• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Rusya ve Çin’den Amerika’ya tam İtaat

Rusya ve Çin’den Amerika’ya tam İtaat
Geçtiğimiz günlerde Beyrut’ta düzenlenen bir konferans Rusya ve Çin gibi iki büyük devletin gerçekte nasıl da Amerika’ya itaat ettiğini ortaya koydu.

 

 

 

 



İki büyük devlet Ortadoğu’da Amerika ile bir rekabetlerinin kesinlikle söz konusu olmadığını itiraf etti.

Dünyanın üç dev ülkesinden ikisi olan Çin ve Rusya bugüne kadar yaptıkları tüm açıklamalarda Amerika ile çıkarlarının daima çeliştiği imajı yaratmıştı. Özellikle İran’ın nükleer programı hususunda bugüne kadar Amerika’yı destekler bir açıklamaları duyulmamıştı. Beyrut’ta birkaç gün önce düzenlenen bir konferans ise bugün zihinlerdeki tüm düşünceleri altüst etti. Rus ve Çin yetkililer yüze yakın katılımcının önünde Amerika ile çıkarlarının İran’la olduğundan çok daha fazla uyuştuğunu, kesinlikle Amerika ile bir nüfuz kavgası içinde olmadıklarını açıkladılar.

Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayımlanan Daru’l Haliç gazetesi yazarlarından Saad Mehio bugünkü yorumunda Rusya ve Çin gibi iki büyük ülkenin nasıl da Amerika’nın boyunduruğu altına girdiğine dikkat çekiyor. Mehio “Amerika’yı işittik ve ona itaat ettik” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullanıyor : “Kuramsal analiz, uzmanların büyük kısmını Çin ve Rusya’nın, büyük Ortadoğu’da tamamen Amerika’nın kaderine teslim olduğu neticesine ulaştırdı. Özellikle İran hususunda olmak üzere çıkarların çatıştığı yönünde kanının oluşması için gerçekleştirilen tüm dilsel ve retorik kampanyalara karşın gerçek durum aksini gösteriyor.

Rus ve Çin yetkililerin bu bağlamda söylediklerine değinecek olursak muhakkak herkesi şok ya da en azından dehşet kaplayacaktır. Geçtiğimiz günlerde Beyrut’ta “Uluslar arası Bakış Açısıyla Ortadoğu” adı altında düzenlenen; birçok üst düzey bakanın, diplomatın ve yabancı araştırmacıların katıldığı konferans bu söylediklerimize güzel bir örnektir.”

Yazar, Rusya ile Çin’in her ne kadar çıkarların çatıştığı yönünde açıklamalarda bulunsalar da gerçekte Amerika’nın hakimiyetini kabul ettiklerini kanıtlamak için yorumunda Rus ve Çin yetkililerin yukarıda bahsettiği konferansta sarfettikleri sözlere dikkat çekiyor. Bu bağlamda sözlerini şöyle sürdürüyor : “Konferansa katılan en ünlü isimler Moskova’daki Uluslar arası Barış için Carnegie Kurumu Bürosu Müdürü Dr. Dmitry Trenin ve Çin’in dış siyasetindeki en tanınmış uzmanlarından biri sayılan Dr. Menksin Bay idi.

Trenin, sayıları yüzü bulan konuklar karşısında oldukça açıktı. Zira herkesin önünde, Rusya’nın Orta Doğu’daki eski nüfuzundan bir kısmını geri döndürmek istediğini ancak bunda amacının kesinlikle Amerika ile yarışmak olmadığını, gayesinin sadece saygınlık elde etmek olduğunu açıkladı.

Rus yetkili harfiyen şöyle dedi : “Orta Doğu’da Rusya- Amerika yarışı, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle bitmiştir. Şu anda Moskova ve Washington arasında jeo-stratejik ya da ideolojik herhangi bir rekabet bulunmamaktadır. Aksine karşılıklı çıkarlar söz konusudur. Her ne kadar bazı zamanlarda Rusya Amerika’ya karşı koyuyor gibi görünse de gerçekte bu, Amerika liderliği sancağı altında çalışan, dünyadaki önemli 6 büyük devletten biri olarak karşı tarafın kendisini kabule ikna içindir.”

Çinli Dr. Menksin ise Rus Trenin’den daha da açık sözlüydü. Dr. Menksin konuşması esnasında Amerika’nın velayetini kabul ettiklerini gösteren şu ifadeleri kullandı : “Biz, Ortadoğu’da Amerika’nın liderliğini kabul ediyoruz. Kendisiyle rekabet etmek de bu bölgede herhangi siyasi bir rol oynamak da istemiyoruz. Tüm istediğimiz petrole dayalı ve ekonomik hedeflerle Suudi Arabistan ve diğer ülkelerle ilişki kurmaktır.”

Dr. Menksin İran hususunda ise şöyle konuştu : “Pekin’in Washington ile çıkarları, Tahran’la olandan çok daha büyüktür. İkinci olarak iki taraf arasında seçim yapmak zorunda kalırsak ilk tarafı seçmekte kesinlikle hiç tereddüt etmeyeceğiz.”

Yazar Mehio, yorumunda Rus Trenin’in de bu sözlere katıldığına değinerek şu sözlerine yer verdi : “Tüm ülkeler İran’ın nükleer ve bölgesel siyaseti karşısında durmaya başladı. Bu nedenle bu ülkenin acilen Amerika ile bir antlaşma yaparak doğru yönde hareket etmesi gerekir. Bu antlaşma için en uygun zaman da bu tür bir antlaşmaya hazır olan Amerikan başkanı Obama’nın zamanıdır. Tahran’ın böyle bir antlaşmaya yanaşmaması ise Saddam Hüseyin dönemindeki Irak’ın durumundan çok daha riskli bir sonuçla karşılaşmasına yol açacaktır.

Yazar Mehio kendi şaşkınlığı da dahil olmak üzere konferansa katılanların yaşadıkları şaşkınlık ve şok hislerini ise şu kelimelerle ifade etti : “Konferansa katılanlar Çin ve Rusya gibi iki büyük devletin, sadece küçük devletlerin kendisine tabi olduğu Amerika’ya bu kadar bağlı olmasına inanamadı. Ancak bu gerçek 2020 yılına kadar böyle devam edecek gibi görünüyor. Ayrıca sadece Ortadoğu’da değil dünyanın her yerinde!

Betül Akyüz / TIMETÜRK

 

 

 

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim