• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

OHAL'İN GERÇEK YÜZÜ

OHALİN GERÇEK YÜZÜ
Bazı kesimlerin, sokaklardaki gösterileri bahane ederek geri getirmek istediği OHAL'in gerçek yüzünü, rakamlar ortaya koydu. 23 yıllık OHAL döneminde bakın kaç kişi ölmüş...

 

 

 

 

Sokaklardaki gösterileri bahane ederek tekrar gündeme getirilmek istenen Olağanüstü Hal'in (OHAL) gerçek yüzünü, rakamlar ortaya koydu.

Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılmasının ardından meydana gelen sokak olaylarıyla tekrar konuşulmaya başlanılan Olağanüstü Hal Uygulaması (OHAL) bir döneme damgasını vurdu. Bazı çevrelerin güvenlik ve asayişi sağlamanın etkin bir yöntemi olarak gördüğü OHAL'in uygulandığı döneme ilişkin, resmi ve gayri resmi rakamlar şiddetin azalmadığını tam tersine arttığını gözler önüne serdi. OHAL'in sürdüğü 23 yılda toplam 33 bin kişi hayatını kaybetti.

Mazisi 1979'a dayanıyor

OHAL'in geçmişi 19 Temmuz 1987'ye dayanıyor ise de birçok kaynağa göre bölgedeki olağanüstü yönetim şartlarının mazisi 1979 Nisan ayına kadar uzanıyor. 1978 sonlarına doğru Maraş'ta yaşanan olayların ardından Nisan 1979'da birçok ilde sıkıyönetim ilan edildi. Henüz bu sıkıyönetim kalkmadan, 12 Eylül 1980 askeri darbesi oldu ve sıkıyönetim tüm bölgelerde sert bir şekilde uygulandı. Olağanüstü halden hiçbir farkı olmayan sıkıyönetim şartları devam ederken, PKK ortaya çıktı ve ilk eylemini 15 Ağustos 1984'te gerçekleştirdi. Sıkıyönetim Türkiye'nin büyük bölümünde kaldırılırken, PKK'nın silahlı mücadele başlatması nedeniyle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 1987'ye kadar devam etti. Sıkıyönetim kaldırılmadan, 19 Temmuz 1987 tarihinde yayımlanan 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile OHAL ilan edildi.

Uygulandığı iller

Başlangıçta Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkâri, Mardin, Siirt, Tunceli ve Van OHAL kapsamına alındı. Adıyaman, Bitlis ve Muş "mücavir il-komşu il" olarak belirlendi. Batman ve Şırnak'ın 1990'da il olmaları sonrasında bu iki il de OHAL kapsamına alındı. Böylece OHAL kapsamındaki il sayısı toplam 13'ü buldu. 9 Mart 1994'te de daha önce "mücavir il" olan Bitlis'te OHAL uygulamasına geçildi. Sonraki dönemde kademeli olarak OHAL ilk önce Elazığ'da, daha sonra Mardin, Batman, Bingöl, Bitlis, Siirt, Van, Hakkâri ve Tunceli'de ve son olarak da Diyarbakır ve Şırnak'ta 30 Kasım 2002'de kaldırıldı. Adıyaman ve Muş "mücavir il" kapsamında ele alındığı için buralarda kaldırılacak bir şey yoktu. Böylece sıkıyönetim ve OHAL ile birlikte 23 yıl devam eden olağanüstü yönetim anlayışı da bitmiş oldu.

OLAĞANÜSTÜ YETKi ile donatılan valiler

1987'de start alan OHAL tam 46 kez uzatıldı. Bu dönemde 6 OHAL valisiyle tanışan bölge, vatandaş ile devlet arasındaki uçurumun nasıl açıldığına tanıklık etti.

12 Eylül rejimi tarafından oluşturulan Danışma Meclisi tarafından hazırlanan 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'na göre kurulacak olan Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu, OHAL Bölge Valiliği'nin görevleri dışında görev yapacaktı ve kanunun 9. maddesine göre şu yetkilere sahip olacaktı:

** Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak.

** Belirli yerleşim yerlerine giriş ve çıkışı yasaklamak

Yerleşimden, okula

** Belirli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yerlere nakletmek.

** Öğrenime ara vermek ve öğrenci yurtlarını süreli-süresiz kapatmak tGazino, lokanta, meyhane, taverna, bar tiyatro, sinema, motel, otel gibi tesisleri denetlemek, gerektiğinde kapatmak ve olağanüstü hal icaplarına göre kullanmak.

** Görevli personellerin yıllık izinlerini sınırlamak ve kaldırmak.

** Tüm haberleşme araçlarını kullanmak ve gerektiğinde geçici olarak el koymak, araçların bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıt altına almak veya yasaklamak. 285 Sayısı OHAL Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye göre ise OHAL valilerine şu yetkiler veriliyor:

Derhal yerine getirilir

** Vali, Jandarma Asayiş Komutanı'na yetki verir.

** Vali, çalışmalarında sakınca görülen personelin tayinini veya görev alanının dışında çalışmasını sağlar.

** Valinin isteği derhal yerine getirilir. Vali köy, mezra, kom ve benzeri yerleşim birimlerini boşaltabilir, birleştirebilir veya kamulaştırabilir. Bunları resen (kendiliğinden, suç duyurusu olmadan) ve ivedilikle yapabilir.

** Vali yetkilerini isteği vali veya asayiş komutanına devredebilir.

** 387 sayılı kanun hükmünde kararnameye göre vali, 6 Kasım 1989 tarihinden başlayarak bir ay içinde Olağanüstü Hal Bölgesi'nde ikamet edenlere, ellerinde bulunan ruhsatsız silahlara, menşelerine bakmaksızın taşıma ve bulundurma ruhsatı verebilir.

YARGISIZ YETKi

OHAL valisine bu yetkileri tanıyan ünlü 430 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, vali ve onun kararlarına dokunulamayacağını şu cümlelerle garanti altına alıyor: "Bu KHK ile İçişleri Bakanı'na, OHAL Bölge Valisi'ne ve OHAL Bölgesi dahilindeki il valilerine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili her türlü karar ve tasarruflarından dolayı bunlar hakkında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz."

GÖÇ: Yüz binler yerinden oldu

Meclis Araştırma Komisyonu'nun 1998'de açıklanan raporuna göre, 1997 yılı Kasım ayı itibari ile 905'i köy, 2 bin 523'ü mezra olmak üzere 3 bin 428 yerleşim birimi boşaltıldı ve 378 bin 335 kişi yerinden edildi. Türkiye'de faaliyet gösteren İnsan Hakları kuruluşlarının verilerine göre ise; bu dönemde yaklaşım 4 bin yerleşim birimi boşaltıldı ve 3 milyonun üzerinde insan zorla göç ettirildi. Türkiye İnsan Hakları Vakıf ve İnsan Hakları Derneği'nin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı ile İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi uluslararası kurum ve kuruluşların raporlarında bu dönemde 3 bin üzerinde yerleşim birimi yakıldığı, boşaltıldığı belirtildi.



Anlamsız yasaklar

Genel güvenlik, asayiş ve kamu düzeni bakımından çalışmalarında sakınca görülen ve hizmetlerinden yararlanılamayan 855 personel OHAL valileri yetkisiyle tayin ettirildi. İnsan Hakları Derneği, Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma Derneği ile Dicle Üniversitesi Öğrenci Derneği olmak üzere pek çok dernek ve vakıf kapatıldı. Bölgeye dönük yayın yapan Özgür Gündem ve Azadiye Welat gibi gazete ve derginin bölgeye girişi ile çok sayıda radyo ve televizyonun yayını yasaklandı. Pek çok sanatsal etkinliğin gerçekleşmesi engellendi, sinema filmi ve müzik kasetinin bölgede dağıtımı yasaklandı. İHD'nin raporuna göre hala 259 müzik kasetinin yayın yasağı sürüyor.

İşkence ve kötü muamele

Bir dönem Diyarbakır Baro Başkanlığı'nı da yapan avukat Sezgin Tanrıkulu ile avukat Serdar Yavuz hazırladıkları raporda adeta OHAL uygulamasının rakamlarla resmini çizildi. OHAL Valiliği'nin yetki kapsamında olan yerleşim birimlerinde işkence ve kötü muamele gerekçesi ile toplam 1275 suç duyurusunda bulunuldu. Bu suçlarla ilgili bin 177 soruşturma başlatıldı. Bin 17 kamu görevlisi hakkında 296 dava açıldı. Bu davalardan 60'ı mahkumiyetle sonuçlanırken, 56'sına verilen ceza ise ertelendi. OHAL süresince 55 bin 371 kişi gözaltına alındı. Bunlardan; 42 bin 795 kişi yargılandı ve bu sanıklardan 4 bin 799'u hüküm giydi. Terör suçlusu olarak DGM'de bin 131 çocuk yargılandı ve 201'i hüküm giydi.



4 bin korucu suça karıştı

1985'te 'Köy Kanunu'nun 74. maddesine dayanılarak çıkarılan 'Koruculuk Sistemi', OHAL uygulamasıyla genişletildi. İlk olarak Siirt Eruh'ta 40 kişiyle başlayan korucuların sayısı, zamanla 17 bini gönüllü ve 50 bini geçici olmak üzere toplam 67 bine ulaştı. Güvenliği sağlamak üzere görevlendirilen korucuların işlediği suçların resmi istatistiği de ürpertici rakamları ortaya koydu. Genelkurmay'ın verilerine göre 4 binin üzerinde korucu öldürmeden gaspa, köy yakmadan tecavüze kadar yüzlerce suça karıştı.

TAŞ ATANLAR OHAL'DE YETiŞTi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde son günlerde yaşananların ardından, OHAL uygulamasının yeniden telaffuz edilmesi tepkilere neden oldu. Miroğlu “Birileri Türkiye'nin demokratik sürecini baltalamak isteyebilirâ€� dedi.

Yazar Orhan Miroğlu: Birileri OHAL günlerine dönmek ve Türkiye'nin demokratik sürecini baltalamak isteyebilir. Ama toplum yeteri kadar ayrışmış durumda, OHAL ise bu mevcut ayrışmaya tuz biber eker. Sokakta taş atan çocuklar hepsi o dönemde büyüdü. Herhangi bir siyasi iktidar yeniden aynı şeyleri o halka nasıl uygun bulacak?

Özgür Der Diyarbakır Şube Başkanı Serdar Bülent Yılmaz: OHAL'i isteyenler askeri vesayeti özleyen siyasi ve oligarşik gruplardır.

Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Sami Özgen: İnsanlar daha yeni toparlandı. Ama bu, var olan güven ve umutları da yok edecektir.

Şırnak Barosu Başkanı Avukat Nuşirevan Elçi: Sadece tedbirler sertleşir, gelinen noktadan geriye gitme olur.

AK Parti Elazığ Milletvekili Necati Çetinkaya: OHAL geri gelmez. Bunun dillendirmek bile yanlış.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan: Sokak eylemleri OHAL'i getirmek için yapılıyor.

Avukat Sezgin Tanrıkulu: Türkiye'nin dönüp dolaşıp aynı yere gelmesi ortak hafıza bakımından üzüntü vericidir.

Kaynak: Bugün

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim