• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Savcıları Göreve Çağırdı: Özal...

Savcıları Göreve Çağırdı: Özal...
Babam yürürken yere düştü ve tek nefeste öldü

 

 

 

 

Şimdi 50'li yaşlara gelen Zeynep Özal iki oğlu ve bir de manevi kızından oluşan ailesiyle eskisi gibi gözler önünde olmayan bir hayat sürüyor. 9 yıl önce başladığı emlak işine 3 yıldır hem Dubai'de hem de Türkiye'de devam ediyor. "Demokratik açılımı babam başlatmıştı. Tayyip Bey devam ettiriyor. İnşallah başarılı olur." diyen Zeynep Özal'la dünü, bugünü, siyaseti ve kendi hayatını konuştuk.

Babam yürürken yere düştü ve tek nefeste öldü

Sizi çok fazla siyasi yorumlarınızla hatırlamıyoruz. Siyasetçi bir babanın kızı olarak geçmişte ve günümüzde ne kadar siyasi olaylara ilgi duydunuz?

Babamla ANAP kurulduğundan itibaren çalıştım. Zaten büyük kongre delegesiydim. Sonra da Kadıköy Belediye-si'nde de başkan yardımcısı olarak görev aldım.

Ne kadar zaman ANAP'ta faaliyet gösterdiniz?

Babam ölene kadar devam ettim. O dönem erkek kardeşlerim ve annem delegeydi. Annem bir ara il başkanlığı yapmıştı. Babam öldüğü gün, biz bütün aile istifa ettik partiden. O gün benim için siyaset bitti. Bir de kurban verdik, diye düşündüm.

Kurban verdik diyorsunuz. Yıllarca konuşuldu, babanız öldü mü öldürüldü mü tartışmaları oldu. Siz bundan endişe ettiniz mi?

Endişe ettik. Çünkü babamın hiçbir sorunu yoktu, sağlıklıydı. Türk cumhuriyetlerden dönmüştü, iki gün sonra da Çin'e gidiyordu. Efe, ben ve doktorumuz Cengiz Aslan beraberdik. Babamın doktorunu aradık, Amerika'yı. Tam ölümü anlattık. Ölüm basında çıktığı gibi değil. Jimnastik yapmamış, yorulmamış. Sabah kalkmış, duşunu almış eşofmanlarını giymiş kahvaltı sofrasına yürüyor. Annem, 'Düşme sesine döndüm.' dedi, düştüğü an zaten ölmüş. Bu sekte-i kalp dedi. Milyonda birdir. Peki dedik zehirlenme veya başka bir şey olabilir mi? O da olabilir, 24 saat içinde otopsi yaptırmanız lazım, dedi. Tamam otopsi yapalım, bir zehir çıktı. Kimseyi suçlayamazsın. Neticede Türkiye Cumhuriyeti, cumhurbaşkanını koruyamamış olacaktı. Biz hiçbir şey yapmayın dedik. Orada kapandı mevzu. Annem seneler sonra, buna evet derdim diye konuştu. Zaten devlette çalışan birinin ani ölümünde mutlaka otopsi yapılıyormuş. Ama yapılmadı, böyle bir şey bize teklif dahi edilmedi.

Ailenin avukatları sizi bilgilendirmediler mi?

Hiçbir merciden bize gelmedi. Bu da soru işareti yarattı. Türkiye'de basın savcısı var. Bir şey konuşursunuz, onun akabinde çağırır hemen ifade ver der. Biz bunu çok dile getirdiğimiz halde hiç kimse ilgilenmedi. Biz bu konu açıldığı zaman kaygılarımızı dile getiriyoruz ama öyle kalıyor. Yani bu eceliyle de olabilir ama böyle bir olay da olabilir. Tabii ki ben bunu birtakım dış güçler diye düşünüyorum. Türkiye çok iyi bir tırmanıştaydı.


Siyasetçi bir babanın kızı olarak bugünkü siyasi atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Esasında siyasetle hiç ilgim yok, olabildiğince dışarıda kalmak istiyorum. Ben bundan evvelki seçimde AK Parti'ye oy verdim. İlk seçimlerde vermemiştim. Tek parti iktidarı çok önemli. Asla koalisyonlar olsun istemiyorum.

AK Parti'nin bazı programlarına katılıyorsunuz, siyasi olarak bir yakınlık hissediyor musunuz?

Ben Beşiktaş'ta ilk defa AK Parti'nin yemeğine gittim. Davette Kürt açılımı ile ilgili konuşma yapılacak diye çağırılmıştım. Sadece dinlemek için gittim. Benim için çok önemli çünkü.

Turgut Özal'ın Kürt sorununu çözmek için çalışmaları vardı. Bugün başka bir siyasi parti bu konuyu öncelikli gündemleri arasına aldı. Gelinen noktada demokratik açılımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben Kürt açılımı konusunda destek veriyorum hükümete. İnşallah başarılı olur Tayyip Bey. Bugün belli bir yere kadar gelindi, bunlar konuşulabiliyor. Babamın zamanında konuşamazdınız bile. Babam Kürtçe bir kanal olsun istiyordu. Bir Kürtçe şarkı söylenebilsin. Bu işin silahla, kan dökmeyle çözülebileceğine inanmıyorum. Ben bu konunun yanındayım. Babam başlatmıştı, inşallah devamı gelir. Ama bizim memleketimizde maalesef muhalefet yapmak için muhalefet yapılıyor.

Annem beş vakit namazını kılan bir kadın

Bugün Erdoğan'a karşı muhalefet yapan CHP geçmişte de babanızın karşısında muhalefet yapıyordu. Muhalefet anlayışında o günden bugüne kadar bir değişim gözlemliyor musunuz?

Ben muhalefete karşı değilim. Tabii ki olmak zorunda. Biz de bunu yaşadık. Babam derdi ki, kızım ilkleri yapmak çok zordur ama biz yapacağız ki yolu açacağız. Babam ilk uçağı aldığında Başbakanlık'a demişti ki: Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı ya da başbakanı bir görüşmeye gittiği zaman tarifeli uçakla gidemez. Sanki mezarına götürecek, sanki şahsına almış gibi millet ayağa kalkmıştı. Bugün de aynı, evet, fark etmiyor. Muhalefet olmalı ama sen sadece muhalefet yapmak için yaparsan bu da köstektir. Bazı olaylarda bir arada olmak, destek vermek lazımdır.

Bugünün ortamında kendinizi geçmişe göre daha demokratik ve şeffaf bir ülkede yaşıyor gibi hissediyor musunuz?

Biraz bu konuda kafam karışık. Herkesin birbirine karşı güvensizliği, korkuları beni rahatsız ediyor. Bir de başörtüsünün politik malzeme olarak kullanılmasının taraftarı asla değilim. Başörtüsü karşıtlığı da aynı şekilde, bunlar bana yanlış geliyor. Benim anneannem de babaannem de başörtüsü takıyordu. Benim çok yakın arkadaşlarım vardır kapalı. Ben başımı örtmemiş olabilirim. Namaz kılamıyorum. Çok kılmak isterim, ama şu an vaktim yok. Orucumu tutuyorum. Ama inanılmaz derecede inançlıyım. Benim annem açık bir kadın ama beş vakit namazını kılan biri.

"Darbe" kelimesi size ne ifade ediyor, darbelere dair korkularınız var mı? Bugünlerde de sık sık darbe planları ortaya çıkıyor. Endişeleniyor musunuz?

Bana göre, darbe çok kötüdür. Bir darbe memleketi en az 10 sene evveline götürür. Ama bunların içerisinde 12 Eylül hem kansız hem daha mantıklı bir ihtilal oldu. Belki de insanların o zaman ihtiyacı vardı. Böyle bir şey hissediyorum. Her gün bir yığın insan ölüyordu. Bir nevi askere sığınma gibiydi. En hafif, sorunsuz giden bir planmış gibi düşünüyorum ama her durumda bunun iyisi kötüsü olmaz. Ama şimdi öyle bir ihtimal yok.

Bugün görüştüğünüz siyasi kimlikler kimlerdir? Anavatan Partisi'nin eski mensupları ile görüşüyor musunuz?

Sorunlu olduğum hiç kimse yok. Karşılaştığım zaman hemen hepsiyle görüşürüm. Mesela Yüksel Yalova ile Halil Şıvgın ile görüşüyorum. Çoğu partide de eski ANAP'lılar var. O dönemin bürokratları hâlâ çalışan insanlar.

Mesut Yılmaz'la en son ne zaman görüştünüz?

Karşılaştığımız zaman görüşüyoruz. Hiçbir sorun yok aramızda. Ama böyle çok yakın dostluk da yok. En son Ankara'da görüştük sanırım.

Babanız sizin üzerinizden eleştirildiğinde neler hissettiniz, üzüldünüz mü?

Tabii ki ben babamı hiçbir zaman üzmek istemezdim. Bir genç kadın ortada bütün okları çekiyorsunuz üzerinize. Bekâr bir insandım, boşanmıştım. Hatırlıyorum, bir sene içinde gazetelerde 36 tane damat adayı çıkardılar. Kolay değil, üzülüyorsun, ama bir süre sonra geçiyor. İnsanız hepimiz, hata yapmayan insan yoktur.

***

Sarıyer'den belediye başkanlığı teklifi aldım

Sizin bir adaylık tecrübeniz de var değil mi?

Evet, bir dönem Dalan'ın kaybettiği belediye seçimlerinde babam Sarıyer'e başkan adayı olmamı çok istemişti bir hanım olsun diye. Babam bir PR çalışması yaptırmıştı adaylar arasında. Benim adım çıkmış listede. Kendisi teklif etti. Ben hiçbir şey düşünmeden hayır dedim.

Niye kabul etmediniz peki?

Çocuklarım o zamanlar ufaktı. Birincisi, ondan istemedim. Çok zor birtakım şeylere maruz kalabilirdim. Tamamen insani kaygılarla bu kararı verdim. Babam çok alındı, benimle de bir süre konuşmadı. Ama sonra izah ettim ona. Belki de doğrusunu yaptım. Zaten biz okları çok çektik üzerimize.

***

Mesut Yılmaz'a mecburduk

Korkut Özal, "Kardeşim, bana üç pişmanlığı olduğunu aktardı. Semra Özal ile evlenmek, onu siyasete çekmek ve partiyi Mesut Yılmaz'a teslim etmek." dedi. Bu pişmanlıklardan hangisi doğru sizce?

Mesut Yılmaz mevzuunu kesin söylemiştir. Çünkü Mesut Yılmaz'ı isteyerek partinin başına getirmedi babam. 'Bakanlığında bile başarılı olmayan bir insan başbakanlık yapamaz' demişti. Diyordu ki babam: Az konuştuğu için insanlar Mesut Yılmaz'ı tanımıyor. Bir ağzını açtığı zaman tanıyacaklar. Onun bütün hayali, yaşasaydı Adnan Kahveci'yi hazırlamaktı. Annemin politikaya girmesini, il başkanı olmasını babam istedi. Doğru muydu? O günkü şartlarda doğru değildi. Ama annemle evlenmesinde bir pişmanlık yoktur.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın annenizin evine 3 saatlik bir ziyaret gerçekleştirdiğini biliyoruz. Başbakan Erdoğan, Semra Özal'ın hangi deneyimlerinden faydalanıyor?

Ben o gün yoktum orada. Tayyip Bey, babamı seven bir insan, babam da Tayyip Bey'i severdi. Ona teklif etmişti beraber çalışmak için. Babam her zaman akıllı bulurdu Tayyip Bey'i. Annem de belli bir yaşta, belli bir tecrübesi olan bir insan. Görüşlerinden istifade edebilir. Daha önce de görüştüler, bu ilk değil.

***

Yeniden dünyaya gelsem aynı şekilde davranırdım

Bugüne kadar yaşadıklarınız noktasında, 'İyi ki yaşamışım, her şey çok güzeldi.' mi diyorsunuz, yoksa pişmanlıklarınız var mı?

Yok hayır, benim hiç pişman olduğum bir şey yok. İnsanlar tabii ki gençken bir şeyler yapacaklar, hata da yapacaklar. Bu yaştaki aklımla 18 yaşımda olsaydım, 18 yaşımı yaşayamazdım. Onun için hiç bakmıyorum. Bu kararların hepsini ben vermişim ve hepsini uygulamışım. Yine dünyaya gelsem yine aynı şekilde davranırdım.

Evlilik, hayatınızda nerede duruyor, neden evli kalmayı başaramayan birisiniz?

İlk evliliğimden çocuğumuz olmadığı için ayrıldık. Sonraki evliliğimde sanatçı ruhlu bir insandı çocuklarımın babası. Kafa olarak anlaşamadık. Son evliliğimde de dedim ki bu toplumda evli olmak lazım. Ama yürütemedim. Demek ki yapı olarak ben evlilik götüremeyeceğim. Ama yaşlanınca insanın iki laf edeceği bir insana mutlaka ihtiyacı olur. Yalnızlık Allah'a mahsustur. Belki o zaman, bir arkadaş, bir dosta ihtiyacım olursa bir evliliğim olabilir ama bugün düşünmüyorum.

Dubai'den ev aldınız, orada mı yaşamayı düşünüyorsunuz artık?

Hayır, ev almadım. Oturumum orada olduğu için bir stüdyo kiraladım. Orada kalıyorum. Dubai'de krizden dolayı fiyatlar çok düşük. Şu anda onu düşünüyorum ama almadım.

ZAMAN

 

 

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim