• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 13 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Said-i Nursi'den Bu Güne Işık Tutacak Sözler: Bu Millet CHP’yi İktidar Yapmaz!

Said-i Nursi'den Bu Güne Işık Tutacak Sözler: Bu Millet CHP’yi İktidar Yapmaz!
Tam 54 yıl evvel aramızdan ayrılan Said Nursi, bugüne ışık tutacak vasiyet gibi öngörüsünü açıklıyordu: “Bu asil Türk milleti ihtiyarıyla (isteyerek) Halk Partisi’ni kat’iyen iktidara getirmeyecek.”

 

 

Seçimlere sayılı zaman kaldı. Siyasi parti liderleri her gün bir, hatta bazen üç vilayette halka seslenmeye çalışıyor. Türkiye, belki de siyasi tarahinin en gergin seçim süreçlerinden birini yaşarken, gündemin değişmez konusu ise paralel yapı.. 17 Aralık operasyon süreciyle deşifre olan paralel yapının lideri olarak ise 1999’dan beri ABD’de yaşayan Fethullah Gülen görülüyor... Gülen’in; 1970’li yıllardaki siyasi duruşu, 1980 darbesinde ihtilalcileri öven yazıları, 28 Şubat sürecinde askere verdiği destek, dahası dindarlara akıl almaz baskılar yapılırken susması, hatta baskıcıların işini kolaylaştırıcı açıklamalar yaparak darbecilere ödül vermesi  kuşkuları artırmıştı. Ancak 17 Aralık operasyonu bir anlamda bu soruların da giderilmesine, Gülen hakkındaki kuşkuların büyük ölçüde bartaraf olmasına yol açtı. 40 yıllık Gülen hareketinin, ilginç bağlantıları, istihbarat ağı gibi çalışması, uluslarararsı sermaye ve haber alma örgütleriyle ilişkisi, 28 Şubat’ın destekçileriyle dirsek teması, öyle anlaşılıyor ki daha uzun süre tartışılacağa benziyor. Yaklaşan seçimlerle birlikte Gülen Cemaati’nin siyasi tercihi de konuşulan konulardan biri. Zira Cemaatin önde gelen isimleri, gazetelerindeki köşe yazarları, ‘Bu seçimde oyum CHP’ye’ diyerek  destek çağrısında bulunuyor.

İnönü’nün hedefindeki isim

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle CHP’li Tek Parti döneminden örnekler vermesi ve bir kısım çevrelerin Başbakan Erdoğan’la Adnan Menderes’i mukayese etmeleri geçmişteki tartışmaları akla getirdi. Özellikle CHP Genel Başkanı ve ‘Milli Şef’ İsmet İnönü ile ondan iktidarı ezici farkla devralan Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Adnan Menderes arasında yaşanan tartışmalar aslında bugün yaşananlardan pek farklı değildi.

Örneğin 27 Mayıs 1960 darbesinden sadece 5 ay önce hükümetin seçim kararı almasından sonra Demokrat Parti(DP) Genel Başkanı Başbakan Adnan Menderes’le, 4 dönem halka yenilmiş olan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü arasında yaşananan polemik bize çok şey anlatıyor.

İŞTE CHP DÖNEMİNDE ÇEKTİKLERİ

-1925: Şeyh Said isyanından sonra, çeyrek asır devam edecek sürgün ve hapishane günleri başlar. Van’dan Trabzon’a sonra İstanbul’a getirilir.

-1926: İzmir ve Antalya üzerinden götürüldüğü Burdur’da 7 ay kalır.

-Şubat 1926 Jandarma gözetiminde Eğirdir’den Barla’ya getirilir. 

-1926 Burdur’dan sonra Isparta’ya, sonra da Barla’ya sürgün edilir. Burada mecburi ikamete tabi tutulur.

-24 Temmuz 1934 8 yıl kaldığı Barla’dan sonra Isparta’ya sürgün edilir.

-27 Nisan 1935 9 Ay kaldığı Isparta’dan, talebeleriyle birlikte Eskişehir Hapishanesi’ne sevk edilir.

-19 Ağustos 1935 ‘Rejimi yıkmak’ iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde aleyhinde dava açılır ve mahkeme neticesinde ‘Tesettür Risalesi’nden 11 ay hapis cezası alır.

-1936 Tahliyeden sonra 7 yıl kalacağı Kastamonu’ya sürgün edilir.

-20 Eylül 1943 Kastamonu’dan Ankara’ya sevk edilir.

-21 Eylül 1943 Kendisine zorla şapka giydirmeye kalkışan Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a ‘Bu sarık bu kafa ile çıkar’ der ve beddua eder.

-1944 Ankara’dan Isparta’ya sevk edilir. Sorgulandıktan sonra tutuklanarak Denizli Hapishanesi’ne gönderilir.

-15 Haziran 1944 Tahliyeden sonra iki ay daha Denizli’de kalır.

-27 Ağustos 1944 Hükümet emriyle Emirdağ’da ikamete tabii tutulur.

-1947 Emirdağ’dan Afyon’a sürgün olarak götürülür.

-28 Ocak 1948 Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklanır.

-6 Aralık 1948 Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesi’nce 20 ay hapis cezası verilir ve cezaevine konulur.

28 yıldır zulüm altındayım

Said Nursi CHP’li tek parti iktidarında yaşadığı 27 yıllık çile hayatının sonunda CHP ve DP farkını soranlara şu cevabı veriyordu:

“Üstadımızdan, niçin Demokrat Parti’yi muhafazaya çalıştığını sorduk.

Cevaben: “Eğer Demokrat Parti düşse, ya Halk Partisi veya Millet Partisi iktidara gelecek. Halbuki, Halk Partisi İttihatçıların bozuk kısmının cinayetleri ve hem Cumhuriyetin birinci reisinin Sevr Muahedesiyle ve çok siyasî desiselerin icbariyle on beş senede yaptığı icraatının kısm-ı âzamı tamamıyla eski partiye yüklendiği için, bu asil Türk milleti ihtiyarıyla o partiyi kat’iyen iktidara getirmeyecek.  Çünkü Halk Partisi iktidara gelecek olursa, komünist kuvveti aynı partinin altında bu vatana hâkim olacaktır. Halbuki, bir Müslüman kat’iyen komünist olamaz, anarşist olur. Bir Müslüman hiçbir zaman ecnebîlerle mukayese edilemez. İşte bunun için, hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin iktidara gelmemesi için, Demokrat Parti’yi, Kur’ân ve vatan ve İslâmiyet namına muhafazaya çalışıyorum” dedi. (Emirdağ Lahikası- 386)

CHP Nemrutçuluğu çoğalttı

Said Nursi’nin CHP’ye bakışını anlatan bir başka açıklaması da yine kendi eserinden: “Halk Partisi ise: Hakikaten acip ve zevkli bir rüşvet-i umumîyi kanunlar perdesinde bazı memurlara verdikleri için, yirmi sekiz senelik bütün cinâyatıyla başkaların cinâyâtı ve İttihatçıların ve mason kısmının seyyiatları da o partiye yükletildiği halde, Demokratlara bir cihette galip hükmündedirler. Çünkü ubudiyetin noksaniyetiyle enaniyet kuvvet bulur, nemrutçuluklar çoğalır.” (Emirdağ Lahikası- 422)

Nursi CHP’li Tek Parti yıllarında yaşadıklarını şöyle anlatıyordu: “28 senedir vilayet vilayet, kasaba kasaba dolaştırılıyor, mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zalimane işkenceleri yapanların bana atfettikleri suç nedir? ... O bırakıyor. Diğer bir mahkeme aynı meseleden dolayı beni tekrar muhakeme altına alıyor. Bir müddet de o uğraşıyor; beni tazyik ediyor, türlü türlü işkencelere maruz kılıyor. O da netice elde edemiyor. Bu defa bir üçüncüsü yakama yapışıyor. Böylece musibetten musibete, felaketten felakete sürüklenip gidiyorum. 28 sene ömrüm böyle geçti.(...) Benimle beraber bir çok talebelerim de türlü türlü musibetlere eza ve cefalara maruz kaldılar” (‘Konuşan Yalnız Hakikattir’ Sebilürreşad, V/116, Aralık 1951, sh.250-251)

HAYATI ÇİLE İLE GEÇTİ

Bediüzzaman Said Nursî, 1876’da Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen harikulade zeka ve hafıza sebebiyle önceleri Molla Said-i Meşhur diye tanındı. Daha sonra “Zamanın Harikası” anlamında “Bediüzzaman” unvanıyla şöhret buldu. 1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde gönüllü alay komutanı olarak hizmet etti. Savaş esnasında yaralanıp 2,5 yıl Rusya’da esir kaldı. 1917’deki Bolşevik İhtilali esnasındaki kargaşadan yararlanıp esaretten kurtuldu. Dönüşte, Genelkurmay’ın kontenjanından Osmanlı’nın en üst düzey dinî danışma merkezi olan Dar-ül Hikmet-il İslamiyye’de görev yaptı. İngilizlerin İstanbul’u işgali yıllarında onların aleyhinde Hutuvat-ı Sitte isalesini neşretti. İstiklal mücadelesine destek verdi.

Eserlerini cezaevinde yazdı

1925 yılında Van’da eğitim faaliyetlerinde bulunurken, meydana gelen Şeyh Said kıyamı sebebiyle, alakası olmadığı halde önce Burdur’a, ardından Isparta ve Barla’ya gönderildi. Burada 8 yıl kaldı. Risale-i Nur isimli Kur’an tefsirinin çoğu bölümlerini burada yazdı. Eserleri ve fikirleri sebebiyle Eskişehir Mahkemesine sevk edildi.

Sürgüne gönderildiği Kastamonu’da eserlerini yazmaya devam etti. 1943’te Denizli Mahkemesi’ne, 1948’de Afyon Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkemeler beraatla neticelendi. 1950’de DP iktidarıyla dini hak ve hürriyetler genişledi. Bediüzzaman, bu dönemde eserlerini matbaalarda bastırdı. Nursi, 23 Mart 1960’ta Hakk’a yürüdü.

Nereden nereye?

Türkiye, belki de tarihinin en gergin seçim atmosferlerinden birini yaşıyor.. 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için geri sayım sürerken, 17 Aralık operasyonu ile milli iradeye yapılan müdahale girişimi sonrası artan psikolojik savaş ise tırmanıyor. İlginci hükümete karşı yürütülen bu savaşın taraflarından birini, Said Nursi’nin talebesi olduğunu öne süren bir Cemaat oluşturuyor.

Cumhuriyet tarihi bayunca rejim tarafından ikinci sınıf muamalesine tabi tutulan Kürt, Alevi, dindar... herkese gasp edilen haklarını veren AK Parti Hükümetine karşı operasyonu göze alan  paralel yapı, seçimde CHP’nin kazanması için de taraftarlarını cepheye sürmüş durumda. Dahası, bu yapıya ait yayın organlarında, ‘Bu seçimde oyum CHP’ye’ ifadeleriyle açıkça kampanya yürütülüyor.

Bugün Gülen cemaatinin desteklediği CHP ise, bir zamanlar yolundan gittiklerini söyledikleri Said Nursi başta olmak üzere tüm dindarlara akıl almaz işkenceler yapan parti olarak hafızalara kazınmıştı. Ahirete irtihalinin 54. yılında Said Nursi’yi rahmetle anarken, yaşadıklarını da hatırlayalım istedik.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim