• BIST 96.400
  • Altın 144,450
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 21 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Reha Muhtar Yılbaşı-Müslüman Meselesi'ni Çözmüş!

Reha Muhtar Yılbaşı-Müslüman Meselesini Çözmüş!
Reha Muhtar öyle bir yazı yayımladı ki, sanki itiraf gibi ve esasen Müslümanlardan olduğunu ifade edenlerin kesinlikle okuması gerek!Türkiye'nin cebir ve hileyle İslami değerlerinden uzaklaştırıldığı zaman dilimiyle beraber kutlanmaya başlanılan 'yılbaş

 

 

 

 

REHA MUHTAR'IN VATAN'DAKİ YAZISI:

 

Yılbaşıyla da meseleleri var!!!

 

Karısının sabah sabah sorduğu sorudan genç adam huzursuzlanmıştı...


 

“Akşama neler hazırlamamı istiyorsun?.. Ona göre alışveriş yapayım” demişti karısı...
 


 

31 Aralık 1958 gününün Ankara’sında genç bir çifttiler...
 


 

Henüz çocukları yoktu ve Ankara 50 yıl önce, yeni bir yılı kutlamaya hazırlanıyordu...
 


 

Genç adam 28 yaşındaydı, Türkiye toprakları dışında bir Müslüman ülkede doğmuştu...
 


 

Ailesi ve kendisi tutucu değildi, ancak doğduğu müslüman ülkede yılbaşlarında özel kutlamalar yapmak pek sık görülmezdi...
 


 

“Boşver” dedi karısına, “Her gün gibi bir gün bugün de... Bunlar biraz Hristiyan adeti... Neyi kutlayacağız ki?..”
 


 

Genç kadın “Biz Türkiye’de hep kutlarız...” diye cevap verdi biraz da hüzünlendi...
 


 

İkinci Dünya Savaşı’ndan, karartmalardan, beyaz ekmeğin karneyle alındığı günlerden geçmiş bir kuşaktı genç kadının kuşağı, ama yine de yılbaşlarını her zaman kutlarlardı...
 


 

Atatürk’ten sonraki ilk Cumhuriyet kuşağıydı onlar...

 

***

 


Genç adam, evden ayrıldı, işine gitti...

 


 

Gün boyu, etrafında, çevresinde işinde, yolda, çarşıda bir yılbaşı hazırlığının hummalı faaliyetini gördü...
 


 

Herkes, akşam evde hazırlamak için alışveriş ediyor, insanlar birbirlerine hediyeler alıyordu...
 


 

Bir yeni yıl heyecanı görülüyordu çevrede, insanlarda, onların yüzlerinde gözlerinde...
 


 

Bunları gördükçe genç adamın huzursuzluğu arttı, sabah karısına haksızlık yaptığını düşünüyordu...
 


 

Karısı “akşam ne hazırlayayım?” diye sormuştu adam da, “her gün gibi bir gün değil mi bugün de” demişti...
 


 

İyi halt etmişti...
 


 

Ne gereği vardı, genç kadını böyle bir günde mutsuz etmenin...
 


 

Herkes yılbaşı hazırlığı yaparken, karakuru bir yılbaşı gecesi geçirmenin...
 


 

O yıl evlenmişlerdi...
 


 

Beraber geçirecekleri ilk yılbaşıydı...

 

***

 


Fakülteden erken çıktı...

 


 

Huzursuzluğu artmış, gerilmişti...
 


 

Kendi başına yılbaşı alışveriş yapmaya karar verdi...
 


 

Kızılay’daki mezecilerin, şarküterilerin kuyruklarına girdi, dükkanlarda o gün için hazırlanan spesialitelerden çeşit çeşit ve bol miktarda almaktan imtina etmedi...
 


 

Akşam eve torbalarla geldi...
 


 

Karısı şaşırmıştı, ne olduğunu sordu;
 


 

“Akşam yılbaşını kutlamamıza karar verdim” dedi genç adam...
 


 

“Herkes alışveriş yapıyordu... Herkesi yeni yılın heyecanı sarmıştı... ’Bizim onlardan ne eksiğimiz var?’ dedim ve yılbaşı için alışveriş yaptım” diye ekledi...
 


 

Tam 50 yıl öncesi Ankara Bahçelievler semtindeki mütevazı bir evde yaşanıyordu bu sahne...
 


 

Cumhuriyet daha 35 yaşındaydı...
 


 

Oysa Türkiye bugünkünden çok daha fakirdi...
 


 

İki dünya bir Kurtuluş savaşı geçirmiş, vatan çocuklarının alkanlarıyla kutsanmış topraklarda, genç bir Cumhuriyet’i inşa etmişti...
 


 

Bugünkü olanakların, zenginliklerin, hatta şımarıklıkların ve dejenerasyonların hiçbirisi yoktu...
 


 

Ama o mütevazı dünyalar, Atatürk’ün Cumhuriyet’inde karınca kararınca yapacakları bir yeni yıl kutlamasının heyecanını yaşarlardı...
 


 

Onbinlerce şehit verilmişti...
 


 

Ülke zengin değildi fakirdi...
 


 

Ama genç Cumhuriyet Türkiye’sinde yeni yıla girmek, bir heyecandı, bir umuttu, bir taze başlangıçtı...
 


 

Cumhuriyet’in genç kuşakları bu heyecanlara, bu umutlara, bu taze başlangıçlara ve çağdaşlıklara hasretti...

 

***

 


O gece genç karı koca evliliklerinin ilk yılbaşını hazırladıkları özel yemekler ve içkiler eşliğinde mütevazı ölçülerde kutladılar...

 


 

Televizyon yoktu...
 


 

Radyo vardı, şarkılar dinlediler, şerefe kadeh kaldırdılar...
 


 

Ben o sırada orada değildim...
 


 

Daha dünyaya gelmemiştim...
 


 

O genç karı koca benim annemle babamdı...
 


 

O geceden sonra 50 yıl boyunca bütün yılbaşlarını aynı mütevazı ölçüler içinde hep kutladılar...
 


 

Babam bir daha hiç, “Bu Batı adetidir, ya da Hristiyan geleneğidir” demedi...
 


 

Dün baktım ki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş beyefendi “Taksim’de yılbaşı kutlamalarının olmayacağını” söylemiş...
 


 

Gerekçe “geçtiğimiz yıl verilen şehitlermiş...”
 


 

Öyle söylemiş!!!
 


 

Acı acı güldürmesin beni...
 


 

Ben çok iyi biliyorum nedenini...
 


 

50 yıl sonra, görmekteyim geldiğimiz yeri...
 


 

Farkındayım, istemiyorlar, mazaret bulmaktalar kesmek için yılbaşı sevincini...
 


 

50 yıl önce başka ülkeden gelmiş babamın gösterdiği hoşgörünün, heyecanın ne kadar uzağındalar görülüyor ki...
 


 

1958 Türkiye’sinin bile ne kadar dışındalar belli ki...
 


 

Çağdaşlaştırıyorlar! ya Türkiye’yi...
 


 

Ne diyordu Francoise Sagan romanında;
 


 

Bonjour Tristesse...
 


 

“Günaydın Hüzün”
 


 

Daha doğrusu “Merhaba Hüzün!!!”

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim