• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

PKK'dan Şaşırtıcı Anayasa Teklifi!

PKKdan Şaşırtıcı Anayasa Teklifi!
PKK: "Ankara, Türkçe ve Cumhuriyetsiz olmaz!"

PKK yeni anayasaya ilişkin öneri paketinde Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınmasını, Avrupa yerel Yönetimler Şartı'nın kabul edilmesini ve Kürtçe eğitim önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.Pakette cumhuriyete, Türkçenin resmi dil olmasına, bayrak ve başkente itiraz edilmedi.PKK kamusal alanda Kürtçe'nin resmi dil olmasını istedi.

KCK hukuk komitesi Türkiye’de tartışmaları süren yeni anayasaya dair demokratik anlayış ve çözüm belgesi yayınladı. Belgede yeni anayasanın demokratik ve toplumun tüm kesimlerine hitap edebilmesi için nasıl hazırlanması gerektiği, niteliği, kapsamı ve gerekçeleri alt başlıklar halinde değerlendiriliyor.  Komite açıklamasında, yeni anayasanın yapılması için genel bir toplumsal konsensüsün oluştuğunu belirtilerek, temel sorunun ve beklentinin, demokratik bir anayasanın yapılıp yapılmayacağı olduğuna dikkat çekiliyor

KCK Hukuk Komitesi, AKP ve devletin Yeni Anayasa konusunda bir oldubitti peşinde gitmesinin büyük bir yanılgı yaratacağını, Türkiye’de ki bu yeni anayasa sürecinin Tarihsel, toplumsal ve güncel koşullar itibariyle darbe anayasalarına benzemediğine dikkat çekerek, “Ya demokratik çözüm anlayışı temelinde yeni bir anayasa ile sorunlar çözüm yoluna girecek yâda Türkiye daha şiddetli çatışma ve bunalımlı sürece girecektir” diye belirtiliyor.

Kürt kimliği anayasal güvenceye alınmalı

19. ve 20. yy. paradigmalarının aşıldığı, Kürtlerin de eski halk ve topluluk olmadığı, amansız bir mücadele ve direnişle toplumsal varlıklarını devlete ve toplumsal kesimlere kabul ettirdiklerinin dile getirildiği belgede, “Kürtlerin siyasal bilinçleri ve örgütlülükleri gelişmiştir. Kültürel soykırım ile tükenmeyecekleri açığa çıkmıştır. Halk olarak toplumsal kimlikleri ve demokratik hakları anayasal güvenceye kavuşturulmadan mücadeleden asla vazgeçemeyecekleri anlaşılmaktadır” ifadeleri kullanılıyor.

KCK Anayasa önerilerini şöyle sıralıyor:

A-GENEL AMAÇLAR VE ESASLAR; ( KURUCU HÜKÜMLER)

1-Anayasanın giriş (başlangıç) metni anayasanın ruhunu ve felsefesini yansıtmada anlamlıdır. Giriş kısmı anayasanın hedef ve amacını ortaya koyar. Giriş ya hiç yazılmamalı, yada yazılırken yeni demokratik anayasanın ruhuna ve felsefesine göre kısa ve öz olarak yazılmalıdır. 12 Eylül anayasasının başlangıç metni gibi bir metin asla kabul edilemez. Baştan sona Türk ulus devlet milliyetçiliğinin propaganda ve hezeyanlarıyla dolup taşan, Türklük vurgusundan başka bir şey tanımayan ve faşist bir karakter taşıyan böyle bir giriş baştan itibaren her türlü demokratik yapılanmayı boşa çıkarır niteliktedir. Eğer yazılacaksa başlangıç metni, demokratik toplumun ortak yaşam felsefesini, cumhuriyetin demokratik laik ve sosyal amaçlı nitelikleri ile kapsadığı tarihsel ve toplumsal değerleri ifade etmeli, ortak gelecek için halkların kalıcı barış içinde birlikte yaşama güvencesini arzulayan adil ve özgür toplumsal idealini ortaya koymalıdır.

2- Anayasanın ilk değişmez maddeleri olan genel esaslar bölümü yeni baştan elle alınmalıdır.Devletin biçimi cumhuriyet olarak tanımlanabilir. Ancak, cumhuriyetin nitelikleri veya cumhuriyetin hangi değerleri ifade ettiği demokratik toplumsal anlayışa göre yeniden tanımlanmalıdır. Bu içerik, “Türkiye Cumhuriyeti,evrensel insan haklarına bağlı ve saygılı, toplum ve birey özgürlüğünü esas alan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir” biçiminde tanımlanabilir. Gerisi fazlalık ve ideolojik propaganda içeriklidir.

3-Devletin birliği ve bütünlüğü konusunda bu kadar vurgu yapmanın bir anlamı yoktur. Bu sürekli bir korkuyu ve devlet karşıtı düşman üretmeyi ifade eder. Demokratik bir ortamda toplumun birlik güvencesi her zaman vardır. İnkar, baskı, zor ve haksızlık dayatılmadıkça toplumlar ayrılmak değil sürekli birleşmek ve genişlemek isterler. Kim ulusal devletlerin sınır engeli olmadan bütün dünyayı kendi vatanı gibi dolaşmak ve içinde yaşamak istemez ki! Oysa mevcut anayasa bölünme korkusuyla sürekli bölücülük fikrini aşılamakta, Türklük dışında diğer halk toplulukları ve inançları ötekileştirmektedir.

4- Devletin başkenti Ankara ve bayrağı olduğu gibi kalıp, resmi dili Türkçe olabilir. Ancak bunlar mutlak ve ebedi değişmez tabular değildir. 12 Eylül Anayasasının 4.maddesinde ifade edildiği gibi “bunları değiştirmek için anayasa teklifi dahi verilemez” gibi bir saçmalık olamaz.

Tarihte hangi başkent ezel ve ebedi olup değişmemiştir. Başkentler devlet ve toplumların yönetim merkezleridir. Ülkenin diğer kentlerinden hiçbir farkları ve ayrıcalıkları yoktur. Ne zaman ihtiyaç duyulursa o zaman değişebilirler. Aslında 12 Eylül anayasasının dördüncü maddesi faşizmin hasta ruh ve anlayış dünyasını sergileme açısından tipiktir.

5- Keza bayrak mevcut haliyle kalabilir. Bunun yanı sıra diğer topluluklar da değer atfettikleri veya sembol bildikleri bayrak ve flamalarını kullanabilmelidirler.

6- Resmi dil Türkçe olabilir ancak bu ifade tek başına yetmemekte eksik kalmaktadır. Daha da ötesi düzenleme mantığı başta Kürtçe olmak üzere diğer dillerin inkârını amaçlamaktadır. Bu ibareye, “Türkçenin yanı sıra Türkiye cumhuriyeti sınırları içinde yer alan halklar ve topluluklar, kendi dillerini kamusal alan dahil, hayatın her alanında konuşup geliştirme haklarına sahiptirler. Devlet, bu hakkın yerine getirilmesi için ortam ve güvence sağlar. Kamusal alanda Türkçe ve Kürtçe iki resmi dil geçerlidir” biçiminde bir ek yapılmalıdır.

7- Anayasada yer verilen bütün fiil ve icraatların “Türk milleti, yüce Türk milleti, büyük Türk milleti adına” atfen vurgulara yer verilmemeli, bu kavramlar anayasanın bir kavramı olarak kullanılmamalıdır.

8-Mevcut anayasada, 6. Maddenin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ibaresi anlamsız ve muğlâk bir tanımlamadır. Bunun yerine “Egemenliktoplumun demokratik iradesiyle belirlenir” demek daha gerçekçidir. Veya yerine hiçbir belirleme yapmadan tümden kaldırılabilinir. Yine bu maddenin devamı olarak, “Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır” ibaresi yerine, “Türkiye halkları veya toplumu iradesini Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır” ibaresi konulmalıdır. Ayrıca Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa ve halk iradesinden almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” ibaresi eklenerek bu biçimiyle genel esaslar bölümü yeniden düzenlenmeli ve sadeleştirilmelidir.

KCK hukuk komitesi, çözüm önerileri alt başlığı altında şu maddeler sıralanıyor;

1-Türkiye, AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI’NIkabul etmeli ve anayasayı yaparken bu şartnamenin taahhütlerini göz önünde bulundurmalıdır. Bu bildirgenin öngördüğü yerel yönetim ve özerklik yapılanmasını hayata geçirecek yeni idari ve hukuki düzenlemeler geliştirmelidir.

2-Yukarıdaki düzenleme bağlamında Türkiye yirmi veya yirmi beş özerk idari bölgeye ayrılabilir. Bölge sayısı ve örgütlenmesi yeterince tartışılarak coğrafi, sosyal, ekonomik, kültürel ihtiyaçlar ve demokratik katılım dikkate alınarak düzenlemelidir.

3-Şayet bölge özerk örgütlenmesi Türkiye’nin koşul ve ihtiyacına uygun düşmüyor deniyorsa o taktirde mevcut iller baz alınarak yerel yönetim özerkliği geliştirilmelidir. İl yönetimleri kent konseyleri ve meclisleri ile yürütme kurulları biçiminde örgütlenerek özerk yerel yönetimler olarak yapılandırılmalıdır. Bu durumda valilik kurumu da seçimle işbaşına gelebilir.

4-İl ve ilçeler ile farklı topluluklar bir araya gelip haklı demokratik gerekçelerle bölgesel özerklik amacıyla yönetim ve kurumlaşma için irade beyan edip, başvuruda bulunduklarında bu talebin ve hakkın kullanım yolu anayasada açık tutulmalıdır. Ayrıca il, ilçe, belde ve köye kadar irili ufaklı tüm yerleşim birimlerinin her biri kendi çapında ve sınırları dahilinde demokratik yerel yönetim veya özerklik hakkına sahiptir. İsteyen her yerleşim birimi ve topluluk bu hakkını kullanabilmelidir.

5-Azınlıkların ve inanç guruplarının özerk yönetim haklarını tanıyarak eğitim ve kültürel yapıları desteklenmeli, anayasal güvence sağlanarak demokratik ortam güçlendirilmelidir.

6-Kürtlerin tarihsel ve demografik olarak yoğun ve bir arada yaşadıkları, resmi söylemde Doğu olarak tabir edilen Kürdistan, demokratik özerklik temelinde kendini yapılandırmalı, anayasada siyasi ve hukuki statüsü Demokratik Özerk Kürdistan Bölgesi olarak tanınmalıdır. Bu konuda gerekirse demokratik ve adil bir propaganda döneminden sonra iller bazında referandumla halkın onayına başvurulabilinir. Halkı istekte bulunan yakın il ve yöreler bu özerk yapıya katılabilirler. Bu yapı halk tarafından kabul gördüğünde, AB yerel yönetim ve özerklik şartnamesine göre demokratik seçimlerle işbaşına gelen özerk meclisini, yürütme kurulunu oluşturarak yönetimini ve idari yapısını oluşturmalıdır.

7-Demokratik Özerk Kürdistan Bölgesinin yerel meclisi, yürütme kurulu gibi siyasi idari yapısı yeni anayasanın öngördüğü kanunlar ve sınırlar dahilinde Türkiye siyasal ve toplumsal yapısının ayrılmaz bir parçası olacaktır. Aynı zamanda Özerk Kürdistan Bölgesi genel seçimler kanunlarıyla TBMM’ne temsilci göndermelidir.

8- Demokratik Özerk Kürdistan Bölgesinin hukuki ve siyasi statüsü belirlendikten sonra özgür ve serbest seçimlerle işbaşına gelen özerk bölgenin meclis ve yürütme kurulu, yetki sınırları dâhilinde yükleneceği hak ve görevler için anayasanın belirlediği sınırlar dâhilinde icraatlarda bulunmak için üzerine düşeni yapmalıdır. Özerk yerel yönetimin yetkileri dâhiline girebilen öz savunma, eğitim, vergilendirme, üretim, sağlık, gibi faaliyetler yineAVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİKŞARTNAMESİdikkate alınarak ortak bir tartışma ve uzlaşı temelinde konsensüsle çözülmelidir.

9- Demokratik Özerk Kürdistan Bölgesinde Kürt dili ve kültürünün gelişmesinin önündeki engeller kaldırılarak gerekli tüm olanaklar sunulmalıdır. Kürtçe eğitim esas alınırken, okullarda Türkçe dili ve edebiyatı da okutulmalıdır. Kamusal alanda Kürtçe-Türkçe iki resmi dil geçerli olmalıdır. Ayrıca Kürdistan’daki diğer halkların da ana dil eğitim hakkı tanınmalı ve bunun için gerekli tüm olanakların yaratılması esas alınmalıdır.

10- Demokratik Özerk Kürdistan yapısı ve sistemi iddia edildiği gibi dışa kapalı, PKK’nin hâkimiyet ve iktidar alanı değildir. Demokratik anayasanın öngördüğü bütün düşünce, parti, örgüt ve yapılara açık demokratik bir yapılanmadır.

11-Elbette bu yapılanma ve çözüm sürecinde KCK’nin varlığı, çözüm modeli, mücadelesi ve talepleri önem taşımaktadır. Bu davayı büyük bir mücadele ile bugünlere getiren KCK ve Kürt Halk önderliğidir. Sorunu ortaya çıkaranlar ve savaşanlar kimlerse onunla çözersin deyimi bilgece bir öğüttür ve yabana atılamaz. Kuşkusuz KCK kimseden hak dilemiyor sadece olması gereken hak ve özgürlüklerin savaşını vermektedir.

12-KCK, Geleneksel yaklaşımlardan farklıdır. Kürt sorununda ulusların kendi kaderini tahin hakkının devletçi olmayan demokratik yorumunu ifade etmektedir. Çözümü devletten pay almada görmemektedir. Devletten beklenen temel talebi, Kürtlerin özgür iradeleriyle kendi kendini yönetme hakkını tanımasıdır. Demokratik ulusal toplum olmaya engel koymamasıdır. Bu amaçla devletle demokratik anayasa bağlamında uzlaşı aramaktadır.

13-Yeni demokratik anayasa bağlamında Kürt sorunu çözülürken PKK, KCK’ nin durumu ile Kürt Halk Önderliğinin serbest bırakılma talepleri önemle ele alınıp çözülmesi gereken bir sorundur. KÜRT HALK ÖNDERLİĞİ ile PKK, Kürt sorununun baş aktörleridir. Etle tırnak gibi Kürt sorununa bağlıdırlar. Birini çözmeden asla diğeri çözülemez. Bu nedenle Kürt sorunu yukarıda yaptığımız öneri ve görüşler temelinde çözülürken KÜRT HALK ÖNDERLİĞİNİN serbest kalma talepleri kesin değerlendirilmeli, bu temelde siyasi muhatap sorunu çözülerek sonuca gidilmelidir. Bu koşul, çözümün başında gelen olmazsa olmaz temel şartıdır. Bunun için gereken yasal düzenlemeler yapmalıdır.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim