• BIST 106.764
  • Altın 142,206
  • Dolar 3,5340
  • Euro 4,1188
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Örgüt yüzünü gizleyemez hale geldi

Örgüt yüzünü gizleyemez hale geldi
Başbakan Erdoğan, "Örgüt halen muhalefet partileriyle işbirliği yapsa da korkunç yüzünü gizleyemez hale geldi" dedi

ANKARA (AA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu örgüte karşı hukuk içinde yoğun bir mücadelenin hazırlıkları yapılıyor. Örgüt halen muhalefet partileriyle işbirliği yapsa da korkunç yüzünü gizleyemez hale geldi. Örgütün finansal kaynakları tükeniyor, tükenecek. Halk nezdindeki itibarı tamamen tükendi" dedi.

Erdoğan, AB Büyükelçileri ile yemekte bir araya geldi. Başbakan Erdoğan, buradaki konuşmasında, bu buluşmanın Türkiye ve bölgede çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir ortamda yapıldığını belirterek, çok yakından takip edilen gelişmeler hakkındaki değerlendirmelerini mümkün olduğunca özet biçimde ve öz bir şekilde AB Büyükelçileriyle paylaşmak istediğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, 30 Mart'ta yerel seçimlerin yapıldığını anımsatarak, AK Parti'nin seçimlerden yüzde 45,5 oy alarak bir kez daha rakiplerine açık ara fark attığını bildirdi.

AK Parti'nin 13 yaşında olduğunu kaydeden Erdoğan, bu sürede ilk seçimle beraber 8 seçime girdiklerini ve her seçimde birinci parti olduklarını anlattı.

Başbakan Erdoğan, daha da önemlisinin AK Parti'nin 8 seçimin hepsinde Türkiye'nin tamamını kucakladığını vurgulayarak, "81 ilin çoğunda birinci, birinci parti olamadığı yerde de ikinci parti oldu. Bu çok önemli bir tespittir. Dereceye girmediğiniz bir il yok ya birinci ya ikinci. Diğer partiler belli il ve bölgelerde sıkışıp kalırken, AK Parti her seçimde Türkiye'nin tamamından oy aldı" ifadesini kullandı.

Son yapılan 30 Mart Mahalli Seçimlerinin, kendileri için oldukça zor bir süreçte gerçekleştiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Önce 17 ve 25 Aralık tarihlerinde yolsuzluk operasyonu adı altında yargı eliyle hükümetimiz devrilmek istendi. Bu başarılamayınca bu kez de seçimler öncesinde, seçmen tercihlerini etkilemek üzere yasa dışı daha da önemlisi son derece ahlak dışı saldırılar yapıldı. Yasa dışı olarak dinlenilmiş, kaydedilmiş ve montajlanmış telefon görüşmeleri, sosyal medya aracılığıyla servis edildi. Ne yazık ki, muhalefet partileri de hem yasa dışı hem ahlak dışı yayınlara destek verdiler. Hatta bizzat kendileri, bu yayınların aktarılmasına aracılık ettiler. Tabi halkımız oynanan oyunu gördü, çirkinliği gördü ve 30 Mart'ta bu saldırıların etkisinde kalmadan bir kez daha AK Parti'yi tercih etti.

Burada bir noktanın üzerinde özellikle durmak isterim. İngilizce'deki "assassin" ya da "assassin Nation", suikast ya da suikastçi kelimelerini eminimki sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu kelimelerin üzerinde arkadaşlarımla biraz çalıştım, ilginç bir öyküsü var. 11. yüzyılda bir Türk devleti olan Büyük Selçuklu Devletine karşı Hasan Sabba tarafından bir terör örgütü kurulmuştu. Bu örgütün mensupları, 'haşhaş' denilen uyuşturucu maddeyi kullanıyor sonra da devlet büyüklerine, sultanlara suikast girişimlerinde bulunuyorlardı. Örgütün mensupları son derece gizli ve sinsi bir şekilde devletlerin her kademesinde kendilerine yer bulabiliyorlardı. İşte o dönemde haşhaşi denilen bu örgüt, sonradan İngilizce assassin yani suikastçı olarak geçti. Kuşkusuz 11. yüzyıldaki bu örgüt, örgütlenme ve faaliyet tarzıyla ilk değildi, son da olmadı. İslam dünyasında olduğu kadar, Hristiyan dünyasında da buna benzer çok sayıda örgüt faaliyet gösterdi. On yıllar boyunca gizli kalan, son derece gizli hareket eden, on yıllar boyunca pusuda bekleyen, belli kademelerde yer tutan örgüt kademeleri kendilerine emir verildiğinde ortaya çıkıyor, terör estirmeye başlıyordu. Açıkçası 30 Mart öncesinde Türkiye malasef bir kez daha bu tecrübeyi yaşamak zorunda kaldı."

 

-"17 ve 25 Aralık'ta saldırıya karşı dik durduk"

 

Başbakan Erdoğan, yaklaşık 40 yıldır faaliyet gösteren, kendisini eğitim ve yardımlaşma cemaati olarak gösteren bir örgütün, devlet kademelerinde yer tuttuğuna dikkati çekti.

Son 3 yılda kritik zamanlarda harekete geçtiğine işaret eden Erdoğan, şunları belirtti:

"Bu yapı, yoğunlukla polis teşkilatı ve yargı içinde örgütlenmiştir. Faaliyetlerini ve örgütlenmesini çok gizli bir şekilde sürdürmüştü. Bugün artık çok net bir şekilde görüyoruz ki, sınavlara müdahale ederek, karalama ve iftiraya başvurarak, devletin en kritik yerlerini ele geçirmeye çalışmışlar, yargıda savcı ve hakim kimliği altında örgüt çıkarları adına çok ciddi hukuksuz işlemler yaptıklarını da net olarak görüyoruz. Örgütün kamudaki çalışanlarını, iş adamlarını, gazetecileri ve sanatçıları özellikle de yargı mensuplarını tehdit ettiği, üzerlerinde egemenlik kurduğu da yine ortaya çıkan gerçekler arasında. Binlerce kişinin telefonlarının, yargı ve emniyet içindeki şebeke tarafından tamamen hukuksuz ve keyfi şekilde dinlenildiği görüldü. Daha da vahimi, bu dinleme ve izlemelerin Türkiye içinde ve dışında, belli merkezlere servis edildiği, oralarda depolandığı ve gerektiğinde şantaj için ortaya çıkarıldığı anlaşıldı. İşte bu örgüt, Türkiye'deki umutsuz muhalefet partilerini de kullanarak, demokrasiye yönelik bir saldırı başlattı. 17 ve 25 Aralık'ta bu saldırıya karşı dik durduk, ülkeyi sağ salim seçime götürdük. Milletimiz de bizim samimiyetimizi görerek, bize güçlü bir destek verdi. Şu anda bu örgüte karşı hukuk içinde yoğun bir mücadelenin hazırlıkları yapılıyor. Örgüt halen muhalefet partileriyle işbirliği yapsa da korkunç yüzünü gizleyemez hale geldi. Örgütün finansal kaynakları tükeniyor, tükenecek. Halk nezdindeki itibarı tamamen tükendi. Söz konusu örgüt yıllar içinde açtığı okullar üzerinden uluslararası bağlantılar da kurdu. Siz değerli büyükelçilere bu örgütün bir eğitim ve yardımlaşma cemaati olmadığını, uluslararası siyasetten uluslararası istihbarata kadar son derece kirli işlerde kullanılan bir taşeron olduğunu özellikle hatırlatmak isterim."

 

-"Türkiye hiçbir terör örgütüne kesinlikle prim vermez"

 

Başbakan Erdoğan, Türkiye gibi bazı ülkelerin de söz konusu tehlikenin farkına vardıklarını ve önlem almaya başladıklarına işaret etti.

Sadece Türkiye için değil, faaliyet gösterdikleri her ülke için bu örgütün, bir tehdit teşkil ettiğini vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Uluslararası veya ulusal birinci derecede, ulusal güvenliğimizi tehdit eden böyle bir örgüte karşı mücadele bizim artık birincil önceliklerimiz içerisinde yer almıştır. Bu örgütün uluslararası bağlantılarını kullanarak, şu anda hükümetimize karşı son derece seviyesiz bir düşmanlık sergilendiğinin de burada altını çiziyorum. Burada sadece bir örnek vermek isterim. Batı'da bu örgütün mensupları bir çok iftiranın yanında hükümetimizin hem El Kaideci hem İrancı olduğu propagandasını yayıyorlar. Bu işlere vakıf olanların, El Kaidecilik ile İrancılığın yan yana gelmeyeceğini çok iyi bilmeleri lazım. Aynı anda birbiriyle taban tabana zıt, hatta birbiriyle çatışan örgütlere bizim destek verdiğimiz yalanlarını yayıyorlar. Sizlerden bunların faaliyetlerine karşı, özellikle de bunların kara propagandalarına karşı son derece dikkatli olmanızı rica ediyorum. Eğer biz gerçekten Avrupa Birliği içinde bir dost olacaksak, dayanışma oluşturacaksak, önce şunu bilmemiz lazım, Türkiye hiçbir terör örgütüne kesinlikle prim vermez. Kaldı ki bizim El Kaide ile verdiğimiz mücadeleyi Türkiye'yi tanıyanlar çok iyi bilir. Şu anda El Kaide terör örgütüne mensup nice kişiler bizim cezaevlerimizdedir ve bunların bazıları da bu ülkeden tamamen default edilmişlerdir. Maalesef bazı ülkelerin bu dezenformasyonun etkisi altında kaldığını görüyoruz. Türkiye ile ilgili, hükümetimiz ve partimizle ilgili bilgi ve haberlerin güvenilir kaynaklardan edinilmesi konusunda sizlerin de hassas olacağına inanıyorum."

 

-Musul'daki Türkiye konsolosluğuna düzenlenen baskın

 

Erdoğan, "(Musul'daki Türkiye konsolosluğuna düzenlenen baskına ilişkin) Bütün Batılı dostlarımız, hepsiyle kurduğumuz kontaklar var. Başından itibaren Maliki'nin bu denli şımartılmış olması maalesef bugünleri getirmiştir. Şu anda tek çıkış yolu artık Irak'ta bir koalisyon hükümetinin oluşturulmasıdır" dedi.

Erdoğan, AB Büyükelçileriyle yemekte bir araya geldi. Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ile ilgili bir başka güncel konunun cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu söyledi. 2007'de yaptıkları halk oylamasıyla Anayasayı değiştirdiklerini anlatan Erdoğan, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine imkan sağladıklarını, çünkü bunun halkın talebi olduğunu ifade etti.

Mevcut cumhurbaşkanının görev süresinin ağustos sonunda dolduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin ilk kez halkın oylarıyla cumhurbaşkanını seçeceğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun manası oldukça büyük. 1960'ta yapılan askeri darbeyle cumhurbaşkanlığı makamı hükümet karşısında bir devlet otoritesi olarak tesis edilmişti. Yani bir tarafta halkın seçtiği hükümet var, öbür tarafta bu hükümetin üzerinde devleti temsil eden cumhurbaşkanı var. İşte biz 54 yıldır devam eden bu ikiliği ortadan kaldırdık. Devlet ile milletin buluşmasını sağladık. Hem hükümetin hem cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini getirdik. Süreyi de bir defalığına 7 yıl olarak seçilirken, bu defa 5 artı 5 şeklinde seçilme imkanını bununla getirmiş oluyoruz." 

Erdoğan, "Gönül isterdi ki Türkiye başkanlık sistemine geçebilsin. Bu benim daha önce de birçok platformda yaptığım açıklamadır. Bunu savunuyorum, buna inanıyorum. Ancak Anayasayı değiştirmek bu dönemde de önceki dönemde de mümkün olmadı. Bu yeni sistemin de Türkiye'de başarılı şekilde uygulanacağını düşünüyor, hatta istikrar ve güveni daha da artıracağına inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Eylül başından itibaren Türkiye'de artık yeni dönemin başlayacağını belirten Erdoğan, bunun, reformların daha hızlı, daha kararlı şekilde yapıldığı bir dönem olacağını bildirdi. 

Erdoğan, 12 yılda hayali dahi edilemeyen birçok hedefe ulaştıklarını, çok sayıda reform yaptıklarını vurgulayarak, "Son dönemde muhalefetin hırçın tavrı, sokak eylemleri, yargı yoluyla darbe girişimleri bizi bir miktar yavaşlatsa da eylülden itibaren çok daha güçlü şekilde hedeflerimize ilerliyor olacağız" diye konuştu.

 

-"Uyarılarımızda haklı çıkmış olmaktan üzüntü duyuyoruz"

 

Cumartesi günü, 28 Haziran'da dünya ve Avrupa tarihi açısından çok önemli bir yıl dönümüne ulaşacaklarını ifade eden Erdoğan, 100 yıl önce, 28 Haziran'da Saraybosna'da Avusturya veliahtının suikastte öldürüldüğünü ve Birinci Dünya Savaşı'nın başladığını anlattı.

Savaşın sonunda Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar'ın haritalarının yeniden çizildiğini dile getiren Erdoğan, aradan 100 yıl geçmesine rağmen bu üç bölgede Birinci Dünya Savaşı'nın etkilerinin halen devam ettiğini gördüklerini söyledi.

"Özellikle Orta Doğu'da 100 yıldır baskı altında tutulan ya da ertelenen anlaşmazlıkların gün yüzüne çıktığını görüyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, "Irak'ta uzun süredir siyasi gerginlik ve güvenlik ortamının kötüleştiği bir süreç yaşanıyordu. Ancak haziran ayının başında Musul'da patlak veren ve dalga dalga ülkenin farklı bölgelerine yayılan çatışmalar, maalesef ülkeyi tam anlamıyla bir bölünmenin eşiğine getirdi. Çatışmanın mezhep temelli bir doğrultuda ilerlemesi, Irak'ın 2007-2008 döneminden daha da kanlı bir iç savaşa sürüklendiğine işaret ediyor. Irak'ta giderek derinleşen gerginlikler konusunda, uzun süredir yaptığımız ısrarlı uyarılar maalesef dikkate alınmadı. Uyarılarımızda haklı çıkmış olmaktan üzüntü duyuyoruz" diye konuştu.

Bu noktada uluslararası toplumun da sorumluluğunun bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Başbakan Maliki'nin Irak'ı bölünmeye götüren politikaları ısrarla görmezden gelindi" değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ta yeni bir siyasi başlangıç yapılmasının, tüm toplumu kapsayıcı yeni hükümetin teşkilinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Musul başta olmak üzere Irak'ın farklı bölgelerindeki milyonlarca insanın mevcut krizden derinden etkilendiğini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Başkonsolosluğumuz biliyorsunuz kuşatıldı ve oradaki 49 elemanımız şu anda rehine durumunda. Bunların içinde 3 çocuk, 2 anne var. Bunun yanında diğer elemanlarımız var. 31 tane de tır şoförümüz, şu anda onlar da rehine durumunda. Toplamda 80. Başından itibaren, şu anda yaklaşık 10 gün oldu, burada bu şekilde bir süreç işliyor. Bu süreç içerisinde tabi biz ne yazık ki olaya nihai adımı atmadan, sabırlı bir şekilde bunu takip edelim, kontrol edelim istiyoruz. Fakat bütün Batılı dostlarımız, hepsiyle kurduğumuz kontaklar var. Başından itibaren Maliki'nin bu denli şımartılmış olması maalesef bugünleri getirmiştir. Şu anda tek çıkış yolu artık Irak'ta bir koalisyon hükümetinin oluşturulmasıdır.

Düşünebiliyor musunuz? Mezhebi bir çatışmanın altyapısını oluşturmak için şu anda Irak ordusunun yüzde 98'i Şiilerden oluşuyor. Yüzde 98'inin Şiilerden oluştuğu bir orduda o ülkede bir milli birlik tesis edilebilir mi? Tüm bunlara rağmen şu anda Irak'ta Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığımız, bunun yanında Kızılayımız, insani yardım götürme noktasında tavrımızı aynen koruyoruz ve bunu sürdürüyoruz. Bu yardımlarımız kesintisiz şekilde sürecek. Batılı dostlarımızdan da bu insani krize bigane kalmamalarını, acil yardıma ihtiyaç duyan bu insanların yaralarına merhem olma çabalarına katkı sağlamalarını bekliyoruz."

 

-"Yakışanın yapılması lazım"

 

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de şu anda yaklaşık 1 milyon Suriyeli göçmen bulunduğunu söyledi.

Türkiye'deki bu göçmenlerin, sığınmacıların 220 bininin çadır ve konteyner kentlerde, diğerlerinin ülkenin birçok şehrinde yaşadığını ifade eden Erdoğan, "Son 3 yıldır yaşanan ihtilaf ve bunun ortaya koyduğu insanlık trajedisi Orta Doğu coğrafyasındaki bir başka önemli sıkıntı" dedi.

Şu ana kadar Türkiye'nin harcamasının 2,5 milyar doları bulduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Peki, Batılı dostlarımızdan falan bir destek söz konusu mu? Burada da maalesef gelen rakama baktığımız zaman ciddi bir desteğin olmadığını görüyoruz. Bize şu ana kadar gelen destek, 150 milyon dolar civarında. Ama harcamamız bizim 2,5 milyar dolar. Buradayız. Birleşmiş Milletler bir barış örgütü. 50 milyon dolar Suudi Arabistan'ın desteği vardır, 25 milyon dolar Birleşmiş Milletlerden gelmiştir, gerisi değişik ülkelerden gelen desteklerdir. Avrupa Birliğinden ciddi bir şey var mı? Hayır, oradan da ciddi bir şey yok. Bunu da bilmenizi istiyorum. Yani yakışanın yapılması lazım. Kaldı ki NATO'da birlikte olduğumuz ülkeler bile burada sadece bizim 3, 4 vilayetimizdeki kurulan üslerle ilgili olarak sağolsunlar, orada verdikleri bir destek var ve bu destekten dolayı tabi ilgili ülkelere teşekkür ediyorum. Ama bizim bunu çok daha farklı bir şekilde yaymamız, farklı bir şekilde bu istikrar beklentisini gerçekleştirmemiz lazım."

Ülkelerindeki şiddetten kaçan Suriyelilere yönelik açık kapı politikası izlediklerini anlatan Erdoğan, zorla geri göndermeme ve sınırdan geri çevirmeme ilkelerini uygulayarak, Türkiye'ye gelen Suriyelilere ayrım gözetmeksizin geçici koruma sağladıklarını ifade etti.

Suriye'de devam eden krizin insani boyutuna yönelik yardım operasyonlarının üç alanda devam ettiğini bildiren Erdoğan, "İlk olarak halen 22 kampta 220 bini aşkın Suriyeli misafirlerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Eğitimden sağlığa, bütün gıda ihtiyaçlarına varıncaya kadar, giyimine kuşamına varıncaya kadar bunları sağlıyoruz. İkinci olarak, kamp dışında kalan ve sayıları yaklaşık 700 bini aşan Suriye vatandaşlarının ihtiyaçları da yine hükümetimiz tarafından karşılanıyor. Üçüncü olarak da sınırın sıfır noktasında insani yardım dağıtımı uygulamasına başladık. Yardım kabul merkezlerinde depolanan yardım malzemeleri, Türk Kızılayı tarafından sınır bölgesindeki Suriye vatandaşlarına dağıtılıyor. Bu operasyonu Birleşmiş Milletlere de resmen bildirdik" diye konuştu.

Türkiye'nin, uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükleri çerçevesinde Suriye vatandaşlarına yardım etmeyi ve sınırını açık tutmayı sürdüreceğine işaret eden Erdoğan, "Yardım faaliyetlerimiz için uluslararası toplumun yükümüzü paylaşmasını beklemeye devam ediyoruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Suriye'deki mevcut durum, terörist oluşumlar ve bunlara iştirak etmek üzere bu ülkeye gelen terörist unsurlar için uygun bir ortam oluşturmaya devam ediyor. Suriye'deki istikrarsızlık ve aşırılık yanlısı unsurlara zaman içinde artan mevcudiyeti, Suriye yanında ülkemiz de dahil olmak üzere geniş bir bölgenin güvenliği için bu bir endişe kaynağıdır. Karşımızda yoğun uluslararası işbirliği gerektiren küresel bir mesele bulunuyor. Ülkemiz yabancı savaşçıların Suriye'ye geçişlerine transit bir ülke olarak kullanılmaya çalışılıyor, bu şahıslar öncelikle Türkiye'nin güvenliği için de tehdit kaynağıdır, kaynak devletler için tehdit, bu savaşçıların ülkelerine dönüşleriyle birlikte başlıyor. Bunu da hatırlatmak isterim. Türkiye için ise bu tehlike bu şahısların kaynak ülkelerinden ayrılmalarıyla birlikte ortaya çıkıyor. Suriye'ye geçerek radikal gruplara katılmayı planlayan üçüncü ülke vatandaşlarının geçişlerini engellemek için gerekli tüm önlemleri alıyoruz. Bu kapsamda 5 bin 300 kişiye ülkemize giriş yasağı konuldu.

Terör örgütleriyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen ve yasa dışı yollarla ülkemize giriş yapan yabancılar, ilgili kurumlarımızca tespit edilerek tutuklanıyor ve sonrasında sınır dışı ediliyor. Bu çerçevede 2011 yılından bugüne kadar 824 kişi sınırdışı edildi. Tüm ülkelerden Suriye'ye geçerek radikal gruplara katılmayı planlayan vatandaşlarının ülkeden çıkış yapmalarına engel olmak için gerekli tedbirleri, dostlarımızın almalarını bekliyoruz. Bu ülkelerden çıkışları engellenemeyen vatandaşlarının kimlik bilgileri, seyahat güzergahları, refakatçileri, fotoğrafları, suç kayıtları, arama kararları ve terör örgütleriyle bağlantıları gibi somut bilgilerin Türkiye'ye süratle iletilmesini istiyoruz." 

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim