• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Rusya'nın Suç Dosyası Kabarık!

Rusyanın Suç Dosyası Kabarık!
Rusya Kafkasya’dan yükselen özgürlük ruhunu bastırmak için sivil halka karşı her tür silahla katliam yapmaktan çekinmiyor. İzlenen savaş politikası sonucu 350 bin insan yaşamın kaybederken 250 binin üzerinde insan da mülteci durumuna dönüştü.

 

 

 

 

 

Dilaver Demirağ / Özgün Duruş

Moskova Metrosunda yaşanan patlamalarda sivillerin ölmesi ve saldırıların misilleme amacı ile Çeçen Direnişçilerin başı çektiği Kafkasya Emirliği tarafından yapıldığının anlaşılmasının ardından, Dağıstan ve İnguşetyada da eylemler olması savaşın cephesinin Çeçenistan olmaktan çıkıp giderek tüm Kafkasya olacağının ve direnişin bir Filistinleşme sürecine girdiğini göstergesi olduğu açık. Yaşananlar çok açık ki Putini uzlaşmaz tutumundan ve Kafkas halklarının özgürlük taleplerini sert yöntemlerle bastırmasından kaynaklandığı çok açık. Bu durum Kafkasya da huzuru bir serap haline dönüştürüyor.

Putin’in direnişi ezme anlayışı sivil katliamı yapmak noktasında hiçbir kaygı taşımadığını açık bir göstergesi. Kafkas Vakfının Hazırladığı rapor da yer alan rakamlar bu halkın yıllardır orada yaşadığı mezalimin bir delili adeta.

Rusya Zulümde Sınır Tanımadı

Çeçenistan, 1994-1996 arasında bir milyon civarında olan nüfusunun 120 binini savaşa kurban verdi. Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği’nin derlediği bilgilere göre, bu süreç içerisinde 25 bin insan toplama kamplarında işkenceden geçirildi. Toplama kamplarında işkence gördükten sonra yaşamlarını yitirenlerin sayısı da 17 bin olarak ifade ediliyor. 1500 Çeçen’den ise asla haber alınamadı ve 6 bin Çeçen de sakat kaldı. Birinci Savaş denilen sürecin ortaya koyduğu rakamlara daha sonra eklenen yeni rakamlar ise trajedinin büyüklüğünü ortaya koyuyor.

Birinci Çeçen-Rus savaşında yıkıntılar ülkesi haline gelen Çeçenistan’ın yeniden inşasında bir takım yükümlülükler üstlenen Rusya, neden olduğu korkunç yıkıma 1999’dan sonra da devam ede gelmiştir. Çeçen sivil toplum kuruluşlarının tahmini değerlendirmelerine göre, havadan ve karadan yapılan bombardımanlardan hasar gören bina sayısı 50 bini aşmış durumda. İrili ufaklı 424 köyden 270’i tamamen, 68’i kısmen yaşanmaz hale getirilirken 23 ilden 14’ünde harabe görüntüler ağırlıkta.

Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği’nin verilerine göre 1999-2001 yılları arasında 80 bin Çeçen savaşa kurban gitmiş, 30 binden fazla Çeçen geçici Filtrasyon ve toplama kamplarında işkenceden geçirilmiş, 20 bin Çeçen yargısız olarak infaz edilmiş, 6 bin Çeçen'in izi yok edilmiş ve 30 bin Çeçen sakat kalmıştı. Başka kaynaklardan alınan bilgileri de hesaba katarsak Rusya’nın Çeçenistan savaşında bu güne dek 350 bin civarında çeçen hayatını kaybetti. Bu insanların çok büyük bir bölümü sivillerden oluşuyor.

Savaştan çıkmış diğer tüm ülkelerde olduğu gibi bu ülkede de sadece mevcut nüfusu değil gelecek kuşakları da tehdit edecek olan mayınlar Rus işgalinin en insanlık dışı miraslarından biri. Rusya İç Güçler Yönetimi Başkanı Sergey Aranin, 09 Ocak 2001 tarihinde bu korkunç gerçeği şu sözlerle iade etmişti: “Biz Çeçenistan’a sadece 500 bini aşkın mayın yerleştirdik.”

Oyuncak halindeki tuzak mayınlar nedeniyle ölen veya sakat kalan çocuk sayısı ürkütücü boyutlara ulaştı. Çeçenistan Toplama Kampları Mağdurları Derneği’nin verilerine göre 2000 yılında mayına çarparak sakat kalan çocuk sayısı 2 bin 300’dü. Daha sonraki yıllarda ise mayın kurbanlarının sayısı konusunda kesin veriler ne yazık ki elde edilebilmiş değil.

Her Tür Silahla Katliam

 

 

Rusya Ahlaksız savaşında kimyasal silahlar dâhil sivil katliamına yol açacak silahları kullanmaktan asla çekinmedi çekinmiyor da. Uluslararası anlaşmalarla yasaklanan silahlardan birçoğu Çeçenistan’da kullanıldı. Bu kimyasal silahlardan önemli bir kısmının toprakların işlenemez hale getirilmesi ve ormanların yok edilmesi amacıyla yapıldığı biliniyor Bu sadece korkunç bir çevre katliamı değil aynı zamanda insanların geçim kaynaklarının kurutulması ve bundan böyle tarımsal alanlarda elde edilecek ürünlerin zararlı ve kalıcı etkiler bırakan kimyasallarla yüklü olacağı anlamına gelmektedir.

 

 

 

 

Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Umar Khambiyev, basınç bombası veya vakum bombası hakkında şu tespitleri yapmaktadır:

 

 

 

 

“Basınç bombası veya vakum bombası, Grozni bölgesi dışında yaygın olarak kullanılmış ve yeraltında patlatılmıştır. Şimdi de Çeçenistan’ın güneyindeki dağlık bölgede kullanılmaktadır. Bu bombaların insan vücuduna verdiği zararlar çok değişiktir. Patlama alanı kapsamındaki kurbanlar 8-10 saat içinde şiddetli zehirlenme sonucunda ölmektedir. İnsan hücresine nüfuz eden zehir hayati fonksiyonları durdurarak ölüme neden olmaktadır. Zehir hücreden kana karışmakta ve genel bir zehirlenme tablosu oluşmakta ve ölümle sonuçlanmaktadır.”

 

 

 

 

Khanbiyev’in verdiği bilgilere göre Cenevre konvansiyonlarınca yasaklanmasına rağmen Top ve iğne bombalar ve mermiler Çeçenistan'da Rusya devleti tarafından Kaleşnikof tabancasının kullanım sıklığında kullanıldı.

 

 

 

 

Bu bombalar insanların acı çekerek yavaş yavaş ölmelerini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Havada infilak eden bombalar milyonlarca küçük iğne ve madeni mini top parçacıkları oluşturmaktadır. İsabet ettiği kişide küçük ama belirgin yara açmakta, kurbanın etine gömülen iğneler günler sonra ölüme yol açmaktadır. Hastanelerimize intikal eden bu vakaların yüzde 30’u felç sonucu ölümle neticelenmiştir. Bu tür top bombalar çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır.”

 

 

 

 

Grad, Smerch, Uragan, İskelet

[1] gibi silahların kullanımına ilişkin yine Khanbiyev’in tespitleri şöyle:

 

 

“Nüfus yoğunluğunun olduğu yerlere atılan bu bombalar kurban sayısını artırıyor. Çeçenistan’da bu bombaların kullanılmadığı hiçbir yer yoktur. Yakın zamanda İskelet adı verilen bomba daha sık kullanıldı. Bu bombaların 2 metreden daha uzunlukta olduğunu da söyleyelim. Karadan havaya fırlatır ve 500-600 metre havada infilak eder. 4-5 dakika içinde her tarafa çok büyük miktarda küçük metal parçaları saçar. Bu parçacıklar köşeli ve çok keskin kenarlıdır. Bombayı fırlatan aygıt bir ‘iskelet’ olarak zeminde kalır. Bombanın etki alanındaki canlılarda ölüm oranı yüzde 100’dür. Hastaneye ulaştırılan 46 kurbandan ancak bir tanesinin hayatını kurtarabildik.”

 

 

 

 

Sivillere karşı türü tespit edilemeyen zehirli gazlarla doldurulmuş bomba ve mermiler de kullanıldı, bunların yol açtığı zehirlenmelerin sinir sistemini felç ettiği tespit edilmiştir.

 

Soğuk savaş sırasında Sovyetler’in Batıya yönlendirdiği bütün o devasa askeri gücü, şimdi bu ufacık Kuzey Kafkas Cumhuriyeti’nde yoğunlaştırılmış durumdadır.

 

 

21 Kasım 1999’da Grozni’nin füze saldırıları sırasında doğumevi ve bir camiye yapılan bombardıman da en az 137 sivil öldü. Ölenler arasında 13’ü yeni doğum yapmış anne, 15’i de yeni doğmuş bebek vardı. Camide de 41 kişi öldü, 400 civarında insan yaralandı. 11 Aralık 1999’da Grozni’nin boşaltılması çağrısı yapıldı ancak şehri terk edemeyen yaklaşık 40 bin kişiden binlercesi bombardıman sırasında yaşamını yitirdi. 9 Ocak 2000’de Şali’de taktik füzenin atılması sonucu emekli maaşlarını almak için bekleyen çoğunluğu yaşlı 150’den fazla Çeçen yaşamını yitirdi. Bu örnekler Cenevre Sözleşmeleri’ne Ek II. Protokol’ün 2. maddesindeki toptan cezalandırma suçuna girmektedir.

 

 

 

Mültecilerin Durumu

Çeçenistan’daki savaş Çeçen nüfusunun yarısını mülteci durumuna düşürdü. İnsan haklarını ve uluslararası anlaşmaları hiçe sayan Rusya’nın sürdürdüğü savaşın dışa dönük yansımalarından biri olan mülteciler sorunu hukuk ve insanlık açısından daha ciddi bir tablo oluşturuyor. 1994 yılından beri savaş halini yaşamakta olan Çeçen halk, dünyanın onlarca farklı ülkesine savrulmak zorunda kalarak büyük acılar yaşamıştır. Bugün Çeçenistan’da hiçbir aile yoktur ki bireylerinden bir tanesi hayatını kaybetmemiş olsun. Yine her iki savaşta ayrı ayrı yarım milyon insan muhacirliğin derin zorluklarıyla karşılaşmış ve korku halinde Çeçenistan’da yaşamaktansa daha güvenli bir yaşam için göç etmeyi tercih etmiştir. Son rakamlara göre bu şekilde yaşamak zorunda bulunan muhacirlerin sayısı 250 binin (AB ülkelerinde 100 bin, Rusya: 130 bin, komşu bölgeler: 20 bin) üzerindedir. Bunun dışında halen binlerce Çeçen, köylerinin tamamen haritadan silinmesi ve evlerinin yok edilmesi nedeniyle ülke içerisinde göç etmek durumunda kalmıştır. Nitekim 2008 yılına ait BM İnsan Hakları Raporu, Çeçenistan’da 30 binden fazla evin kullanılamaz halde bulunduğunu göstermektedir.

 

 

Ruslar Direnişin İntikamını Sivillerden Alıyor.

 

Şu an Çeçenistan’daki savaş eşit ağırlıklı iki ordunun savaşı değil tamamen her türlü ağır silahla donatılmış büyük bir ordunun sivillere karşı imha harekâtıdır. Çeçen savaşçıların vur-kaç taktiklerine cevap veremeyen Ruslar, intikamı sivillerden almaya çalışmışlardır. Savaşçıların teslim olmasını sağlamak amacıyla “temizlik” adı verilen operasyonlar Rusya’nın sürdürdüğü savaşın genel karakteri haline gelmiştir. Çeçenistan’da temizlik operasyonun yapılmadığı köy neredeyse kalmamış gibidir. Bazı yerleşim birimleri 2 ile 15 gün arasında değişen süre içerisinde tamamen abluka altına alınmış, insanların evlerine baskınlar düzenlenmiş, yargısız infazlar yapılmış, nedensiz tutuklama operasyonları gerçekleştirilmiş, evler yağmalanmış, insanlar filtrasyon kamplarında tutularak işkenceden geçirilmişlerdir. Operasyonlarda rutin hale gelen tutuklama olaylarının en kritik sonuçlarından birisi de nerede oldukları kesinlikle bilinmeyen sivillerin gözaltında iken işkence görmeleri ya da öldürülmeleri olmuştur.

 

 

Tüm bu zalimliklerin sonucu Çeçen Direnişçiler Rusya’ya hayatı dar edecek bir yeni bir mücadele biçimi geliştiriyorlar. “"Biz güvende olmadıkça siz de hiçbir zaman güvende olamayacaksınız... Bizim evlerimiz yıkılıp taş üstünde taş bırakılmazken, sizler evlerinizde rahat uyuyamayacaksınız? Bizim kentlerimiz, köylerimiz, ovalarımız kanlarımızla kızıla boyanırken, sizin sokaklarınız eğlence parklarına dönüşemeyecek...”

 

 

 

 

Görünen o ki Moskova saldırısı bu stratejinin bir ürünü. Bunun yaratacağı yeni insani trajediler ise kesinlikle beklenmeli. Bu kirli savaş tüm kafkasyayı bir ateş topuna dönüştürürken bundan en büyük zararı savaşın dışındaki insanlar görecek ne yazık ki. Adalet yeryüzünde hiç bu kadar elzem olmamıştı.

 

 

 

 

Not: Bu haber analizde kullanılan bilgiler Kafkas Vakfı tarafından Hazırlanan “Kafkasya’da Bitmeyen Sürgün ve Çeçenistan Trajedisi” başlıklı dördüncü değerlendirme raporundan alınmıştır.

 

 

 

**********

Kafkas Vakfı Başkanı Yılmaz Tok: Toptancı yaklaşımlar çözüm değil!

 

 

Kafkas Vakfı Başkanı Yılmaz Tok Özgün Duruşa son yaşananlar ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Tok’un Son saldırıların ABD tarafında desteklendiği ve bu saldırıların nelere gebe olduğu ile ilgili açıklamaları şöyle:

 

 

 

 

Toptancı yaklaşımlar çok isabetli olmayabilir. Şöyle ki: Amerika’da devletin politikasına etki eden farklı kuruluş ve mekanizmalar var. Bu mekanizmalar içinde Rusya’nın yakında yeni bir dağılma sürecine gireceğini öngören ve bu öngörü (veya arzu) çerçevesinde Amerika’nın Kafkasların kuzeyindeki olgularla ve olaylarla yakından ilgilendikleri bir vakıadır. Küresel sistemin patronu olan bir ülkenin bölgedeki gelişmelerde sadece izleyici olması mümkün değildir.

 

 

 

 

Öte taraftan bölgenin tek sahibi ve hâkimi olma iddiasını muhafaza etmeye çalışan Rusya’nın patronu olan Putin ve avanesinin (Slovikiler) bölgedeki savaştan beslendiği de gözardı edilmemelidir. Çeçenistan da 16 yıldan beri devam eden savaşın sürekli kazananı bu kesim olmuştur, kaybedenleri ise öncelikle bölge halkı sonra Rus halkı olmuştur. Bu savaş Rus halkı ile Kafkas halklarının savaşı değil 17 milyon kilometrekarelik devasa bir coğrafyanın beşeri ve ekonomik bütün kaynaklarını talan eden azgın bir zümrenin karşısında hayatta ve ayakta kalmaya çalışan küçük bir halkın onur ve özgürlük savaşıdır.

 

Savaşın sivil halkı hedef alan bir sürece evrilmesinden kanaatimce şu kesimler fayda sağlayacaktır: a-Küresel sistemin egemenleri (Amerika diyebiliriz) b-Rusya’nın kaynaklarını talan eden zümre, c-Bu tür saldırıları yapmasalar bile sahiplenerek (yapmışta olabilirler) güç ve imaj devşiren direniş önderleri.

 

 

Kanaatimce küresel sistem ile (dolayısıyla küresel sistemin patronu Amerika ile) Rusya’daki egemen zümre birbirlerinin rakibi değil. Zira bu iki güç arasında kategori farkı veya düzlem farkı var. Küresel sistem açısında Rusya’nın hakim olduğu coğrafyadaki gelişmeler Rusya’nın küresel sistem tarafından sindirilmesi sürecinden ibaret,Rusya’nın egemen kesim açısından ise yaşanan bu tür olaylar korku imparatorluğunun devamı için bir enstrümandan ibaret.Yani süreçte Amerika ve Rusya’nın egemen kesimleri arasında kazan-kazan formülü işliyor.Kendi iç dinamiklerini yitirmiş, hantal, üretmeyen Rusya, yaşadığı küçülme dalgasında sonra küresel sistemin midesinde eritilme sürecine hazırlanırken Moskova’daki bir kesimin İsviçre bankalarındaki milyarlarca dolarlık hesapları daha da büyüyor.Karşılıklı menfaat..

 

 

 

 

Zarar gören kesimler ise: a-300 yıldır defalarca sürgünlere soykırımlara uğramış bölge halkı b-Yine yüzyıllardan beri baskı ve korku politikaları ile ezilmiş Rus halkı c-Ve nihayet maşeri vicdan yanı kolektif insanlık vicdanı.

 

 

 

 

Maalesef Türkiye SSCB’nin dağılma sürecinden beri bölge ile ve bölgedeki gelişmeler ile ilgili sağlıklı bir bakış açısı üretmedi veya üretemedi. Buna sivil organizasyonlarımız da dâhil. Stratejik bir bakış açısından mahrum, veriye dayalı değerlendirmeler yapmak yerine duygusal yaklaşımlar daha baskın oldu. Şu an itibarıyla da çok farklı bir durumda olduğumuzu zannetmiyorum. 1000 civarındaki sığınmacı ile ilgili görmezden gelme dışında bir perspektif üretmeyen(üretemeyen)  bir yapıdan çok şeyler beklenemeyeceği kanaatindeyim.

 



[1] Dolu, Kasırga, İskelet vb adlarla anılan bu silahlar tam bir kitle imha silahı. Bu silahlar birkaç bin metrekarelik bir alan üzerinde, ancak yanık toprak ve siyah kraterler dışında hiçbir şey bırakmayan çoklu roket sistemleri.

 

 

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim