• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'SEN TANKA SELAM VERİRSİN!'

SEN TANKA SELAM VERİRSİN!
Erdoğan, partisinin Şanlıurfa'daki 'evet' mitinginde partililere seslendi.. Topçu Meydanı'nda 45 derece sıcaklıkta vatandaşlara seslenen Erdoğan, sandığa gitmeyenlerinde hayır cephesine destek olacaklarını söyledi.

 





Referandum mitinglerini sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa'da seçmenden 'evet' oyu istedi.

 

Miting öncesi AK Parti Şanlıurfa İl Teşkilatı tarafından vatandaşlara 45 dereceye varan hava sıcaklıklarından dolayı üzerinde 'Evet' yazılı şapka dağıtıldı. Topçu Meydanı'nda bir aratan atılan şapkaları almak isteyen vatandaşlar birbirlerini ezdi ve izdiham yaşandı. Vatandaşlar arasında ezilme tehlikesi geçiren bir çocuk ise göz yaşlarına boğuldu.

Mitinge dakikalar kala ise kalabalık bir grup tartıştığı şahsı linç etmek isteyince alan karıştı. Polis tekme tokat kavga eden kalabalık grubu biber gazı sıkarak dağıttı. Linç edilmekten kurtarılan şahıs alandın hızla uzaklaştırıldı.

Miting alanında ''Nemrud'un Şerrinden, Hz. İbrahim'e sığındık, darbecilerin şerrinden halkın anayasasına sığınacağız, bütün ruhumuzla'', ''Referanduma 12 Eylülde 12 dilde evet'', ''Neden Evet? Öncekiler; dışarda el bağlar, şapkasını kapıp kaçar. Şimdikiler; bir ileri beş geri, çözümsüzlük ilkeleri. İlk defa sende dik duran lider çeteleri çökerten cesareti, sivil anayasa yapabilmeyi sende gördük'', ''Şanlıurfa referanduma 'evet' diyor'' pankartları yer aldı.

Ayrıca, ''Sayın Başbakanım hoş geldiniz, sizinle gurur duyuyoruz. 'Evet' ülke sevdası, Tayyip sevdasıdır, Erdoğan sevdası halkın sevdasıdır. Celal Doğan'' yazılı pankart dikkatleri çekti.

Konuşmasında, ''Urfalıyım ezelden'' türküsüne gönderme yapan Başbakan Erdoğan, ''Biz ezelden Şanlıurfalıyız. Hani var ya... Ben şimdi biraz değiştireyim yalnız. Urfalıyız ezelden gönlümüz geçmez sizlerden''dedi.

Darbecilere evet diyenleri ''CHP, MHP, BDP, Türkiye Komünist Partisi, İşçi Partisi, YARSAV, bir takım medya ve çeteler'' olarak sıralayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunlar kolay kolay bir araya gelmezlerdi ama bak şimdi bir araya geldiler. Şimdi ben soruyorum, üstünlerin hukukundan hukukun üstünlüğüne geçmeye 'evet' mi?

5 gün sonraki referandumda Türkiye tarihi bir karar verecek. 12 Eylül. Tamam! 12 Eylül'de çok önemli bir karar verecek.

Muhalefet diyor ki, 'İktidar kendi Anayasa Mahkemesi'ni oluşturuyor'.Ayıptır ayıp. Okuma yazma bilmeyen bile bunu söylemez. Bunu nasıl söylersin. Her şeyden önce bir defa, dünyanın hiçbir yerinde Anayasa Mahkemesine üye atamayan bir TBMM gibi meclisler yoktur. Her ülkede Meclisler atama yapar, hükümet atama yapar, o ülkenin cumhurbaşkanları, varsa farklı en üst düzeydeki krallar atama yapar. Türkiye'de böyle bir şey var mı? Yok. Türkiye'de ilk defa TBMM baroların teklif ettiği bir üyelik için üç isimden bir tanesini tercih edecek. Direkt olarak atamıyor. Sayıştay'ın iki üyeliği için 6 isim teklif edecek Sayıştay. Ondan da iki üye yine tercih edecek. Meclis'e verilen yetki bu.

Bugün Barolar Birliği Başkanı yaptığı konuşmada, 'biz 4 tane üyenin Meclis tarafından seçilmesi için HSYK için teklif etmiştik' dedi. HSYK için Meclis zaten devrede hiç yok. Sadece hükümetin bir üyesi, Adalet Bakanı var. Bu zaten geçmişte de vardı. Müsteşar yıllar yılı vardı.

Hayır derseniz kim kazanacak biliyor musunuz? Vesayetçi anlayış kazanacak. 'Hayır' derseniz ülkenin ufkunu karartmak isteyenler kazanacak. 'Hayır' derseniz çeteler kazanacak. 'Hayır' derseniz faili meçhullerin üzerini örtmek isteyenler kazanacak. Milletin değerlerini hiçe sayanlar, milletin inancıyla dalga geçenler kazanacak. CHP'nin belediye başkanı ilçesinde bilboardlara ne asmış... Benim başörtülü kardeşimi, 'rahibe gibi giyinmeye evet' diye vermiş. Bir taraftan 'başörtü meselesini ben hallederim' diyeceksin, öbür taraftan da kalkacaksın benim başörtülü bacımı rahibeye benzeteceksin. Bu CHP'nin cemaziyelevveli de böyle.

CHP başörtüsü özgürlüğünü Anayasa Mahkemesi'ne götürdü, başvuruda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun imzasının da vardı. Dürüst ol, dürüst. Utan, utan. Senin geçmişinde bu belge var. Samimiysen, dürüstsen bugünden tezi yok hemen pazartesi günü Meclis Başkanlığı'na gel. Birlikte verelim önergeyi. Ama kalkıp da bu başörtü nasıl olacak? Boyundan mı olacak, boyun altından mı olacak, şöyle mi olacak, böyle mi olacak? Sen tasarımcıya örtü mü ısmarlıyorsun?

Sen üniversitede okuyan diğer kızlarımız için streç pantolon mu giysin, şalvar mı giysin, askılı mı giyinsin, askısız mı giyinsin? Böyle bir şey söylüyor musun? Var mı böyle bir şey. Orada öyle bir şey yok da başörtülü olarak giyinmek isteyen kardeşlerime niçin böyle bir tasarımcılık yapıyorsun? O zaman mesleği değiştiriyoruz. Tasarımcı ol gitsin. Olay bu kadar basit. Dürüst değiller.

Yeni Genel Başkan'ın elinde CHP ,tarihinin en tutarsız dönemini yaşıyor. 27 Mayıs'a bunlar çanak tuttular, Adnan Menderes'in idamına bunlar göz yumdular, 12 Mart'ta bunlar nöbetçi hükümet oldular. 12 Eylül'ü istismar ettiler  ama 12 Eylül ile hesaplaşamadılar. 28 Şubat'a bunlar alkış tuttular, '27 Nisan bildirisinin altına imzamızı atarız' diyenler yine bunlardı. Şimdi çıkmış 'Darbe olursa tankların önünde ben dururum' diyor. Bugüne kadar neredeydin, 28 Şubat'ta neredeydin, 27 Nisan'da neredeydin? Bu anayasa değişikliğinin önünde tank olanlar hiçbir tankın önünde duramazlar. Siz olsa olsa ancak bunlara selam durursunuz selam. Siz özgürlüklerin önüne bu ülkede mayın döşediniz. İnanç özgürlüğünün önüne mayın döşediniz. Düşünce özgürlüğünün önüne mayın döşediniz. Geçmişinizi biliriz. Ta İnönü'den bu yana biliriz. İnönü'nün Genel Başkanlığı döneminde bile basın mensuplarının, nasıl gazetelerin toplatıldığını da biliriz.

Sandığa gitmemek siyaset değildir. Sandığa gitmemek çözümden kaçmaktır, sandığa gitmemek, demokrasiden kaçmaktır. Sandığa gitmemek 'hayır' demektir, 'hayır' diyenlere destek vermektir.

Öbür taraftan MHP'ye bakıyorsunuz, Genel Başkanı, ülkücüler için 'Bunlar uşak' diyor. Niye? Çünkü 'hayır' demiyorlar. Nasıl desinler ki? Mamak Cezaevi'nde Bahçeli o çileleri çekmedi ki, onlar çekti. Nasıl desinler?''

Haber7







E

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim