• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Özgür-Der Mart 2010 İnsan Hakları Raporu

Özgür-Der Mart 2010 İnsan Hakları Raporu
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi tarafından periyodik olarak hazırlanan aylık hak ihlalleri raporu yayınlanmaya devam ediyor. İşte 2010 yılı Mart ayına ait insan hakları bilançosu ve değerlendirme raporları…

 

 

 

 

 

MART 2010 İNSAN HAKLARI DEĞERLENDİRMESİ

 

Yargıyı Etkilemeyi Alışkanlık Haline Getiren Genelkurmay Başkanının Görevine Son Verilmeli ve Derhal Yargılanmasına Başlanmalıdır!

 

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Mart ayı içinde Doğan Medya Grubuna ait gazetelere verdiği demeçlerde, Ergenekon davası kapsamında sanık pozisyonunda olan 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk'e atfedilen suçların işlenmediğine dair "kefil" olduğunu belirterek, kesin bir dille bu konuda Saldıray Berk'in masumiyetine inandığını beyan etmiştir.

 

Normal şartlar altında, "hukuk devleti" olduğunu iddia eden sistemlerde, "devam etmekte olan yargılama sürecine müdahale" anlamına gelen bu tarz beyanlar suç kabul edilip, bu suçu her kim işlerse işlesin bulunduğu statü, pozisyon fark etmeksizin yargılanmasına başlanır. Oysa darbelerle revizyonunu sağlamayı gelenekleştiren Kemalist sistemin beslediği süreğen militarist vesayet ortamında yargı, her zaman Genelkurmay Başkanlarının müdahalelerine açık tutulmuştur. Cumhuriyetten bu yana alışıldığı üzere; İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri, DGM'ler, TSK mensuplarının istek ve taleplerini daima göz önünde bulundurup yargılamaları da bu doğrultuda nihayete erdirmişlerdir. Askerin gölgesi, bir baskı unsuru olarak Yargının üzerinde boy göstermekte ve militarist tahakküm yargıyı esir almak için elinden geleni yapmaya devam etmektedir.

 

Halen sürmekte olan davalara müdahale etmekte hiç bir beis görmeyen İlker Başbuğ, 2010 Kış Tatbikatı için gittiği Erzurum'da, havaalanında Org. Saldıray Berk'i makam aracına çağırarak Kışlaya birlikte geçmek suretiyle bu "kefaletini" pekiştirmeyi ihmal etmemiştir. Bulunduğu bölgede "darbe toplantıları" düzenleyip, planladığı darbeyle ilgili seminerler hazırlatan, savcılık iddianamesinde Ergenekon'un Erzincan yapılanmasının yöneticisi olmakla suçlanan ve 15 yıl hapsi istenen bir kişinin halen görevinin başında olup 3. Ordu gibi binlerce personeli olan bir yapıyı yönetmesi bile başlı başına bir skandal olarak ortada dururken; ordunun en kıdemlisi tarafından taltif edilip aklanmaya çalışılması, askeri tahakkümün ürkütücü boyutlarını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

 

Mütedeyyin insanları ayakkabı numaralarına kadar fişleyen, darbeye zemin hazırlayıp iktidarlarını pekiştirmek amacıyla camileri bombalayarak namaz kılanları katletmeyi bile akıllarından geçiren, çocukları denizaltına yerleştirdikleri patlayıcılarla imha edecek kadar gözü dönenlerin ve bu gibi bir yığın planın hazırlayıcısı olanların Cumhuriyet tarihinde ilk defa yargılandığı böyle bir atmosferde, defalarca çok önemli bu davaların selametine zarar verecek yönde müdahalelerde bulunan Org. Başbuğ'un görevine son verilmeli, işlediği bu suçlardan dolayı derhal yargılanmalıdır.

 

Yasakçıların Tehditlerine Rağmen Ece Nur'lar Her Geçen Gün Artıyor

 

İnanan insanların kimlikleri ve değerleriyle yaşamalarını içine sindiremeyen statükocu zihniyetin keyfi biçimde uyguladığı başörtüsü yasağı zulmü, tüm yakıcılığı ile her alanda sürüyor. Ece Nur Özel'in başörtüsüyle okula gitmek istemesi nedeniyle yaşadığı sorunlar ve ardından okuduğu okuldan sürülmesiyle gündeme gelen İlköğretim okullarındaki yasakçı ve baskıcı tutum aynı hızla sürmektedir. Diyarbakır Yenişehir İlköğretim Okulu 8′inci sınıf öğrencisi Sabiha Alaş ve Şair Sırrı Hanım İlköğretim Okulu 8′inci sınıf öğrencisi Büşra Ayata'nın başörtüleriyle okumak istemelerine tahammül edemeyen idareciler, korkutma ve tehdit yöntemlerine başvurarak bu öğrencilere yönelik başörtülerini çıkarmaları hususunda baskılarını artırmışlardır. Aynı zamanda Osmaniye'de de 7. sınıf öğrencisi Zeynep Sak, başını açmaya ikna edilemeyince önce resmi çekilerek polise verilmekle tehdit edilmiş, sonra hakaret edilerek okuldan kovulmuştur. Zeynep Sak bir ayı aşkın süredir okula keyfi bir şekilde alınmamaktadır.

 

Yaklaşık 8 yıldır iktidarda bulunan ve halkın desteğiyle bu konumunu pekiştiren AK Parti iktidarının başörtüsü yasağı noktasında göstermiş olduğu duyarsızlığı ve ciddiyetsizliği anlamak mümkün değildir. Derin bir sosyal yaraya dönüşen, kamusal alan maskesi altında her geçen gün alanı genişletilen bu yasağa yönelik acilen gerekli adımlar atılmalıdır. Bilindiği üzere, Ece Nur'un yaşadığı ciddi sorunlarla ilgili Meclise sunulan soru önergesine Milli Eğitim Bakanı tarafından verilen cevapta, mevcut yönetmeliklerin ve mevzuatın bu yasağın dayanağı olduğu beyan edilmişti. Uzun süredir halkın desteğiyle iktidarda bulunanlar, toplumun taleplerini görmezden gelerek ve zulmün "yasal" gerekçelerine sığınarak kendilerini zillete düşürecek söylemleri bir tarafa bırakmalı ve derhal İslami kimliğimize yaşam hakkı tanımayan bu yasakları sonlandıracak değişiklikleri hayata geçirmelidirler.

 

Tüm değerlerimizi hiçe sayan bir eğitim anlayışıyla şekillenen eğitim sisteminin amacı son tahlilde resmi ideolojiye sadık kullar devşirmek ve Türk Ulusuna ait olduğunu gönülden hisseden bir nesil inşa etmektir. Sistem yapısı gereği, muhalif olarak gördüğü hiçbir görüntüyü, inancı, düşünceyi hazmedememekte ve bu nedenle daimi biçimde tehdit unsurları üreterek keyfi yasakçılığının boyutlarını genişletmektedir. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan, sadece kanunlara aykırı bir yönetmeliğin mesnet kılındığı başörtüsü yasağını İlköğretim okullarına kadar katı biçimde uygulamaktan çekinmeyen zihniyet, bu zorba ve despot anlayışının altında yatan köklü İslam düşmanlığını, Mersin'de Kemalist bayanların sevinç görüntüleri eşliğinde çarşaf yırtma eylemiyle bir kez daha hafızalarımıza kazımıştır.

 

İslam'a ve İslami Pratiklere Düşmanlık Sergileyenleri Allah'ın Azabıyla Müjdeliyoruz

 

Mersin'de, halifeliğin kaldırılmasının 86. yıl dönümünü kutlamaları adı altında bir araya gelen yaklaşık 100 kişilik CHP'li kadın grubu, çarşaf yırtarak Kemalizm'e sadakatlerini tazeleyen bir rezalete imza atmışlardır. Kemalist ideolojinin bayraktarlığını halk düşmanlığı üzerinden sergilemeyi bu gibi ritüellerle pekiştiren CHP'lilerin bu son eylemi de göstermiştir ki; vaktiyle İslami ilkelerine bağlılıklarını ilan edenleri idam eden, ezanın asli diliyle okunmasını yasaklayan, büyük camileri ahırlara çevirmekten çekinmeyen ve İslami değerlerin hayata yansıyan tüm pratiklerine karşı zalimce tavır alan "halka rağmen halk düşmanlığı" anlayışı halen devam etmektedir.

 

Özü itibariyle faşizan bir zihniyeti temsil eden CHP ideolojisi, halka tepeden bakarak siyaset yapmakta ve yaşamın hiçbir alanında Müslümanların varlığına tahammül göstermemektedir. 2009 yerel seçimlerinden önce çarşaflı kadınları partisine alarak sözde inançlı insanlarla bir problemi olmadığını ispat etmeye gayret eden CHP yöneticilerinin "çarşaf açılımı" dedikleri bu süreç, Mersin'de gerçekleşen söz konusu faşist eylemle iflas etmiştir.

 

Hezeyanlar içinde çarşaf yırtan Kemalist kadınların sergilediği bu insanlık dışı görüntülerden de anlaşıldığı üzere; CHP'lilerin nezdinde halkın sahiplendiği değerler, ancak siyasi pragmatizme alet edilebilecek unsurlardır ve değerlere saygı anlamında ifade edilen her söz aslında topluma duyulan saygıdan değil de ikiyüzlü bir politika yürüterek oy potansiyelinin kendi hanelerine yazılması kaygısından kaynaklanmaktadır. Son yaşananlar ışığında tarihte yaşanan acılara bakıldığı zaman görülmektedir ki; Kemalizm'in Türkiye'de yaşayan insanlara sunacağı hiçbir olumlu değeri bulunmamaktadır. İslam'ı hayattan silme projesinin siyasi sığınağı olarak addedilen bu politik anlayışın mensuplarını, düşmanlıkları nedeniyle Allahın azabıyla müjdeliyoruz ve Allah'a savaş açanların muhakkak acı bir azaba duçar olacağını hatırlatıyoruz.

 

İslami Kimliğe Hayat Hakkı Tanımayan ve Yaşanan Her Türlü Hukuksuzluğun Kaynağı Olan Kemalizm'le Her Ortamda Hesaplaşılmalıdır.

 

Mart ayı içinde ortaya çıkan "gizli" damgalı bir belgede, Milli Güvenlik Kurulu Hukuk Müşavirliği'nin imzasını taşıyan 10 maddelik teklifle cami dışında kalan kamu ve özel bütün mekânlarda başörtüsünün yasaklanmasının istendiği ortaya çıkmıştır. Söz konusu belgede yasak bununla da sınırlı tutulmayıp, "herkese açık genel yerler"in de yasak kapsamında olacağı yazılmıştır. Ayrıca maddelerden birinde, din eğitimi yapanlar için de ağır cezalar öngörülerek, din eğitimi için bireysel faaliyette bulunanlar için 8 yıla kadar hapis cezası verileceği yazılmıştır.

 

MGK yapımı ve 28 Şubat hukuksuzluğunun bir ürünü olan bu tasarı, bugün darbe ve planlar tezgâhladıkları için yargılanan kişilerin İslam'ın izlerini toplumun hafızasından silmek amacıyla ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının açık bir ispatıdır. Balyoz planlarıyla namaz kılanları camilerde katletmeyi akıllarından geçirenler, "İrticayla Mücadele Eylem Planı"yla dindarları iftiralarla yaftalayıp yeni 28 Şubatlar hazırlama aşamasında olanlar, Kemalizm'in bir türlü inşa etmeyi başaramadığı "Laik Türk Ulusu"nun inşası ve tek tipleştirilen bir toplum hayaliyle bu gibi planları hazırlamaktan vazgeçmeyeceklerdir. Bu nedenle, "Kürt Sorunu", "Başörtüsü Yasağı", "Yolsuzluklar", "Bilinçli Yoksullaştırma ve Köleleştirme Çabaları" vb gibi tüm yasaklar, ihlaller ve ihmallerin Kemalist Oligarşinin ürünü olduğunun altı çizilmeli, her türlü olumlu kazanımların elde edilmesi için Kemalizm ile her ortamda hesaplaşılmalıdır.

 

Yasakçılar, Başörtüsü Yasağını Yaşamın Tüm Alanlarına Taşımak İçin Her Fırsatı Değerlendirmeye Devam Edeceklerdir.

 

Bilançomuzun "İnanç Özgürlüğüne Yönelik İhlaller" başlığı altında işlenen hak ihlallerine bakıldığı zaman görülecektir ki, MGK Hukuk Müşavirliğinin zamanında hazırladığı gizli belgenin maddelerinin bu gün de hayata geçirilmesine çalışılmakta, başörtüsü yasakçılarının amaçlarının hayatın tüm alanlarında bu yasağı uygulamak olduğu anlaşılmaktadır. Edirne'de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen bilimsel bir toplantıya başörtülü oldukları gerekçesiyle alınmayan bayan doktorlara reva görülen bu haksız uygulama, mezkûr belgeyle rahatlıkla ilintilendirilebilir bir örnektir. 28 Şubat sürecinde, militarizmin bağrına sığınarak; askerlerin verdiği brifinglere koşa koşa katılmaktan çekinmeyen rektörlerin yönetimi altındaki üniversitelerde palazlanan bu yasakçı tutum, hali hazırda en katı biçimde birçok üniversitede devam etmektedir.

 

Aynı zamanda, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu taşıma araçlarına binmek için verilen indirimli öğrenci pasolarının üzerinde bulunan fotoğraflar için, "kılık kıyafet yönetmeliğine uygun olması" şartının aranması da kamusal alan isimli soyut kavramın ulaştığı menzili göstermesi açısından ibretlik bir durumdur. Konuyla ilgili açıklama yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, öğrencilerin başlarını açması durumunda problemin çözüleceğini ve toplu taşıma indirim kartlarını alabileceklerini belirterek, sistemin yasaklarına biat edilmesi gerektiğini vurgulamaktan çekinmemiştir. Yasakçı zihniyetin muhafızlarından olan CHP'nin sorunun çözümünden daha ziyade, yasağın sınırlarını genişletip sistemin bina edildiği halk düşmanlığını sağlamlaştıran bir siyasi tutumu olduğu, Kocaoğlu'nun açıklamalarıyla bir kez daha belgelenmiştir.

 

Mart ayı içinde yaşanan inanç özgürlüğü ihlallerinden biri de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne hastasını götüren bir hasta yakınının başörtülü olduğu için maruz kaldığı insanlık dışı bir uygulamayla ilgilidir. Çocuğu havale geçirdiği için çocuğunu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Acil Servisine götüren Sevda Akçay, başörtülü olduğu nedeniyle hastanenin Acil Sorumlusu Prof. Dr. Halit Çam'ın hakaretlerine maruz kalmıştır. Çocuğun yaşadığı hastalığı annesinin başörtülü olmasına bağlayarak, ileri sürdüğü tıbbi bahanelerin arkasına sığınmak suretiyle hakaretlerini sürdüren Çam'ın bu tavrı, insanlıkla bağdaşmayan bir tavırdır. Olaya tanıklık eden diğer hasta yakınlarının ifadelerine bakıldığı zaman; onuru, kimliği ve kişiliği aşağılanan hasta yakını Sevda Akçay, çok ciddi bir duygusal travmaya ve edepsizliğe maruz kalmıştır. Yaşananlar, yasakçıların gözlerinin nasıl karardığını ve her fırsatta inanca hakaret etmeye devam edecekleri anlamına gelmektedir.

 

Sistem Muhalifi İnsanlara Yargının Verdiği Keyfi Cezalar Kabul Edilemez

 

Sisteme muhalif unsurlara yönelik operasyonlar Mart ayı içinde de tüm hızıyla devam etti ve anlaşıldığı kadarıyla muhaliflerin bu şekilde sindirilmeye çalışılma çabası sürecektir. İslami inancı nedeniyle birçok kişi; El-Kaide, Hizbullah, Hizbu-t Tahrir isimli oluşumlarla bağlantılığı oldukları iddiasıyla gözaltına alınmış, evlerinde bulunan İslami içerikli dergi, kitap, gazete vb ne varsa suç delili olarak kabul edilmiştir. Müslümanların gözaltına alınma biçimleri ve medyada konunun işlenmesine bakıldığı zaman, bu insanlar, fütursuzca yargısız infazlara kurban edilerek çok ağır biçimde suçlanmaktadırlar. Miting tertip etmek, gıyabi cenaze namazı kılmak, Gazze'ye yardım geceleri düzenlemek bile çok ağır cezalar alınmasına yol açacak eylemler olarak yorumlanmakta, yargıçlar ürettikleri hukuk dışı yorumlarla muhalif Müslümanlara gözdağı vermek amacıyla bu gibi yorumlara başvurmaktadırlar.

 

Aynı şekilde bölgede düzenlenen protesto gösterilerine katıldıkları, slogan attıkları, pankart taşıdıkları ve bu gibi eylemleri düzenledikleri gerekçesiyle her gün onlarca insan KCK (Koma Ciwaken Kürdistan – Kürdistan Topluluklar Birliği) üyesi olmak iddiasıyla tutuklanıp haklarında çok ağır cezaları öngören iddianameler hazırlanmaktadır. Demokratik Açılım projelerinin rafa kaldırılmasının ardından yaşanan bu toplu gözaltı furyası hala devam etmekte ve kamuoyunda çok ciddi rahatsızlığa yol açan bu operasyonlar Kürt Sorunu'nun çözümü yönünde gelişen umutları karartmaktadır.

 

TMK Mağduru Çocuklar Derhal Salıverilmeli ve TMK Değiştirilmelidir

 

Bununla birlikte çocuk yaşta olan ve çoğunluğunu polise taş atan çocukların oluşturduğu TMK mağduru olarak bilinen çocukların cezaevi şartlarının zorluğu ve ağırlığı, konuyla ilgili cezaevlerinde yaşanan ihlallerin artarak devam ettiği, işlenen ihlal haberleriyle gündemimize gelmeye devam etmektedir. Çocuklar küçücük yaşlarına bakılmaksızın yıllarca hapis cezalarına çarptırılmakta ve verilen cezaların sebebi olarak ya bir eyleme iştirak etmeleri ya da polise taş atmaları gerekçesine başvurulmaktadır. Ülkeyi kan gölüne çevirmeyi planlayanlara dokunmayan yargı düzeni, sistemin bekasını amaçlayan politik tutumunu çocukların hayatlarını cezaevlerinde çürütmekle ispat etmeye çabalayadursun; hukukun bu ülkede siyasallaşıp militarizmin gölgesi altında şekillendiği artık herkesin malumudur. Her ay vurguladığımız gibi bu ay da yine ifade ediyoruz ve diyoruz ki; TMK nedeniyle cezaevlerini dolduran binlerce çocuk derhal salıverilmeli ve bu çocukların ceza almasına neden olan TMK'nin ilgili maddeleri değiştirilmedir.

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi

İnsan Hakları Komisyonu

 

2010 MART AYI HAK İHLALLERİ BİLANÇOSU

 

ÇOCUK HAKLARI

 

Taş Atan Çocuğa 7 Yıl Hapis

Şırnak'ın Cizre ilçesinde polise taş attığı iddiasıyla yargılanan 17 yaşındaki İdris K. hâkim karşısına çıktığı ilk duruşmada, 7 yıl 5 ay hapis cezası verildi. (Timeturk - 2 Mart)

 

Ellerin Tozlu, Terlisin, Taş Attın! 

Bingöl'ün Genç ilçesinde 2 ay önce Öcalan'ın cezaevi koşullarını protesto etmek için gerçekleştirilen yasadışı gösteriye katıldıkları gerekçesiyle 3'ü tutuklu 6 çocuk hakkındaki iddianame tamamlandı. Sabah Gazetesi'nde yer alan habere göre, çocuklar hakkında "örgüt adına suç işlemekten" 10 yıl, "gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet"ten 5 yıl, "örgüt propagandası yapmak"tan da 5 yıl olmak üzere toplam 20'şer yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. 6 çocuğa istenen cezaların toplamı 120 yılı buldu. (islahhaber.com - 2 Mart)

 

Gözaltına Alınan Çocuğa Hırsızlık Teklifi Ve İşkence

Diyarbakır'ın merkez Kayapınar İlçesi'nde polisler tarafından gözaltına alınarak işkenceye maruz kaldığını iddia eden 16 yaşındaki R.E., İHDDiyarbakır Şubesine başvurdu. Yüzünde morluklar bulunan R.E. polislerin kendisinden hırsızlık yapmasını istediklerini ileri sürerek, kendisine yapılan teklifi kabul etmediğini, bu nedenle 3 saat boyunca işkenceye maruz kaldığını söyledi. (DİHA - 3 Mart)

 

Bayrak İndirmekle Suçlanan Çocuğa 7 Yıl 5 Ay Hapis Cezası

Diyarbakır 5. Ağır ceza Mahkemesi'nde  'yasadışı' gösteriye katıldığı ve Diyarbakır Ana Okulu'na asılı Türk bayrağını indirdiği iddiasıyla yargılanan R.Ö. 'Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek', '2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek' ve 'Türk bayrağını alenen aşağılamak' suçlamasıyla 7 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti daha sonra, suç tarihinde sanığın 18 yaşından küçük olduğu gerekçesiyle tahliyesine karar verdi. (DİHA - 4 Mart)

 

15 Yaşındaki Çocuğa Müebbet

Adana'nın Seyhan ilçesinde PKK'nin kuruluş yıldönümü olan 15 Ağustos'ta gerçekleştirilen eylemlere katıldığı gerekçesiyle hakkında dava açılan 15 yaşındaki S.B için . Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanan yargılama dosyasında Adana Adli Tıp Kurulu'nun S.B hakkında hazırladığı "19–21 yaşlarında olabilir" şeklindeki raporda yer alırken, bu rapora dayanarak iddianamesini hazırlayan savcılık makamı da S.B için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini istedi. (Yüksekova Haber - 4 Mart)

 

Kadıköy Belediyesi'nden Lise Öğrencilerine Ahlâksız Promosyon

Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı tarafından 13.sü düzenlenen Liseler Arası Müzik Yarışması'na katılan öğrencilere prezervatif dağıtıldı. Aileler söz konusu uygulamaya tepki gösterdi. (Timeturk - 7 Mart)

 

Çocuk Cezaevleriyle İlgili Ürküten Rapor

Gençlik ve çocuk cezaevlerinde incelemelerde bulunan TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun hazırladığı rapor, en büyük sorunun 'yalnızlık' ve 'az yemek' olduğunu ortaya koydu. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, çocuk ve gençlerin kaldığı 7 kapalı cezaevinde haftalarca süren çalışmasını tamamladı. Hazırlanan rapor, demir parmaklıklar ardında cezalarının bitmesini bekleyen çocukların yürek burkan dramını da gözler önüne serdi. İncelemelerde, çocuklar ile ailelerinin büyük maddi sıkıntı içinde oldukları tespit edildi. (Aktif Haber – 7 Mart)

 

Çocuk Tutukludan Mektup: 'Adalet İstiyoruz'

2 yıldır Siirt E Tipi Cezaevi'nde bulunan A.Ö. (17), yakınlarına gönderdiği mektupta, cezaevinde tutuklu bulanan çocukların sorunlarını anlatarak, devletin ve adaletin çocukların durumunu görmesi için mektubun gazetelere de gönderilmesini istedi. (Evrensel - 8 Mart)

 

Ağabeyinden Üç Yaş Büyükmüş

Adi Tıp Kurumları'nın verdiği kemikten yaş tespiti ile ilgili raporlar tartışma yaratmaya devam ediyor. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu'nu da 'taş atan çocuklarla' ilgili görülen davalarda kimi raporlar çocukları 'çocuk' olmaktan çıkartıp birer yetişkin yapabiliyor. İki yıl önce Şırnak'ın İdil İlçesi'ndeki bir gösteriye katıldığı iddiasıyla gözaltına alınan ve çobanlık yapan 16 yaşındaki O.S. yasadışı örgüte üye olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 16 yaşında olan O.S'yi 'yaşıtlarından daha büyük gösterdiği gerekçesiyle' Mardin Devlet Hastanesi'ne sevk etmiş ve yaşı ilgili bir rapor istemişti. Hastanenin hazırladığı rapora göre ise O.S. 16 değil 21 yaşındaydı. O.S.'nin avukatları rapora itiraz edince bu kez O.S. İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. O.S., İstanbul'dan gelen rapora göre de 21 yaşındaydı ve 18 ve 20 yaşındaki iki ağabeyinden de daha büyüktü. (islahhaber.com -12 Mart)

 

Taş Atan Çocuğa İlk Duruşmada 11 Yıl Hapis

Şırnak'ta gösteriye katıldığı ve polise taş attığı iddiasıyla yargılanan A.E. isimli çocuğa, üç ayrı suçlamadan 11 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti, A.E.'nin "Örgüt propagandası yapmak" suçundan 1 yıl, "2911 Gösteri ve Toplantı Yürüyüşleri Kanunu'na Muhalefet Etmek" ve "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" suçlarından da 10 yıl hapis cezası aldı. Toplam 11 yıl ceza alan A.E.'nin yaşının küçük olması ve yargılama sırasındaki davranışları göz önüne alan mahkeme heyeti cezayı 7 buçuk yıla indirdi. (ANF -  12 Mart)

 

Okuluna Giderken Hapis Cezası Aldı

Adana'da geçen yıl aralık ayında düzenlenen gösterilerde yakalanan 14 yaşındaki çocuk, İl Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmez'in talimatıyla yeniden okuluna döndüğü sırada hakkında açılan davada toplam 4 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. (Islahhaber- 12 Mart)

 

U.K.'Ye Taş Atmaktan 7 Yıl 5 Ay Hapis Cezası

Diyarbakır'da polise taş attığı gerekçesiyle yargılanan 16 yaşındaki U. K, 7 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, daha sonra Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'ndaki "dağılma sırasında silah veya araçlarla mukavemet etmek" suçundan verdiği 2 yıl 9 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verdi. (ANF - 17 Mart)

 

Polisin Saldırısında 13 Yaşındaki Çocuk Gözünü Kaybetti

Adana'nın merkez Seyhan İlçesi'ne bağlı Dağlıoğlu Mahallesi'nde yapılan Newroz kutlamasına, polisin saldırısında sırasında sol gözünden yaralanan 13 yaşındaki R.A. adlı çocuk gözünü kaybetti. (ANF - 18 Mart)

 

16 Yaşındaki B.B.'Ye 5 Yıl 6 Ay Hapis Cezası

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Batman'da düzenlenen gösteriye katıldığı iddiasıyla 4 aydır tutuklu bulunan 16 yaşındaki B.B.'ye "örgüt üyesi olmak", "örgüt propagandası yapmak" ve "2911 Sayılı Gösteri Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"na muhalefet etmekten toplam 5 yıl 6 ay hapis cezası verdi. "2911 Sayılı Gösteri Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"na muhalefetten verdiği 10 ay hapis cezasını erteleyen mahkeme heyeti, B.B.'nin cezaevinde yattığı süre ve yaşını göz önünde bulundurarak, tahliyesine karar verdi. (ANF - 19 Mart)

 

Atatürk'e 'Ajan' Diyen Çocuklara, 7,5 Yıl Hapis

Diyarbakır'da DTP'nin kapatılmasını protesto etmek amacıyla yapılan gösteride 'ajan Atatürk' diyen H.Ç., ile F.D., adlı çocuklar ve Abdurrahim Taraman, 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. (Islahhaber- 25 Mart)

 

Sakarya'da 17 Yaşındaki Lise Öğrencisine Ajanlık Teklifi

Sakarya'da Newroz bayramı kutlamalarına katıldıktan sonra gözaltına alınan 17 yaşındaki lise öğrencisi M.İ. nin karakolda darp edildiği ve ardından ajanlık dayatmasında bulunulduğu iddia edildi. (DİHA - 27 Mart)

 

Diyarbakır'da 6 Çocuğa 45 Yıl Hapis

Şırnak'ta farklı zamanlarda düzenlenen gösterilere katıldıkları ve 'polise taş attıkları' iddiasıyla haklarında dava açılan 6 çocuğa toplam 44 yıl 6 ay hapis cezası verildi. (DİHA - 30 Mart)

 

IRKÇI SALDIRILAR

 

Ayrımcılığın Böylesi Görülmemiş!

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin Trabzon'un Düzköy ilçesine bağlı Çayırbağı beldesine hibe ettiği itfaiye aracı ayrımcı tepkilere yol açtı. (Islahhaber- 4 Mart)

 

Üniversitede Öğrencilere Ülkücü Saldırı!

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nde okuyan Kürt öğrenciler, kaldıkları yurdun banyosunda çamaşırlarını yıkadığı esnada ülkücü bir grubun saldırısına maruz kaldı(Evrensel – 10 Mart)

 

Giresun'da 100 Ülkücü 3 Kürt Öğrenciye Saldırdı

Giresun Üniversitesi Tirebolu Mehmet Bayrak Meslek Yüksek Okulu'nda okuyan 3 Kürt öğrenciye yaklaşık 100 kişilik ülkücü bir grubun satır ve sopalarla saldırdığı belirtildi. (ANF -17 Mart)

 

'Solcu Ve Kürt Öğrenci Barındırmayacağım' Tehdidi

İstanbul'da TEKEL direnişine, okul bahçesinde etkinlik düzenleyerek destek veren 24 lise öğrencisinin okuldan atılmasına ardından okula çağırılan ailelere ''Burası Sarıgazi hasas bölge. Bu okulda solcu ve Kürt öğrenci barındırmayacağız'' tehditleri yapıldı. (ANF - 18 Mart)

 

Afyon'da Öğrencilere Polis Ve Ülkücü Saldırı: 30 Gözaltı

Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde artan baskıları kınamak için Rektörlük binası önünde oturma eylemi yapan Kürt kökenli öğrencilerin, polis ve ülkücülerin saldırısına maruz kaldığı bildirildi. Saldırının ardından 30 öğrenci gözaltına alındı. (DİHA - 26 Mart)

 

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE

 

45 Liralık Fatura İçin Engelli Dedeye Hapis

Ankara'nın Yenidoğan semtinde oturan felçli ve kör olan 61 yaşındaki Dursun Erselligil'e 45 TL'lik su faturası geldi. Okuma yazması olmayan ve faturadan haberi olmayan Zeynep ve Dursun Erselligil'in su sayacı ASKİ tarafından söküldü ve Dursun Erselligil 6 ay hapis ve 990 TL para cezasına çarptırıldı. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan Dursun Erselligil herkesin şaşkın bakışları arasında Sincan L Tipi Cezaevi'ne gönderildi. (islahhaber.com - 1 Mart)

 

'Dövüldüm, Elektrik Yedim'

Midyat'ta askerliğini yapan Yunus Tekin Dicle, hırsızlık suçlaması ile gözaltına alındığı Midyat Emniyet Müdürlüğü'nde işkence gördüğünü söyledi. Yunus Tekin, Dicle'ye Emniyet Müdürlüğü'nde önce 6-7 polis tarafından başına poşet geçirildiğini,  serçe parmağı ve cinsel organına bağlanan kablolar ile vücuduna elektrik verildiğini iddia etti. (Birgün - 2 Mart)

 

Gözaltında İşkence ve Kötü Muamele

Diyarbakır'ın Kayapınar İlçesi'nde 28 Şubat 2010'da gerekçe gösterilmeden üç arkadaşıyla birlikte sivil polis ekibi tarafından gözaltına alınan R.E. (16), Şehitlik Polis Karakolu'nda polis memurları tarafından darp edildiğini ileri sürdü. (Gündem - 8Mart)

 

Polis Kayabaş'ın Gözünü Kör Etti

İstanbul Kadıköy'de polisin işkencesi sonucu Şerafettin Kayabaş adlı bir kişi sol gözüne aldığı darbe sonucu kör oldu. Suç duyurusu yapacağını söyleyen Kayabaş, polisin parasına da el koyduğunu söyledi. Polis ise Kayabaş'ın mağazanın camına kafasını çarparak gözünün yaralandığı iddia etti. (ANF - 9 Mart)

 

Rize'de Polis Vahşeti

Rize'de esnaflık yapan bir yurttaş, polis memuruna yardım amaçlı verdiği parayı geri isteyince karakola getirilecek darp edildi. Rize'nin Fındıklı ilçesinde esnaflık yapan Necmettin Döne geçtiğimiz yıl bir polis memuruna verdiği borcu sorunca karakola götürülerek darp edildi. Olayla ilgili suç duyurusunda bulunan Döne, polislerin olay anı görüntülerini iş yerine giderek sildiklerini iddia etti. (Birgün - 13 Mart)

 

İlköğretim Okulunda Şiddet

Konya'nın Selçuklu İlçesi'ne bağlı Tepeköy Beldesi'nde 11 Mart 2010'da Tepeköy İlköğretim Okulu 2. sınıf öğrencisi F.O.'nun (7) ders kitabını getirmediği gerekçesiyle öğretmeni H.A.'nın (36), sınıfta bulunan 28 öğrenciye F.O.'ya tokat attırdığı iddia edildi. (Milliyet - 16 Mart)

 

İlköğretim Okulunda Şiddet

Van'ın Saray İlçesi'ne bağlı Örenburç Köyü'ndeki ilköğretim okulunda öğretmenlik yapan asteğmen M.T.'nin 17 Mart 2010'da, sırada konuşan öğrencisi Ö.Y.'yi (13) döverek burnunu kırdığı ileri sürüldü. Özalp Devlet Hastanesi'nde yapılan tedavinin ardından "iş göremez" raporu alan Ö.Y.'nin ailesinin M.T. hakkında suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. (Radikal - 20 Mart)

 

Diyarbakır Adliyesi'nde 2 Avukata Polis Dayağı

Diyarbakır Adliyesi'nde geçen hafta iki avukatın polisler tarafından dövülmesi üzerine Baro suç duyurusunda bulundu. Baro Başkanı M. Emin Aktar, iki avukat arkadaşlarının sözlü ve fiziki saldırıya uğradıklarını ve Devlet Hastanesi'nden rapor aldıklarını söyledi. (DİHA - 29 Mart)

 

İfade Vermeye Giden Vatandaşlara Tehdit

Geçtiğimiz yıl Siirt'in Eruh İlçesi'nde düzenlenen '1. Eruh Çırav Kültür Sanat ve Doğa Festivali'ne Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi'nden katılan ve aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişiye soruşturma açıldı. Haklarında soruşturma açılan vatandaşlar, Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne ifade verdi. İfade veren vatandaşlar, ifade işlemleri sırasında tehdit edildiklerini iddia etti. (DİHA - 30 Mart)

 

Polis Karakolunda İşkence

Aydın'da bir kavgaya karışan kardeşini sormak için gittiği Efeler Polis Karakolu'nda kendisine işkence yapıldığını ileri süren Ferman İvdil, bir yandan darp edilerek saatlerce gözaltında tutulduğunu diğer yandan da 'polise mukavemet etmek' suçlamasıyla mahkemede yargılandığını söyledi. (DİHA - 31 Mart)

 

KAYIPLAR VE FAİLİ MEÇHULLER

 

Kaçırılan İşadamlarından Haber Alınamıyor

İstanbul Beykoz'da, bir görüşme yapmak için gittiği Acarkent Villaları'ndan 1,5 yıl önce kaçırıldığı iddia edilen iş adamı Ramazan Kocakaya'dan hala haber alınamıyor. (Timeturk - 2 Mart)

 

'Gözaltında ve Postanede Kaybedilenler' Bulundu!

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 1994 yılında kaybolan beş kişiye ait kemikler, 2003 yılında bir toplu mezardan çıkarıldı, 2009 yılında kimlikleri tespit edildi. Son olarak Adli Tıp ile savcılık arasında 'postada kaybolan' kemikler, Diyarbakır Kimsesizler Mezarlığı'nda bulundu! Ali Bulut, Emre Bulut, Ramazan Bulut, Hasan Orhan ve Mehmet Orhan, 1994 yılında gözaltına alındıkları öğrenildikten sonra ortadan kayboldu.(Radikal – 11 Mart)

 

Gözaltında Kayıp İddiası

İstanbul'un Maltepe ilçesi Gülsuyu mevkiinde çalıştığı çay bahçesinden 8

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim