• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 5 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Öteki Gurbetçiler -3-

Öteki Gurbetçiler -3-
Annesi Nijeryalı, babası bir Türk olan minik Fatma, yıllardır gördüğü her Türk'e bu soruyu soruyor: Siz benim babamı gördünüz mü?

 

 

 

 

 

“Öteki gurbetçiler”in de romanlara ve filmlere konu olacak hikayeleri var. Geliş hikayeleri, kefillerle yaşananlar, Türkiye’ye gidemeyenler, gidip geri dönenler, gurbette ölenler ve gurbette evlenenler... Acılar, sevinçler, gözyaşları...

Suudi Arabistan kanunları “taaddüd”e, yani çok evliliğe imkan verdiği için ailesini yanına getiremeyenler arasında burada ikinci bir evlilik yapmak epey yaygınlaşmış. Ailesi Medine’de olduğu halde çok evliliği deneyip iki ve hatta üç evlenenler de varmış tek tük de olsa. Kimi bu işi Türkiye’deki ailesine haber vererek açıktan yapıyormuş, kimi de gizlice evleniyor fakat bir süre sonra kokusu ortaya çıkıyor ve ailesi öğreniyormuş gurbette evlendiğini. Karda yürüyüp iz bırakmayanlar da varmış tabii ki...

Ordu Fatsa’dan Recep Ali Boztepe... 1947 doğumlu. Elektrikçi. 1985’in 12. ayında gelmiş Recep Amca. Bin Ladin Şirketi’ne Mescid-i Nebevi’nin inşaatında çalışmak üzere gelmiş. Gelmiş ve o da öylece kalmış. Dönememiş. İzine gidip geliyor Türkiye’ye.

“Buraya alıştım. Gidemiyorum. Başka yerlerden iş teklifleri geldi. Cidde’den çağırdılar, gitmedim. Medine’den gidersem Türkiye’ye giderim” diyor.

Recep Amca da Medine’de ikinci evliliğini yapanlardan. İlk eşi Fatsa’da. İki oğlu ve iki kızı var memlekette. Yemeğini yapacak, çamaşırını yıkayacak ve gurbette kendisine hayat arkadaşı olacak bir kadın ararken 12 yıl önce Nijeryalı bir bayanla evlenmiş. “Yenge bir şey demedi mi?” diye soruyorum. “Allah razı olsun, Ordu’daki ailem hiçbir problem çıkarmadı” diyor.

Osman Muhammed isimli bir oğlu var Recep Amca’nın Nijeryalı eşinden. 2000 doğumlu. Türk vatandaşı ve Medine’deki Türk Okulu’nda ilkokul üçe gidiyor.

Recep Amca’nın Nijeryalı eşinin ve oğlu Osman’ın oturum izinleri yok. Recep Amca da aile vizesinin Türklere kolaylaştırılması için Başbakan’ın girişimde bulunmasını istiyor.

Osman’ı kendi nüfusuna kaydettirmiş. Osman’ın nüfus cüzdanını çıkartırken küçük bir problem yaşamış. “Nüfus memuruna ısrarla tembih etmeme rağmen Osman’ın soyadını nüfus cüzdanına Muhammed olarak yazdı. Benim soyadımı yazmadı. Konsolosa şikayet ettim, konsolos bana hak verdi. Cidde’ye gidip düzelttireceğim.”

İşçilerin sıkıntılarını da şöyle anlatıyor: “Buradaki sıkıntılar belli. Sigorta yok. 10 yıldan beri aynı maaşla çalışıyorsun. Hak diye birşey yok. 1800 riyal (yaklaşık 715 TL) maaşla 25 yıl çalışan var. Sonuçta elinde hiçbir şey kalmıyor. Geçim burada zor şimdi. Ben dışarda başka işler de yapmasam geçinemeyeceğiz.”

Recep Amca da dönmeyi düşünmeyenlerden. “İzine gidip geleceğim ama temelli dönmeyi düşünmüyorum” diyor. “Burada Mescid-i Nebevi’nin ve Medine’nin manevi havasından yararlanıyorum. Hergün en az iki vakti Mescid-i Nebevi’de kılıyorum.”

Fatsalı Recep Amca, Nijeryalı eşiyle uyum sorunu yaşamamış. Osman’la ilgil planları var. Osman’ın adına bir ev alacakmış Türkiye’de. “Burada kaldığım sürece Osman burada Türk Okulu’nda okuyacak. Mecbur kalır da gidersem, Osman da benimle Türkiye’ye gelecek.”

Ordulu Recep Amca ile Nijeryalı Rahime Teyze’nin oğlu Osman Muhammed üç dil biliyor: Türkçe, Arapça ve Hausa. Türk Okulu’nda olduğu için Türkçeyi çok iyi biliyor. Kendisini Nijeryalı’dan daha çok Türk hissediyormuş Osman. Türk kanallarını seyrediyormuş ve Türkiye’yi çok merak ediyormuş. En çok da Fatsa’yı. Fatsa’daki abileriyle telefonda konuşuyorlarmış.

Okulunu ve öğretmenlerini çok sevdiğini ve onların da kendisini sevdiklerini anlatıyor. Büyüyünce doktor olmak istediğini söylüyor, hasta insanları iyileştirmek için. Fenerbahçe’yi tutuyormuş. “Fenerbahçe şampiyon olacak” diyor.

Osman’ı küçük bir sınava tabi tutuyorum. “Türkiye’nin başbakanı kim Osman?” “Recep Tayyip Erdoğan.” “Cumhurbaşkanı kim?” “Abdullah Gül.” Erdoğan’ın çok seviyormuş. Bir de memleketten gelen fındığı.

İkinci evliliğini yapan Türkler üzerine konuşuyoruz Recep Amca’yla. “Daha çok Endonezyalılarla evleniyorlar” diyor. “Ailesine sahip çıkanlar da var benim gibi; sahip çıkmayanlar da.”

Çaylı, fındıklı hoş bir sohbetten sonra yeniden görüşme dilekleriyle ayrılıyorum Recep Amca’nın evinden. İstikamet bu kez Hicret Yolu’ndaki tamirhaneler. Orada Endonezyalı’yla evli İzmirli bir işçi olduğunu öğreniyorum, onunla görüşeceğim.

Ali Ersoy... 1968 doğumlu, İzmirli. Kaportacı. 1992 yılında gelmiş Suudi Arabistan’a. “Askerden döndüğümde boşluk içindeydim. Yurt dışına gitme isteği vardı. Bir yerlere gidecektim mutlaka. Suudi Arabistan’da arkadaşlarım vardı. Onlar vize gönderdiler, buraya geldim. 12-13 yıl Antakyalı Alevi arkadaşlarla sorunsuz bir şekilde çalıştık. Aralarındaki tek Sünni bendim. Hepsi birer ikişer Türkiye’ye döndü. Tek ben kaldım.”


İzmirli tamirci Ali Ersoy (solda), Konyalı otoboyacı Ahmet Şen'le birlikte.

Yurt dışında çalışan işçilerin emekliliği için gereken gün sayısını doldurup dönmeyi ve gerekli primi topluca ödeyip emekli olmayı planlıyor.

Üç yıl önce Endonezyalı bir bayanla evlenmiş. “Suudi Arabistanlı bir arkadaşımın ailesi aracı oldu, evlendim. Kafa yapılarımızın birbirine uygun olduğunu gördüm, evlendim” diyor.

Ailesi ilk başta karşı çıkmış, niye Endonezyalı’yla evleniyorsun diye. Ama İzmir’e tatile gitmişler. İki ay kalmışlar. Ailesi Endonezyalı gelinlerini orada görmüş ve beğenmiş.

“Kültür farkından dolayı uyum sorunu oldu mu?” diye soruyorum, şöyle cevaplıyor: “Asyalı oldukları için sabah kahvaltısında bile pilav yiyorlar. Sabah, öğlen, akşam balık ve pilav. Fakat zamanla Türk yemeklerini öğrendi. Şu anda Endonezya’da tatilde. Bu kez ben Endonezya’ya gideceğim. Ben Endonezyaca öğrenmedim, o Türkçe öğrendi. Evde Türk kanallarını seyrediyor.”

Yabancılarla evlilik konusunda İzmirli Ali şunları söylüyor: “Ben Türkiye’de evli değilim. Bu benim ilk evliliğim. Burada ailesinden habersiz evlenen çok. Ama yanlış yapıyorlar.”

Konyalı oto boyacısı Ahmet Şen... 1953 doğumlu. Suudi Arabistan’a 1980 yılında gelmiş. “Gazetede okudum Suudi Arabistan’a işçi alınacak diye. O zaman kendi semtimizde nakliye işi yapıyorduk. Buralar hem hayırlı topraklar hem de bereketli diye geldik ama umduğumuzu bulamadık. Elimizdekini de kaybettik.”

Dört kez dönmüş Ahmet Abi Türkiye’ye.. Fakat hepsinde geri gelmiş. “Burada da olmadı, Türkiye’de de; iki arada bir derede kaldık” diyor.

Ahmet Abi, Suudi Arabistan’da yabancılarla evlenenlerden değil. Ama oğlu Ali’ye Sudanlı bir gelin almışlar. Yemek ve benzeri konularda ufak-tefek kültür farkı oluyormuş ama gelininin Türk kültürünü öğrenmeye istekli olduğunu söylüyor. “Irk, renk ayrımı gözetmeden anlaşıp gidiyoruz. Oğlumla da gayet mutlular.”

Konyalı Ahmet Abi’nin Sudanlı gelini, Ordulu Recep Amca’nın Nijeryalı eşi ve İzmirli Ali’nin Endonezyalı eşi gayet mutlu. Ama tüm evlilikler böyle mutlulukla sürmüyor.

TÜM EVLİLİKLER MUTLULUKLA SÜRMÜYOR

Nijeryalı Havva Muhammed Bilo, Mayıs 2001’de Türk işçi Cemil Kır ile evlenmiş. Nikahları Cidde’deki Nijerya Konsolosluğu’nda kıyılmış şahitler huzurunda (NİKAH BELGELERİ AŞAĞIDADIR). Mutlu bir evlilikleri olmuş yaklaşık dört yıl kadar. Bir de dünya tatlısı kız çocukları dünyaya gelmiş. Fatma koymuşlar adını. Cemil’in annesinin ismiymiş.



Sonra bir gün Türkiye’ye gitmiş Cemil Kır. Bir daha da dönmemiş. Ne bir haber ne bir iz... Nijeryalı Havva günlerce beklemiş kocasının dönüp gelmesini. Bir telefon, bir mektup dahi gelmemiş. Sanki sırlara karışmış Fatma’nın babası.

Beş yıldan bu yana Fatma’ya bakmak için evlere hizmetçiliğe gidiyormuş Nijeryalı Havva. Hem anne olmuş kızına hem baba.

Fatma’nın durumu daha da acı.. Nerede bir Türk görse, nerede Türkçe konuşan birini duysa koşup yanına gidiyormuş ve soruyormuş: “Siz benim babamı biliyor musunuz? Siz benim babamı gördünüz mü? Ben görmedim.”

Nijeryalı Havva, kocası Cemil bir kez telefon edip özür dilese, “Gelemedim” dese affedecek onu. Fakat ondan bir isteği var: Kızına sahip çıkması. Fatma’yı nüfusuna kaydettirip Türkiye’ye götürmesi.

Fatma’da istiyor Türkiye’ye gitmeyi. O bir Türk kızı. Annesinden başka kimsesi yok. Arkadaşları babalarının kendilerine aldığı hediyeleri ve elbiseleri  anlatırken, babalarının boynuna sarılırken Fatma’nın boynu bükülüveriyor ve gözleri yaşarıyor.

Fatma şimdi sekiz yaşında. Sadece annesiyle ve kendisiyle çekilmiş fotoğraf karelerinde gördüğü ve bir zamanlar dizinde oturduğu adamı özlüyor o günleri hatırlamasa da. Babasından kendisine sahip çıkmasını, büyütmesini ve okutmasını bekliyor. Babası sahip çıkmasa da Türklerin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip çıkmasını istiyor. Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanına sahip olmak istiyor. Çünkü o bir Türk kızı...

HAVVA MUHAMMED BİLO İLE TÜRK İŞÇİ CEMİL KIR'IN RESMÎ EVLİLİK AKİTLERİ


Cidde'deki Nijerya Konsolosluğu'nda kıyılan nikahın ardından düzenlenen nikah akdi.


Nijerya Konsolosluğu'ndan Nijeryalı Havva Muhammed ile Türk işçi Cemil Kır'ın evli olduğunu gösteren ikinci bir belge.

İsmail YAŞA/Medine/habertaraf

YAZI DİZİSİ İLK BÖLÜMLERİ:

http://www.analizmerkezi.com/Haber/Gundem/13042010/Oteki-Gurbetciler-.php

http://www.analizmerkezi.com/Haber/Gundem/14042010/Oteki-Gurbetciler--2-.php
 

 

 

 

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim