parçalardan biri. Yenileri eklenecek. Basra Körfezi'nden Kızıldeniz'e kadar yeni bir güç merkezinin inşasına tanık olacağız belki. Batı ve Doğu'daki derin değişim, güç kaymaları bunun için elverişli bir ortam sunuyor. Suriye ve Irak'la; Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan "Alman-Fransız ekseni gibi" anlaşmalar yapılması, "Gizli anayasa gibi ortaklık" olarak tanımladığım yeni ilişki süreci İsrail'i dışarıda tutacak. Eğer İsrail, Suriye ile dolaylı görüşmeleri Gazze saldırısıyla sabote etme örneğindeki çatışmacı tutumuna devam ederse bu bölgede çok yalnızlaşacak.

"Alman-Fransız ekseni gibi" ortaklığın Irak ayağını Bağdat'tan izleyeceğiz. Sürece tanık olmaya devam edeceğiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim