• BIST 98.090
  • Altın 143,479
  • Dolar 3,5672
  • Euro 3,9865
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 22 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Oda TV'de Tahliye Yok!

Oda TVde Tahliye Yok!
TÜBİTAK'ın RAPORUN raporunu açıklamasının ardından bugün Çağlayan'daki OdaTV davası tarihi bir dönemece girdi. Bugünkü duruşmada dava ya tutuksuz sürece girecek ya da Ergenekon davası ile birleşecek bambaşka bir sürece girecek. Aralarında ünlü gazeteciler

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 3’ü tutuklu 13 sanıklı duruşmaya tutuklu sanıklar Soner Yalçın, Yalçın Küçük ve Hanefi Avcı getirildi.

Duruşmaya Ahmet Şık, Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan’ın aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar katıldı.

Duruşmada ilk söz sırası Prof. Yalçın Küçük'e verildi. Küçük mahkeme heyetine söz sırasını Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük'e vermek istediğini söyledi. Bunun üzerine Hanefi Avcı savunmasına başladı. Hanefi Avcı 30 Ocak - 5 Şubat tarihleri arasında Oda TV bilgisayarlarına yapılan virüs saldırılarını tek tek anlattı.

Hanefi Avcı ifadesinde şunları söyledi:

Bu dosyalar anormal. Başka birileri tarafından gönderilmiş. Bunu yapan 3. eller muazzam bir organizasyon yapmış, ciddi bir hazırlık yapmışlar. Ancak büyük yanlışlar da yapmışlar. Bu operasyon çok önceden planlanmış ve kurgulanmış.

Bunları yapanlar çok sistematik çalışmış. 9-7-2010'da yüzlerce dosya atmışlar. Bu dosyaların hiçbirinde saniye yok. Bunlar rar yani virüslü dosyalar. İnanıyorum ki bu dosyayı birleştireceksiniz . Ben buna inanıyorum. Çünkü bu dosya birleştirilecek ve bu virüslü dosyaları yükleyen kişilerin üstü örtülecek.

Fiziki takip ve telefon konuşmalarımı delil gösteriyorsunuz. Milletvekilleri ile gazeteci dostlarımla telefon konuşmalarımı koymuşsunuz. Bu konuşmalar suçsa onlar hakkında bir soruşturma var mı? Bu konuşmalarda suç unsuru bulamazsınız. Bu konuşmalar nasıl benim tutukluluğuma gerekçe oluyor. Ben hala 2 yıl sonra çıkıp bu sıradan konuşmaları savunmak zorunda kalıyorum. Bu utanç verici. 2009'dan beri hayatım didik ediliyor. Hiçbir şey yok. Bankalara gidilmemiş, telefonlar mı dinlenilmemiş. Altını çizerek söylüyorum. Bu bilgisayarlardan alınan veriler delil olarak kullanılamaz. Ama ben 2 yıldır içerdeyim.

Kendimi Yunanlı filozofun kurt ile kuzu hikayesindeki kuzuya benzetiyorum. Kurt ile kuzu yolda karşılaşmış. Kurt demiş ki "Sen benim içtiğim sudan içip suyu bulandırmışsın. Ama ben karşı kuyudaki nehirden içmiştim diyor. Kurdu ikna ettiğini düşünüyor. Kurt bunun üzerine sen 6 ay önce benim arkamdan konuşmuşsun diyor. Kuzu diyor ki: Ben 6 ay önce doğmamıştım ki...Bunun üzerine kurt, sen konuşmamışsındır ama baban konuşmuştur deyip kuzuyu yiyor . Kurt orman kanunlarınI uyguluyor.

Hala anlaşılmaz bir şekilde Ergenekon davası ile birleştirilmeye çalışıyorsunuz. 6 yıldır süren milyonlarca sayfalık boş dava torbasına Oda TV atmasının nasıl bir hukuk mantığı vardır. Hanefi bey Ergenekon davasının tanığı. Şimdi bu dava ora ile birleştirilirse Hanefi Avcı hem tanık hem sanık mı olacak. Bu hukuka aykırılıkları davanın birleşmesi mümkün değildir. 2 yıl sonra geldiğimiz nokta: Bu dava çökmüştür. ABD Avrupa bu davayı konuşuyor . Ülkemizi bu hala düşürmeyin. İyisi ile kötüsü ile bu ülke hepimizin. Sizden isteğim adaletin tekrar kazanılmasında örnek olmanız.

KCK davası tutuklulukları açlık grevi yaparak dil sorunlarını çözdüler. Ancak bizim de dil sorunumuz var. Oda tv savcıları düşünce özgürlüğü dilini anlamıyorlar.

TUBİTAK’ı affetmeyeceğim. Ülkem benden kitaplar yazmamı beklerken, teknik hukuk anlayışınız yüzünden gece gündüz TÜBİTAK raporuna çalışıyorum.

Öte yandan mahkeme başkanı Mehmet Ekinci bugünkü duruşmaya katılamayacak. Ekinci bir seminer nedeniyle yurtdışında bulunuyor. Ekinci’nin yokluğunda mahkemeye, en kıdemli üye hakim Hikmet Şen başkanlık yapacak.


13 sanığın yargılandığı bu davanın Ergenekon davası ile birleştirme talebine ise henüz bir yanıt gelmedi. İstanbul 16. Ağır Mahkemesi geçtiğimiz haftalarda aldığı ara karar ile hukuki ve fiili bağlantı olduğu gerekçesi ile davanın Ergenekon ile birleştirilmesini istedi. Ancak henüz Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi birleştirme kararına ilişkin bir görüş bildirmedi. 13. Ağır Ceza Mahkemesinin önümüzdeki günlerde görüşünü açıklaması bekleniyor.

Dava öncesi adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya CHP Milletvekili İlhan Cihaner , CHP İstanbul İl Başkanı , gazeteciler Uğur Dündar ve Ayşe Arman ’ın da aralarında bulunduğu bir grup destek verdi. Açıklamada davanın siyasi olduğunu belirtildi ve iktidara muhalif olanların yargılandığına dikkat çekildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, Çağlayan Adliyesi'ne geldi.

Grup tahtadan yaptıkları bir ağacı da yanlarında getirdi. Basın açıklamasının ardından tutuklu gazetecilere yazılan mektuplar, bu ağaca asıldı. Öte yandan tutuklu 30 gazetecinin de resimlerinin bulunduğu pankart basın açıklaması sırasında yerlere serildi. Açıklamanın sonunda Soner Yalçın’ın cezaevinde yazdığı ‘Samizdat’ adlı kitabı da pankartın üzerine bırakıldı.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim