• BIST 81.835
  • Altın 146,097
  • Dolar 3,7748
  • Euro 3,9972
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Saros Fonu Sırplarında Aklını Karıştırıdı

Saros Fonu Sırplarında Aklını Karıştırıdı
George Soros’un Sivil Toplum Kuruluşlarına yaptığı yardımlar südece Türkiye'de değil dünyanın pek çok ülkesinde ulusal çıkar tartışmalarına yol açıyor. Balkan kongresinin iki Sırp katılımcısı da Soros yüzünden tartıştı.

 

 

 

 

 

 

Tekirdağ’da Namık Kemal Üniversitesi’nde 28 -30 Nisan tarihleri arasında, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Tekirdağ Valiliği, Tekirdağ Belediyesi ve Namık Kemal Üniversitesi’nin işbirliği ile gerçekleştirilen 3. Uluslararası Balkan Kongresi’nin Balkanlarda Bölgesel İşbirliği Önündeki Problemler ve Çözüm Önerileri başlıklı ilk oturumu Sırp katılımcılar arasında ilginç bir tartışmaya sahne oldu.

Başkanlığını İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Cüneyt Yenigün’ün yaptığı oturuma konuşmacı olarak, Makedonya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Vlado Kambovski, Romanya Siyaset Çalışmaları ve Kamu Yönetimi Milli Okulu öğretim üyesi Prof. Dr. Adrian Pop, Sırbistan Uluslararası Politika ve Ekonomi İlişkileri Enstitüsünden Slobodan Jankoviç, Romanya Savunma ve Askeri Tarih Siyasal Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Mihail Ionescu, Yunanistan Uluslararası  Ekonomik İlişkiler Enstitüsü Direktörü Dr. Charalambos Tsardanidis ve Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Caner Sancaktar katıldı. Oturumun müzakereciliğini ise Sırbistanlı gazeteci ve politika yazarı Aleksandra  Mıjalkovic üstlenmişti.

JANKOCVİÇ'E GÖRE FONLU STK'LAR YARAR SAĞLAMAZ

Slobodan Jankovic, “Barış ve devletler arasında /içinde çatışmalar arasında STK başlıklı sunumunu yaparken,  George Soros’un ismini iki kez özellikle zikrederek, “Bu tip dış destekli, ülke dışında fonlanan Sivil Toplum Kuruluşlarına, özellikle başta Sırbistandakiler olmak üzere güvenmiyoruz. Bunların olmaması lazım çünkü onlar, demokrasi adı altında kendi milli çıkarları ve ABD çıkarlarını anlatmaya kalkıyorlar” dedi. STK’ların dış fonlardan desteklenmesini kesinlikle reddeden  Jankovic, sadece devlet destekli milli fonlardan yararlanan STK’ların doğru ve yararlı işler yapabileceğini savundu.

MİHALKOVİJ'E GÖRE DEVLETİN STK DESTEKLEMESİ YANLIŞ

Oturumun müzakerecisi Sırbistanlı gazeteci ve politika yazarı Aleksandra  Mıjalkovic, aslında STK’ların adı üstünde Sivil Toplum Kuruluşu olduğuna, onların devlet güdümlü olmasını istemekle Jankovic’in kavramın özüyle çeliştiğine dikkat çekti ve“Bırakın ülkelerimize, buna Sırbistan da dahil yabancı fonlu hatta milliyetçi STK’lar da geliyorsa gelsin. Demokrasi çerçevesi içinde milliyetçi de olsalar onlar kendi yönünü ve yerini bulur. Zaten karşısına başka milliyetçi, mesela Sırbistan’da Sırp Milliyetçisi STK’lar da çıkar.  Bu aşırı uçları gören halk zamanla daha doğru olması gereken yerde olacak bir STK da çıkartır. Milliyetçi de olsa, dünyaya golabal düşüncelerle de baksa STK’lar tartışa tartışa doğruyu bulur. Olması gereken bu değil midir? Sert milliyetçi politikalar izleyen, katliamlara imza atmış bir ülkenin desteğini STK’nın savunması ne kadar doğru olabilir” sorusunu sordu.

JANKOVİC: KATLİAMI SÜREKLİ YÜZÜMÜZE VURMAYIN

Jankovic, Mıjalkovic’in tezlerine katılmadığını belirterek kendi görüşlerinin doğruluğunda ısrar etti ve “Biz zaten kendi içimizde hesaplaşıyoruz ve neleri neden yaptığımızı sorguluyoruz. Bu konuda da açıkçası çok destek bulamıyoruz. Sürekli bizi suçlamak ve geçmişte yaptıklarımızı yüzümüze vurmak da çok doğru değil. Biz illa da olmasınlar demiyoruz ama kesinlikle bu tür STK’lara da güvenmiyoruz” diyerek kendi milli çıkarlarına hizmet ettikleri için dış fonlu STK’ları savunmasının mümkün olmadığını söyledi.

DOÇ. DR. CÜNEYT YENİGÜN'ÜN YORUMU

Oturum sonrası tartışma hakkında yorumunu aldığımız Oturum Başkanı Doç. Dr. Cüneyt Yenigün, “Belli ki birbirlerini önceden iyi tanıyorlar.  Gazeteci yazar Aleksandra  Mıjalkovic, Slobodan Jankovic’in aşırı milliyetçi hislere sahip olduğu bilen birisi sanırım. Anlaşılıyor ki kendisi de daha liberal ve barış yanlısı görüşlere sahip. Aslında oldukça da olumlu soru yöneltti. Diğer konuşmacılara yönelik soruları da dikkat ettiyseniz yapıcı yönde ve olumlu anlamda provokatifti. Jankovic, soru üzerine görüşlerini biraz toparlayarak, kendi içinde düştüğü çelişkiyi de gidermeye gayret etti. Tabi ki STK’ların devlet güdümlü olmasını savunmak önemli çelişkiydi. Cevabında da ne kadar olumlu olmaya çalıştıysa da kendi değerlerinden çok da uzaklaşamadığını gördük.

Şahsi düşünceme göre STK’ların ille de ortada olması gerekmez ve bu da zaten fiili olarak mümkün değil. Her çeşit Sivil Toplum Kuruluşu olacak. Zaten STK’lar iki şekilde ortaya çıkar. Bazen fonlanarak ortaya çıkarlar ve kendisini fonlayan kişinin ağzı olurlar. Bir de gerçekten projeleri üreten ve her proje için farklı fon arayan kuruluşlar var. Belki de doğalı bu ama Balkanlar gibi Komünizmden yeni kurtulmuş, yavaş yavaş sivil mantığın geliştiği ülkelerde bunların ortaya çıkması ilk etapta kolay değil. Bu nedenle milliyetçisi de olacak dış fonlusu da olacak. Zamanla yavaş yavaş sivil bilinç oturdukça STK’ların da kendi doğru duruş noktalarını bulacağına inanıyorum” dedi. 

Doç. Dr. Yenigün, “bütün bunların tartışılabilmesi bile bir gelişmedir. Uzun zamandır,  hem Türkiye’de hem Balkan ülkelerinde Balkanlara dair kongreler ve konferanslar yapıyoruz. Sırplar gelmiyorlardı. Gelmeleri bile önemli bir adım. Balkanlar üzerine bir kitap hazırlıyoruz. Kitap için 11 ülkeden sosyolog, dış politikacı, iç politikacı arıyoruz. Sadece Sırplardan başvuru yapılmamıştı. Boş verin böyle kongrelerde birbirimizi görmeyi, e-mail’le cevap veren bile yoktu. Zorla aylar sonunda bulduk. Bu diyalogun zorluğu açısından somut bir örnek" diyerek yorumlarını şöyle sürdürdü:

"İki sene evvel yapılan Birinci Balkan Kongresine bir Sırp Hanımefendi gelmişti. Geldi. Çok sivri demeçler verdi, gitti. Şimdi utanıyorum bile söylemeye ama “Kosova bizim namusumuzdur” tarzında sert, sivri, aşırı milliyetçi konuşma yaptı. Dünya küçük tabi! Hızlı yayılıyor söylenen sözler. Yalnız kaldı Sırplar ve ondan sonra konferanslara, kongrelere katılmaz oldular. Şimdi yeniden açılıyorlar dünyaya ve nispeten demokratik söylemleriyle de dikkat çekiyorlar.

Yanılıyor olabilirim ama bana göre Sırbistan Türkiye’ye bakıyor. Sırbistan Türkiye’nin bölgesel güç olduğunu artık tartışmasız kabul ediyor. Bu gerek Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün Sırbistan Cumhurbaşkanı Tadiç ile görüşmesi ve gerekse Türkiye’nin Bosna Hersek ve Hırvatistan ve Sırbistan arasındaki arabuluculuk rolünü üstlenmesinden sonra son üç dört aydır, yani Türkiye’nin barışçıl kazan-kazan politikası güttüğünü anladıktan sonra konferanslara ve kongrelere rahatlıkla gelmeye başladılar.

Yani biz Sırplarla aynı soy ve dinden Karadağ ile de rahatlıkla oturup konuşabiliyor ve bir araya geliyorduk ama Sırplarla bu teması sağlamakta zorlanıyorduk. Yani ilişkiler bir anlamda yukarıdan aşağıya olumlu yansıdı. Politikacılar kendi aralarında görüşünce akademisyenler de kendi aralarındaki görüşmelerdeki sınırı kaldırmaya başladılar.

İnsanlar birbirinden uzak durdukça, iletişim koptukça, önyargılar artıyor, düşmanlık çoğalıyor, ilişkiler bireysel manada da kendi kendini ateşliyor. Bu tip konferansların bir çok amacı var. O amaçlardan biri de ikili ilişkileri ısındırmak, sıcaklaştırmak. Akademisyenler bu anlamda önemli. Çünkü hem yukarıya hem aşağıya yönelik temaslar kurabiliyorlar, siyasetçilere bilgi ürettikleri gibi halkın yönlendirilmesinde de etkin aktörler. Akademisyenler arasındaki ilişki doğru yer. Bu tür konferanslarda canlı olarak görüyoruz. Siz gitmeseniz de, o gelmese de yavaş yavaş ilişki başlıyor. Mesela ben birinci arada en çok Sırplarla konuştum. Kendi aralarında sorun olan ve devlet yetkilisi düzeyinde bir araya gelemeyen ülke akademisyenlerinin de bu toplantılarda bir araya gelip fikir alış verişi yaptıklarına şahit oluyoruz. Bu insanların çoğu danışman. Öte yandan gazetelerde yazıyorlar, dergilerde yazıyorlar. Yani kısa zamanda yayılıyor burada oluşan fikirler. Arnavutlar, Kosovalılar Sırplar, Boşnaklar burada rahatlıkla bir araya gelip konuşabiliyorlar" ...

(Haber 7)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

z

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Bize destek olur musunuz?12 Ocak 2017 Perşembe 00:05
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim