• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Öcalan’lı Senaryo!

Öcalan’lı Senaryo!
Kadri GÜRSEL yazdı...

Perşembe gecesi Kanaltürk TV’de katıldığım “2x2” adlı tartışma programında söyledim; ertesi akşam Habertürk TV’deki Basın Kulübü’nde tekrarladım, şimdi de burada yazıyorum: İstenirse Kürt siyasi mahpusların açlık grevi bir gün içinde sonlandırılabilir. Onlara hitaben İmralı’dan “Bitirin” çağrısının yapılması sağlansın, yeter.

Bunun için önce o “siyaseten bozuk” koster hemencecik “onarılacak”, “hava muhalefeti” olmayacak, sonra Öcalan’ın avukatları kostere binip İmralı’ya gidecekler, kendisiyle görüşecekler ve kıyıya dönüp TV kameraları önünde açıklama yapacaklar. “Öcalan açlık grevinin amacına ulaştığını ve artık bitirilmesi gerektiğini düşünüyor” diyecekler.

İşte o anda açlık grevi sona erer.

Lakin açlık grevinin “Öcalan senaryosu”nun tatbiki ile bitmesi, iktidar açısından hazmı güç siyasi sonuçlar doğuracaktır.

Abdullah Öcalan’a karşı temmuz 2011’den beri uygulanan siyasi tecridin kalkması, kendisinin yeniden tayin edici bir aktör olarak Kürt sorunu politikasına geri dönmesi demektir.

Bu da haliyle iktidarın uyguladığı güvenlikçi politikanın bir ayağının çökmesi anlamına gelir.

Burada bir parantez açarak bu politikanın sacayağını hatırlatmak gerek: Öcalan’ın tecrit edilerek siyaseten devre dışı bırakılması, KCK adı altında öncelikle BDP örgütlenme ağını hedef alan yaygın, kitlesel tutuklamalar ve nihayet dağdaki silahlı kadroya karşı sürdürülen polis takviyeli operasyonlar.

PKK’nın geçen ağustos ve eylülde Hakkari ve Şırnak kırsalında büyük kayıplar vermek pahasına uyguladığı “alan hakimiyeti” kurma denemesi, iktidarın güvenlikçi politikalarına karşı bir meydan okuma niteliğindeydi.

Kürt hareketi şimdi de bu hükümet politikasının “hapisteki Kürtler” ayağını “tecritteki Öcalan” için kullanıyor.

Bu eylemin ana stratejisi güvenlikçi politikayı külliyen çökertmektir.

Açlık grevinin tali ve fakat göz ardı edilmemesi gereken bir yönü daha var... Cezaevlerindeki BDP’li seçilmişlerden PKK militanlarına, sayıları 10 bin civarında olduğu söylenen mahpus, sonunda ölüm olan açlık grevi yoluyla siyaseten “diri tutulmak” isteniyor. Tasvip edilecek yönü yok ama soğuk ve keskin bir örgüt mantığı işliyor.

Cezaevlerindeki sistemli bir işkence ve baskıya karşı yapılmış olsa idi bu açlık grevi Türk kamuoyu tarafından bir ölçüde anlaşılabilirdi. Ancak bunlar olmadığı için “ana dilde savunma ve eğitim hakkı” gibi siyasi talepler ileri sürülmüştür.

Burada esas mesele Kürt hareketinin geleceğe intikali açısından önemli olan binlerce insanın hapiste olması. Örgüt bu insanları atıl bırakmak istemiyor.

Esas konuya geri dönelim: Ya iktidar Öcalan’ı tecritten vazgeçecektir ya da bu açlık grevi kendiliğinden son bulmaz ise trajik insani ve siyasi sonuçlar doğuracaktır. Maazallah ölümler vuku bulursa bunun ülkede neden olacağı yaygın istikrarsızlığın yanı sıra dünyada Türkiye’yi yönetenlerin prestijine vereceği zarar ve bölge politikaları üzerinde yaratacağı menfi tesir hesaba katılmalıdır.

İktidar zor bir ikilemle karşı karşıyadır ve bunun nedenini kendi politikasında aramalıdır.

milliyet

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim