• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 21 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Siyasi istikrar tehlikede değil

Siyasi istikrar tehlikede değil
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Yüzde 40 ila 50 arasında mevcut iktidar partisine, AK Parti'ye bir teveccüh ve destek var. Bu anlamda siyasi istikrarın tehlikede olmadığı sonucunu çıkarmak mümkün" dedi

BURSA (AA) - Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Yüzde 40 ila 50 arasında mevcut iktidar partisine, AK Parti'ye bir teveccüh ve destek var. Bu anlamda siyasi istikrarın tehlikede olmadığı sonucunu çıkarmak mümkün" dedi.

Şimşek, Bursa Valiliğinin, Capital ve Ekonomist dergilerinin iş birliğiyle düzenlediği "Uludağ Ekonomi Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, Türkiye'de 1,5 yıl içinde yerel, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin gerçekleştirileceğini hatırlattı.

Birçok kişinin kafasında, "Siyasi istikrar tehlikede mi" sorusunun bulunduğunu aktaran Şimşek, şöyle devam etti:

"Yüzde 40 ila 50 arasında mevcut iktidar partisine, AK Parti'ye bir teveccüh ve destek var. Bu anlamda siyasi istikrarın tehlikede olmadığı sonucunu çıkarmak mümkün. İşin özü şu; Tüketici Güven Endeksine bakarsanız durum iyi değil, yani orada bozulma var fakat diğer bütün rakamlara bakıldığında, yani sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi, satın alma... Hangi göstergeye bakarsanız bakın, ekonomide çok ciddi bir yavaşlama yok gibi görünüyor ama muhtemelen 'İç talep yavaşlıyor' diye düşünüyoruz. Çünkü para politikasında önemli bir sıkılaştırmaya gittik. Geçen ekim ayında makro ihtiyati tedbirler aldık. Bunlar çok önemli. Zaten amacımız; iç talebi yavaşlatmaktı. Tabii ki işi etkilenen iş adamlarız var ama bizim birtakım hız limitlerimiz var. O hız limitlerine, hele yeni global konjonktürde uymak durumundayız. Makro ihtiyati tedbirlerimizin amacı; sürdürülebilir makul bir büyümedir. Bu olaylar gelişmeden önce de geçen ekim ayında zaten 2014'e ilişkin ekonomide bir yeniden dengelenme sürecini başlatmak istiyorduk. 2012'de bunu yaptık, 2013'te de kısmen devam etti ama 2014'te özellikle global sermaye musluklarının, para musluklarının bir miktar daha kısılacağını dikkate alarak zaten böyle bir çaba içine girdik."

Büyümeye bakıldığında, Türkiye'nin, küresel krizde her ülke gibi bir resesyondan geçtiğini ancak küresel kriz sonrasında temelleri sağlam olduğu için güçlü bir çıkış gösterdiğini anlatan Şimşek, şimdi bu güçlü çıkış sonrası ülkenin yoluna daha mütevazı bir şekilde devam ettiğini dile getirdi.

Gelişmekte olan Avrupa ülkelerine göre Türkiye'nin ciddi bir performansının söz konusu olduğuna değinen Şimşek, "Türkiye'nin milli geliri kriz öncesi 100 ise şu anda 120 civarı. Avrupa'daki gelişmekte olan ülkeler 100 ise şimdi 108 civarı. Zaten Avrupa Birliği (AB) ve Amerika ile arayı güçlü bir şekilde kapattığımızı hepimiz biliyoruz" diye konuştu.

- "Reformları yaparsanız, pozitif yönde ayrışırsınız"

Yavaşlamanın sadece Türkiye'ye özgü olmadığını vurgulayan Şimşek, 2013 yılı tahminlerine göre hemen hemen bütün gelişmekte olan ülkelerin son 10 yılın ortalamasının altında bir hızla büyüdüğünü bildirdi.

Gelişmekte olan ülkeler için gelecek 10 yılın, geçmiş 10 sene gibi iyi olmayacağını söyleyen Şimşek, şunları kaydetti:

"Geçmiş 10 yılda olduğu gibi emtia fiyatları artmayacak. Bu, bütün gelişmekte olan ülkeler için kötü, Türkiye için iyi bir haber. Batılı tüketici, geçmiş 10 yıldaki kadar kredi kullanıp tüketmeyecek. Geçmiş 10 yılda olduğu gibi küresel likidite veya sermaye veya gelişmekte olan ülkelere para akışı güçlü olmayacak. Belki 90'lı yıllar kadar kötü olmayacak ama önümüzdeki 10 yıl, geçmiş 10 yıl kadar iyi olmayacak. Bunları dikkate aldığımızda bu yeni dönem daha 'mütevazı büyüme' diye tanımlayabileceğimiz bir dönem ama burada bazı ülkeler fark yaratabilir. Reformları yaparsanız, pozitif yönde ayrışırsınız. Hele bir de temelleriniz sağlamsa demografik yapınız elverişliyse önceliklerinizi iyi belirlediyseniz o zaman tereddüt yok, her ortamda siz başkalarına göre göreceli olarak daha iyi bir performans gösterirsiniz. Bizim de ümidimiz o yönde."

Şimşek, 2014 yılına bakıldığında büyümeyi aşağıya çeken faktörler görüldüğünü belirtti.

Seçimlere ve yaşanan bazı tartışmalara işaret eden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Seçimler, gürültü demek, gürültülü ortam demek. O belki bir miktar aşağı yönlü etkiler ama bana kalırsa esas belirleyici olan; para politikasındaki sıkılaştırmadır. Bu da tabii ki iç talebi bir miktar etkileyecek ama şimdi şansımız döndü. Şöyle şanslıyız; dış talep güçleniyor. AB'deki iç talep 5-6 yıldır resesyonda. Büyüme varsa da bizim bildiğimiz anlamda büyüme değil. Yani bizim mallara talep yaratmıyordu. Şimdi AB resesyondan çıkıyor; bu bizim için önemli. Çünkü AB son 5 yıldır bizi aşağı çekiyordu, belki ilk defa bizi yukarı doğru çekmeye başlayacak. İnşallah devam eder, bu jeopolitik gerginlikler araya girmez."

- "TL belki de son 15-20 yılın en düşük düzeyinde"

Türk lirası değer kaybetmesine de değinen Şimşek, "Son 10 yılda hiçbir zaman sırtımızı zayıf liraya dayamadık ama kısa vadeli de olsa bir miktar rekabet gücünün artmış olması bence fena değil. Yanlış anlamayın, burada politika çerçevesine ilişkin yorumlar yapmayın, sadece fiili bir durum var onu söylüyorum. TL'nin değer kaybetmesi, Türkiye'ye bir miktar rekabet gücü kazandırıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Gelecek dönemde en büyük sorunun, istihdam yaratabilme kapasitesi olacağına dikkati çeken Şimşek, şunları söyledi:

"Ekonomi yavaşlayacaksa bu bizim için, siyasiler için çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda Türkiye, muazzam bir performans ortaya koydu. Bunu ben söylemiyorum, Uluslararası Çalışma Örgütü söylüyor, IMF söylüyor. Dünyada kendi cüssemize oranla rekor düzeyde istihdam yaratmışız. 'Dünyada birinci sıradayız' desem abartmış olmam. Tabii önümüzdeki dönem bu kadar kolay olmayacak ama reformlarla bunu aşarız. Enflasyon bu yıl bir miktar TL'deki değer kaybı nedeniyle yukarı doğru bir trende girmiş durumda ama açıkça söyleyeyim; orta vadede aşağı yönlü enflasyonist eğilimler güçlenecek. Çünkü birincisi, para politikasında sıkılaştırma var, iç talep zayıflıyor. İkincisi, biz potansiyelin altında büyüyoruz, büyüyeceğiz. O da çıktı açığı demek. Atıl kapasite var. Emtia fiyatları eskisi kadar hızlı artmayacak. O da olmayacaksa ben enflasyonu kalıcı olarak yukarı çıkaracak faktör göremiyorum. Geçici olarak TL'deki değer kaybı etkiliyor ama iç talep zayıf olduğu için bu etkileme de sınırlı olacak. Zaten Merkez Bankası da tahminlerini ortaya koydu."

Şimşek, reel efektif döviz kurunun, özellikle gelişmekte olan ülkelere oranla son 10 yılın en zayıf noktasında bulunduğunu aktardı. Bunun önemli bir nokta olduğuna işaret eden Şimşek, "Gözden kaçırmayalım. Biz bu endeksi biraz daha sofistike yapsaydık, verimliliği hesaba katsaydık, 'TL belki de son 15-20 yılın en düşük düzeyinde' desek abartılı olmaz. Birim iş gücü maliyetini dikkate alarak bir endeks üretseniz muhtemelen böyle bir sonuca varırsınız. Bu böyle devam etmez tabii, onu da söyleyeyim. İlanihaye dönecek. Aslında orta-uzun vadeli perspektifle şu anda Türkiye'ye yatırım yapma dönemidir. O konuda rahatım" ifadesini kullandı.

Kredi hacminde çok ciddi genişleme olduğunu ancak şimdi yavaşlayarak yüzde 15'lere kadar düştüğünü bildiren Şimşek, bunun zaten politika çerçevesinin öngördüğü bir sonuç olduğunu dile getirdi.

Yeni bir döneme girildiğini kaydeden Şimşek, sürdürülebilir yüksek büyümeyi tutturmanın önemli olduğun anlattı. Fazla hız yapacak noktada olmadıklarını belirten Şimşek, hem yapılan reformlarla hem de bu adımlarla bankacılık sektörünün sağlıklı yapısını koruyacaklarına, hane halkının israfa kaçmasını engelleyeceklerine ve bütün bu kapsamda cari açığı daha yönetilebilir bir çerçevede tutacaklarına, tasarrufları yükselterek yatırımlara yönlendireceklerine inandığını anlattı.

- "Türkiye'nin en güçlü tarafı; maliye politikası"

Mehmet Şimşek, maliye politikasının, Türkiye'nin en güçlü tarafı olduğuna değindi.

Maliye politikasında manevra alanları bulunduğunu bildiren Şimşek, şu bilgileri verdi:

"Başka dönemlere ve başka ülkelere göre iyiyiz. O işi sağlam tutuyoruz ve tutmaya devam edeceğiz. 2014 yılında da ipin ucunu bırakmayacağız. Şu anda Türkiye'nin en önemli çıpası bu. Bunu tutturmamız lazım. Onun için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bütçe açıklarında, küresel kriz dönemi hariç, şu son 10 yılda Türkiye çok güzel bir performans ortaya koydu. Geçen sene Türkiye'nin bütçe açığı, OECD ülkelerinin 5'te biriydi. Bu yıl 4'te biri olacak. Çünkü o ülkeler de evlerini düzene koyuyor olacaklar. Açıklarını azaltıyorlar, ekonomileri resesyondan çıkıyor ama yine de Türkiye'ye bakarsanız, milli gelire oranla gelişmekte olan ülkelerin ortalama bütçe açığının yarısı kadar biz bütçe açığı vereceğiz."

Bu yıl bütçe açığını olumsuz etkileyecek faktörler olduğunu ifade eden Şimşek, "İç talep yavaşlıyor. İşimiz zor. Geçen seneler gibi hedefe oranla çok daha güçlü performans beklemeyin. Hedefi tutturursak bayağı memnun olmanız gerekir. Daha zor bir dönem. Birtakım vergi tedbirleri aldık. Hedef; bütçe gelirlerini artırmak değildi, cari açığı kontrol altına almaktı. Otomotivciler bize kızdı ama ne yapalım? Yüzde 80 ithalat. Yerli satılanların da önemli bir kısmı ithal. Mecbur kaldık. Cep telefonları vesaire... Bunları yapmak durumundaydık" görüşlerini iletti.

- "Elimizde kristal bir küre yok"

Ellerinde kristal bir küre olmadığını anlatan Şimşek, şöyle dedi:

"Biz 2014 yılını tasarlarken, Türkiye'de siyaset çok daha gürültülü olacak, birtakım siyasi motivasyonlarla operasyonlar olacak. Doğrusu öngörmedik. Bunun ekonomiye yansımalarını öngöremezdik. Dedik ki, 'Amerikalılar para politikalarını kendi ekonomileri, kendi çıkarları çerçevesinde şekillendirecekler' ama ABD'de şu anda bir momentum var. Dolayısıyla bu adamlar, para basmaya son verecek. Hatta ve hatta belki piyasaların öngördüğünden daha erken bir şekilde faizleri dahi artırabilirler. Çünkü onlar gelişmekte olan ülkeleri dinlemez. 2008 yılında çok iyi hatırlıyorum; G20'de Türkiye'yi temsil ediyorduk, adamların her iki-üç cümlede kullandıkları kelime şuydu; 'koordinasyon, iş birliği.' Hepimiz aynı gemideyiz. Küresel ekonomide yanlış yapmamalıyız. Şu anda hiç bunları konuşmuyorlar. Haklılar, kendi çıkarlarını doğrultusunda bakıyorlar. Normaldir. 2013 yılında, 2014 yılını tasarlarken öyle düşündük, böyle bakılacağını öngördük."

 

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim