• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

SALDIRI,1993'TEKİ 33 ER OLAYI GİBİ

SALDIRI,1993TEKİ 33 ER OLAYI GİBİ
Saldırının 1993'te 33 askerin şehit edilmesi olayına benzediğini belirten Kemal Burkay, Özal'ın başlattığı yumuşama sürecinin katliamla bıçak gibi kesildiğini vurguladı. Burkay, Öcalan’la saldırıdan sonra yaptığı görüşmeyi ise şöyle aktardı: "Öcalan

 

 İsveç'te yaşayan Kürt siyasetçilerden Kemal Burkay, Reşadiye pususundan 33 er olayına, demokratik açılımdan DTP hakkındaki kapatma davasına Türkiye'deki son gelişmeler konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tecrübelerine dayanarak, son olayların arka planını irdeleyen Burkay, Reşadiye olayının 'provokasyon' olduğu konusunda hiçbir şüphesinin bulunmadığını kaydediyor. Saldırının 1993'te 33 askerin öldürülmesi olayına benzediğini belirten Burkay, o dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın inisiyatifinde bir yumuşama süreci başlatıldığına, çözüme yönelik hem içte hem dışta çok iyi bir ortam oluştuğuna dikkat çekiyor. Ancak sürecin 33 askerin katledilmesiyle bıçak gibi kesildiğini vurgulayan Burkay, bu konuda Abdullah Öcalan ile aralarında geçen konuşmayı şöyle aktarıyor: "Bizim o dönemde Öcalan ile bir protokolümüz vardı, telefon irtibatımız da vardı. Önemli durumlarda birbirimize telefon açabiliyorduk. Olaydan sonra ben kendisine telefonla bunu niye yaptıklarını sorduğumda bana aynen şunları söyledi: Benim de haberim yoktu ama sahip çıkmak zorunda kaldım.

"Bunları bizzat Öcalan mı söyledi size?" sorusuna "Evet, tabii." karşılığını veren Burkay, "Peki kimlerin öldürdüğünü söyledi mi?" sorusu üzerine, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Onu söylemedi, ben de sormadım. Sadece bu sürece zarar verdiğini söyledim ona. O da sahiplenmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Ben Öcalan'ı iyi tanıyorum. Bence doğru söylüyordu. Yani saldırıdan onun bile haberi yoktu. Ben bunların kurban olarak PKK'ya teslim edildiği ve PKK'nın içinde irtibatta oldukları kimselerle bu akıl almaz cinayetin işlendiği kanısındayım. Bu işin önceden planlandığı, bu insanların süreci sabote etmek için kurban seçildikleri ve planın çok acımasızca, vicdansızca olduğu anlaşılıyor."

Kemal Burkay, hükümetin demokratik açılım projesiyle bugün de benzer bir havanın oluştuğunu ancak statükocu güçlerle savaş lobisinin ilk günden itibaren süreci sabote etmeye çalıştığını anlatıyor. Muhalefet liderlerinin sürekli korkulara seslenerek kamuoyunu kışkırttığını savunan Burkay, "Oysa hükümet iyi niyetlerle bir açılım başlattı ve gerçekten de çözüm yönünde adımlar atmak istiyor. Karşı olanların ise hiçbir projesi yok, sadece engellemeye çalışıyorlar. Bu ortamda Reşadiye olayının gelmesi sürpriz olmadı. Böyle bir şeyin olmasını bekliyordum şahsen ve bundan kaygı duyuyordum. Çünkü böyle bir gelişmenin ardından ya bir bomba patlıyor ya insanlar katlediliyor, suikastlar oluyor ya karakol baskınları oluyor. Ve hep süreçler sabote ediliyor, kamuoyu da -yeniden savaş yönünde- kışkırtılıyor." ifadelerini kullanıyor.

Kemal Burkay, Öcalan'ın yeni koğuşu bahane edilerek yapılan sokak eylemlerini de eleştiriyor. Reşadiye olaylarını tezgâhlayanların Öcalan'ın taraftarlarını da kışkırtarak sokağa döktüğünü vurguluyor: "Geçmişte de oldu bu, şimdi de oldu. Taraftar kitlesi adeta onu puta dönüştürmüş ve bu kesimlerde kışkırtma sebebi yapıldı, onun sağlık meseleleri. Yapılan sokak eylemleri çığırından çıktı ve can almaya başladı; bu da açılım sürecini sabote ediyor. Bu; açılımı engellemek isteyenlerin, Ergenekoncuların, savaş lobisinin ekmeğine yağ sürüyor, sadece onlara hizmet ediyor. Kürt halkının mücadelesine hiçbir faydası yok!"

Türkiye bir değişim noktasındadır ve statükocu kesimlerinin son çırpınışları olarak görüyorum son olayları. Yine de umutluyum, şu an içine düşülen sıkıntıya rağmen. Bence bu kez bu oyunu boşa çıkarabiliriz; çünkü oyunun farkındayız, geçmişten farklı olarak. Yani hem hükümet bu oyunun farkında, hem birçok aydın çevreler bu oyunun farkında, hem de medyanın bir kesimi farkında ve bunu dile getiriyor. Umutsuzluğa kapılmadan değişime omuz vermek gerekiyor. Her barışsever insan, her demokrasi ve özgürlük isteyen insan; Kürt, Türk, Alevi ya da her kim olursa olsun, hangi görüşte insan olursa olsun üzerimize düşen görev budur. Barışçı, özgür bir ülke yaratabiliriz. Bunun için de el ele vermemiz gerekiyor.

Parti kapatılmasına karşıyım. Ama tabii ki bir parti açıkça şiddeti savunur, şiddet yöntemlerine sarılırsa o farklı bir durum, ki hiçbir partinin buna hakkı yok. DTP şu an bu durumda şiddete yönelmiş bir parti diyemem, bazı yönlerini eleştirsem bile. Onun için, DTP'nin kapatılmasını yanlış buluyorum. Parti kapatma, geçmişten günümüze hiçbir sorunu çözmedi, yanlış ve antidemokratik bir tutum olduğu için. DTP'nin kapatılması, kaos isteyen, gerginliği büyütmek isteyen güçlerin işine yarar. En çok Ergenekon yanlıları, demokratik açılım karşıtları, demokrasi karşıtları sevinecek. Nasıl ki Abdullah Öcalan'ın sağlık sorunlarını kullandılar, kitleyi kışkırttılar... Bunu da kullanmaya çalışırlar.

Öcalan'ın İmralı'daki hücresi bahanesiyle yapılan sokak eylemleri ile Reşadiye saldırısı akıllara Abdullah Öcalan'ın açılım konusundaki açıklamalarını getirdi. 6 Kasım'da Fırat Haber Ajansı'na verdiği demeçte, "AKP, çözmezse tasfiye edilir." diyen Öcalan, AK Parti'nin kış aylarında zor durumda kalacağını ve baharla birlikte tasfiyenin gerçekleşeceğini öne sürüyordu. Abdullah Öcalan, Başbakan Tayyip Erdoğan'a "Eğer bu sorunu çözmezsen durumun Özal'ın ölümünden kırk sekiz saat öncesi gibi olur, Özal'ın son kırk sekiz saat içinde başına ne getirildiyse sizin de başınıza getirebilirler. Özal ölmedi, öldürüldü." tehdidinde bulunuyordu.

Öcalan 17 Kasım'da İmralı'daki yeni yerine nakledildiğinde de, 'bahara kadar tasfiye' sözünü şöyle izah edecekti: "Biz savaş açarsak iktidarınız sallanır, üç aya kalmaz baş aşağı gidersiniz. Sonunuz da Menderes, Özal, Erbakan gibi olur."

ZAMAN

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim