• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'SelamunAleykum Yoldaşlar!'

SelamunAleykum Yoldaşlar!
Ve Aleykumselam George!

 

 

 

 

 

Türkiye'deki “Kemalist sol” diye tanımlanan kesimler İHH'nın yardım misyonunu gölgelemek için “Neden dini motifler kullanıyorlar?”, “Neden ölenlere şehit diyorsunuz” diye İsrail propagandası yaparken, Solun 85 yaşındaki duayeni Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için 'şehitlerimiz' ifadesini kullanarak, İsrail saldırısını protesto etmek için toplanan on binlerce kişiyi de “SelamAleykum Yoldaşlar” diye selamladı.

“General Bülent” ve Yoldaşları! 
 
Avrupalı sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Gazze'ye denizden yardım götürmeye çalışan İHH, Türkiye'de İsrail'in yönlendirmesiyle bazı kesimlerce 'İslamcı örgüt' ya da “Ne işi var Gazze'de” diye hedef tahtasına konuluyor. Kendilerini 'sol' gelenekten gelmiş olarak takdim eden ve İsrail'in Türkiye'deki 'gayri resmi basın bürosu' gibi çalışan bu kesimlerin aslında ne solculukla ne de insani hassasiyetlerle hiçbir ilgileri yok.

Gazze'ye yardım götürenler sadece İHH gönüllüsü Müslümanlardan değil, Hıristiyanlardan, Yahudilerden, solculardan, ateistlerden oluşuyordu. Hatta Gazze'ye Özgürlük Filosu fikri ilk kez, İngiltere'deki Filistin'le dayanışma dernekleri tarafından ortaya atılmıştı, ki bu derneklerin hemen hemen hepsi sol gelenekten geliyor. Lafa geldi mi solculuğu kimseye kaptırmayan ve bununla övünen İsrail'in Türkiye'deki basın bürosu çalışanları nedense ezilen Filistin halkının yanında değil de güçlü olanın, ezenin yanında yer almayı tercih ediyor.

Mesela diyorlar ki “Neden Mavi Marmara'da ölenlere şehit diyorsunuz?” ya da “Neden cenazelerde dini sloganlar atıyorsunuz?”. Onların amacı bağcıyı dövmek olduğu için bu şekil bir propagandayla barış gönüllülerinin misyonunu gölgelemek istiyorlar. Ve bunu yaparken bile kendilerini 'solcu' ya da 'Kemalist' diye tanımlıyorlar. Kemalizm savunuculuğuna gelince, Anadolu halkının işgal kuvvetlerini nasıl yurttan atıp bağımsızlık kazandığından, bağımsızlık savaşının başka milletlere nasıl örnek olduğundan bahsediyorlar ama 60 yıldır işgal altındaki Filistin'in mücadelesini 'terör' olarak görüyorlar.

Para ve güçten yana, ırkçı motivler taşıyan İsrail sözcüsü “Kemalist Türk solu”nun Mavi Marmara saldırısına karşı tepkisi (tepkisizliği) utandırırken, Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için Londra'da organize edilen gösteriye İngiliz solu öncülük etti. Göçmen Müslümanlardan daha çok İngilizlerin katıldığı bu gösterilerde neredeyse her konuşmacı Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için 'şehit' tabirini kullandı. İngiliz solunun duayeni 85 yaşındaki eski bakan Tony Benn, konuşmasına başlarken 'SelamAleykum yoldaşlar' diye başladı.

Lakabı 'Kızıl George' olan George Galloway, 'Bismillahirrahmanirrahim” diye başladı sözlerine ve “Terörist İsrail'in bu ülkede işi olamaz” diye devam etti. Bu insanlar Müslüman değil ama içlerindeki insani duygular, dayanışma duygusu onları 'kavramlara' hapsetmiyor. İngiliz medyasında da 'Bu adamlar niye SelamAleykum, Bismillahhirrahmanirrahim dedi' diyen olmadı. Ünlü film yönetmeni Sosyalist Ken Loach'tan, Yeşiller Partisi milletvekili Caroline Lucas'a, Sosyalist İşçi Partisi'ne kadar İngiliz solunun en radikalinden en ılımlısına kadar binlerce kişi 'Gazze şehitleri ölümsüzdür” diye slogan attı.

Mavi Marmara'da bulunanlardan Kevin Ovenden, İsrail Büyükelçiliği önündeki düzenlenen gösteride konuşurken, gözlerinin önünde bir fotoğrafçının (Cevdet Kılıçlar) nasıl kafasından nasıl vurulduğunu anlattı. “9 kardeşimiz şehit düştü ama kanları boşuna dökülmedi. Bu İsrail için sonun başlangıcı' diyen Ovenden, İsrail'in Türk dostlarının aksine Türkiye ve İHH'yı şu sözlerle övdü: “General Bülent tarafından yönetilen İHH muhteşem bir yardım organizasyonu. Şimdi Türkiye'yi, Türk halkını ve özellikle de İHH'yı karalamak, izole etmek istiyorlar. Çünkü Türkiye ve İHH bu mücadelenin ön cephesinde yer alıyor. Ama biz dünyanın her tarafından barış gönüllüleri olarak bu organizasyonu savunacağız. Biz İsrail'den korkmuyoruz.”

Bu yılın başında karadan giden yardım konvoyunda bulunan eski milletvekili George Galloway'ın sözleri de Ovenden'ın sözleri kadar anlamlı. Türkiye'ye geri gönderilen arkadaşları için İstanbul'a giden Galloway, şehitlerin cenazesine katıldığını söylerken şu ifadeleri kullandı: “Şehitlerimizi gömerken, onların toprağı, tozu ayakkabımın üzerinde kaldı. Ve ben o tozu o toprağı temizleyemeyeceğim.”
Galloway'ın gururla taşıdığı o toz ve toprak, Siyonizm yanlısı ırkçı Türkleri ise tiksindiriyor.

Nedim Aslan/HaberVaktim

“General Bülent” ve Yoldaşları!
 

Avrupalı sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Gazze'ye denizden yardım götürmeye çalışan İHH, Türkiye'de İsrail'in yönlendirmesiyle bazı kesimlerce 'İslamcı örgüt' ya da “Ne işi var Gazze'de” diye hedef tahtasına konuluyor. Kendilerini 'sol' gelenekten gelmiş olarak takdim eden ve İsrail'in Türkiye'deki 'gayri resmi basın bürosu' gibi çalışan bu kesimlerin aslında ne solculukla ne de insani hassasiyetlerle hiçbir ilgileri yok.

Gazze'ye yardım götürenler sadece İHH gönüllüsü Müslümanlardan değil, Hıristiyanlardan, Yahudilerden, solculardan, ateistlerden oluşuyordu. Hatta Gazze'ye Özgürlük Filosu fikri ilk kez, İngiltere'deki Filistin'le dayanışma dernekleri tarafından ortaya atılmıştı, ki bu derneklerin hemen hemen hepsi sol gelenekten geliyor. Lafa geldi mi solculuğu kimseye kaptırmayan ve bununla övünen İsrail'in Türkiye'deki basın bürosu çalışanları nedense ezilen Filistin halkının yanında değil de güçlü olanın, ezenin yanında yer almayı tercih ediyor.

Mesela diyorlar ki “Neden Mavi Marmara'da ölenlere şehit diyorsunuz?” ya da “Neden cenazelerde dini sloganlar atıyorsunuz?”. Onların amacı bağcıyı dövmek olduğu için bu şekil bir propagandayla barış gönüllülerinin misyonunu gölgelemek istiyorlar. Ve bunu yaparken bile kendilerini 'solcu' ya da 'Kemalist' diye tanımlıyorlar. Kemalizm savunuculuğuna gelince, Anadolu halkının işgal kuvvetlerini nasıl yurttan atıp bağımsızlık kazandığından, bağımsızlık savaşının başka milletlere nasıl örnek olduğundan bahsediyorlar ama 60 yıldır işgal altındaki Filistin'in mücadelesini 'terör' olarak görüyorlar.

Para ve güçten yana, ırkçı motivler taşıyan İsrail sözcüsü “Kemalist Türk solu”nun Mavi Marmara saldırısına karşı tepkisi (tepkisizliği) utandırırken, Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için Londra'da organize edilen gösteriye İngiliz solu öncülük etti. Göçmen Müslümanlardan daha çok İngilizlerin katıldığı bu gösterilerde neredeyse her konuşmacı Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için 'şehit' tabirini kullandı. İngiliz solunun duayeni 85 yaşındaki eski bakan Tony Benn, konuşmasına başlarken 'SelamAleykum yoldaşlar' diye başladı.

Lakabı 'Kızıl George' olan George Galloway, 'Bismillahirrahmanirrahim” diye başladı sözlerine ve “Terörist İsrail'in bu ülkede işi olamaz” diye devam etti. Bu insanlar Müslüman değil ama içlerindeki insani duygular, dayanışma duygusu onları 'kavramlara' hapsetmiyor. İngiliz medyasında da 'Bu adamlar niye SelamAleykum, Bismillahhirrahmanirrahim dedi' diyen olmadı. Ünlü film yönetmeni Sosyalist Ken Loach'tan, Yeşiller Partisi milletvekili Caroline Lucas'a, Sosyalist İşçi Partisi'ne kadar İngiliz solunun en radikalinden en ılımlısına kadar binlerce kişi 'Gazze şehitleri ölümsüzdür” diye slogan attı.

Mavi Marmara'da bulunanlardan Kevin Ovenden, İsrail Büyükelçiliği önündeki düzenlenen gösteride konuşurken, gözlerinin önünde bir fotoğrafçının (Cevdet Kılıçlar) nasıl kafasından nasıl vurulduğunu anlattı. “9 kardeşimiz şehit düştü ama kanları boşuna dökülmedi. Bu İsrail için sonun başlangıcı' diyen Ovenden, İsrail'in Türk dostlarının aksine Türkiye ve İHH'yı şu sözlerle övdü: “General Bülent tarafından yönetilen İHH muhteşem bir yardım organizasyonu. Şimdi Türkiye'yi, Türk halkını ve özellikle de İHH'yı karalamak, izole etmek istiyorlar. Çünkü Türkiye ve İHH bu mücadelenin ön cephesinde yer alıyor. Ama biz dünyanın her tarafından barış gönüllüleri olarak bu organizasyonu savunacağız. Biz İsrail'den korkmuyoruz.”

Bu yılın başında karadan giden yardım konvoyunda bulunan eski milletvekili George Galloway'ın sözleri de Ovenden'ın sözleri kadar anlamlı. Türkiye'ye geri gönderilen arkadaşları için İstanbul'a giden Galloway, şehitlerin cenazesine katıldığını söylerken şu ifadeleri kullandı: “Şehitlerimizi gömerken, onların toprağı, tozu ayakkabımın üzerinde kaldı. Ve ben o tozu o toprağı temizleyemeyeceğim.”
Galloway'ın gururla taşıdığı o toz ve toprak, Siyonizm yanlısı ırkçı Türkleri ise tiksindiriyor.
 

 

“General Bülent” ve Yoldaşları!
 

Avrupalı sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Gazze'ye denizden yardım götürmeye çalışan İHH, Türkiye'de İsrail'in yönlendirmesiyle bazı kesimlerce 'İslamcı örgüt' ya da “Ne işi var Gazze'de” diye hedef tahtasına konuluyor. Kendilerini 'sol' gelenekten gelmiş olarak takdim eden ve İsrail'in Türkiye'deki 'gayri resmi basın bürosu' gibi çalışan bu kesimlerin aslında ne solculukla ne de insani hassasiyetlerle hiçbir ilgileri yok.

Gazze'ye yardım götürenler sadece İHH gönüllüsü Müslümanlardan değil, Hıristiyanlardan, Yahudilerden, solculardan, ateistlerden oluşuyordu. Hatta Gazze'ye Özgürlük Filosu fikri ilk kez, İngiltere'deki Filistin'le dayanışma dernekleri tarafından ortaya atılmıştı, ki bu derneklerin hemen hemen hepsi sol gelenekten geliyor. Lafa geldi mi solculuğu kimseye kaptırmayan ve bununla övünen İsrail'in Türkiye'deki basın bürosu çalışanları nedense ezilen Filistin halkının yanında değil de güçlü olanın, ezenin yanında yer almayı tercih ediyor.

Mesela diyorlar ki “Neden Mavi Marmara'da ölenlere şehit diyorsunuz?” ya da “Neden cenazelerde dini sloganlar atıyorsunuz?”. Onların amacı bağcıyı dövmek olduğu için bu şekil bir propagandayla barış gönüllülerinin misyonunu gölgelemek istiyorlar. Ve bunu yaparken bile kendilerini 'solcu' ya da 'Kemalist' diye tanımlıyorlar. Kemalizm savunuculuğuna gelince, Anadolu halkının işgal kuvvetlerini nasıl yurttan atıp bağımsızlık kazandığından, bağımsızlık savaşının başka milletlere nasıl örnek olduğundan bahsediyorlar ama 60 yıldır işgal altındaki Filistin'in mücadelesini 'terör' olarak görüyorlar.

Para ve güçten yana, ırkçı motivler taşıyan İsrail sözcüsü “Kemalist Türk solu”nun Mavi Marmara saldırısına karşı tepkisi (tepkisizliği) utandırırken, Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için Londra'da organize edilen gösteriye İngiliz solu öncülük etti. Göçmen Müslümanlardan daha çok İngilizlerin katıldığı bu gösterilerde neredeyse her konuşmacı Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için 'şehit' tabirini kullandı. İngiliz solunun duayeni 85 yaşındaki eski bakan Tony Benn, konuşmasına başlarken 'SelamAleykum yoldaşlar' diye başladı.

Lakabı 'Kızıl George' olan George Galloway, 'Bismillahirrahmanirrahim” diye başladı sözlerine ve “Terörist İsrail'in bu ülkede işi olamaz” diye devam etti. Bu insanlar Müslüman değil ama içlerindeki insani duygular, dayanışma duygusu onları 'kavramlara' hapsetmiyor. İngiliz medyasında da 'Bu adamlar niye SelamAleykum, Bismillahhirrahmanirrahim dedi' diyen olmadı. Ünlü film yönetmeni Sosyalist Ken Loach'tan, Yeşiller Partisi milletvekili Caroline Lucas'a, Sosyalist İşçi Partisi'ne kadar İngiliz solunun en radikalinden en ılımlısına kadar binlerce kişi 'Gazze şehitleri ölümsüzdür” diye slogan attı.

Mavi Marmara'da bulunanlardan Kevin Ovenden, İsrail Büyükelçiliği önündeki düzenlenen gösteride konuşurken, gözlerinin önünde bir fotoğrafçının (Cevdet Kılıçlar) nasıl kafasından nasıl vurulduğunu anlattı. “9 kardeşimiz şehit düştü ama kanları boşuna dökülmedi. Bu İsrail için sonun başlangıcı' diyen Ovenden, İsrail'in Türk dostlarının aksine Türkiye ve İHH'yı şu sözlerle övdü: “General Bülent tarafından yönetilen İHH muhteşem bir yardım organizasyonu. Şimdi Türkiye'yi, Türk halkını ve özellikle de İHH'yı karalamak, izole etmek istiyorlar. Çünkü Türkiye ve İHH bu mücadelenin ön cephesinde yer alıyor. Ama biz dünyanın her tarafından barış gönüllüleri olarak bu organizasyonu savunacağız. Biz İsrail'den korkmuyoruz.”

Bu yılın başında karadan giden yardım konvoyunda bulunan eski milletvekili George Galloway'ın sözleri de Ovenden'ın sözleri kadar anlamlı. Türkiye'ye geri gönderilen arkadaşları için İstanbul'a giden Galloway, şehitlerin cenazesine katıldığını söylerken şu ifadeleri kullandı: “Şehitlerimizi gömerken, onların toprağı, tozu ayakkabımın üzerinde kaldı. Ve ben o tozu o toprağı temizleyemeyeceğim.”
Galloway'ın gururla taşıdığı o toz ve toprak, Siyonizm yanlısı ırkçı Türkleri ise tiksindiriyor.
 

 

“General Bülent” ve Yoldaşları!
 

Avrupalı sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Gazze'ye denizden yardım götürmeye çalışan İHH, Türkiye'de İsrail'in yönlendirmesiyle bazı kesimlerce 'İslamcı örgüt' ya da “Ne işi var Gazze'de” diye hedef tahtasına konuluyor. Kendilerini 'sol' gelenekten gelmiş olarak takdim eden ve İsrail'in Türkiye'deki 'gayri resmi basın bürosu' gibi çalışan bu kesimlerin aslında ne solculukla ne de insani hassasiyetlerle hiçbir ilgileri yok.

Gazze'ye yardım götürenler sadece İHH gönüllüsü Müslümanlardan değil, Hıristiyanlardan, Yahudilerden, solculardan, ateistlerden oluşuyordu. Hatta Gazze'ye Özgürlük Filosu fikri ilk kez, İngiltere'deki Filistin'le dayanışma dernekleri tarafından ortaya atılmıştı, ki bu derneklerin hemen hemen hepsi sol gelenekten geliyor. Lafa geldi mi solculuğu kimseye kaptırmayan ve bununla övünen İsrail'in Türkiye'deki basın bürosu çalışanları nedense ezilen Filistin halkının yanında değil de güçlü olanın, ezenin yanında yer almayı tercih ediyor.

Mesela diyorlar ki “Neden Mavi Marmara'da ölenlere şehit diyorsunuz?” ya da “Neden cenazelerde dini sloganlar atıyorsunuz?”. Onların amacı bağcıyı dövmek olduğu için bu şekil bir propagandayla barış gönüllülerinin misyonunu gölgelemek istiyorlar. Ve bunu yaparken bile kendilerini 'solcu' ya da 'Kemalist' diye tanımlıyorlar. Kemalizm savunuculuğuna gelince, Anadolu halkının işgal kuvvetlerini nasıl yurttan atıp bağımsızlık kazandığından, bağımsızlık savaşının başka milletlere nasıl örnek olduğundan bahsediyorlar ama 60 yıldır işgal altındaki Filistin'in mücadelesini 'terör' olarak görüyorlar.

Para ve güçten yana, ırkçı motivler taşıyan İsrail sözcüsü “Kemalist Türk solu”nun Mavi Marmara saldırısına karşı tepkisi (tepkisizliği) utandırırken, Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için Londra'da organize edilen gösteriye İngiliz solu öncülük etti. Göçmen Müslümanlardan daha çok İngilizlerin katıldığı bu gösterilerde neredeyse her konuşmacı Mavi Marmara'da hayatını kaybedenler için 'şehit' tabirini kullandı. İngiliz solunun duayeni 85 yaşındaki eski bakan Tony Benn, konuşmasına başlarken 'SelamAleykum yoldaşlar' diye başladı.

Lakabı 'Kızıl George' olan George Galloway, 'Bismillahirrahmanirrahim” diye başladı sözlerine ve “Terörist İsrail'in bu ülkede işi olamaz” diye devam etti. Bu insanlar Müslüman değil ama içlerindeki insani duygular, dayanışma duygusu onları 'kavramlara' hapsetmiyor. İngiliz medyasında da 'Bu adamlar niye SelamAleykum, Bismillahhirrahmanirrahim dedi' diyen olmadı. Ünlü film yönetmeni Sosyalist Ken Loach'tan, Yeşiller Partisi milletvekili Caroline Lucas'a, Sosyalist İşçi Partisi'ne kadar İngiliz solunun en radikalinden en ılımlısına kadar binlerce kişi 'Gazze şehitleri ölümsüzdür” diye slogan attı.

Mavi Marmara'da bulunanlardan Kevin Ovenden, İsrail Büyükelçiliği önündeki düzenlenen gösteride konuşurken, gözlerinin önünde bir fotoğrafçının (Cevdet Kılıçlar) nasıl kafasından nasıl vurulduğunu anlattı. “9 kardeşimiz şehit düştü ama kanları boşuna dökülmedi. Bu İsrail için sonun başlangıcı' diyen Ovenden, İsrail'in Türk dostlarının aksine Türkiye ve İHH'yı şu sözlerle övdü: “General Bülent tarafından yönetilen İHH muhteşem bir yardım organizasyonu. Şimdi Türkiye'yi, Türk halkını ve özellikle de İHH'yı karalamak, izole etmek istiyorlar. Çünkü Türkiye ve İHH bu mücadelenin ön cephesinde yer alıyor. Ama biz dünyanın her tarafından barış gönüllüleri olarak bu organizasyonu savunacağız. Biz İsrail'den korkmuyoruz.”

Bu yılın başında karadan giden yardım konvoyunda bulunan eski milletvekili George Galloway'ın sözleri de Ovenden'ın sözleri kadar anlamlı. Türkiye'ye geri gönderilen arkadaşları için İstanbul'a giden Galloway, şehitlerin cenazesine katıldığını söylerken şu ifadeleri kullandı: “Şehitlerimizi gömerken, onların toprağı, tozu ayakkabımın üzerinde kaldı. Ve ben o tozu o toprağı temizleyemeyeceğim.”
Galloway'ın gururla taşıdığı o toz ve toprak, Siyonizm yanlısı ırkçı Türkleri ise tiksindiriyor.
 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim