• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Seçime Giden AK Parti'ye Bakan Yanlışı Mı!

Seçime Giden AK Partiye Bakan Yanlışı Mı!
Zaman yazarının makalesi bunu sorguluyor.

 







 

ADALET BAKANININ İHMALİ Mİ ?

Türkiye yargıdaki ağır iş yükü sebebiyle yıllardır görülemeyen davaları ve bu yüzden tutukluların tahliyesini tartışıyor.

Adi suçlarda en fazla 5, örgütlü ve terör suçlarında ise 10 yıldır cezaevinde bulunan ancak henüz davaları karara bağlanmamış olan tutuklular salıverildi.

Aslında bu kanun 2004 yılında çıkmıştı. Fakat yargıdaki hantallık sebebiyle o tarihte uygulanabilmesinin imkanı yoktu.

Türkiye; Avrupa Birliği normları gereği, hakkında hüküm verilmediği halde yıllarca cezaevinde yatmaya karşı bir kanuni düzenleme yapmak zorunda kaldı.

Aslında o yıllarda tutukluluk süresi toplum gündemini bu kadar meşgul eden bir konu değildi.Ergenekon tutuklamaları başladıktan sonra belli bir kesimin Türkiye'deki tutukluluk sürelerini tartışmak akıllarına geldi.

Ergenekon sanıklarının cezaevinde geçirdikleri günlere itiraz edenler, tutukluluk sürelerinin uzunluğundan yakınmaya başladılar.

2004 yılında çıkan ve tutukluluk süresini düzenleyen kanunun uygulanması, yargıdaki iş yükü göz önüne alınarak önce 2008'e daha sonra da 2011'e kadar uzatıldı.

Bugün gelinen noktada uzatma süreleri de doldu ve davaları karara bağlanmamış tutuklular, tutuksuz yargılanmak üzere cezaevlerinden çıktı.

Tutukluluk süresi düzenlenmeden önce bunun bir üst sınırı yoktu. Hakkında hüküm verilmemiş bir kişi 20 yıl da tutuklu kalabilirdi.

Yasanın şimdi uygulanması iki farklı durumu ortaya çıkardı.

Bir yandan 10 yıl tutukluluk süresinin çok uzun olduğu savunuluyor, diğer yandan cezaevlerinden serbest bırakılanlar için 'katiller aramızda' deniliyor.

Üstelik bu iki tezat durumu dillendirenler de aynı kesimler.

Yasayla birlikte Ergenekon zanlılarının daha uzun zaman cezaevinden çıkamayacağından endişe edenler, tutukluluk süresinin kısaltılmasını isteyerek katliam zanlılarının 10 yıldan daha da erken salıverilmesini hiç umursamıyor görünüyor.

Sırf Ergenekocular çıksın diye 'tutukluluk kısalsın' demek, toplumu tedirgin eden Hizbullah ya da Pkk sanıklarının daha kısa cezaevinde kalmalarını savunmak anlamına gelmiyor mu ?

Mevcut yargı yapımızda bir ceza dosyasının bütün aşamalardan geçip normal bir şekilde sonuca bağlanması en iyimser hesapla yaklaşık 1000 gün sürüyor. Bu da 3 yıl yapar.

Konu adli tıbba gider ya da dosyadaki eksikler yüzünden git-gel yaparsa bu süre 2-3 katını bulabiliyor.

Şimdi gelinen noktada sorunun çözümü için bazı önemli adımlar atılacak. Ara kademe olarak istinaf mahkemeleri ve Yargıtay ile Danıştay'ın daire sayısının artırılması öne çıkan başlıklar.

Bütün bu tabloyu çıkardıktan sonra suçluların salıverilmesi meselesi toplum vicdanını gerçekten yaralayan çok ciddi bir handikap oluşturdu.

Bunun hükümet açısından ikinci Habur vakası olduğu bile dillendiriliyor.

Hatta demokratik açılımla Habur'dan yurda giren teröristler suça karışmamış olanlardı. Tutukluluk süresi düzenlemesiyle salıverilenlerin tamamı, cinayet sanığı kişiler.

İçlerinde Hizbullah gibi onlarca insanın vahşice katledilmesinden yargılananlar var.

Dolayısıyla tutukluluk süresi düzenlemesi için Habur'dan çok daha ürkütücü bir icraat olduğu yönünde yorumlar yapılıyor.

31 Aralık 2010 tarihi itibariyle bu yasanın uygulanacak olması yıllar önceden bilinen bir gerçekti. Dolayısıyla bu tarihte salıverilecek tutukluların durumları da aynı şekilde önceden biliniyordu.

Yargıdaki tıkanıklık ve toplumda infial oluşturacak bu kritik dosyaların 1 Ocak 2011'e yetişmeyeceği de çok net ortadaydı.

Yasayı yapan siyasi irade yani hükümet, yani hükümetin bu konudaki yetkili ismi Adalet Bakanı, Yargıtay'ı bu konuda uyarıp bu dosyaların durumunu istişare etmedi mi ?

Adalet Bakanı, Yargıtay Başkanına gidip salıverilecek kişilerle ilgili görüştü mü ?

Adalet Bakanı eğer böyle bir girişimde bulunduysa bunu gelip bakanlar kuruluyla ve dolayısıyla Başbakanla paylaştı mı?

Bakan; Türkiye'yi böyle bir durumun beklediğiyle ilgili, gerekli yerleri gerektiği şekilde bilgilendirdi mi?

Tutukluluk süresiyle ilgili kanunu yapan hükümet olduğuna göre, bunun siyasi faturasının hükümete kesileceği gerçeğinden hareketle, bunun takibini yapması gereken kurum da Adalet Bakanlığı değil mi?

2010 sonunda bu kanunun uygulaması teknik olarak imkansızsa; ki imkansız olduğu görüldü, bununla ilgili niçin yeni bir süre uzatımı yapılmadı ?

Tam da bir genel seçime gidilirken Habur'dakinden çok daha ürkütücü bir tablonun ortaya çıkmasına niçin sebep olundu ?

Doğru; Yargıtay dosyaları öne almalıydı, kritik davaları önce görmeliydi. Ama yapmadı. Şimdi ortada bir gerçek var ve binden fazla cinayet sanığı şu anda serbest. Üstelik serbest kalanların sayısı her geçen gün de artıyor.

Adalet bakanı kamuoyunu bu kaçınılmaz sonla ilgili niçin bilgilendirmedi ? Niçin çıkıp kamuoyuna; 'Yargıtay'ın durumu belli bu iş yetişmeyecek, katliam sanıkları serbest kalacak, tutukluluk süresini yeniden uzatmak zorundayız' diye niye demedi?

Tek sebep Avrupa Birliğine verdiğimiz taahhüt ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tazminatları mı?

Toplumun bu kadar tedirginlik yaşaması AB'den daha mı önemsiz ?

Üstelik Türkiye bir seçim atmosferinde. Bu durum iktidarı yıpratmak isteyen çevrelere rüyalarında bile göremeyecekleri bir ikram oldu.

Genel seçime gidilirken hükümet kendi kalesine telafisi çok zor bir gol attı. Ve tahliyeler devam ettikçe de goller peşpeşe gelecek.

Bu süreci bu kadar başarısız yönetirken ne düşündü bilinmez ama, maalesef Adalet Bakanı, seçime giden bir iktidar partisine verilebilecek en büyük zararı verdi.

Umarım bu tahliyeler; seçime daha da yaklaşıldığında Türkiye'yi karıştıracak olaylara sebebiyet vermez.

ABDULLAH ABDULKADİROĞLU

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • TSK'dan Kuzey Irak'a Hava Harekatı!12 Ocak 2017 Perşembe 11:13
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim