• BIST 108.392
  • Altın 143,135
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Paralel Medyaya El Konulsun!

Paralel Medyaya El Konulsun!
Cem Küçük, “Paralel örgütün basın, yayın organı olmaz. Bunların gazetelerine ve televizyonlarına hukuk içerisinde el koyacaksın. Zaman gazetesi, Bugün gazetesi, Samanyolu televizyon yayın grubunun hepsine el konulmalı” dedi.

 

Gazeteci Yazar Cem Küçük, Akit’e konuştu. 14 Aralık operasyonuyla birlikte Gülen grubunun, örgüt olduğunun kesinleştiğini belirten Küçük; “Amerika için El Kaide bir terör örgütü ve bununla mücadele ediyor. Bu onların kırmızı kitabına giren bir örgüt… Şimdi Amerika’nın merkez medyasında ya da Amerikan devletinin tam ortasında IŞİD’in, El Kaide’nin televizyonu olur mu? Olursa ne olur? Amerika devleti orayı basar, kapatır ya da el koyar. İngiltere’de News Of The World gazetesi, dinlemeye karıştı diye bütün yöneticileri ceza aldı. Usulsüz yasadışı dinlemeden ceza aldılar ve o gazete kapandı. Hatta The Guardian gazetesinin bilgisayarları MI6 tarafından bizzat yerle bir edildi. Şimdi bu Paralel Yapı da, Türkiye’nin kırmızı kitabındadır. 14 Aralık operasyonuyla bunların örgüt olduğu kesinleşti. Bu örgütün basın, yayın organı olmaz. Buna el konulmalı. Her gün devlete, millete küfür ediyorlar. MİT’i tehdit ediyorlar. Bunlar örgütün propagandasını yapıyorlar. Bunların gazetelerine ve televizyonlarına hukuk içerisinde el koyacaksın. Zaman gazetesi, Bugün gazetesi, Samanyolu televizyon yayın grubunun hepsine el konulmalı” dedi. Gazeteci yazar Cem Küçük ile 17 Aralık darbe girişimini, 14 Aralık operasyonunu ve Gülen grubunu konuştuk…

HEDEF ERDOĞAN’I GÖNDERMEK

17 Aralık’ın yıldönümündeyiz. Bugünden baktığımızda 17 Aralık operasyonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gülen cemaatinin özellikle emniyet ve yargıdaki yapılanması, 17-25 Aralık’ta “rüşvet ve yolsuzluk” adı altında meşru bir hükümeti düşürmeye çalıştı. Bu operasyonlarla milletin, hükümete karşı tepki koyacağını ve hükümeti desteklemeyeceğini düşündüler. 30 Mart Yerel Seçimlerine giden yolda da hükümete oy vermeyeceğini düşündüler.

Burada yanlış bir hesap yaptılar. Cemaatin bütün yaptığı işlerde olduğu gibi bir tane doğrunun yanına 15 tane yanlış iş katarak, o davaları sulandırıyorlar. 17 ve 25 Aralık’ta da yaptıkları buydu. Seçilmiş meşru hükümeti bir şekilde istifaya zorlamak yani Erdoğan’ın etrafında ne kadar önemli bakan, vekil, bürokrat, işadamı ve oğlu da dâhil olmak üzere onları bir şekilde gözaltına almak ya da tutuklamak istediler. Erdoğan’ı da mümkünse istifaya zorlamak, mümkün değilse 30 Mart seçimlerinde oyunu düşürmek ve 10 Ağustos’ta da Cumhurbaşkanı seçilmesini engellemekti amaç. Bunların hiçbirisini başaramadılar.

MİLLETİN ÇÖĞUNLUĞU ERDOĞAN’IN YANINDA DURDU

Başaramamalarının sebebi nedir?

- Birincisi; millet son 12 yılda çok net bir şekilde elde ettiği kazanımları kaybetmek gibi bir sıkıntıya girmek istemiyor. İkincisi; Gülen cemaatinin bu tür darbe girişimleri çok net bir şekilde görüldü. Üçüncüsü de halk, bu operasyonların yolsuzluk ve rüşvet operasyonu gibi olmadığını, bu işlerin arkasında başka şeyler olduğunu çok net bir şekilde gördü. Bu yüzden Gezi olayları olsun, dershane meselesi olsun milletin çoğunluğu AK Parti iktidarı ve Erdoğan’ın yanında durdu.

Fetullah Gülen grubu yıllardır AK Parti ile birlikte çalışıyordu. Hatta 2010 referandumunda da bu durum çok net görüldü. Peki, ne oldu da Gülen grubu, AK Parti’ye karşı darbe girişiminde bulundu?

-  Gülen cemaatinin yaptığı faaliyetlerden, çalışmalardan amaçlarının hükümeti devirmek olduğu görülüyor. Bu yolda kendilerine baston olacak bütün yolları açmak için her davayı bir aparat gibi kullanmışlar. 7 Şubat 2012 MİT krizi, Hanefi Avcı, Nedim Şener ve Askeri Casusluk gibi bütün davaları aslında mıntıka temizliği olarak, kendi önünü açmak için yaptığı görüldü. 2010 referandumunda ise Gülen cemaatinin; Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve HSYK gibi devletin yargı alanındaki kritik kurumlarını ele geçirmek için destek verdiklerini de görmüş olduk. 

“GÜLEN CEMAATİ DERSHANE MESELESİYLE DEŞİFRE OLDU”

Gülen grubunun 17 Aralık’tan sonra genetiği değişti. Karşımızda şu anda farklı bir grup görüyoruz. Bunun sebebi güç zehirlenmesi mi?

2005-2006 yılından sonra ordu, emniyet ve yargıda kritik yerlere geldiklerinde bu cemaatin mensupları birçok operasyon yaptı. Birçok hazırlık da yaptılar. Şimdi Gülen cemaati, dershane meselesiyle deşifre oldu. Kimin cemaatçi olup olmadığı net bir şekilde görüldü. Bir de Fetullah Gülen belirli bir yaşa geldi. Muhtemelen ölmeden önce bu sistemi aldığını görmek istiyordu. Yani Fetullah Gülen İstanbul’a dönerek, bu sistemi alacak ve kukla bir hükümet, başbakan ve cumhurbaşkanıyla perde arkasından sistemi yönetecekti. Çünkü artık Genelkurmay Başkanı’nı tutuklayabilecek bir güce ulaştıklarını zannederek, güç sarhoşluğu içerisine düştüler ama yanlış hesap Bağdat’tan döndü.

“DEVLETİN TEHDİT OLARAK GÖRDÜĞÜ PARALEL YAPI’DIR”

Gülen grubu bir yandan cemaatlere kumpas kurarken, diğer yandan ise “AK Parti, cemaatleri bitiriyor” şeklinde algı operasyonu yapıyor. Bunun amacı nedir?

Diğer cemaatleri kendi yanına çekmek istiyor. MGK’da böyle bir karar alınmadı. Devlet bütün cemaatlere niye karşı olsun ki? Devletin tehdit gördüğü Paralel Yapı’dır ve onlara da cemaat demek doğru değil. “AK Parti, cemaatleri bitiriyor” diyerek, devletin diğer cemaatlere de düşman olduğu algısını oluşturmak istiyorlar ama kusura bakmasınlar bu algıyı hiç kimse yemez. Gülen grubu şu anda çöküş yaşıyor. 

Nasıl yani? 

22 Temmuz’da polislere operasyon yapıldı. Şimdi de Tahşiyecilere kumpas üzerinden operasyon yapıldı. Hidayet Karaca, Tufan Ergüder tutuklandı. Geçmişte kurdukları bu kumpas davalar geriye doğru görülmeye başlayınca, bu kumpası kuran emniyetçiler ile yargıdaki uzantılarına birer birer operasyon gelecek. Böylece cemaat üç beş yıl içinde büyük çöküş yaşar. Devletle girdiği bu kavgayı cemaatin kazanmasının hiç şansı yok. 

“EN BÜYÜK MAĞLUP CHP OLDU”

CHP’de durum karışık… Gülen grubuyla işbirliği içerisinde oldukları için Emine Ülker Tarhan ayrıldı, Süheyl Batum ihraç edildi. Birgül Ayman Güler ihraç yolunda. CHP’de neler oluyor?

CHP tabanı, cemaatten nefret ediyor, zerre haz etmiyor, hoşlanmıyor ama parti yönetimi 17-25 Aralık’tan 30 Mart’a giden süreçte cemaatin verdiği argümanlarla hükümeti köşeye sıkıştırmaya çalıştı. Sonrasında hem 30 Mart’ın hem de 10 Ağustos’un en büyük mağluplarından birisi CHP oldu. Şimdi ise CHP’li Bülent Ünal’ın sahibi olduğu TÜOK, TUSKON ile işbirliği yapıyor. Bu yüzden başarısızlar.

14 Aralık operasyonunu nasıl yorumluyorsunuz? 

Şimdi bu gruba yönelik ilk önce 22 Temmuz’da operasyon yapılmıştı. İkinci olarak ise 14 Aralık’ta yapıldı. Bu operasyonda Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca’dan sonra iki tane önemli polis vardı. Biri Mutlu Ekizoğlu, diğeri Tufan Ergüder. Dumanlı ve Ekizoğlu serbest bırakıldı, Karaca ve Ergüder tutuklandı. Bu operasyonun başka ayakları da gelir. Bu süreç, Türkiye’nin Paralel Yapı’yla hesaplaşma sürecidir. Aynı zamanda arınma sürecidir. 

ZAMAN’A, SAMANYOLU’NA EL KONULMALI

Amerika için El Kaide bir terör örgütü ve bununla mücadele ediyor. Bu onların kırmızı kitabına giren bir örgüt… Şimdi Amerika’nın merkez medyasında ya da Amerikan devletinin tam ortasında IŞİD’in, El Kaide’nin televizyonu olur mu? Olursa ne olur? Amerika devleti orayı basar, kapatır ya da el koyar. İngiltere’de News Of The World gazetesi, dinlemeye karıştı diye bütün yöneticileri ceza aldı. Usulsüz, yasadışı dinlemeden ceza aldılar ve o gazete kapandı. Hatta The Guardian gazetesinin bilgisayarları MI6 tarafından bizzat yerle bir edildi. Şimdi bu Paralel Yapı da, Türkiye’nin kırmızı kitabındadır. 14 Aralık operasyonuyla bunların örgüt olduğu kesinleşti. Bu örgütün basın, yayın organı olmaz. Buna el konulmalı. Her gün devlete, millete küfür ediyorlar. MİT’i tehdit ediyorlar. Bunlar örgütün propagandasını yapıyorlar. Bunların gazetelerine ve televizyonlarına hukuk içerisinde el koyacaksın. 

KANAATİM; BÜTÜN BU OLAYLAR GÜLEN’İN İŞİ

Fetullah Gülen mi her şeyi organize ediyor yoksa bir üst akıl var mı?

Bütün bu dinlemelerin, kayıtların ve davaların Gülen’in kendi işleri olduğu kanaatindeyim. Çünkü Gülen grubunun istihbaratı herkesin malumudur. Bu kadar çok kişiyi dinleyip, bu kadar çok kişiye dava açıp, komplo kurabilen bir grup, bu işlere de çok fazla meraklıdır. Amerika, İsrail ise bu grubu kolluyordur. Gülen, şimdi Pensilvanya’da oturuyor ve Yeşil Kart sahibidir. Bu kartı almak için referanslarına baktığımızda bunların eski CIA çalışanları olduğu görülüyor. Amerika’nın kontrolünde bir bağ olduğu görülüyor.

“SELAM-TEVHİD GİBİ BİRÇOK GRUBUN HAYATINI KARARTTILAR”

Şu anda Tahşiye hareketi üzerinden Gülen grubunun, Vasat, Cübbeli Ahmet Hoca gibi diğer cemaatlere kumpas kurduğu konuşuluyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gülen grubu bir kere önünde rakip istemiyor, kendisini eleştirenlere tahammül edemiyor. Tahşiye hareketi de Gülen’i eleştirdiği için El Kaide ile ilişkilendirilerek, mağdur edildi. Selam-Tevhid gibi birçok grubun hayatını kararttılar.

Recep Tayyip Erdoğan, “İnlerine gireceğiz” demişti. Bu operasyonlarla inlerine girildi mi?

Evet, tabii ki… Şimdi en önemli polislerden 36 tanesi içeridedir. Tufan Ergüder, Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan gibi bir sürü polis içeridedir. Şimdi de Zaman gazetesi ve STV’ye girildi, başka yerlere de girilecektir.

Ekrem Dumanlı’nın Zaman gazetesinden alınmasını “Medyaya darbe” şeklinde lanse etmelerini nasıl görüyorsunuz?

Ekrem Dumanlı benim gözümde kriminal bir adamdır. Fetullah cemaatinin böyle sivil kanadı falan yoktur. Yurt Atayün neyse Ali Fuat Yılmazer odur, Hidayet Karaca neyse Tufan Ergüder odur. Bunların hepsi aynıdır. Pensilvanya’dan talimat geldiği an bunların hepsi kime kumpas kurulacaksa kurarlar, tutuklanacaklarsa tutuklarlar. 

Son 5-6 yılda bütün davaları yapan, davayı kurgulayan, her türlü operasyonu çeken bunlar ama şimdi bunlara bir operasyon olunca, kendilerine dokunulmaması gerektiğini söylüyorlar. Medya özgürlüğünden bahsediyorlar. Dumanlı, Akit muhabiri Mehmet Özmen’e sadece soru sorduğu için saldırdı. O zaman medya özgürlüğü neredeydi?

14 Aralık soruşturmasında Fetullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkmasını nasıl okumak gerekiyor?

Hukuki olarak bu grubun örgüt olduğu kesinleşti ve Fetullah Gülen için örgütün 1 numarası dediler. “Silahlı terör örgütünün lideri” diye yakalama kararı çıkarıldı. Kırmızı bülten çıkarılacak ve şimdi Amerika’dan istenecektir.

Amerika, Gülen’i verir mi?

Amerika, Gülen’i vermese bile deport eder. Kendi ülkesinde tutmaz, başka ülkeye gönderir.

(HÜSEYİN KULAOĞLU/AKİT)

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim