• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 13 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Profesyonel Birlikler Derde Deva Mı?

Profesyonel Birlikler Derde Deva Mı?
Profesyonel, özel eğitimli birlikler, paralı askeri kuvvetler, temelde çözümün güvenlik merkezli, askeri politikalarla devam ettirilmesi anlamına gelir. Sorunun çözümü sivil stratejilerle üretilen, temel hak ve özgürlükler alanındaki kazanımların güvencey

 

 

 

 

 

Hala tüm yoğunluğuyla devam eden askeri operasyonlarda asker kayıpları PKK’nın karşı saldırılarıyla kaygı verici boyutlara çıkmasının ardından oluşan psikolojik ortamda, daha önce de benzer dönemlerde gündeme getirilen sert eleştiriler, yeniden konuşulmaya başlandı. Askerlerin eğitiminin yetersizliğinden, istihbarat zayıflığından ve bu paralelde gündeme gelen yoğun eleştiriler sonrasında “profesyonel özel birlikler” projesi hükümet tarafından kamuoyuna açıklandı. Bu yönüyle proje baştan bir tepkisellikle ortaya çıkıyor ki bu projenin enine boyuna düşünülmediğini, işin mutfağında tüm detayların ve olası ortaya çıkacak durumların analizlerinin yeterli yapılmadığını gösteriyor. Tasarı yeni yasama döneminde mecliste onaylanırsa yaşama geçirilecek.

Kimileri tarafından “özel hudut birlikleri” diye adlandırılan, bazılarına göre “özel profesyonel birlikler” veya “profesyonel ordu” olarak tanımlanan adı üzerinde bile hala uzlaşılamamış proje, temelde askeri çözüm yöntemlerinin devamını sağlayan,  sorunu güvenlik merkezli yöntemlerle çözümünü merkeze alan yanlış ve sonuç getirmeyen stratejinin sürdürülmesini bir ileri adımı olmaktan öte bir anlam taşımadığını belirtelim. Çeyrek asrı aşkındır benzer yapılarla sürdürülen strateji, geçmişte beklenenin aksine tamamen skandal sonuçlar doğurmuştur. Şu anda inkâr edilmek zorunda kalınan JİTEM gibi yapıların, “Özel Tim” birliklerinin ardında bıraktığı kirli çeteci ilişkiler, yüzlerce faili meçhul ve hukuk dışı binlerce olay toplumsal hafızamızda canlı bir şekilde duruyorken benzer bir projenin yeniden uygulanmaya çalışılmasını onaylamak mümkün değil.

İçeriği tüm detaylarıyla henüz belirlenmemiş proje ile ilgili bizzat başbakanın verdiği bilgilere göre, ilk planda gönüllülük esasına göre bekâr ve güçlü kişiler arasından seçilecek 5 bin kişilik bir profesyonel birlik kurulacak. Bu kişiler bölgenin yapısına göre psikolojik ve sosyolojik eğitimden de geçirilecek. Kürtçe öğrenmeleri ile ilgili dil eğitimi de verilecek. Özel eğitilmiş bu paralı askerler bölgede 5 veya biraz daha fazla süre görev yaptıktan sonra yüklü bir tazminatla emekli olup sivil hayata dönecekler.

Konunun sunuş biçiminde bile kendini ele veren dehşet boyutlar var. Öncelikle amaç asker cenazelerine yansıyan ve toplumda infial uyandıran durumları ortandan kaldırmak. Sanki ölenler,  bekâr, paralı, özel askerler olursa toplum bunu hiçbir şey olmamış, normal bir durummuş gibi karşılayacak. Sanki bir iş kazası zayiatı gibi görecek! İkinci olarak ödenecek yüksek maaşlarla, tazminatlarla var olan işsizlik problemini bu şekilde hafifletme, dolaylı bir faydaya dönüştürme hesabı yapılıyor. Bu durum on binlerce işsiz üniversite mezununun bile bu birliğe katılmak için yoğun çaba içinde olacağını da gösterecektir. Bu ülke açısından yetişmiş binlerce beynin bir savaşa kurban edilmesi anlamına gelir. Savaş sonrası oluşacak durum ise, toplumsal bir sendromun derin izlerinin yıllar sonra bile yok olmadan kalacağını gösterir.

 LAÇİNER : “YENİ JTEM’LER ORTAYA ÇIKABİLİR”

Hükümete yakınlığı ile bilinen USAK koordinatörü, konunu uzmanlarından Doç. Dr. Sedat Laçiner bile çok ciddi endişeler taşıdığını ifade ederek konuyla ilgili kaygı ve uyarılarda bulunarak şu açıklamalarda bulundu:

“Jandarma ve emniyet teşkilatından sonra terörle mücadelede üçüncü bir unsur haline gelecek birliklerin tek merkezden yönetilmezse başarısız olacaktır. Dolayısıyla yeni oluşumun da bu iki kuvvetle birlikte tek merkezden yönetilmesi gerekir. Eğer bunların idaresi Genelkurmay'a taşınırsa iki başlı bir yapı oluşur. Çok daha önemlisi ise sivil yönetim tarafından sınırsızca denetlenebilmesi lazım. Denetimsizliğin yeni JİTEM'ler ortaya çıkarabilir. Sivil, hesap sorabilir otoritenin en başından itibaren bulunması gerekir.”

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Yayman da, birliklerin bu haliyle görev yapmalarının birçok sorunu beraberinde getireceğini ifade etti. Bu projenin 90'lardan bu yana dile getirildiğini hatırlatan Yayman, "Türkiye terörle mücadelede hep bir taş eksik oynadı. Askerî önlem aldığında siyasî ayağını boş bıraktı, siyasî atak yaptığında ise askerî ayağını dengeli bir şekilde yerleştiremedi. Son gelişmeler de bunu ortaya koyuyor. Ordu içinde özel yetkili bir birim oluşturmak, onu yönetecek kesime doğrudan bir güç sunmaktır. Yeniçeri gibi o da istediği şekilde işi yönlendirir ve istenmeyen durumların yaşanmasına sebebiyet verebilir” dedi.

Projenin tam olarak uygulanmayacağını da savunan Yayman, bazı çevrelerin yeni birliklere karşı çıkabileceğini düşünüyor. Yayman, "Şehit cenazeleriyle toplum uzun yıllar yönlendirildi. Şemdinli kırsalında paralı bir asker şehit olduğunda eskisi gibi toplum ajite edilemeyecektir. Bu nedenle yeni birlikleri istemeyenler olacak." diyor. Yeni birliklerde askerlerin beş yıl görev yaptıktan sonra sivil hayata dönmelerini de eleştiren Yayman, "Tekrar geri dönmeleri onlarda Vietnam sendromu oluşmasına neden olacaktır." diye konuştu.

 TSK YETERSİZ Mİ?

Bu proje var olan askeri güç ve imkânların yetersizliğinden mi ortaya çıktı? TSK gerçekten yeterli bir donanıma sahip olmadığı için mi böyle bir projeye ihtiyaç duyuldu? Konuyla biraz yakından ilgilenen her kes bilir ki bu proje TSK’nın yetersizliğinden dolayı gündeme gelmedi. Şu anda bile Türkiye,  silaha para ayıran, askeri harcamaları ve alımları bakımından dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri. TSK dünyanın en iyi muharip gücüne ulaşmış orduları arasında ilk 10 arasında bulunuyor! Bu kadar mükemmel bir ordu ile 30 senedir, ateş gücü yüksek bir savaşta istenilen sonuç alınamadı. Bu bağlamda 5000 kişilik yeni bir özel kuvvetle sonuç alınabilmesini düşünmek pek akıllıca değil.

 Yıllardır bölge koşullarında bu çatışmalar içinde yer alan koruculuk sistemi bir tür özel ordu deneyimi değil mi? Bölgenin psikolojik sosyolojik koşullarını bilen, anadilleri Kürtçe olan silahlandırılmış bu güçler bile binlerce cinayet, gasp vb suçlara bulaşmışken bundan çok daha tehlikeli ve güçlü yetkilerle donatılmış eğitimli paralı özel birliklerle sorunu çözmek bir yana farklı mecralarda çok daha kronik sorunların oluşmasına zemin hazırlanacaktır.

 PARALI ASKER ŞEHİT OLUR MU?

Oluşturulacak bu özel birliklerde görev yapacak paralı askerler öldüklerinde şehit olur mu? Şeklindeki bir soruya İstanbul il müftüsü Prof.Dr. Mustafa Çağırıcı hocamız koşullu cevaplar vererek, maaşlı subaylar şehit oluyorsa bu askerlerde olur dedi. Tabi öncelikle hocamıza şahadet nedir? Kimler hani koşullarda şehit olur? Gibi soruların sorulması ve bu sorulara yanıt vermesi yerinde olacaktır. Kuran-ı kerim oldukça sade ve açık bir biçimde şehitlikle ilgili tanımları zaten tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.(154/2-169,170/3-195/3-74/4-111/9-22/58) ayetlerine bakılabilir.

Şunu belirtelim ki bu kirli savaşta ölen veya öldürülen askerlerin Allah (c.c.) indinde şehit olması, şehit kabul edilmesi, böyle lanse edilmesi şahadet gibi yüce bir makamın bu amaçla kullanılmasının hesabını herkes yine Allah’a (c.c.) verecektir. Bir yandan başörtülü anaları kışladan içeri almayacaksın. Askeri okullara öğrenci alırken yedi ceddine kadar sözüm ona irticaya (!) bulaşıp bulaşmadığına bakacaksın. Çocuğun gittiği dershaneyi bile falan cemaatin filan tarikatın kurumu diye baştan fişleyerek tüm kapılarını kapatacaksın. YAŞ kararlarıyla namaz kıldığından şüphelendiğin, oruç tuttuğunu fişlediğin subayları irtica (!) ile ilişkisi var diye ordudan atacaksın ve sivil hayatta bile tüm haklarını ellerinden alarak dünyalarını karartacaksın. Ondan sonra ısrarla sürdürdüğün sırtından rant devşirdiğin, kirli çeteci, darbeci ETÖ örgütlenmelerini kamufle ettirmekte acımadan kullandığın bu kirli savaşta ölen askerlerin şahadetinden dem vuracaksın.

Şahadet, temelde Allah rızasını gözeterek, onunun dininin izettini çiğnetmemek için, ayakta tutmak ve yüceltmek için, mümin, iman etmiş kulların verdiği mücadelede akıttıkları kanlarının bir mükâfatı olarak verilmiş yüce bir makamdır. Bu durumda şunu sormak gerekir bugün devam etmekte olan bu kirli savaşta ölenler hangi davanın şehididirler! Şurası kesindir ki bu dava İslam, din, iman adalet ve özgürlük davası değildir.

 ÇÖZÜM SİVİL PROJELERDE ARANMALIDIR

 

Profesyonel, özel eğitimli birlikler, paralı askeri kuvvetler temelde çözümün güvenlik merkezli,  askeri politikalarla devam ettirilmesi anlamına gelir. Bu ve benzeri askeri stratejilerle sorunun çözülemediğini, çeyrek asırlık deneyimler telafisi imkânsız, maddi, manevi her alanda yaşanan kayıplarla, yaşanan büyük acılarla anlaşılmıştır. Sorunun çözümü sivil stratejilerle üretilen, temel hak ve özgürlükler alanındaki kazanımların güvenceye alınması ve yaşamsallaştırılması ile ilgili projelerde aranmalıdır.

Hasan Postacı / Özgün Duruş

 

 

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim