• BIST 108.489
  • Altın 151,165
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ötekileştirmeye Rağmen, Berikileştirmenin Kutsallığı!

Ötekileştirmeye Rağmen, Berikileştirmenin Kutsallığı!
Bakın Bengisu Karaca bunu nasıl anlatıyor...

 






 

ÖTEKİLEŞTİRME, farklı kültürel taleplere sahip olan ve bu taleplerden doğan siyasi sonuçları da üstlenmek durumunda bulunanların sistem, muktedir ya da çoğunluk tarafından işaretlenmesini, dışlanmasını, toplumun dışına itilmesini ifade etmek bağlamında sık sık kullandığımız bir tabir. Ama "ötekileştirme"ye, ya başında ya sonunda eşlik eden, ya da aralarda merhem olarak devreye giren, daha iyi niyetli gibi durduğu için pek dikkat çekmeyen, adı konulmamış bir şey daha var. Ben ona "berikileştirme" diyorum. Bu, "Yok yok, hiç farklı değiliz aslında, siz de bizdensiniz, gelin beri" durumudur.

Berikileştirme, iktidarı paylaşan güçler arasında, o güçler çatışsa bile ortak olan bir payda. Bu nedenle üzerinde durulmaya değer.

Aleviler sorun mu çıkarıyor sözgelimi? "Aleviler ve biz aynı dine mensubuz, mesele Hz. Ali'yi sevmekse biz daha Alevi'yiz" dersiniz, olur biter.

Kürtler söz konusu olduğunda hemen benzer bir diskur devreye giriyor: "Biz yıllarca kız alıp kız verdik, bu topraklar hepimizin, biz kardeşiz."

Başörtülüler maraza mı çıkarıyor? "Bizim de anamız bacımız başörtülüdür, onlar bizim anamız... Saygımız sonsuz." Ya da şu: "Biz aslında çok benziyoruz, türbanı at, altından çıkanla aynıyız, aslında fark mark yok."

Ama var. Eğer olmasa, cemevine ibadethane statüsü verilmesini isteyen Alevi niye herkes gibi paşa paşa camisine gitmeyip başına dert alsın?

PKK'sız ve BDP'siz bir hayat süren Kürtlerin cumhuriyetle ilgili eleştirileri de sistemle ciddi bir çelişkisi olmamış sıradan Türklerinkinden farklı. Kentli Kürt ile kırsaldaki Kürt birbirinden farklı.

Başını örten ile örtmeyi hiç düşünmeyen farklı. Onu bırakın, muhafazakâr bir hayatı seçmiş açık kadın ile daha modern ve liberal bir hayat tarzını seçmiş açık kadın birbirinden farklı. Başını örtmüş ama iş hayatına atılmaya azmetmiş başörtülü kadınla, "Bir kadın öncelikle iyi bir anne ve eş olmalıdır" diyen başörtülü kadın da birbirinden farklı.

"Aramızda hiçbir fark yok" demek, farklılıkları örtemiyor, ama hakikati örtüyor.

TÜRK USULÜ ANTROPOMORFİZM

"Berikileştirme", bir tür antropomorfizm. İnsanın anlayamadığı ve niteliklerinden emin olamadığı bir varlığı tanımlarken kendisinden yola çıkması aslında evrensel bir tutum. Tanrı'yı anlamak için ona "insansı" nitelikler vermek gibi. Çizgi filmlerdeki hayvanların hepsinin neredeyse insan gibi gülmesi, yaşaması ve davranması gibi. Ancak bizde fazladan bir nitelik de eklemleniyor bu antropomorfizme. Biz aynı zamanda "fark"tan korkan da bir toplumuz. Doğrusu, bu genetiğimizin kültürel kodlarına sinmiş bir şey olabilir. Dramatik bir uzaklığı, ayrı düşmeyi ifade eden "iftirak" kelimesinin "fark" kelimesinden türediğini hatırlamak bile bu davranışımızın kökenini ele verebilir.

Fark korkutuyor. Çünkü ardından "siyasi bir talep" de gelebilir. Bakmak lazım, acaba farklılıkların dile getirilmesi ve kabul görme beklentisi ile bunların siyasi bir talebe dönüşmesi arasındaki mesafe o kadar kısa mı?

Hayır. Aslında bir hayli uzun. Öyle ki o mesafede, önce görmezden gelme, sonra ötekileştirme, sonra ötekileştirmeyi tamir için devreye sokulan "berikileştirme", sonra yeniden inkâr etme şeklinde bir dizi faaliyetin geçtiği bir süreç var. O süre o kadar uzun ki, beklenti yaraya dönüşüyor, o yarayı siyaset zemininde temsil eden legal ya da illegal yapılar ortaya çıkıyor; bu yapılar temsil edilen kitle adına sertleşiyor, o kitle adına inatlaşıyor, o kitle adına cinayet işliyor ve o kitle adına uzlaşımsızlık sergiliyor. En nihayetinde, inat, siyasi hesap ve samimiyetsizlik, farklı olduğunu iddia eden kimliğin parçası haline geliyor. Kürt meselesinde gelinen nokta, buna verilecek en iyi örnektir.

Partisiyle, iktidarıyla, askeriyle, yargısıyla, kültür yapıcılarıyla ve sivil toplumuyla hemen her kurum, grup ve birey artık şunu görmeli: "Farklılıkları" evcilleştirmeye (berikileştirme) ya da yabanileştirmeye (ötekileştirme) verdiğimiz enerjiyi onları anlamaya ve sindirmeye verseydik, bugün bu noktada olmazdık. Henüz bu safhaya gelmemiş sorunlarda bu noktaya dikkat ederek davranırsak, belki daha iyi olur.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim