• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 17 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

ORDU İÇİNDE NE OLUYOR?

ORDU İÇİNDE NE OLUYOR?
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ali Bayramoğlu, bugünkü köşe yazısında TSK'nın son günlerde gündeme geldiği konulara ilişkin olarak 'Ordu içinde ne oluyor?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

 

 

 

 

 

slak imza meselesinin gündemden düşmeyeceği açık…

Daha öte, bu meselenin siyasi güç ilişkileri üzerinde önemli ve kalıcı bir etkisi olması kaçınılmaz görünüyor. Hükümetin ve Genelkurmay'ın karşılıklı atacağı adımlar, krize vereceği anlamlar ve kamuoyu karşısında izleyecekleri politikalar yeni dengelerin ağırlık noktalarını oluşturacak.

Güç ilişkileri üzerine etki şüphe yok ki “sistemin sivilleşmesi”, “askeri niteliğinden arınması” süreciyle yakından ilgilidir.

Bu açıdan, “ıslak imzayı kim gönderdi, o subay kim, bu hamleler meşruiyet taşımaz” gibi sorulara takılı kalmak olup biteni anlamayı engeller.

Bu tür sorular değişimi değil, statik olanı veri alırlar.

Bir yazar, örneğin Mehmet Ali Kışlalı, geçen hafta “TSK görevi değil mi?” başlıklı yazısında, irtica belgesinin hazırlanmasının ve bu belgenin uygulamaya konmasının ordunun doğal görevleri arasında olduğunu yazıyordu, 35. Madde'yi ima ederek.

Ama karargâh bile çıtayı Kışlalı'nın işaret ettiği yerden aşağı indirmiş durumda. Durumu savunmuyor, meşru göstermeye kalkmak bir yana, bunun suç olduğunu kabul eden bir mahcubiyet içinde davranıyor.

Bunun şu ya da bu nedenle, zorunlu ya da gönüllü bir değişimin ipucu olduğuna şüphe yok. 2007 Nisan'dan bu yana askerin yaptığı siyasi her çıkışta aldığı yarayı ve meşruiyet kaybını dikkate alacak olursak, bugün ordunun kaçınılmaz olarak geldiği nokta burasıdır.

Sadece Kışlalı gibi karargâh yazarları değil, başka kesimden gazeteciler de, olup biteni Silahlı Kuvvetler'le bir cemaat arasındaki mücadeleden başka bir şey olmadığı kanısına öylesine kaptırmışlar ki, olup bitenin bir tür casuslar savaşı ve psikolojik harp dışında anlam taşımadığını düşünüyorlar.

Ama hep öyle olmuyor, ya da sadece bu olmuyor…

Değişim süreci askeri karargâhı nasıl baskı altına alıyorsa, sık söylüyoruz, subayları da baskı altına alıyor.

Yaşanan karşısında farklı asker eğilimleri ortaya çıkıyor, bilgi sızmalarının temel nedenlerinden birisinin de bu olduğu anlaşılıyor.

Bu durumda “anlamak” için bakılması gereken yerlerden birisi de ordu bünyesidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri malum bir yönüyle siyasi bir yapı… Her siyasi yapı kendi içinde siyasi dilimler ve eğilimler taşır. Değişim ve statü değişikliği dönemlerinde bu eğilimler ağır çatışma ve hesaplaşmalara girerler.

2003 ve 2004'te yaşananları kimi günlüklerden ve kimi emekli genelkurmay başkanı beyanlarından biliyoruz…

Dün Anadolu Ajansı bir haber geçiyordu.

Şöyle:

“Bazı amirallere suikast hazırlığı olduğu içinde belirtilen iki subay İstanbul'da gözaltına alındı. İstanbul Merkez Komutanlığı'nda gözaltında tutulan ve teğmen oldukları belirtilen 2 subay, öğle saatlerinde sivil plakalı bir minibüsle Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Subayların getirilmesi sırasında sivil kıyafetli bazı askerlerin gazetecilerin görüntü almasını engellemek için, barikat kurdukları gözlendi…”

İlk kez olmuyor bu.

Bundan bir süre önce yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan kimi subaylar kendi üstlerini hedefleyen girişimler nedeniyle tutuklanmışlardı.

Tüm bunları sadece anlamak için değil, önlem almak için de dikkatli takip etmek gerekiyor.

Ordu içi hareketleri siyasetçi de dikkatli izlemeli…

Bu hareketler değişimi teşvik edenler kadar belli ki bu değişime ağır tavır alıp, elini silaha atmak isteyenleri de kuşatıyor…

Yapılacak iş mevcut soruşturmayı nereye kadar giderse gitsin, kimin kellesini alırsa alsın sürdürmektir…

Sivilleşme yolunda bu yeni bir dönem, yeni bir fırsattır.

Yenişafak

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim