• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 6 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Polat Alemdar'ın okuduğu kitabın sırrı

Polat Alemdarın okuduğu kitabın sırrı
Pusu'da Polat Alemdar'ın okumuş olduğu 'Bozkırın Sırrı' kitabının sırrı ne?

 

 

 

 

 

 


Kurtlar Vadisinin kahramanı Polat Alemdar, Abdülhey'in yasını tutarken görevi bıraktığını açıkladı. O sırada okuduğu bir kitap vardı ki adı hayli ilginçti! Bakın o kitap kime ait ve kitabın içeriğinde neler yer alıyor?
Kurtlar Vadisi'nde Abdülhey'in yası var! Dizinin fenomenleri arasında yer alan Abdülhey'in ölümü, Polat Alemdar'ı derinden yaraladı. Polat, görevi bıraktığını açıklarken eşiyle birlikte inzivaya çekildi. Polat'a burada Kurtlar Vadisi'nin senaryo ekibinden Ahmet Turgut'un kitabı eşlik ediyor.

AHMET TURGUT'A DESTEK

Kurtlar Vadisi'nin senaryo grubunda yer alan Ahmet Turgut'un kitabı "Bozkırın Sırrı", Polat'ın elinden düşürmediği kitap oldu. Abdülhey'in ölümünden sonra inzivaya çekilen Polat Alemdar, balık tutarken okuduğu kitapla, Ahmet Turgut'a destek çıktı.

TÜRKLERE HENÜZ TÜRK DENİLMİYORDU

Peki Polat'ın okuduğu kitabın konusu ve içeriği neydi diyorsanız işte kitabın konusu: Bozkırın Sırrı başkarakteri itibariyle Türk Edebiyatında farkını ortaya koyan bir roman. Daha önce hiçbir roman ‘anadili Türkçe olan bir Peygamber’ konu edinmemişti. Romanda Türklere henüz Türk denilmediği çağlarda, Orta Asya steplerinde kendi töreleri ve oba kültürü ile yaşarken vahiy alan Öktem ve eşi Gülçiçek ile onların akrabaları, oba halkı. dostları, düşmanları arasında gelişen olaylar konu ediniliyor.

Kitaptan...

"Tigin, yanında özel korumaları ve Baycu olduğu halde kendi¬si de bizzat er meydanına daldığında, zafer sarhoşluğu içerisinde Öktem'in mutlaka canlı yakalanıp kendisine getirilmesini istedi. Getirene mükâfat da vaadetmişti.

Baycu da Temir'i kestirmişti gözüne. Ancak o, sağ değil iki parça istiyordu adamını. Onun yüzünden yediği tokatı unutamamıştı hâlâ.

Temir'in kaçmakta olduğunu görünce o tarafa yöneldi bir hışım. Mesafe iyice kısalmışken arkasından, "dur ve erkekçe vuruş benimle" diye naralar savuruyordu.

Fakat Temir, Baycu'yla ilgilenmeyip Öktem'i takip ediyordu işaret için. Dağınık halde kaçmakta olan Kut süvarileri, Temir'in Ak sancağını görünce atlarının renklerine göre saf tutmaya başlamıştı. Kaçarken kır, boz, yağız ve dorular olarak dört kola ayrılıyorlardı.

DÜŞMANLARIN TOPARLANMASINA FIRSAT VERMEK İSTEMİYORDU

Tigin düşman hatlarının bozulduğu vehmiyle, "bu iş bu kadar, Öktem'i de alınca Aladağ'dayım" derken, durumdan işkillendi az sonra. Kaçarken düşmanları neden atların don renklerine göre ayrılıyordu birbirinden? Ricat dediğin panikle olurdu. Böylesine intizamlı bir kaçışın altında hinlik arayacak kadar savaşmış, kudretli bir komutandı ama ok yaydan fırlamıştı bir kere. Düşmanlarının toparlanmasına fırsat vermeden tepelerine balyoz gibi inmek istiyordu bir an önce.

Öktem'in "renkler ve yönler, süvariler için çok önemli" diye özetlediği taktiğin son aşamasına geçiliyordu. Sırtlarını düş¬manlarına dönüp ricat etmekte olan Kut savaşçılarının yağız at¬lıları kuzeyde yani cephenin solunda toplanmış, dorular sağda, bozlar en geride giderken, kırlar en önde, cephenin batı kısmın¬da koşturuyordu....

Kitap okurların zorlanmaması için Orta Asya Türk Kültürü ve gerek İslamiyet gerekse diğer dini inaçlara ait kavramları ve inançları dipnotlarla açıklamayı da ihmal etmiyor.

Kitabın önsözünü sizler için alıntıyoruz. Çünkü yazar bu romanda neler anlattığını ve amacının neler olduğununun ipuçlarını veriyor:

3000 YIL ÖNCE DÜNYA VE ORTA ASYA

Sümerlerle başlatılan binlerce yıllık medeniyet macerasına rağmen M.Ö.10. asırda alışverişlerde resmi para kullanımı hâlâ başlamamış, tekil şekilli olgun alfabeler henüz oluşturulamamıştı. Kuzey Hindistan, Güney Çin ve Orta Amerika yerleşikleri bronz çağ nimetleriyle yetinirken Mısır, Mezopotamya ve Anadolu gibi ileri tarım bölgeleri ön-demir çağma ulaşmıştı.

Verimli nehir deltalarının sağladığı organize tarım imkânlarına sahip olmayan Orta Asyadaki insanlar alabildiğine gür orman ve meraların nimetlerinden faydalanıyordu. Tarım odaklı yerleşik hayatın kökleşmesini imkânsız kılan bu şartlar nedeniyle altışar aylık aralarla yaylaklar ve kışlaklar arasında göçler yaşanırdı.

Belirli iki nokta arasında gelgitler yaşadıkları için bugün "yarı-göçer" diye tanımladığımız bu insanlar yüz- yüz elli çadırlık "oba" denilen yaşam birimleri kurmuştu. Obadakiler yakın veya uzak akraba olurdu ve obalar aklına, görgüsüne itibar edilen "Aksakal Heyeti" tarafından yönetilirdi. Her Aksakal, kendi akraba grubunun ileri geleni olsa da heyetin ana kaygısı obanın geniş ve gür otlaklarda kimseyle kavga etmeksizin yaşamına de-vam edebilmesiydi.

Buna rağmen bazen meraların paylaşımı konusunda obalar arasında tartışmalar çıkar, anlaşmazlıklar büyüdükçe kanlı savaşlar yaşanırdı. En geniş ahlak ve tutum birliği olan "töre", fertler ve obalar arası ilişkileri düzenlerdi. Töreye aykırı hareketlerin en yaygın yaptırımı 'ayıplanmak' olsa bile bazı durumlarda töreyi bozanlar obalardan dışlanıp sürgüne gönderilir, hatta ortak kararlar neticesinde idam bile edilebilirdi. Bu yüzden kesin kanaatlerin oluşmadığı konularda insanlar keyfi davranabilirdi. Ancak töreye dâhil olan hususlarda ataların ve kamunun hoş-gördüklerini tekrarlamakla yetinilirdi.

BOYLAR ARASI KIZ ALIŞ-VERİŞİ

Kız alıp vermeler yoluyla birçok oba arasında akrabalıklar kurulmuş, soyca yakınlaşmış obalar boyları meydana getirmişti. Boyların yönetimini üstlenen veya kendi otoritesini diğer obalara da dayatabilen yöneticilere "Tigin" denirdi. Bazen Tiginlerden biri rakiplerine üstünlük sağlar ve bölgesel bir yönetim oluştu-rurdu. Günümüz algısıyla "konfederasyon" diyebileceğimiz bu obalar ve boylar üstü yönetim, otoritesi altındaki insanlara asayiş sağlamakla yükümlü olur, karşılığında "beç" denilen bir çeşit vergi alırdı. Zaten töre de asayişi kim sağlarsa beçi onun hakkı sayardı.

Genelde hayvan yetiştiriciliği ve avcılıkla uğraşan bozkır evlatları maden işçiliği, halı, kilim dokuması ve deri-kürk işlemeye bağlı zanaatlarla da uğraşırdı. Hatta döneme dair en nadide ziynet eserlerini yaratmış olan Saka Medeniyeti meyve tarımıyla uğraşıldığını belirten izler de bırakmıştır günümüze.

Uçsuz bucaksız bozkırda tabiatla doğrudan ilişki içinde olan bu insanlar, din tarihçilerinin genel anlamıyla "Şamanizm" dedikleri "doğa ruhları ve atalara saygı-korku" içeren bir inanışa sahipti. Haliyle bu din, öz itibariyle dünyanın diğer bölgelerindeki putperest inançlardan farksızdı. Akdeniz havzasındaki yerleşik toplumların inşa ettiği devasa tapınak ve ilah heykellerine nazaran Orta Asya Şamanistleri "sanem" veya "tin" dedikleri putçuklara tazim gösterirlerdi.

Günümüzde pek yaygın bir hatayla "Şaman" diye adlandırılan ama dönem insanlarının "Kam" dediği din adamlarının başhca iddiası insanların doğayla ilişkisini sorunsuz hale getirmek, büyü yoluyla şifa dağıtmak ve gelecekten haberler verebilmekti. Kamlar defin ve evlilik gibi sosyal ritüelleri de yönetirdi.
Klasik anlamıyla Ortadoğu'da yaşanan "Çok Tanrılı" (Politeist / Paganik) ve "Tek Tanrılı" (Monoteist / Hanif) dinler çatışması Çin'de, Amerika'da, Afrika'da ve dünyanın her yerinde olduğu gibi Orta Asya'da da yaşanıyordu. Soylarının Hz. Nuh'un oğlu Yafes'ten geldiğine inanan bozkır insanlarının öz lisanında -kadim Sami dillerde1 rastlanan- "Peygamber, Kadir, Hikmet, Cebrail, Ruh, Nefis, Şeytan" gibi dini terimlerin birebir karşılıklarının bulunması Kuran-ı Kerim'e de şahitlik eder niteliktedir. Çünkü Kutsal Kitap tüm peygamberlerin halklarına onların dilleriyle yollandığını söylüyor2. Zaten "Hatem-ül Enbiya" olarak anılan Hz. Muhammed de kendisinden evvel yüz yirmi dört bin nebi yaşadığını rivayet etmiştir.

Gazeteciler


 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İYİ Kİ ÖLDÜ .ROSPU ! 26 Haziran 2010 Cumartesi 10:45
  • Baykal, Altaylıyı Kendi Kanalında Rezil Etti!23 Haziran 2010 Çarşamba 02:28
  • ERDOĞANI SORDU AMA ATATÜRKÜ UNUTTU!21 Haziran 2010 Pazartesi 10:56
  • GOOGLE İSRAİLLİ SAHİBİ VE TÜRKİYE OYUNU!14 Haziran 2010 Pazartesi 14:47
  • SamanyoluHaberde Filo Körlüğü Mü Var!29 Mayıs 2010 Cumartesi 09:58
  • Siyonist Elçi Cnn Türkte Rezil Oldu! -video-28 Mayıs 2010 Cuma 10:32
  • SİZİ YAYINDAN ALIYORUM! -video-26 Mayıs 2010 Çarşamba 16:32
  • BİRGÜN HERGÜN RAHATSIZ!27 Nisan 2010 Salı 14:34
  • CAFCAF: İZMİR BAŞKENT OLSUN!03 Nisan 2010 Cumartesi 12:12
  • TRTDEN HABERTURK MANŞETİNE REST!16 Mart 2010 Salı 20:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim