• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Ölürüz de akidemizden vazgeçmeyiz'

Ölürüz de akidemizden vazgeçmeyiz
Filistin İslami Direniş Hareketi “Hamas” Siyasi Büro Başkanı Halit Meşal'in Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz'e yazdığı mektup Mısır Hükümeti'ni rahatsız etti

 

 

 

 

SAMET DOĞAN'IN HABERİ
 
Meşal'in Kral Abdullah'tan görüşme talep ettiği mektubu yayınlayan Mısır El-Ehram El-Mesai gazetesi, Hamas liderinin Suudi Arabistan Kralı'ndan destek istemesinin skandal olduğunu öne sürdü.
 
Halit Meşal'in yardımcısı Dr. Musa Ebu Merzuk ise, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz'e mektup gönderdiklerini doğruladıktan sonra, Arap ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmanın Hamas'ın öteden beri izlediği politikası olduğunu ifade ederek, mektupta skandal olarak nitelendirilecek herhangi bir durum olmadığını söyledi.

MISIR MEDYASI SALDIRIYOR
Bazı çevrelerin uzlaşıyı engellemek ve Hamas'ın Suudi Arabistan ile ilişkilerini bozmak istediğini kaydeden Ebu Merzuk, Quds Press'e yaptığı açıklamada, Mısır medyasının mektubu büyüterek Hamas'a saldırmasını ise garip karşıladıklarını belirtti.

“ŞARTLI YARDIM KABUL ETMİYORUZ”
El-Ehram El-Mesai gazetesinin tam metnini yayınladığı mektupta Hamas lideri Halit Meşal, Hamas Hareketi olarak Suudi Arabistan'a verdikleri değeri anlatarak Mekke Anlaşması sonrası yaşanan gelişmeleri ayrıntılarıyla anlatmak üzere Kral Abdullah'tan görüşme talep ediyor. Mekke Anlaşması'nı ve birliği bozanın kendileri olmadığını ifade eden Meşal, mektubunda İran ile ilişkilerine de değinerek, Hamas'ın İran veya bir başka ülkeden şartlı yardım kabul etmediğini dile getiriyor.

“SUNNİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ”
İran ile ilişkilerinin Arapları'n aleyhine ve Ehli Sünnet ve'l-Cemaat inancının aleyhine olmasını kabul etmeyeceklerini vurgulayan Meşal, Suudi Arabistan'ın ve Arap ülkelerinin duyduğu kaygıları paylaştıklarını ifade ederek, Arap ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumaya hakları olduğunu belirtiyor. Ehli Sünnet ve'l-Cemaat akidesi üzere yetiştirildiklerini ve ölünceye kadar da öyle kalacaklarını söyleyen Meşal, Sünni olmaktan gurur duyduklarını ifade ediyor. 

İŞTE MEŞAL'İN KRAL ABDULLAH'A GÖNDERDİĞİ MEKTUP
“Harameyn'in Hizmetkarı Kral Abdullah bin Abdülaziz – Allah onu korusun ve gözetsin- Kardeş ülke Suudi Arabistan Kralı. Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Ekselansları! Size en samimi selam, sevgi ve takdirlerimi sunarım. Allah Teala'dan size uzun ömür, güzel amel, bol sağlık ve afiyet; her tavrınızda, kararlarınızda ve Suudi Arabistan ve değerli halkınızın yararına, Arap ve İslam ümmetinin yararına ve en başta Filistin davası olmak üzere ümmetin en önemli davalarının yararına gösterdiğiniz değerli çabalarınızda başarı dilerim.

Hadimu'l-Harameyn! Bundan iki yıl önce Ramazan ayında da size kalbimden ve aklımdan geçen bir mektup göndermiştim. Kapınızı defalarca çaldım ve açılıncaya kadar da çalmaya devam edeceğim. Biliyor musunuz, Allah ömrünüzü uzatsın, bu ısrar niye? Birincisi; size olan güvenimiz ve hüsnü zannımız. Siz, sahip olduğunuz şerefli nitelikler ve asil Arap ve İslam ruhuyla, değerli ülkenizin (Suudi Arabistan'ın) Araplar ve Müslümanlar arasında ve uluslararası düzeyde sahip olduğu konum nedeniyle ümmetinize karşı istisnai sorumluluklarla karşı karşıyasınız. Arapların ve Müslümanların çoğunun ümidi oldunuz. Harameyn-i Şerifeyn'in ruh kardeşi mübarek Mescid-i Aksa'yı barındıran Filistin'in evlatları olarak bizler nasıl ümitlenmeyelim!

İkincisi; ben kendi konumuma güveniyorum ve ayrıntılarında da samimiyim. Gizli ve aşikar her halimde Allah Teala'yı buna şahit tutarım. Bu nedenle ben hak sahibiyim. Ekselanslarıyla açık ve net konuşma isteğinde ısrarlıyım. Sizden gelecek herhangi bir değerli uyarıyı da dinlemeye hazırım. Ben, gerçekten korkmayan bir insanım. Bilakis, ne kadar acı verici olursa olsun gerçeği arayan ve onun tarafını tutan biriyim. Farzedelim ki, benim veya arkadaşlarımdan birinin hata ettiği sabit olursa, hata ettiğimizi kabul edecek cesaretim var.

Üçüncüsü; size olan sevgim ve geçmiş yıllar boyunca ekselanslarıyla olan ilişkim, ki bu ilişkiyle gurur duydum ve hala da gurur duyuyorum, bütün bunlar beni gerçeği size olduğu gibi aktarmak üzere sizinle görüşme talebinde ısrarcı olmaya sevkediyor. Allah Teala şahittir ki, daha önce de yeminle söyledğim gibi, ben sizin insafınıza güveniyorum. Gerçeğe ve Rabbimiz Subhanahu ve Teala'yı razı edecek şeye destek vereceğinizi biliyorum.

Hadimu'l-Harameyn Eş-Şerifeyn... Ben hala sizinle görüşme arzusundayım. Bu nedenle yakın bir zaman sonrası için randevu vermenizi rica ediyorum. Özellikle Filistin ve genelde Araplarla ilgili konulardaki zaruriliğine ve önemine ek olarak, sizinle görüşmek, bizim için ayrıca gurur ve onur verici bir olaydır. Siz bizim için saygı ve takdirde baba makamındasınız. Ekselanslarıyla görüşme dileğiyle. Çünkü sizinle açık ve şeffaf bir şekilde konuşacak çok şeyimiz var. Ben bu mektupta kısaca bazılarına işaret etmek istiyorum:

1- Mekke Anlaşması, Allah Teala'nın sizin elinizle gerçekleştirdiği büyük bir hayırdı. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Sizin bu anlaşmanın bozulmasından ve ölü doğmasından çok rahatsız olduğunuzu biliyorum. Buna da hakkınız var. Çünkü ahitleri ve misakları bozmak büyük bir cinayettir. Sizin gözetiminizde Haram Belde'de ve Kabe-i Müşerrefe'nin yanıbaşında yapılmışken bozulması, Filistin ve Filistin halkının kanını ilgilendiren bir anlaşmayı bozmak ise daha büyük bir cinayettir. Fakat yedi kat semanın üzerinden Allah Teala biliyor ki, Mekke Anlaşması'nı bozan biz değildik, başkasıydı. Bunun üzerine en ağır yeminlerle yemin ediyoruz. Biz Hamas olarak anlaşmaya sımsıkı sarıldık. Mekke Anlaşması'nın gerçekleşmesi için yaptığınız cesur ve samimi girişimiz nedeniyle gece gündüz sizin için dua ettik. Bütün imkanlarımızla anlaşmanın metnini ve ruhunu uygulamaya çalıştık. Mü'minler sözlerinin ve ahitlerinin yanındadır. Fakat diğer birçok taraf –ki görüşmemizde size ayrıntılarıyla anlatacağım- anlaşmaya uymadı ve ona komplo kurdu. Çünkü anlaşma onlara uygun gelmemişti ve hoşlarına gitmemişti. Diğer bazıları ise, sizin cesur girişiminizle ve davetinizle gerçekleşen anlaşma hakkında kendileriyle istişare edilmediği için karşı çıktı. Bazıları ise, anlaşmayı sadece bir süre soluklanacakları geçici bir istasyon olarak gördüler. İlk andan itibaren anlaşmayı bozmak için plan ve hazırlık yapmaya başladılar.

Sonra; ey Hadimu'l-Harameyn, Hamas'taki kardeşleriniz ve evlatlarınız, Filistinli kanı dökülmesini önleyen, birliği ve başında bizim olduğumuz ulusal birlik hükümetinin kurulmasını sağlayan böyle bir anlaşmayı nasıl bozabilir? Akıllı insan kendi aleyhine döner mi?! Siyasi ve objektif mantık açısından bu böyleyken, bizim için daha önemli olan inadığımız ve bağlı kalarak Allah Teala'ya ibadet ettiğimiz Din-i Hanif'in (İslam'ın) mantığına göre bu anlaşmanın aleyhine nasıl dönebiliriz? Rabbimiz, “Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getiriniz” (Maide:1) buyuruyor. Ve yine “(Mü'minler) emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler” (Mü'minun:8) buyuruyor. Bazı insanlar kendilerinden başkalarını kandırmaya ve onlara yalan söylemeye cesaret edebilir. Bunda başarılı da olabilirler. Fakat hangi bedbaht Allah'a yalan söyleme ve Allah'ı kandırmaya çalışma cesaretini gösterebilir? Hiç kimse Allah'ı kandırabilir mi?! Asla! “Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onların oyunlarını başlarına çevirendir.” (Nisa:142)

2- İran ile olan ilişkilere gelince; bölgede yaşananlardan dolayı duyduğunuz kaygının boyutunu biliyorum. Suudi Arabistan olarak sizin de hakkınız vardır; Arapların da –ki bizler de onlardanız- güvenliklerini, istikrarlarını, sınırlarını ve çıkarlarını korumaya hakları vardır. Bu bizim için üzerinde tartışmaya dahi gerek olmayan bir gerçektir. Bu her milletin hakkı ve daha da ötesi göreviyken, bizim de asli unsuru olduğumuz, kendisine mensup olmakla övündüğümüz ve gurur duyduğumuz Arap milletinin nasıl hakkı olmasın? O millet ki, Allah onu soylu bir maden olarak seçmiştir ve daha sonra Yüce İslam risaletiyle şereflendirmiştir. Bizler, ey Hadimu'l-Harameyn Eş-Şerifeyn, Filistin'de adil bir davanın sahipleriyiz. Yüz yıldan beri süregelen işgale, saldırıya ve zulme maruz kaldık. Hala işgal altında yaşıyoruz ve sıkıntılarla, zorla göç ettirilmekle ve saldırılarla karşı karşıya kalmaktayız. Bizim topraklarımızda direnişimizi sürdürebilmemiz; ülkemizi işgal edenlere, Kudüs'ümüzü ve kutsallarımızı çiğneyenlere karşı koyabilmemiz için süreli olarak her türlü yolla bizi destekleyenlere ihtiyacımız var.

Bunun için herkesin kapısını çaldık. Bize kim olumlu cevap vermişse ona teşekkür ettik. İran dahil; bütün Arap ve İslam ülkeleriyle, hatta doğusuyla ve batısıyla dünyadaki diğer tüm ülkelerle ilişkilerimizi belirleyen ölçü budur. Fakat bizim herhangi bir devletten veya herhangi bir taraftan şartlı destek kabul etmemiz mümkün değil. Kim olursa olsun, herhangi bir devletin veya tarafın yardımı karşılığında bir bedel ödemeyi kabul etmemiz mümkün değil. Bu bizim hareketimizin kuruluşundan bu yana değişmeyen siyasetimizdir ve hala bu siyaseti takip etmekteyiz. Allah'ın izniyle, Allah'a kavuşana kadar da böyle devam edeceğiz. Bizler izzet sahibi özgür insanlarız; kimseye boyun eğemeyiz. Kararımızın ve çizgimizin özgürlüğüyle gurur duyuyoruz. Sonra bizler, safkan Araplarız ve Araplığımızla gurur duyuyoruz. Bizler, Sünnileriz ve Ehli Sünnet ve'l-Cemaat'e bağlı olmakla gurur duyuyoruz. İran olsun veya bir başkası olsun, dünyadaki hiçbir tarafla ilişkilerimiz kesinlikle Arap milletinin, güvenliğinin ve çıkarlarının aleyhine olamaz. Kesinlikle akidemizin aleyhine de olamaz. Bizim akidemiz Ehli Sünnet ve'l-Cemaat akidesidir. Onunla büyüdük ve onun yoluna kurban oluruz. Allah Subhanehu ve Teala'nın izniyle yine onunla Allah'a kavuşacağız. Biz, halkımızın ve davamızın yararına yardıma ihtiyacımız olduğu için her devletten ve taraftan şartsız yardım kabul ederiz. Arapların desteğinin temel olmasını arzu ve ümit ederiz. Bu desteğk bizim için daha önceliklidir. Çünkü Araplar bizim birinci derinliğimizdir. Başta Suudi Arabistan olmak üzere, Filistin davası başladığından beri davamıza ve halkımıza desteğin büyük yükünü devletleriyle ve halklarıyla –sağolsunlar- Araplar üstlendiler.

Hadimu'l-Harameyn Eş-Şerifeyn.. Prens Suud El-Faysal ile görüşmekten, kendisiyle yaptığımız samimi ve şeffaf diyalogtan, uzun zamandır gerçekleştirmek istediğimiz gibi açık açık ve kardeşçe konuşmaktan çok büyük sevinç duyduk. Allah ekselanslarından ve Prens Suud El-Faysal'dan razı olsun. İnşaallah bu gelecek adımlar için iyi bir başlangıç olur. Sizinle görüşme arzumuz hala devam ediyor. Çünkü hiçbir şey onun yerini tutamaz. Buna memnun olacağınızdan ve Allah'ın izniyle görüşmemiz gerçekleştiğinde de memnuniyet duyacağınızdan eminim. Gönüllerimiz, Allah'ın lütfuyla, samimiyet dolu, hakkı söyleme ve kabul etme cesaretiyle dolu. Bütün bunlarla birlikte size karşı samimi duygularla dolu. Size karşı, aziz ülkeniz Suudi Arabistan'a ve değerli halkına karşı derin saygı ve takdir duygularına sahibiz.

Hadimu'l-Harameyn Eş-Şerifeyn... Bunlar sizde anlatacaklarımız yanında denizden birkaç damla sayılır. En yakın zamanda sizinle görüşme dileğiyle, en samimi saygı ve selamlarımızı sunuyoruz. Allah sizi korusun ve gözetsin. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”

Siyasi Büro Başkanı Halit Meşal

HABERVAKTİM/ÖZEL

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim